08-02-2012
|
#13
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İslâm Dünya Görüşü-Amelî Ve Ahlâkî Prensipleri
Zenginin Cihâdı
Bazı iş adamlarında dünyayı hep para gözüyle görme hastalığı var Çok kazanalım da çok hayredelim, derler Allâh “ve câhidû fîsebîlillâhi biemvâlikum” diyerek âyeti bitirmedi “biemvâlikum ve enfüsikum” dedi “ve”dir oradaki, “ev” değil “ev enfüsikum” olsaydı, parayla yâhut canınla mücâhede et, olurdu Malınla ve canınla mücâhede et Yalnız malıyla mücâhede eden ne oluyor, hizmetin yarısını yapıyor Âilenizden bir adam da fiilen Allâh yolunda cihâd etsin Yook! Biz para kazanırız, parayla yaparız Fukarâ çocukları hizmet etsin canıyla Çünkü fukarânın canı ucuzdur Zenginin canı kıymetlidir Birgün hapis yatmak ölüm gelir zengin adama Ama Allâh öyle emretmiyor Hem paranla, hem malınla, hem de canınla mücâhede et, diyor Mevlâ bizden ikisini birden istiyor Paran varsa paranı vereceksin Paranı verdin diye yetmiyor, canını da vereceksin Veyâ canından ne verebiliyorsun Gerekiyorsa hepsini de vereceksin, îcâb ettiği zaman canını vermeyen adam nâmerttir Îman zaafı bu! Şehitler aptal değildi Canlarını verdiler Kader seni canını vermek mevkiinde bırakırsa onu da vereceksin Îman budur Binâenaleyh -bir ticârete bulaşmış dinleyiciye hitâben- sen o mikrobu kapıyorsun Bir daha senden ne ilim adamı olur ne mücâhit En fazla parasıyla hizmet eden adam olur Haksız mıyım?
Bu kadar tüccar geldi, geçti Bana tarihe geçmiş bir tane tüccar gösterin Senden bir makâle kalsa hizmete devâm eder Tüccardan ne? Bir vakıf, bir hayır yaparsa  Şimdi size sorayım Yakın dönemde çok meşhur bir adam Abuk Mehmed Paşa Kanlıca’da yalısı var Bu saray müteahhidiydi Etini verirdi meselâ donanma-yı hümâyûna iâne kampanyası açılır, herkes bir lira, on lira verir Bu bin lira verir Bin altın O zaman gazetelerde resmi çıkar, ismi çıkar bir adam Böyle zengin İşte Hilâl-i Ahmer’e yardım Bin altın yine beş yüz  Bugün Abuk Mehmed Paşa’nın adını kim bilir Ben eski gazeteleri karıştırdığım için mezarlık bekçisine benziyorum Şimdi cumhuriyetin mezarlık bekçisi onu da bilmez Okuyamaz ki şurda şu, burda bu desin Ben o kavildenim Belki Türkiye’de on kişi çıkmaz adını bilen O kadar zenginmiş Ama Abuk Mehmed Paşa’dan ciddî bir kitap kalsaydı ehl-i ilmin hepsi onu bilirdi Varsın dağdaki çoban bilmesin
“Rütbetü’l-‘ilmi a‘le’r-rütebi” Rütbelerin en büyüğü ilim rütbesidir, buyurmuş Peygamber bir de “Ulemâi ümmetî ke’n-nebiyyi benî İsrâîl” ümmetimin âlimleri benî İsrâîl’in peygamberleri gibidir İltifâta bak Ümmetimin tüccarları benî İsrâil’in peygamberleri gibidir yok Ben mîrasçılara kazanacak mal yarışına girecek değilim
Şu gerçeklere rağmen kifâyet miktârınca dünyâlık fevkalâde ehemmiyetlidir İzzet-i nefsini korursun Vekâr-ı İslâm’ı korursun Ondan fazlası için çalışmak enâyiliğin tâ kendisidir Hele dînin mağlûb olduğu bir zamanda Oku, ticâretini öyle yap Bugün masonlar çocuklarını ticârete sokacağı yerde Amerika’da okutuyor Okursan seviyeli ticaret yaparsın Yoksa esnaf seviyesinde kalmaya mecbursun İlim için cehd yeter Servet için Allâh nasîb etmiş olacak ki olsun Servet baht iledir Aptal, âlim olamaz
Bu mücâhedeyi hep fakir çocuklarına bırakmayın Nazlı büyüyen, hayâtı kıymetli olanlar da Allâh için canlarını ortaya koysunlar Değerlisi de odur İçerde de hapisteymiş, dışarda da mahrûmiyet içinde  Önemli olan her türlü konfora, imkâna sâhip olsan da onu tepip Allâh yolunda riske girebiliyorsan, bravo!
                      
Hindistan’da İngilizler işgal sonrasında Budist ve Hindulara rağmen müslümanları dejenerenin güçlüğünü farkederek, Febert adlı papaza beş mes’elede İslâm’a îtirâz mevzûlu Beyânu’l-Hak eserini yazdırdılar Rahmetullâh Hindî mübâreze istedi Ancak bir mes’ele ele alınabildi Rahmetullâh Hindî adlı Hintli bir âlim bu meseleyi cevapladı Febert, Rahmetullâh Hindî’nin elini öptü Ancak tam bir cevâp olarak Hindî, İzhâru’l-Hak adlı eserini yazdı Sönmez yayınları latince olarak ilk ve tek Bosna’da telif edilen çeviriyi adaptasyonla yayınladı Febert, siz Kur’ân’da tekâmülden bahsediyorsunuz, diyor Allâh’ın fiilleriyse tekâmül kabûl etmez Tekâmül kullar için mevzubahistir Bu Allâh’ı kullar gibi telâkkîdir Halbuki siz bizi Allâh’a şerîk koşmakla ithâm ediyorsunuz
Cevâbını da verelim Allâh, muhâlefetün li’l-havâdîs’tir Beşeriyyeti dikkate alarak kendi kemâlini tekâmüle tâbî kılmasıdır Bir öğretmen de sınıfa girdiğinde önce A’yı yazar Bütün bilgilerini ortaya koymuyor muhâtapları muvâcehesinde diye bu; muallim hiçbir şeyi bilmiyor, yarın da bizimle C’yi öğrenecek demek değildir O, onun siyâsetidir Muhâtabının zaafiyyetine dikkatle kemâlini ketmetmesidir Üslûb mahlûka göredir Yoksa bunda bir teşekkülât yoktur Allâh âdildir Falan adam da âdildir Bu o mânâ ve istikâmette bir tecellîdir Allâh’ın sıfatlarının tecellîsi gibi
[url=file:///E:/Yeni%20Kitaplar%C4%B1m/cd3/Tasavvuf/Altinoluk%20Kutuphanesi/Islam%20Dunya%20Gorusu/Islam%20Dunya%20Gorusu htm#_ftnref1] Vâsıl-ı İlâllâh olmak: Tüm mertebeleri geçerek Allâh’a kavuşmak
[url=file:///E:/Yeni%20Kitaplar%C4%B1m/cd3/Tasavvuf/Altinoluk%20Kutuphanesi/Islam%20Dunya%20Gorusu/Islam%20Dunya%20Gorusu htm#_ftnref2] Duhâd: Dâhîler
[url=file:///E:/Yeni%20Kitaplar%C4%B1m/cd3/Tasavvuf/Altinoluk%20Kutuphanesi/Islam%20Dunya%20Gorusu/Islam%20Dunya%20Gorusu htm#_ftnref3] Turre-hâb: Boş şeyler
Altınoluk
|
|
|
|