|
Prof. Dr. Sinsi
|
Aşk Böyle Yaşanır
BARLA MEZARLIĞINDA YATANLAR
Orada bize rehberlik eden bir abi, Barla mezarlığını da ziyaret etmemizi istedi Çünkü orada üstadın talebeleri ve Almanya'dan gelirken Bulgaristan'da trafık kazası sonucu rahmetli olan Bayram Yüksel ve Ali Uçar'ın da yattığını söyleyince bu isimler beynimde yankılanmaya başlamıştı
Bayram Yüksel ve Ali Uçar abilerin hayatlarını, hizmetlerini ve vefat edişlerini daha önce duymuş ve çok etkilenmiştim
Özellikle de Bayram Yüksel abinin kabrini çok görmek istedim Beyim ve çocuklarla birlikte çıktık Ben mezarlığa girince çok garip bir heyecan duymaya başladım Sanki bütün ölüler ayakta, bizleri kendi dünyalarına davet ediyorlar gibi bir psikoloji içine girdim Yüzümü hangi mezar taşma çevirsem o mezar taşından dünyanın faniliği, oranın baki olduğu yolunda uğultular işitiyordum
67
MEZARDA YAŞADIĞIMIZ ŞOK
Bayram Yüksel Abinin kabrinin başında dua okurken baktım çok temiz yüzlü, pırıl pırıl giysili biraz orta yaşın üstünde bir zat geldi, yanıma  
Salam verdi, eşim de selâmını aldı, tokalaştılar Karşımıza oturdu
- Yabancısınız herhalde? dedi
Eşim de ailemizle ilgili bilgiler ve ziyaret sebebini aktardı
- Maşallah, dedi Sizleri tebrik ederim Demek Risale-i Nurlardan istifade ediyorsun, bunun için de üstadın manevî dünyasını ziyarete geldiniz
Kendisini tanıtmadan konuşmaya başladı O kadar tatlı, o kadar çekici ve o kadar ihlasla anlatıyordu ki, ben bir kelimesini bile kaçırmadan dinliyordum
Üstadın hayatından, Risalelerden, iman ve Kur'an hakikatlerinden, bu zamanda imanla ölmenin faziletinden ve daha bir çok hayati konulardan bahsediyordu
AKLIMDAN GEÇENLERİ BİLİYORDU
Dikkat ediyorum ele aldığı konular tam benim ihtiyacım olan konulardı Sanki bu zat benim içimi okuyordu
- "Allah Allah" dedim, kendi kendime Herhalde bu zat bir keramet ehli, bir veli olması lâzım Yoksa aklımdan geçenleri nereden bilecek
Zaman zaman eşimle göz göze gelip, bu harika sohbetten ne kadar etkilendiğimizi, birbirimize ifade ediyorduk
68
69
Bizi öylesine sohbetiyle cezbetti ki, bir sinek vızıltı-î sının bile bu anı bozmasını istemiyordum Bütün duygularım, bütün manevî dünyam ayaktaydı, durmadan gözyaşlarımı siliyordum
Bir çok şeyin farkında olmayan çocuklar bile bütün dikkatleriyle bu mübarek ve müstesna insanı dinliyorlardı
Bir ara eşim araya girerek, kabri başında olduğumuz Bayram Yüksel abiyi tanıyıp, tanımadığını, nasıl kaza geçirip, şehit olduğunu sordu
Ancak o zat çok garip bir insandı Bir kere asla bizim yüzümüze bakmıyordu Sanki bu dünyaya ait değil de, hep ahiretten haberler sunan, bir ahiret misafiri gibiydi Konuşması boyunca bu hali dikkatimi çekmişti
Eşimin sorusuna cevap verirken de Bayram Yüksel abiyi tanıyıp, tanımadığından hiç bahsetmedi, doğrudan nasıl kaza yaptığını anlatmaya başladı Ama öyle bir anlatış ki, sanki arabada kendisi varmış gibi bütün ayrıntılarıyla birlikte
Sık sık eşimle gözgöze gelip, bu durum karşısında hayretimizi ortaya koyuyorduk
NUR TALEBELERİ MANEVİ ŞEHİD OLURLAR
Ve şu cümlelerini hiç unutmuyorum:
- Çarptıkları araba bir binek oldu Onları şehitlik makamına yükseltti Onlar ölüm acısını tatmadılar Çünkü hakiki bir Nur talebesi, nasıl ölürse ölsün, manevî şehid olarak dünyasını değiştirmektedir
Hayatını, gönlünü, zihnini ve gayesini iman ve
Kur'an davasına bağlayan bir kula bu zamanda Ce-nab-ı Hak şehitlik mükafatı vermektedir
Sizleri tebrik ederim Bu hakikatleri hayatınıza hayat yaparsanız, bu mükafattan istifade edersiniz
Birden ayağa kalktı
- Hoş geldiniz, safalar getirdiniz Allah yolunuzu açık etsin Oradaki kardeşlerimize selâm edin, dedi
Ayağa kalktı, yürümeye başladı, ben heyecanla atıldım Birkaç adımla yetiştim Beyim protezli olduğu için ilk hamleyi ben yaptım
- Abi Allah sizden razı olsun Bizleri ihya ettiniz Ama sizi tanıyamadık, siz kimsiniz? Dedim
Yüzüme bakmadan ve başını çevirmeden yürüdü
Sanki bir göz açıp, kapanana kadar bir zaman ya geçti, ya geçmedi Önümde duran, bana cevap vermeyen o mübarek zat kayboldu
Aman Allah'ım  Haydi dayan bu hakikat karşısında! 
