Yalnız Mesajı Göster

Zafere Götüren Faktörler

Eski 08-02-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Zafere Götüren Faktörler




Zafere götüren faktörlerden biri de Allah’ın dinine yardım etmek; söz, davranış ve inanç olarak onu yaşamak ve ona davet etmektir Bununla birlikte namazı kılmak, zekatı vermek, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Allah, kendisine (dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder Hiç şüphesiz Allah; güçlüdür, galiptir Onlar (o mü’minler) ki; eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar İşlerin sonu Allah’a varır) (22/el-Hacc/40-41)
Zafer sabırdan sonradır Bunu, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisinden anlarız: “Ey Ebu Cendel! Sabret ve karşılığını Allah’dan bekle! Şüphesiz Allah, senin için ve seninle beraber olan güçsüz bırakılmış kimseler için bir kurtuluş ve çıkış yolu yaratacaktır Bu hadisi, İmam Ahmed rivayet eder
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir sözünde amcasının oğlu Abdullah b Abbas’a şöyle buyurur: “Ve zafer, şüphesiz sabırla beraberdir Bu hadisi, İmam Ahmed rivayet eder Mekki surelerin bir kısmının sonunda Allah, Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’e sabretmeyi öğütler (Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır) (10/Yunus/109)
Zafere götüren faktörlerden biri de yenilmeyen güçlüye (Allah’a) dayanmaktır İşini Allah’a havale eder Allah’ın verdiği söze güvenir Ve Allah düşmanlarından korkmaz
Şüphesiz ki zafer Allah katındandır ve üstünlüğün tamamı Allah’ındır Kim zafer isterse onu Allah’dan istesin Kim üstünlük isterse, Allah ile kendisini güçlü hissetsin Huneyn Savaşı’nda mü’minler kendilerini sayıca çok görürler ve bazıları “Bugün asla yenilmeyiz!” der Çoklukları, onları gerçek kuvvetten ve zaferden uzaklaştırır Allah da onları, hoşlarına giden o çoklukları ile başbaşa bırakır ve çoklukları onlara hiçbir fayda vermez Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Andolsun ki Allah, bir çok yerde ve Huneyn gününde size yardım etmişti; hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmişti, fakat sizden hiçbir şeyi gidermemişti Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonunda gerisin geri kaçmıştınız Sonra Allah, Rasulü ile mü’minler üzerine sekinetini indirdi, sizin görmediğiniz ordular indirdi de kafirlere azap etti İşte bu, o kafirlerin cezasıdır) (9/et-Tevbe/25-26)
Dua, zaferi sağlayan silahların en önemlisidir Nuh aleyhisselam gemiyi yaptığında sebeplere sarılmakla kalmaz, Allah’a sığınır ve korumasına başvurur Duanın, zaferi getiren en önemli silah olduğunu bilerek dua ile Allah’a yönelir Kur’an-ı Kerim, Nuh aleyhisselam’ın Rabbine yaptığı duayı ve Allah’ın, O’nun duasına nasıl hemen karşılık verdiğini anlatır Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Nuh, “Rabbim!” dedi; “Yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma! Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar, yalnız ahlaksız, nankör (insanlar) doğururlar Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman sahibi erkekleri ve kadınları bağışla! Zalimlerin de ancak helakını artır”) (71/Nuh/26-28)
Ve şöyle buyurur: (Bunun üzerine Rabbine “Ben yenik düştüm, bana yardım et!” diyerek yalvardı Biz de derhal, nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık Her iki su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti Nuh’u da; tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik İnkar edilmiş olana (Nuh’a) bir mükafat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu) (54/el-Kamer/10-14)
Güçsüzleri gözetmek ve onlara ikram etmek de zafere götüren faktörlerdendir Sa’d b Ebi Vakkâs radıyallahu anh, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Ancak güçsüzleriniz nedeniyle rızıklandırılıyor ve yardım ediliyorsunuz Bu hadisi, Buhari rivayet eder Ebu’d Derdâ radıyallahu anh’dan şu rivayet edilir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Benim için güçsüzlerinizi arayın Sizler ancak güçsüzleriniz nedeniyle rızıklandırılıyor ve yardım ediliyorsunuz Bu hadisi, Tirmizi rivayet eder Bir başka hadiste ise şöyle buyurur: “Allah bu ümmete ancak güçsüzü nedeniyle; (güçsüzlerin) duaları, namazları ve ihlasları nedeniyle yardım eder Bu hadisi, Nesâi rivayet eder
