Yalnız Mesajı Göster

İslâm Dünya Görüşü-Amelî Ve Ahlâkî Prensipleri

Eski 08-02-2012   #12
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İslâm Dünya Görüşü-Amelî Ve Ahlâkî Prensipleri




Nihâî Gâye, Kadîr Mevlâ’nın Rızâsı Olmalı Nihâî gâye, her gâyenin sonu, rızâ-yı ilâhîyi kazanmak olduğu taktirde kulun bütün amelleri ibadet olur Gecenin birinde kalk De ki: “Ya Rabbi, ben yoktum, anamın babamın hayalinde bile yoktum Sen beni lûtfen ve keremen var ettin Varlıklar içinde insan ettin İnsanlar içinde Müslüman ettin Müslümanlar içinde sıhhatli ettin, şuurlu ettin ve dava sahibi ettin Yâ Rabbî bu kadar ikramı bana fazl u kereminden lûtfettin Bir de şu kalbime sevdiği bir kız için hayatını yok olmaya varacak kadar kavî, katî bir kararla bir kara sevdaya düşmüş bir insan gibi senin rızanı kazanmayı bir kara sevda halinde gönlüme yerleştir Ya Rabbî!”
Onu da kendinden bilme Ben verdim bu kararı deme O etin, kemiğin gibi şu yüz şeklin gibi, şu kaşın saçın gibi onu da sana Mevlâ’n vermiştir Her şeyi O verir O’ndan iste ve O tahakküm ettikten sonra şu beden nasıl sana emanetse, yüreğindeki o gayeyi de Allâh’ın bir lûtf u keremi bil!
Bu hale gelirsen yemen içmen ibadettir Niye? Çünkü yeyip içeceksin ki o gayeyi gerçekleştirebilesin Yatıp uyuman ibadettir Sen uyursun ama melek sana cihad yolundasın diye Allâh’ın rızasını kazanıyorsun diye sevap yazar Bütün faaliyetlerini rızâ-yı ilâhiyi kazanmaya medâr olan fiiller haline getirmelisin Bunun bir şartı vardır Birincisi tashih-i niyet, ikincisi tashih-i ameldir Tashih-i amelde bu tahakkuk etmesi için doğrudan doğruya Allâh’ın rızasını kazanmaya medâr olmayan amelleri vasıta hükmünde tutup, bu vasıta olmanın gerektirdiği had ile tahdit etmen lazımdır Tashih-i amel budur Sana Allâh yolunda yürüteceğin o bedenin istirahatı lazım geldiği sebeple o istirahat, o uyku, Allâh yolunda onun rızasını kazanmak yolundaki vasıta, aslın hükmüne tâbidir Vücuduna bu sekiz saat uyku yettiği halde on sekiz saat uyursan sekizden sonrası böyle ibadet yazılamaz Niye? O gayeyi gerçekleştirmeye medâr olacak, yetecek had ile onu tahdit etmen lazım O had ile tahdit ettiğin zaman o gayeye göre o da ibadet olur
Bir şeyin aslı hakkındaki hüküm o şeyin vesâiti hakkında aynen câridir Bu şer‘î bir kaidedir Şarap içmek haramdır Alıp satmak da haramdır Tavsiye etmek de haramdır Vasıtaların hepsi haramdır Çünkü bir şeyin aslı hakkındaki hüküm o şeyin vesâiti hakkında da aynen vâkidir O halde senin asıl muradın Allâh’ın rızasını kazanmak olduğu zaman ona vasıta olan bütün fiillerin de, hatta bu gâye ile çocuğunu sevmen bile ibadet olur Çünkü ona ihtiyacın var Tatmin olacaksın İbadet olmayan bir fiil olmaz, senin uykun da bütün beşerî fiillerin de ibadettir Ancak ona yarayacak had ile tahdit etmen şartıyla Yani üç kap yemek senin karnını doyururken sen bir koyun yersen o ibadet sayılmaz Ama gayeye mâtuf olunca en nefsânî fiil bile ibâdet olur…