İnanın ki hocam, bir anda beynim uğuldadı, heyecan ve panik dalgası bütün damarlarımı dondurdu Olduğum yere oturdum
Eşim, çocuklarım panik içinde kaldılar Saatlerden sonra kendime gelebildim
Ağlayayım mı, feryat mı edeyim, şükür secdesine mi kapanayım? Ne yapayım, tam bir şoka girmiştim
Ne rüya, ne hayal  Eşimin ve çocuklarımın önünde cereyan eden bir olay bu  
Cenab-ı Hak, bizlere ne müthiş nimetler, ne büyük hakikatler nasip etmişti biz onun farkında değilmişiz
70
71
BİZİ BU HAKİKATLERDEN AYIRMA
Ya Rabbi ne olur bizi bu hakikatlerden ayırma Ne olur bizi bu hakikatlere lâyık et, ne olur bizi iman ve Kur'an davasına hizmet eden kullarından eyle
Hâlâ titriyorum hocam, hâlâ o heyecanı atamadım O öyle müthiş bir olaydı ki, sanki Cenab-ı Hak bize son mesajını verdi Artık hata yapma, yanlış yapma, ihmal etme lüksümüz yok Bunu çok iyi anladım
Değerli hocam,
Mektubu çok uzattım Zaten siz de böyle istediniz Mektubu bitirmeden önce, eşimin gördüğü bir rüyayı da anlatmak istiyorum İnşallah Rabbim hayırlara vesile eder
Sizin de bildiğiniz gibi protezle dolaşan eşim çok sürmeden yüksek tansiyondan dolayı bir beyin kanaması geçirdi ve vücudunun bir tarafı tutmaz hale geldi Bizim yardımımızla ihtiyaçlarını gideriyordu Gözünde ve konuşmasında oluşan arızalar ise, kısmen normale döndü
RABBİMDEN GELEN BAŞ ÜSTÜNE
Şikâyet etmiyorum Rabbimden gelen, başla-göz, üstüne  O lâyık gördükten ve takdir ettikten sonra bize yalnızca şükretmek düşer
Artık evde iki çocuğumun yanında bir de eşim çocuk gibi bakım ve ilgi istiyor Onlara hizmet etmek de bana sonsuz bir haz veriyor
Şuna inandım ki, Mevlâm, bu kadar günahlarımızı, hatalarımızı inşallah affetmek için bizleri imtihana tabiî tutuyor Bu çok büyük bir lütuf Ya hiç bu imtihanlar olmasaydı da, bu baş döndürücü günahlar içindeyken çekip, gitseydik O zaman ebedî hayatımız kararırdı Bunu düşündükçe Rabbime şükrediyorum
Artık benim iki aşkım, iki sevdam var Biri iman hizmeti, ikincisi de eşim ve çocuklarım Gittikçe bu aşklar artıyor, içimdeki sevgi büyüyor
Risale-i Nurlar'a, üstada, abilere ve iman hizmeti- bir genç kızın bir delikanlıya ölesiye âşık olduğu
[gibi âşık oldum Onlarsız bir an hayal edemiyorum
Onların manevî gücü ve desteği olmadan geçen ömrüme gözyaşı döküyorum Bu sanki bende bir kara sevda haline geldi
