Yalnız Mesajı Göster

Allah İle Dostluk

Eski 08-01-2012   #16
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Allah İle Dostluk




***


Evet okuyucu kardeşim Yaratılışımız icabı zayıf ve güçsüzüz Ve bizlere de ilmin çok az bir kısmı verildi Ve bu şartlarda imtihan oluyoruz Aklımıza güvenmeyen, dost seçiminde hata yapma oranımızın çok fazla olduğunu bilen Rabbimiz uyarıcılar (Peygamberler ve davetçiler) göndererek bizlere Rahmette bulundu
Bir tarafta Allah (cc) ve dostları, diğer tarafta insan imanı ile beslenip Cehennemde kendisine komşular arayan şeytan ve dostları Biri ateşe davet eder, diğeri Cennete
Tüm kulak ve ‘irade’lere bu iki kanaldan yayınlar yapılır Nefsini okşayan nasihatlara dost olanlar alıcılarını Cehenneme çevirirler
Bu tür dostları dünyanın her yerinde görmek mümkün Hem de çok yakını olduklarımız olabilirler;
‘Ey iman edenler, eğer küfrü imandan sevimli bulurlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin İçinizden kim onları veli edinirse; Onlar zalimlerin ta kendileridirler(Tevbe: 9/23)
Düşünsene bir; Seni büyüten, yedirip içiren (Allah’ın izni ile tabi!) baban seni cehenneme davet ediyor!
Dünyada iken en yakınındı Demek ki kan bağı cennete girmek için yeterli bir sebep olmuyormuş
Bir de böyle bir vak’anın yaşandığı Peygamberlerden bir misal verelim Görelim bakalım davet hangi kanaldan geliyor ve tercihini hangi dost’a kullanıyor Okuyalım;
‘Hani babasına: Babacığım demişti, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeye niçin ibadet edersin?
Babacığım ilimden sana gelmeyen bana geldi, bana uy ki, seni dosdoğru yola ileteyim
Babacığım şeytana ibadet etme! Muhakkak şeytan Rahmana asi olmuştur
Babacığım, doğrusu Rahmanın azabı sana dokunur da şeytanın velisi (dost) olursun diye korkarım!
Dedi ki: “Ey İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, seni mutlaka taşlarım Bir süre benden uzaklaş, yanımdan git (Meryem: 19/42-46)
Dostluğunu şeytandan yana kullanmış bir Peygamber babasının, evladına olan tepkisi
Evlat, babasının cennetini düşünerek dostlarını terkedip Rahmani sese kulak vermesini istiyor, küfründe samimi olan ve safını netleştiren baba da öfkesinden tehditler savuruyor Dostlarına, laf gelmesini istemiyor Bu küfri inat karşısında evladı da tarafı olduğu dostundan bahsediyor;
‘Dedi ki: Selam olsun sana! Ben, Rabbimden senin için mağfiret isteyeceğim Çünkü Rabbim bana gerçekten merhametli ve lutufkârdır
Ben, sizi de sizin Allah’dan başka taptıklarınızı da terkediyorum; Yalnız Rabbime dua ediyorum Rabbime dua etmekle bedbaht olmayacağımı ümit ederim (Meryem: 19/47-48)
Bir de tarihe altın harflerle yazılmış sahabe neslinden Mus’ab bin Umeyr’den bir misal verelim