Böylece bütün ömrümü ibadet hükmünde yazdırdım Ben uyurken de melekler yazıyor, bu adam Allâh yolunda yürüyor diye, niyetime göre Peki bu bana yetmedi Şimdi eskiden derdik ki ömür 60 sene 70 sene Ben şimdi 60’ı devirdim Bunu diyemiyorum Ömür 80 sene 100 sene Şimdi çok yakın hissetmek istemiyorum 100 sene yaşadım İstersen 500 sene yaşayayım İnsanların karakterlerine yaşadıkları iklim çok tesir eder Bir adam düşünün ki dağın dibinde Kayserili gibi, Erciyes’ten bir taş düşecek kafama diye korkuyor O adam korkak olur, hesapçı olur Kayserilinin hesabîliği muhitindendir Karadenizlinin de öfkesi de ufkunu geniş olması da sonsuz bir denize bakmasındandır Doğduk biz Rusya görülmüyor ki karşı sahilde Görebildiğin kadar deniz Onun için biz ufak hesap yapamayız Kendi hesabıma söylüyorum Ben Karadenizliyim Doymuyorum Yarın Allâh’ın yolunda 500 sene hizmet edeceğim doymuyorum Üstelik de haz veren şeyler tuzlu suya benzer Tatmin oldukça iştahı artar Rûhânî hazlar böyledir Nefsânî hazlar ise tatmin oldukça söner Cinsi münasebeti düşün, yemek yemeyi düşün Ne türlü nefsânî haz varsa tatmin oldukça söner Rûhânî haz, kalbin iştihâsını artırır Tuzlu su içmeye benzer Ben bir ömrü ibadet haline getirdim O ömür ister 500 sene olsun isterse 5000 sene olsun fark etmez Çünkü ne kadar muvaffak olursam o kadar iştahım kabarıyor Peygamberi düşün ki işlemiş ve işleyeceği günahların af olunduğu beyan olduğu halde gecenin üçte birini ibadetle geçiriyor Neden? İştahı büyük olduğundan Şems-i Tebrizî ile Mevlânâ’nın hikayesini düşünün Mevlânâ, akılcı, medrese hocası bir adamdı Şems, aşk yolunda yürüyen bir meczubdu Şems, nazar etti bir kere aşkın şavkı vurdu Mevlânâ’nın gönlüne O, kalple alakalı tasarruf, peygamberin icraatının bir kısmı olan ruhlarda tasarrufun mahiyeti bambaşka O çok girift bir mes’eledir
Karıncanın iştihâsıyla devenin iştihâsı bir olur mu? Ruhların da iştihâsı böyledir Şimdi benim rûhum sonsuza açıldı Ben bundan da doymuyorum Ben diyorum ki şu dünya var olduğu müddetçe, hayatta kalmış, yaşamış ve Allâh yolunda yürümüş bir adam gibi ıslah değeri kazanmak, şeref elde etmek ve hasenât elde etmek istiyorum Bu mümkün mü? Bu da mümkün Asıl sizin kazanç anahtarınız bu Yalnız yaşadığınız hayatın değil, yaşadığınız müddetin tamamını değil, öldükten sonra da dünya var olduğu müddetçe hasenât yazdırma imkanı var Mesela sen burada otururken Kayseri’de bir fabrika kurulsa ve sen çıkarsan cebinden 500 milyon versen, ortak olsan Fabrikayı da görmesen, işlemesine de gidip alakadar olup katılmasan, o fabrika kâr ederse kuruluşuna, çalışıp kâr elde etmesine medâr olan sermayeyi verenlerden biri olduğun için sana hasenât gelir Sana ondan kâr gelir Nemâ gelir Ama bu sana hayatta olduğun müddetçe gelir Kabirden öteye götüremezsin Ama İslâmiyet -lâ teşbih velâ temsil- öyle bir fabrikadır ki, kıyamete kadar devamı emân-ı ilâhiyededir Allâh’ın kefaleti altındadır O fabrikanın ilâ nihâye yaşayacağını ve kâr elde edeceğini kimse garanti edemez Zarar da edebilir Senin koyduğun 500 milyon da gidebilir Kâr etse bile ilâ nihâye devam edeceğine dair bir garantisi yoktur Velev ki sürekli kâr elde etse sen yaşadığın müddetçe gönderir Allâh’ın dâvâsının devâmına medâr olacak amellere katılırsan kıyamete kadar yaşamış da onun bütün beşeriyet üzerinde tahakkuk eden saâdetini gerçekleştirenlerden, hasenâtını yapanlardan olmuş gibi sana hisse gelir Ölüm de bu hissenin inkıtâına sebep olmaz Allâh, sana sanki sen insanlık yaşadığı müddetçe yaşamış da Allâh yolunda mücadele etmiş gibi sevap alırsın Bak bütün müminler günde kırk defa Fatiha Sûresi’ni okuyor “Âlemlerin