Eşim hastalanınca ona olan aşkım tazelendi Daha da arttı Ona hizmet etmek, etrafında dolanmak, onunla konuşmak, dünyanın en büyük mutluluğu  
HAKİKİ BİR AŞK
Ben gençliğimde aşk yaşadım O aşklar geçici, karşılıksız ve çok zaman da elem vericiydi Konuştuğum zaman da o efsane bitiyor, o aşk büyüsü bozuluyordu Ama bu aşklar hakiki, karşılıksız ve ebedî  Ruhta ızdırap ve elem değil, haz ve lezzet bırakıyor
Eğer insanlar gerçek aşkın Allah'ı bilmek ve ona secde etmek, ebedî bir alemde beraber olmak olduğu-" nu anlasalar, dünya aşkına hiç mi hiç tenezzül etmezler
Ben acizane, Mevlâna'nm, Leyla ile Mecnun'un ve Yunus'un aşkını çok iyi anlamaya başladım Mevlâm bizi bu hakiki aşktan ayırmasın
72
Beyim bir rüya görmüştü Heyecanla anlattığı rüya şöyleydi:
Rüyasında vefat etmiş Vefat ettikten sonra kendisini uçağa benzer bir araca bindirmişler Uçağın üstünde Arapça harflerle Risale-i Nur yazıyormuş Almışlar bir başka dünyaya götürmüşler Bakmış ki orada iki ayrı bir dünya var Birisi dar, sıkıntılı ve bunaltıcı İkincisi de rahat, serbest ve huzur dolu bir yer Eşim bunların nedenlerini sormuş Orada bir şahıs şöyle cevap vermiş
"O dar ve sıkıntılı olan yerler kabir alemi Hesabını veremedikleri amellerinden dolayı çile çekiyorlar
73
İnanıyorum ki bu rüya ayan-meyan bir hakikati anlatıyor Cenab-ı Hak, nefsimizden ve şeytanımızdan bizleri korusun ve kendi yolundan ayırmasın
Sizleri sık sık bekliyorum hocam Bahusus eşim çok istiyor Dualarınızı eksik etmeyin Bizler de her zaman sizlere dualar ediyoruz Vesile olmasaydınız halimiz ne olurdu Allah binlerce razı olsun Eşinize ve çocuklarınıza da selâm ve dualarımı iletin
Rabbim yar ve yardımcınız olsun O güzel kitaplarınızın sayısını çoğaltsın Amin
Meral TÜRKMEN
ALLAH İÇİN ÇALIŞAN KURTULUYOR
Bu dünya ise, şehit olanların dünyası Bunlar ölüm acısını tatmadıkları için vefat ettiklerinin farkında değiller Bunlar için hesap yok Affedilmiş kullardır Bunlar gidip, her an ailesiyle ve çevresiyle görüşebilir Ama onlar kendilerini göremezler ve duyamazlar
"Peki bu şehitlerin dünyasına gelmek için ne yapmak lâzım?"
"Dünyadayken Allah yolunda çalışmak gerekir Ömrünü iman ve Kur'an yolunda harcayan manevî şehit olur Allah için ölen de maddî şehit olur "
"Ya ailem, çocuklarım?"
