|
Prof. Dr. Sinsi
|
Allah İle Dostluk
***
Evet okuyucu kardeşim  Yaratılışımız icabı zayıf ve güçsüzüz  Ve bizlere de ilmin çok az bir kısmı verildi  Ve bu şartlarda imtihan oluyoruz  Aklımıza güvenmeyen, dost seçiminde hata yapma oranımızın çok fazla olduğunu bilen Rabbimiz uyarıcılar (Peygamberler ve davetçiler) göndererek bizlere Rahmette bulundu  
Bir tarafta Allah (c c ) ve dostları, diğer tarafta insan imanı ile beslenip Cehennemde kendisine komşular arayan şeytan ve dostları  Biri ateşe davet eder, diğeri Cennete  
Tüm kulak ve ‘irade’lere bu iki kanaldan yayınlar yapılır  Nefsini okşayan nasihatlara dost olanlar alıcılarını Cehenneme çevirirler  
Bu tür dostları dünyanın her yerinde görmek mümkün  Hem de çok yakını olduklarımız olabilirler;
‘Ey iman edenler, eğer küfrü imandan sevimli bulurlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin İçinizden kim onları veli edinirse; Onlar zalimlerin ta kendileridirler ’ (Tevbe: 9/23)
Düşünsene bir; Seni büyüten, yedirip içiren (Allah’ın izni ile tabi!) baban seni cehenneme davet ediyor! 
Dünyada iken en yakınındı  Demek ki kan bağı cennete girmek için yeterli bir sebep olmuyormuş  
Bir de böyle bir vak’anın yaşandığı Peygamberlerden bir misal verelim  Görelim bakalım davet hangi kanaldan geliyor ve tercihini hangi dost’a kullanıyor  Okuyalım;
‘Hani babasına: Babacığım demişti, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeye niçin ibadet edersin?
Babacığım ilimden sana gelmeyen bana geldi, bana uy ki, seni dosdoğru yola ileteyim
Babacığım şeytana ibadet etme! Muhakkak şeytan Rahmana asi olmuştur
Babacığım, doğrusu Rahmanın azabı sana dokunur da şeytanın velisi (dost) olursun diye korkarım!
Dedi ki: “Ey İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, seni mutlaka taşlarım Bir süre benden uzaklaş, yanımdan git ” (Meryem: 19/42-46)
Dostluğunu şeytandan yana kullanmış bir Peygamber babasının, evladına olan tepkisi  
Evlat, babasının cennetini düşünerek dostlarını terkedip Rahmani sese kulak vermesini istiyor, küfründe samimi olan ve safını netleştiren baba da öfkesinden tehditler savuruyor  Dostlarına, laf gelmesini istemiyor  Bu küfri inat karşısında evladı da tarafı olduğu dostundan bahsediyor;
‘Dedi ki: Selam olsun sana! Ben, Rabbimden senin için mağfiret isteyeceğim Çünkü Rabbim bana gerçekten merhametli ve lutufkârdır
Ben, sizi de sizin Allah’dan başka taptıklarınızı da terkediyorum; Yalnız Rabbime dua ediyorum Rabbime dua etmekle bedbaht olmayacağımı ümit ederim ’ (Meryem: 19/47-48)
Bir de tarihe altın harflerle yazılmış sahabe neslinden Mus’ab bin Umeyr’den bir misal verelim  
Mus’ab bin Umeyr
Mekke’nin en yakışıklı ve en zenginlerinden biri olan Mus’ab bin Umeyr şaşalı bir hayat sürerken, sonra nasıl olduysa gözle görülmeyen bir ilaha top yekun kul olma teklifi ile karşı karşıya kaldı  
Bir tarafta nefsinin isteklerine prangalar vurulmayan bir hayat ve o hayatın figüranları, diğer tarafta her adımına tavsiye ve müdahalelerde (helal-haram, mübah) bulunan bir hayat şekli ve zengin-fakir, köle dinlemeyen, üstünlüğün takvada olduğu bir dostluk  
Bir tarafta görünen nimetler ve nefsinin tüm isteklerinin pratik alanı olan bir hayat diğer tarafta zorluklarla mücadele olan ve karşılığında cennet vaad edilen bir hayat  
Daha doğrusu bir tarafta Rahmani yol ve Rahmani dostluklar, diğer tarafta şeytani bir hayat ve şeytani dostluklar  
Rahman’ın onayını almayan tüm dostlukların ‘şeytani’ olarak adlandırıldıkları dostluklar  
Elbetteki her yolun yolcularının karakterleri ve hayata bakışları birbirlerine benzer olacaktı  
Hangi saf’a geçse diğerine cephe almış olacaktı  
En sevdiği annesine;
‘İstediğin yere git Artık ben senin annen değilim!’ dedirtecek bir yolu ve o yolun yolcularına dost olmayı seçti  
Bu kitapçıkta Mus’ab bin Umeyr’in kahramanlıklarını, savaşlarını ve hayatını anlatacak değilim Benim için en önemli (sahne); görünen nimetleri terkedip görünmeyen nimetlere talip olunan hayatı seçmesine sebep olan ‘ruh’un adı  
Kendinizi bir anlık Mus’ab bin Umeyr’in yerine koyun  
İstediğinizi köle olarak alabiliyor (köle adayları içinde tabi  ) dilediğinizi azad edebiliyorsunuz  Hemen hemen her gün evlenme teklifleri  Elit bir tabaka  Saygınlık  En güzel giysiler, güzel kokular  Sıkıntısı olmayan bir hayat  Aile içinde en ufak bir dargınlık, kırgınlık da yok  Böyle bir hayatı yaşadığınızı hayal edin  
Sonra her nasılsa böyle bir hayata ve içindekilerine cephe alıp mazlumlar safına geçiyorsunuz!