Rabbi olan Allâh’a hamdederim”“Bizi doğru yola ilet” ayetine gelince “ben” diye başlayan sûre “biz”e dönüşüyor Yani ben burada dediğim zaman Hindisan’daki müslüman bana ortak Hindistan’daki müslüman dediği zaman ben ona ortağım Şu kazanca bakın Duâlarınızda da bakın duâ ayetleri hep cem’i Bu da dinin cemaat dini olmasından kaynaklanıyor “Rabbenâ! Âtinâ fi’d-dünya haseneten” “Rabbenâ! Lâ tüziğ kulûbenâ” Bir nebinin münferid duâsı ve nebilerin başlarından geçen hikayeler naklolunurken onun içinde bulunduğu pozisyon itibariyle, şahsi için yapmış olduğu duâlar hariç, Cenab-ı Hakk’ın bize misal olarak verdiği bütün duâlar cem’i sîgasıyladır Yani hepimiz onun içine dâhiliz Kim ellerini kaldırıp da “Rabbenâ! Âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-âhirati haseneten” diyorsa bütün ümmet-i Muhammed’e duâ ediyor demektir Bir defa müslüman olarak bu kafileye katıldın ve bütün müslümanların duâsında ortak oldun Bu duâ da ortak Ameline ortak olacaksın gelecek insanların İslâm’ın devamına medâr olacak amele katılacaksın Devamına medâr olacak amele katıldığın zaman bundan sonra kim gelir de Allâh yolunda bir fiil icra ederse sana bundan bir ikram gelir Çünkü müslümanların ona ulaşmasında sen de bir rol sahibi oldun Rolün nisbetinde hisse alırsın İş bu nükteye gelmişken biz de bir duâ edelim diyor
Bu nimet-i îmâniyyenin bize kadar gelmesinde hizmeti geçmiş olanların cümlesinin rûhlarını Cenâb-ı Rabbü’l-âlemîn, şâdan-ı handân eylesin
Sen de bizden sonrakilerin amellerinden hisse almak, böylece hiç ölmeyip de kıyamete kadar Allâh yolunda hizmet ediyormuş, amel-i salih kazanıyormuş gibi olmak istiyor musun? İslâm’ın devamına medar olan amellere çalış Yani cihada katıl Dini ferdî olarak yaşama Egoistçe kendine hasretme Dinin umumileşmesine ve dinin bütün cemaat planında, toplum planında, ülke planında, âlem planında devamına medar olacak amellere çalış Tüccarsan paranla, âlimsen ilminle, ne yapabiliyorsan, zekatın da nisabı var, cihadın da nisabı var Tam beraat için üzerinde tahakkuk etmiş olan nîmet-i ilâhiyyenin gerektirdiği kadar randımanlı olmaya mecburuz Yoksa alâ külli hâl, şöyle veya böyle bir şeyler yaptın diye sakın teselli bulma ki ben paçayı kurtarırım Ola ki çok büyük hizmet ettiğin halde üzerinde tahakkuk etmiş nimet Allâh’ın sana nasib ettiği nimetler, ondan daha fazlasını yapmayı mümkün kılar ise aradaki fark kadar borçlu gidersin Beraat edemezsin Onun için tashih-i niyet önemli
Ya Rabbî! Benim hayatımın umûmî ve nihâî gayesi Sen’in rızanı kazanmak olacak Öyle yaşayacağım Yâ Rabbî! Bu gayeyi yüreğime, bir kıza sevdâlanıp da onu elde edemediği zaman ölümü göze alan bir insanın sevdâsıyla, kararlılığıyla kalbime yerleştir Tashih-i niyet, senin bütün hayatını ibadet haline getirir Ne şartla? O niyete yarayacak ölçü ile sâir amelleri tahdit etmen şartıyla İşte asıl kâr anahtarı budur Ondan sonra cihada katıl Hiç ölmeyip de kıyamete kadar yaşamış gibi hasenat al…

Mes’ûliyet