"Onlar da iman ve Kur'an yolundan ayrılmazlarsa, onlar da manevî şehid olur ve senin yanına gelirler Yoksa ahiretin ayrılığı çok dehşetlidir "
Eşim ağlamaklı uyanıyor
İBRETLİ BİR AŞK İMTİHANI
Ertuğrul Bey Hocama,
Kitaplarınızdan çok yararlanmış bir bayan olarak, en temiz dualarımla sizleri selâmlıyor, en iyi dileklerimle uzun ömürler diliyorum
Şu anda müthiş bir heyecan ve kalp çarpıntısı içinde ağlıyorum Bu satırları ağlayarak karalıyorum Zira çok doluyum, anlatacağım çok şey var
Şu imtihan dünyasında olan insanın başına neler J gelmiyordu Her insanın bir öyküsü, çetin bir sınavı ve zorlandığı, bazen de düşüp yuvarlandığı engelleri 'var
Benim hayatım da acı serüvenlerle dolu Aşktan hakikate, hayalden gerçeğe uzanan yorucu, çetin serüvenler Bunları siz büyüğümüzle paylaşmak istedim Zira kitaplarınız buna benzer gerçek serüvenlerle dolu Bunca hayat deneyiminden sonra, hizmet sofranızda benim de bir tuzum olsun istedim
Eğitim fakültesini birlikte okuyup, bitirdiğimiz, Ercan isminde bir sınıf arkadaşıma karşı, derinden derine ilgi duyuyordum Onun bu türlü işlerle pek ilgisi yoktu Çok dürüst, çok yardımsever ve çok bilgili bir insandı Üç yıl boyunca kendisine olan aşkımı fark etmesi için neler yaptım, neler  Ama ısrarla bütün bunları
76
görmezlikten geliyordu Artık son sınıfa gelmiştik Bunu açık açık konuşmak istiyordum
Bana ilgi göstermemesinin veya ilgime yanıt vermemesinin nedeni, farklı kültürlere ve farklı bölgelere mensup olmamız olduğunu anlıyordum İşte bu ayrıntıyı kendisine anlatıp, aşkımı söyleyecektim
Kendisine birkaç kez "Seninle önemli bir konuyu konuşmak istiyorum" dediğim halde "yok" demedi Ama her seferinde mazeretlerle beni savuşturuyordu Açıkça kendisine olan ilgimi ya istemiyordu, ya da ayrı hayat anlayışımız nedeniyle "sorun çıkar" endişesi taşıyordu
Halbuki Allah'a hamd ve şükür kabilinden ben çevremde derhal fark edilen bir kızdım Birçok erkek benimle bu konuda diyalog kurmak istedikleri halde hepsini de reddettim Bunların içinde bizim toplumumuzun gençleri de vardı Çünkü biz farklı gelenekleri, görenekleri ve hayat anlayışı olan bir kültüre mensuptuk Bizde bizim dışımızdaki gençlere kız verilmez ve dışarıdan da kız alınmazdı Eğer bu geleneği çiğneyen olursa, çok zaman bunu canıyla öderdi Ben bunu biliyordum Ama ona olan aşkım nedeniyle bütün bunları göze aldım
Nihayet Ercan'dan söz aldım Bir yer ve saat tespit ettik Orada buluşup, konuşacaktık Ama Ercan'ın bir şartı vardı:
"Ben inancım gereği, yabancı bir kadınla başbaşa kalamam Yanında senin istediğin bir kız daha bulunsun " dedi
Buna karşı çıkmak istedim Ama ona olan aşkım nedeniyle sustum ve kabul ettim Yanıma bir arkadaşımı aldım, kararlaştırılan yerde buluştuk
77
Ben ezile-büzüle duygularımı ifade etmeye başlamıştım ki, Ercan sözümü keserek ekledi:
"Kendini yorma ve ezilip, büzülme" dedi "Ben iki yıldır her şeyin farkındayım Sana karşı ben de çok büyük ilgi duyuyorum Ama bunu açığa vuramam Çünkü bunun iki nedeni var
Birincisi; ben inancım gereği, nikahlanmadığım yabancı bir kadınla, evlilik oyunu oynayamam Başlarsam, resmen başlarım ve bitiririm Kaçamak, yanlış işler yapamam
Böyle bir durumum olmadığı için sizin duygularınıza açıkça cevap veremedim Ama sizi çok sevdim, hep içime gömdüm, sakladım
İkincisi de; sen kendine özgü bir toplumun kızısın Seni bana vermeyeceklerini biliyorum Bu mümkün olsa bile çok büyük sıkıntılar yaşayacağımızı da biliyorum Bu macerayı göze alamadım Sen kendi toplumunda huzurlu olursun, orayı tercih et
Buna şiddetle karşı koydum