Bu tercihi hiçbir (ahiret bağlanışı kesik) akıl kabul etmez  
Seni doğuran annen; dostlarından ve seçtiğin dinden dönmen için mum gibi eriyecek ve sen de inat edip kararından dönmeyeceksin!
Vallahi bunun tek bir izahı var! 
O da;
Menfaat üzerine bina edilen dostlukları bir tarafa atıp gerçek dost olan Allah sevgisini kalbe yerleştirmek  
Bir de Allah ile dostluğunu kanı ile ispat etmiş yakın tarih şehidimizden bahsedelim:  
Yaşantısıyla, mücadelesiyle ve yazılarıyla ümmetin gaflet uykusundan uyanmasına vesile olan, gençlere cihad ruhunu aşılayan, inancını ve Allah’a olan aşkını ipte sallanarak ispatlayan Seyyid Kutub’tan bahsedelim  
Aynı yolun yolcularından Abdullah Azzam (r a )’ın kitabında okumuştum; Seyyid Kutub’un son saatlerini  olduğu gibi aktarıyorum;
Seyyid Kutub’a şöyle diyorlardı: “Hiç olmazsa idamının kalkması için gel” (devlet başkanından özür dilediği ya da hiç olmazsa ona bir nezaket ziyareti yaptığı takdirde hakkındaki idam kararının kaldırılacağı söyleniyordu) Seyyid Kutub’un bunlara cevabı ise şu oluyordu: “Namazda yüce Allah’ın vahdaniyetine şehadet eden bu parmağım, tağutun hükmünü onaylayan tek harf dahi yazmayı red etmektedir Tağuttan neden af dileyeyim Eğer ben hak ile mahkum edilmişsem, hakkın hükmüne razıyım Yok eğer, batılla mahkum edilmişsem, ben batıldan af dileyecek kadar alçalamam ”
Düşünsene bir; yıllarca dört duvar arasında kalacaksın, işkencenin her çeşidinden tadacaksın, aile, akraba ve dava kardeşlerinden bi-haber olacaksın ve sana iki farklı teklif gelecek  
İp ya da Özgürlük!
Eminim ki şeytan; Seyyid Kutub’un kulağına şunları fısıldadı:
“Eğer söylediklerinden vaz geçersen özgürlüğüne kavuşur, davandaki yerini alır, yarım kalan eserlerini tamamlayarak davana daha çok hizmet etmiş olursun  
Ama eğer ip’i tercih edersen davana kim hizmet eder?”
Şeytan bu  Nereden bilecek ki önceden kalbine ektiği Allah sevgisinin filizlenip olgunlaştığını 
Yine nereden bilecekti ki? Aşk bu  Bir defa aşık oldun mu gözler kör olur, kulaklar sağır  
İnanıyorum ki Seyyid Kutub ipi tercih ettiği anda Cennetini gördü 
İşte burada duralım! Konumuz gereği duralım! İp’te sallanmak ya da özgürlük  
Diyorum ki;
Seyyid Kutub Allah’ın (c c ) hidayetiyle müslüman oldu, Dava aşkı ile mücadele etti ve Allah sevgisi ile de ipi tercih etti  
Vallahi İP’i tercih etmesinin altında Mus’ab misali Allah aşkı vardı! 
Şehidlerden misaller vererek kitabı kalınlaştırmak istemiyorum Sadece; bedeni, ipe götüren cesaretin altındaki gerçeklere nasıl ulaşabiliriz’e cevap bulabilmek istiyorum
Niçin Allah Sevgisi Üzerinde Duruyorum?
Buna inanın ki yapacağımız ibadetlerde istikrarlı olup lezzet almanın, olaylara ve hayata ilahi açıdan bakmanın, imtihanda uyanık olmanın, cennet yolunda emin adımlarla ilerlemenin İbrahim (a s ) imtihanı misali en çok sevdiklerimizi bıçak altına almanın ve nihayetinde hesap gününde alnı ak çıkmanın yolu; Allah’a dost olmaktan geçer
Allah ile dost olunduğunda cennet yolunda emin adımlarla ilerlenebileceği anlaşılmışsa ara bir başlık atarak konumuza giriş yapalım
Kaç Çeşit Dostluk Vardır?