Mus’ab bin Umeyr


Mekke’nin en yakışıklı ve en zenginlerinden biri olan Mus’ab bin Umeyr şaşalı bir hayat sürerken, sonra nasıl olduysa gözle görülmeyen bir ilaha top yekun kul olma teklifi ile karşı karşıya kaldı
Bir tarafta nefsinin isteklerine prangalar vurulmayan bir hayat ve o hayatın figüranları, diğer tarafta her adımına tavsiye ve müdahalelerde (helal-haram, mübah) bulunan bir hayat şekli ve zengin-fakir, köle dinlemeyen, üstünlüğün takvada olduğu bir dostluk
Bir tarafta görünen nimetler ve nefsinin tüm isteklerinin pratik alanı olan bir hayat diğer tarafta zorluklarla mücadele olan ve karşılığında cennet vaad edilen bir hayat
Daha doğrusu bir tarafta Rahmani yol ve Rahmani dostluklar, diğer tarafta şeytani bir hayat ve şeytani dostluklar
Rahman’ın onayını almayan tüm dostlukların ‘şeytani’ olarak adlandırıldıkları dostluklar
Elbetteki her yolun yolcularının karakterleri ve hayata bakışları birbirlerine benzer olacaktı
Hangi saf’a geçse diğerine cephe almış olacaktı
En sevdiği annesine;
‘İstediğin yere git Artık ben senin annen değilim!’ dedirtecek bir yolu ve o yolun yolcularına dost olmayı seçti
Bu kitapçıkta Mus’ab bin Umeyr’in kahramanlıklarını, savaşlarını ve hayatını anlatacak değilim Benim için en önemli (sahne); görünen nimetleri terkedip görünmeyen nimetlere talip olunan hayatı seçmesine sebep olan ‘ruh’un adı
Kendinizi bir anlık Mus’ab bin Umeyr’in yerine koyun
İstediğinizi köle olarak alabiliyor (köle adayları içinde tabi) dilediğinizi azad edebiliyorsunuz Hemen hemen her gün evlenme teklifleri Elit bir tabaka Saygınlık En güzel giysiler, güzel kokular Sıkıntısı olmayan bir hayat Aile içinde en ufak bir dargınlık, kırgınlık da yok Böyle bir hayatı yaşadığınızı hayal edin
Sonra her nasılsa böyle bir hayata ve içindekilerine cephe alıp mazlumlar safına geçiyorsunuz!
Bu tercihi hiçbir (ahiret bağlanışı kesik) akıl kabul etmez
Seni doğuran annen; dostlarından ve seçtiğin dinden dönmen için mum gibi eriyecek ve sen de inat edip kararından dönmeyeceksin!
Vallahi bunun tek bir izahı var!
O da;
Menfaat üzerine bina edilen dostlukları bir tarafa atıp gerçek dost olan Allah sevgisini kalbe yerleştirmek
Bir de Allah ile dostluğunu kanı ile ispat etmiş yakın tarih şehidimizden bahsedelim:
Yaşantısıyla, mücadelesiyle ve yazılarıyla ümmetin gaflet uykusundan uyanmasına vesile olan, gençlere cihad ruhunu aşılayan, inancını ve Allah’a olan aşkını ipte sallanarak ispatlayan Seyyid Kutub’tan bahsedelim
Aynı yolun yolcularından Abdullah Azzam (ra)’ın kitabında okumuştum; Seyyid Kutub’un son saatlerini olduğu gibi aktarıyorum;
Seyyid Kutub’a şöyle diyorlardı: “Hiç olmazsa idamının kalkması için gel” (devlet başkanından özür dilediği ya da hiç olmazsa ona bir nezaket ziyareti yaptığı takdirde hakkındaki idam kararının kaldırılacağı söyleniyordu) Seyyid Kutub’un bunlara cevabı ise şu oluyordu: “Namazda yüce Allah’ın vahdaniyetine şehadet eden bu parmağım, tağutun hükmünü onaylayan tek harf dahi yazmayı red etmektedir Tağuttan neden af dileyeyim Eğer ben hak ile mahkum edilmişsem, hakkın hükmüne razıyım Yok eğer, batılla mahkum edilmişsem, ben batıldan af dileyecek kadar alçalamam
Düşünsene bir; yıllarca dört duvar arasında kalacaksın, işkencenin her çeşidinden tadacaksın, aile, akraba ve dava kardeşlerinden bi-haber olacaksın ve sana iki farklı teklif gelecek
İp ya da Özgürlük!
Eminim ki şeytan; Seyyid Kutub’un kulağına şunları fısıldadı:
“Eğer söylediklerinden vaz geçersen özgürlüğüne kavuşur, davandaki yerini alır, yarım kalan eserlerini tamamlayarak davana daha çok hizmet etmiş olursun
Ama eğer ip’i tercih edersen davana kim hizmet eder?”
Şeytan bu Nereden bilecek ki önceden kalbine ektiği Allah sevgisinin filizlenip olgunlaştığını
Yine nereden bilecekti ki? Aşk bu Bir defa aşık oldun mu gözler kör olur, kulaklar sağır
İnanıyorum ki Seyyid Kutub ipi tercih ettiği anda Cennetini gördü
İşte burada duralım! Konumuz gereği duralım! İp’te sallanmak ya da özgürlük
Diyorum ki;
Seyyid Kutub Allah’ın (cc) hidayetiyle müslüman oldu, Dava aşkı ile mücadele etti ve Allah sevgisi ile de ipi tercih etti
Vallahi İP’i tercih etmesinin altında Mus’ab misali Allah aşkı vardı!
Şehidlerden misaller vererek kitabı kalınlaştırmak istemiyorum Sadece; bedeni, ipe götüren cesaretin altındaki gerçeklere nasıl ulaşabiliriz’e cevap bulabilmek istiyorum

Niçin Allah Sevgisi Üzerinde Duruyorum?


Buna inanın ki yapacağımız ibadetlerde istikrarlı olup lezzet almanın, olaylara ve hayata ilahi açıdan bakmanın, imtihanda uyanık olmanın, cennet yolunda emin adımlarla ilerlemenin İbrahim (as) imtihanı misali en çok sevdiklerimizi bıçak altına almanın ve nihayetinde hesap gününde alnı ak çıkmanın yolu; Allah’a dost olmaktan geçer
Allah ile dost olunduğunda cennet yolunda emin adımlarla ilerlenebileceği anlaşılmışsa ara bir başlık atarak konumuza giriş yapalım


Kaç Çeşit Dostluk Vardır?