Zafere götüren faktörlerden biri de dünyanın gerçek yüzünü, dünya metaının azlığını ve nimetlerinin yok olacağını idrak etmektir Ahiretin değerini anlamak, oradaki kalıcı nimetlerin ve ebedi mutluluğun farkına varmaktır
Kararlılık ve Allah’ı çokça zikretmek, çekişme ve ayrılık olmadan birlik ve beraberlik içerisinde olmak da zafere götüren faktörlerdendir Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Ey iman edenler! (Savaş için) herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çokça anın ki başarıya erişesiniz) (8/el-Enfâl/45)
Maddi ve manevi kuvvetleri hazırlamak da yine zafere götüren faktörlerdendir Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın Onunla Allah’ın düşmanını ve sizin de düşmanınızı korkutursunuz) (8/el-Enfâl/60)
İslam ümmeti tarihindeki bu karanlık dönemde, aydınlık bir geleceği müjdeleyen nurdan bir parıltıya ve ümit ışığına ihtiyaç duymaktadır İşte bu, Kur’an’ın yoludur Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem azlık nedeniyle sıkıntı çekerken; Allah, Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’e Yusuf aleyhisselam’ın kıssasını anlatır Bu sure, Mekke’nin ağır ortamında, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i parlak ve aydınlık geleceği ile müjdelemek için inmiştir Sanki Yusuf aleyhisselam’ın kıssası O’nun kıssasıdır
Bu nedenle; zafere götüren faktörlerden biri de, nefislere ümitsizlik işlemesin diye, mü’minlerin zaferini ve hakimiyetini müjdeleyerek ve bu gerçeği vaadederek gönüllere ümit tohumları ekmektir Nebi sallallahu aleyhi ve sellem; iman eden topluluğu, işkence görürlerken, zafer ve hakimiyetle müjdeliyordu Şöyle buyuruyordu: “Şüphesiz Allah, yeryüzünü benim için topladı ve onun doğusunu ve batısını gördüm Şüphesiz ki ümmetimin mülkü ondan benim için toplanan yere kadar ulaşacaktır Bu hadisi Müslim, Sevbân radıyallahu anh kanalıyla rivayet eder Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara geleceğin, bu dinin olacağını, bütün evlerin bu İslam’a açılacağını müjdeler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellam şöyle buyurur: “Bu din, gecenin ve gündüzün ulaştığı yere ulaşacaktır Allah; bir azizin izzetiyle veya bir zelilin zilletiyle, Allah’ın İslam’ı üstün kılacağı bir izzetle ve kafiri zelil kılacağı bir zilletle, yerleşik ya da göçebe herkesin evine bu dini mutlaka sokacaktır Bu hadisi İmam Ahmed, Temim ed-Dâri radıyallahu anh kanalıyla rivayet eder Allah’ın dini yükselecek ve nuru ufukları dolduracaktır (Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar Oysa kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır) (61/es-Saff/8) Allah’ın nurunu söndürmeye kim güç yetirebilir?! Kim, Allah ile savaşabilir?!
Müslümanların hallerine maddi ölçülerle bakan, onu kapkaranlık görebilir İman ölçülerine göre ise, huzur ve müjde vermektedir Musibetler ne kadar şiddetlenirse şafağın sökmesi o kadar yakındır
Müslüman, zaferin ne zaman olacağını bilmez Ancak biz, İslam’da aslolanın yükseklik, üstünlük ve hakimiyet olduğunu biliriz Zamanın bir bölümünde müslümanların güçsüz düşmesinden ümitsizliğe kapılmayız Çünkü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İslam üstün gelir, ona üstün gelinmez Bu hadisi, İmam Ahmed rivayet eder
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, İslam’ın sürekli artacağını haber vermiştir: “İslam artmaya, şirk ve ehli de azalmaya devam eder; sonunda iki kadın zulümden başka bir şeyden korkmadan yolculuk eder Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, günler ve geceler geçecek, sonunda bu din bu yıldızın ulaştığı yere ulaşacaktır
Şüphesiz bunlar, her türlü ümitsizliği yok eden ve çaresizliği gideren, bu ümmetin mensuplarından her imtihan edileni kararlı kılan ve her ümidini kaybedenin kalbini rahatlatan müjdelerdir Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Bu ümmeti; yücelik ve yükseklikle, din ve zaferle, yeryüzünde hakimiyetle müjdele!” Bu hadisi İmam Ahmed, Ubeyy b Ka’b radıyallahu anh kanalıyla rivayet eder
Bu Allah’ın verdiği sözdür ve Allah’ın sözü mutlaka yerine gelir Fakat; takdir edilmiş bir vakit ve belirlenmiş bir ecel vardır Ümmet zayıflık dönemleri geçirse bile; unutma ki bu, kaybolan izzetin geri gelmesini ve geçmişte kalan üstünlüğün yeniden dönmesini takdir eden Allah’ın takdiri iledir


Alıntı Yaparak Cevapla