Yalnız Mesajı Göster

Şüpheleri Yokeden Tevhid Gerçeği

Eski 08-02-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Şüpheleri Yokeden Tevhid Gerçeği




İlk Rasul


O rasûllerin ilki Nuh aleyhisselam’dır Yüce Allah onu kavminin ved, suvâ’, yeğûs, yeûk ve nesr gibi salih kimseler hakkında aşırıya gitmeleri üzerine peygamber olarak göndermiştir
Nuh’un rasûllerin ilki olduğu bir gerçektir Çünkü Nuh aleyhisselam’dan önce yüce Allah herhangi bir rasûl göndermiş değildir Böylelikle bizler İdris aleyhisselam’ın Nuh aleyhisselam’dan önce gönderildiğini söyleyen tarihçilerin hatalı olduklarını anlıyoruz Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
”Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi muhakkak biz sana da vahyettik (en-Nisâ, 4/163)
(Kıyamet arasat’ındaki) şefaat olayını anlatan sahih hadiste de şöyle denilmektedir:
[size="4"]“İnsanlar Nuh aleyhisselam’a varırlar ve ona şöyle derler: Sen Allah’ın yeryüzünde rasûl olarak gönderdiği ilk rasûlsün
O halde ilim adamlarının icmaı ile Nuh’tan sonra rasûl yoktur
Buna göre kitab, sünnet ve icma ile ilk rasûl Nuh aleyhisselam’dır
Nuh aleyhisselam ulu’l-azm (azim sahibi) olan beş rasûlden birisidir Bunlar da Muhammed, İbrahîm, Musa, Nuh ve İsa (hepsine salât ve selam olsun) peygamberlerdir Yüce Allah onları kitab-ı keriminde biri el-Ahzab suresinde, diğeri eş-Şûrâ suresinde olmak üzere iki yerde sözkonusu etmiştir

Dinde Aşırılık


Kavminin bu salih kimseler hakkında aşırıya gitmiş olduklarına gelince: Yüce Allah Nuh aleyhisselam’ı kavmine salihler hakkında aşırıya gitmeleri üzerine peygamber olarak göndermiştir Müellif “Kitabu’t-Tevhid” adlı eserinde bu mesele ile ilgili olarak şöyle bir başlık kullanmıştır: “Ademoğullarının küfre yönelmeleri ve dinlerini terketmelerinin sebebi, salih zatlar hakkındaki aşırıya kaçışlarıdır
Aşırıya kaçmak (el-ğuluv): ibadet etmekte, amelde, övgüde yermek yahut övmekte haddi aşmak demektir Aşırıya kaçmak dört kısma ayrılır:
1- Akidede aşırılık: Kelâmcıların Allah’ın sıfatları hususunda aşırıya kaçmalarında olduğu gibi akidede aşırılık Öyle ki onlar bu hususta ya temsil ya da ta’tile kadar gitmişlerdir
Orta yol ise Allah’ın kendi zatı için ya da rasûlünün onun hakkında sabit olduğunu belirttiği isim ve sıfatları herhangi bir tahrif ve ta’tile, keyfiyetlendirme ve temsile gitmeksizin kabul etmektir
2- İbadetlerde aşırıya kaçmak: Büyük günah işleyen kimsenin kâfir olduğunu kabul eden hariciler ile büyük günah işleyen bir kimse iki konum arasında bir yerdedir (el-menziletu beyne’l-menzileteyn) diyen mutezilenin aşırıya kaçmaları gibi Böyle bir aşırılığa kaçmanın karşılığında da mürcienin işi kolaylaştırması yer almaktadır Onlar da: İman olduktan sonra hiçbir günahın zararı yoktur, demişlerdir
Orta yol ise ehl-i sünnet ve’l-cemaatin benimsediği: masiyet işleyen bir kimsenin masiyeti oranında imanında bir eksilme sözkonusudur, şeklindeki görüşleridir
3- Muamelâtta aşırıya kaçış: Bu da herbir şeyi haram kılmak hususunda işi sıkı tutmaktır Bu sıkı tutmanın karşısında ise, malı ve iktisadı arttırıp geliştiren her şey -faiz, aldatmak ve daha başka şeyler bile- helal olduğunu söyleyen görüş yer almaktadır
Bunun ortası, adalet ilkesine dayalı muamelâtın helâl olduğunu söylemektir Bu da kitab ve sünnet naslarının ortaya koyduğu hususlara uyan muamelâttır
4- Geleneklerde (âdetlerde) aşırılık: Bu da eski geleneklere sarılmakta işi sıkı tutup, onlardan daha hayırlı olanlara geçmemektir
Eğer gelenekler maslahatlar itibariyle birbirine eşit ise insanın bulunduğu halini sürdürmesi sonradan gelen gelenekleri kabullenmesinden iyidir

Salih Zat


Salih zat; hem yüce Allah’ın hem de Allah’ın kullarının haklarını gereği gibi yerine getiren kimse demektir
Ved, suvâ’, yağûs, yeûk ve nesr ise Nuh aleyhisselam’ın kavmi arasında vaktiyle salih kimseler olan birtakım kimselerin putları idi Sahih-i Buhari’de İbn Abbas radıyallahu anh’dan şöyle dediği zikredilmektedir: “Bunlar Nuh kavminden salih birtakım kişilerin isimleridir Bunlar öldükten sonra şeytan kavimlerine, bunların oturdukları yerlere, onların heykellerini dikiniz ve bunlara o şahısların isimlerini veriniz diye telkinde bulundu Onlar da bu denileni yaptılar O ilk nesil helak olup, buna dair bilgi unutuluncaya kadar bu putlara ibadet olunmadı”[2]
Bu yorumun açıklanmaya ihtiyacı vardır Çünkü İbn Abbas radıyallahu anh: “Bunlar Nuh kavmine mensub salih birtakım kimselerin isimleridir” demektedir Kur’ân-ı Kerim’in ifadelerinin zahirinden anlaşılan ise bunların Nuh aleyhisselam’dan önce oldukları şeklindedir Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

”Nuh dedi ki: Rabbim gerçek şu ki bunlar bana isyan ettiler Malı ve evladı zararından başkasını arttırmayacak kimselere uydular ve onlar büyük büyük hileler yaptılar, tuzaklar kurdular ve: Tanrılarınızı bırakmayın Sakın ved, suvâ’, yeğûs, yeûk ve nesri terketmeyin dediler (Nuh, 71/21-23)
O halde âyetin zahiri Nuh kavminin bu putlara ibadet ettiklerini, onun da bu işten uzak durmalarını kendilerine telkin ettiğini göstermektedir Ayetin siyakı İbn Abbas’ın sözünü ettiği hususa delâlet etmekte ise de; bu ifadelerin zahiri sözü edilen salih kimselerin Nuh aleyhisselam’dan önce yaşadıkları doğrultusundadır Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır


[size="4"] Buharî, Tevhid, Babu Kelâmillahi Maa’l Enbiya; Müslim, Kitabu’l-İman, Bab-u Edna Ehli’l-Cenneti Menzilen

[size="4"] Buhari, Tefsir, Suretu Nuh, Hadis no: 4636

Alıntı Yaparak Cevapla