İki tür dostluk vardır: İyi ve kötü İyi dostluklar;
Bir müslümanın müslümanla, Peygamberle ve Allah ile yapmış olduğu dostluklardır Kötü dostluklar ise şeytan ve yardımcıları ile yapılan dostluklardır

Cehennem Cennet
Şeytani rıza İlahi rıza
Kötü arkadaşlar Müslümanlar
Nefis Peygamber
Allah
Şeytani dostluklar Rahmani dostluklar

Bu tablo dünyanın her yerinde geçerlidir


Müslümanın Müslümanla olan Dostluğu

Bir müslümanın başka bir müslümanı kendisine dost seçmesi ilahi rızayı kazandıran amellerdendir Çünkü kendisine dost olmaya çalıştığımız büyük yaratıcı:
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler İyiliği emrederler, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Rasulune itaat ederler(Tevbe/71) diyor
Konumuz ‘Allah ile dostluk nasıl kurulabilir?’ olduğu için bu başlığımızı şimdilik pas geçiyoruz


Müslümanın Peygamberlerle olan Dostluğu

Bir müslümanın Peygamberi dost seçmesi demek; tek cümle ile:
Peygamberin yaşantısını adım adım takip ederek her şeyde O’nu örnek almak demektir Ama her şeyde
Bu başlığımıza da şimdilik nokta koyuyoruz


Müslümanın Allah ile olan Dostluğu

Konumuza giriş yapmadan önce cevaplanması gereken sorular olmalı
1 Allah’ı dost edinmek zorunda mıyız?
2 Allah ile dostluğun getirisi nelerdir?
3 Allah’ı dost seçmemenin ne tür bir götürüsü olabilir?
Bu sorularımıza tatminkâr bir cevap bulabilirsek Allah ile dostluk yolunda hatırı sayılır bir mesafe kat etmiş oluruz Kısaca değinelim:


ALLAH’I DOST EDİNMEK ZORUNDA MIYIZ?

İnsanoğluna her noktada ‘seçme’ hakkı veren Allah-u Teala dost seçiminde de hiçbir zorlama yapmamıştır İstediğin an istediğin varlığı dost seçebilirsin
İster kendine Allah’ı ve dostlarını dost seç, ister şeytanı ve dostlarını Ama unutmayalım ki seçeceğimiz dost kim olursa olsun Ya Allah’ın dostudur ya da şeytanın
Basit bir sıvıdan yaratılan, doğum öncesinden ölüm sonrasına kadar her noktada Allah’ın sevgisine, korumasına ve rahmetine muhtaç olan insanoğlu her konuda hata yapmaya müsait yaratılmıştır Durum böyle olunca da Yüce Yaratıcı yer yer uyarıcılar göndererek kullarının doğru yolu bulmalarını istemiştir Mesela;
Hayata gözlerini açan insanoğlunu bir çok din ile tanışma imkanı bulmuştur Bu dinlerin biri dışındakilerinin tamamı kişiyi Cehenneme ulaştırır İşte tam bu sırada ilahi rahmet devreye girerek;
Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar?(Al-i İmran: 3/83) diye dikkatini kendine çeker
Kendisinin yardımı olmadan kulunun hata yapacağını bilen yaratıcı fıtratı muhatap alan dinin adını söyler:
“Öyleyse sen yüzünü Allah’ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah’ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır Allah’ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur İşte dimdik ayakta duran din (budur) Ancak insanların çoğu bilmezler (Rum: 30/30)
Din seçiminde insanlara özgürlüğün verildiğini ‘Dinde zorlama yoktur’ (Bakara: 2/256) ayetinde okuyabiliriz
Bu anlattıklarımız dost seçimi için de geçerli Bakın Yaratıcımız ne diyor:
“Kim Allah’ı Rasulunu ve iman edenleri dost edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır(Maide: 5/56)
Bu sese kulak verip vermemek tamamen insanların özgürlüğüne bırakılmış
Her ne kadar da dostluk için zorlama olmasa da ben şahsen sizler gibi cennetimi düşündüğüm için; en güçlü, en şefkatli ve en sabırlıya dost olmak istiyorum
O’nun benim dostluğuma hiç, ama hiç ihtiyacı olmamasına rağmen
O’nun dostluğunu kazananların hem dünyada hem de ahirette başlarının ağrımayacağını ve korkulardan emin olunacağını biliyorum Bu sebeple O’na dost olmak için ne gerekiyorsa onun yapılması lazım Çünkü;
Sizin Allah’tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur (Tevbe: 9/116)
Madem O’ndan başka dostumuz yok o halde ne duruyoruz!

Alıntı Yaparak Cevapla