İki tür dostluk vardır: İyi ve kötü  İyi dostluklar;
Bir müslümanın müslümanla, Peygamberle ve Allah ile yapmış olduğu dostluklardır Kötü dostluklar ise şeytan ve yardımcıları ile yapılan dostluklardır
Cehennem Cennet
Şeytani rıza İlahi rıza
Kötü arkadaşlar Müslümanlar
Nefis Peygamber
Allah
Şeytani dostluklar Rahmani dostluklar
Bu tablo dünyanın her yerinde geçerlidir
Müslümanın Müslümanla olan Dostluğu
Bir müslümanın başka bir müslümanı kendisine dost seçmesi ilahi rızayı kazandıran amellerdendir Çünkü kendisine dost olmaya çalıştığımız büyük yaratıcı:
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler İyiliği emrederler, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Rasulune itaat ederler  ” (Tevbe/71) diyor  
Konumuz ‘Allah ile dostluk nasıl kurulabilir?’ olduğu için bu başlığımızı şimdilik pas geçiyoruz
Müslümanın Peygamberlerle olan Dostluğu
Bir müslümanın Peygamberi dost seçmesi demek; tek cümle ile:
Peygamberin yaşantısını adım adım takip ederek her şeyde O’nu örnek almak demektir Ama her şeyde  
Bu başlığımıza da şimdilik nokta koyuyoruz
Müslümanın Allah ile olan Dostluğu
Konumuza giriş yapmadan önce cevaplanması gereken sorular olmalı  
1 Allah’ı dost edinmek zorunda mıyız?
2 Allah ile dostluğun getirisi nelerdir?
3 Allah’ı dost seçmemenin ne tür bir götürüsü olabilir?
Bu sorularımıza tatminkâr bir cevap bulabilirsek Allah ile dostluk yolunda hatırı sayılır bir mesafe kat etmiş oluruz  Kısaca değinelim:
ALLAH’I DOST EDİNMEK ZORUNDA MIYIZ?
İnsanoğluna her noktada ‘seçme’ hakkı veren Allah-u Teala dost seçiminde de hiçbir zorlama yapmamıştır  İstediğin an istediğin varlığı dost seçebilirsin  
İster kendine Allah’ı ve dostlarını dost seç, ister şeytanı ve dostlarını  Ama unutmayalım ki seçeceğimiz dost kim olursa olsun Ya Allah’ın dostudur ya da şeytanın
Basit bir sıvıdan yaratılan, doğum öncesinden ölüm sonrasına kadar her noktada Allah’ın sevgisine, korumasına ve rahmetine muhtaç olan insanoğlu her konuda hata yapmaya müsait yaratılmıştır  Durum böyle olunca da Yüce Yaratıcı yer yer uyarıcılar göndererek kullarının doğru yolu bulmalarını istemiştir Mesela;
Hayata gözlerini açan insanoğlunu bir çok din ile tanışma imkanı bulmuştur  Bu dinlerin biri dışındakilerinin tamamı kişiyi Cehenneme ulaştırır  İşte tam bu sırada ilahi rahmet devreye girerek;
“  Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? ” (Al-i İmran: 3/83) diye dikkatini kendine çeker  
Kendisinin yardımı olmadan kulunun hata yapacağını bilen yaratıcı fıtratı muhatap alan dinin adını söyler:
“Öyleyse sen yüzünü Allah’ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah’ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır Allah’ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur İşte dimdik ayakta duran din (budur) Ancak insanların çoğu bilmezler ” (Rum: 30/30)
Din seçiminde insanlara özgürlüğün verildiğini ‘Dinde zorlama yoktur  ’ (Bakara: 2/256) ayetinde okuyabiliriz  
Bu anlattıklarımız dost seçimi için de geçerli  Bakın Yaratıcımız ne diyor:
“Kim Allah’ı Rasulunu ve iman edenleri dost edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır ” (Maide: 5/56)
Bu sese kulak verip vermemek tamamen insanların özgürlüğüne bırakılmış  
Her ne kadar da dostluk için zorlama olmasa da ben şahsen sizler gibi cennetimi düşündüğüm için; en güçlü, en şefkatli ve en sabırlıya dost olmak istiyorum  
O’nun benim dostluğuma hiç, ama hiç ihtiyacı olmamasına rağmen 
O’nun dostluğunu kazananların hem dünyada hem de ahirette başlarının ağrımayacağını ve korkulardan emin olunacağını biliyorum  Bu sebeple O’na dost olmak için ne gerekiyorsa onun yapılması lazım  Çünkü;
‘  Sizin Allah’tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur ’ (Tevbe: 9/116)
Madem O’ndan başka dostumuz yok o halde ne duruyoruz!
|