Hristiyanlıkta da hiçbir şey kalmamıştır Evvelâ cihanşümûl değildir Yalnız hristiyanları ortaya alıyor Günah mevzûunu ortadan kaldırıyor Onlara göre insan hayata şuçla başlıyor, suçlu olarak doğuyor Bunun mantıkî bir izâh çâresi olamaz Hiçbir müdâhalen yokken suçlanıyorsun Hristiyanlıkta herkes suçlu doğar Suç nereden geliyor? Enteresandır ki bir peygamberden geliyor Bir peygamberin işlediği suç bütün peygamberlerden çok çok aşağı olan insanlara teselsül ediyor Cenâb-ı Hak peygamberlerini insanları kurtarmak için göndermiştir İnsanlara suç yükletmeye değil Yasak meyve yemekle tüm insanlığa suç isnâdında bulunuyor Üstelik bu İslâm’da da kabûl edildiği üzere gayr-ı irâdî bir hatâdır Allâh tarafından nisyânen unutturularak yaptırılan bir hatâdır Bunun arkasındaki murâd-ı ilâhî peygamberlerin de acz içinde olduğunun bildirilmesi ve birçok murâd-ı ilâhîlerle birlikte bir diğeri de insanın dünyâya gelmesidir Dünyanın insana bir yaşama zemini olarak hazırlanması, dünyada doğması, dünyada yaşaması, dünyada ölmesi, dünyada imtihan görmesidir Hristiyanlıkta ise bir peygamber suç işliyor ve bu suçu yeni doğan günahsız bir insan yükleniyor Daha başlangıcı insan fıtratına ve mantığına terstir Sonra şu yapılana bir bakın Doğduğu zaman bir suya batırılıp çıkarılıyor Bu sûretle suçtan kurtuluyor Bu, mantıksızlık silsilesinin ne kadar ferdi varsa hepsini câmi bir vaziyettir
Sonra hayat başlar Yaşarken günah işlersin Senin gibi bir anadan babadan doğma bir insan olan papaz gelir, senin günahını çıkartır Seni temizler İslâm’da ise bir peygamber bile bu hakka sâhip değildir
Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-:
“–Kızım Fâtıma! Amel-i sâlihe dikkat et Huşûyla namaz kıl Babanın Peygamber olduğuna güvenme” buyurur
Hayber’de halası Safiye -radıyallâhu anhâ-’ya:
“–Yeğeninin peygamber olduğuna güvenme, nefsini Allâh’a teslîm et, amel-i sâlih işle” diyor
Amcası Abbas -radıyallâhu anh-’a da:
“–Yeğeninin peygamber olduğuna güvenme!” buyuruyor
Hazret-i Âişe validemiz Peygamber efendimize soruyorlar:
“–Yâ Rasûlallâh! Kıyamet gününde, ukbâda beni hatırlayacak mısınız?”
Allâh Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem- efendimiz:
“–Defterlerin verildiği gün hatırlayamam” buyuruyorlar
İslâm, peygamberini bile hesâba muhatab kılan bir sistemdir Cenâb-ı Hak, “Peygamberlerden de soracağız” buyuruyor
İslâmiyet’teki mes’ûliyet duygusuna bir bakın, bir de Hristiyanlıktaki mes’ûliyet duygusuna bakın İstediği haltı irtikâb edip kiliseye para vermek sûretiyle yapılan bir alışveriş neticesinde para mukâbili günah verilip, günah satılıyor Para vererek günah trampası yapılıyor Takas yapılıyor Bir nevi günah ticâreti yapılıyor Kişi para veriyor ve yine bir kişi onun günâhını afvediyor Hazret-i Îsâ -aleyhisselâm- mekârim-i ahlâk için gelmiş olmasına rağmen din tamâmen oportonist, kapitalist, materyalist bir hâle çevrilmiştir Rûhânî hayat tamamen sıfırlanmıştır Öbür taraftan müntesiplerine “Sen kalbini Mesih’e bağla, Mesih kendini senin için kurban ederek Rabb oldu, seni artık orada Rabb Îsâ karşılayacak, seni sorgulamayacak, isim taleb etmeyecek Zîrâ çoban, sürüsünü korur, kurda kaptırmaz” diyor Mantalite olarak da bunu ileri sürüyor Bunun da neticesinde de mes’ûliyet duyguları yok oluyor
Yahûdîlikte de mes’ûliyet yoktur Cehennem yahûdînin dışındakiler için vardır Yahûdînin en günahkârı cehennemde en fazla bir sene yanar Sonra çıkar İslâm ise insana mes’ûliyet yüklediği için havf ve recâ veriyor İyimserlik duygusu veriyor Moral veriyor Ona göre hareketini tanzim ettiriyor



Alıntı Yaparak Cevapla