"Hayır" dedim "Kimin ne diyeceği hiç umurumda değil Eğer sen beni istersen, her şeyi göze alırım Hem niçin beni bu kadar sevdiğin halde hiç işaret vermedin Bunu merak ettim "
"Ben çevremde dini bütün bir insan olarak tanınıyorum Herkes bu aşk oyununu canı istediği gibi oynayabilir Ben asla  Çünkü beni izleyenler anlattıklarımın ve savunduğum fikirlerin doğruluğunu, dürüstlüğümü davranışlarında arayacaklar Hem Allah, Peygamber ve din diyelim, hem de hiçbir inanç kuralıma sığmayan aşk macerası yaşayalım Bu benim felsefeme ters  Aşkımı içime gömerim, belki odama
78
kapanıp ağlarım, ama dışarı vurup, kendimi rezil edemem  Ama iş resmî olarak başlarsa o ayrı  
"Ben bu işe hazırım," dedim Başını salladı
"Çok zor Hatta imkânsız " dedi "Bunu başaramayız İşin başında dönelim Ailem asla buna razı olmaz Hele sizin ki, hiç razı olmaz İki ailenin istemediği evliliği tek başımıza yapamayız Hislerimizle değil, aklımızla hareket edelim "
Çok ısrar ettim, çok yalvardım Hatta saatlerce ağladım Kabul ettiremedim
Ayrılırken dedim ki:
"Eğer sen beni kabul etmezsen; ya ölümü seçerim ya da ölünceye kadar seni beklerim "
Bunun üzerine durakladı
"Sana kesin bir söz veremem Ama madem bu konu senin için dönüşsüz bir yolsa, o zaman birlikte çıkış yolu arayalım" dedi
Allah'ım! Uçtum, âdeta uçtum! Dünyaları baha verdiler Dünyanın en mutlu insanı oldum Bu kadarcık söz bile bana yetmişti Çünkü onu çok seviyordum
Ayrılırken benden bir söz aldı
"Bu buluştuğumuzu kimse bilmeyecek " dedi Kabul ettim
Tekrar döndü
"Üzülme," dedi "Eğer sen ömür boyu beni beklemeyi göze aldıysan, benim duygularım da senden
79
aşağı değil Eğer bu evlilik olmazsa ne yapalım, ömür boyu birbirimizi bekleyerek, ahirete göçüp, gideriz "
Bu bile benim için çıkar bir yoldu Dünyada fırtına estiren bu sevgi öylesine güçlü ve öylesine yakıyordu ki, "ya onunla" ya da "ölümle" diyordum
Okul bitene kadar birkaç kez daha bir araya geldik Çözüm aradık Ama çıkar yolumuz, akılcı bir çözümümüz yoktu
Okul bitti İkimiz de Allah'ın bir lütfü olarak aynı vilayete ve aynı kazaya öğretmen olarak atandık Okulumuz da birbirine yakındı
Ercan ev tuttu Bazı talebelerle kalıyordu Ben de bir hemşire hanımla kalıyordum Hemşire hanım da dindar bir kızdı Sizin kitaplarınızı okuyordu
Bana ilk defa sizin kitabınızı Ercan vermişti Kendini Arayan Adam, Kendimi Buldum ve Düzceli Mehmet  
Aşktan sonra dünyamda fırtınalar koparan ikinci bir dönemim olmuştu Sonra Risale-i Nurları okumaya başladım Hemşire hanım o konuda uzmandı Bana yardımcı oluyordu
Allah kabul etsin Ercan'ın ve Hemşire Hanımın desteğiyle doğru yolu yakalamıştım Namazlara başladım ve kapandım Ailem bunu duyunca kıyametler kopardı Dövmeler, küfürler, hakaretler  Babam, annem ve kardeşim sanki cani kesildiler  Nasıl olur da namaz kılarsın, geleneklerine ve inançlarına ters hareket edersin Çünkü bizim hayat anlayışımızda namaz, oruç gibi dinî motifler yoktur Allah bana sabır ve kuvvet verdi Direndim Bir müddet sonra da ailem beni evlâtlıktan ve mirastan reddetti
80
Bu görünüşte dayanılmaz bir acı ve imtihandı Ama büyük Allah'ım hiçbir kulunu çaresiz bırakmazdı Ailemin beni reddetmesi, işimizi kolaylaştırdı
Nihayet Ercan'la evlendik Tabiî ki iki ailenin de rızası olmadı Ama Ercan'ın ailesi benim dönüş yaptığımı duyunca çok sevindiler Beni kabullendiler
Bütün acılarımın dindiği, bütün mutluluğun bize güldüğü bir hayat başlamıştı Kendi imkânlarımızla bir ev kurduk Ercan'ın arkadaşları bize hem anne, hem de baba oldu Çok büyük borçlara girmeden, evimizin ihtiyaçlarını tamamladık
Evlendikten sonra Ercan'a olan aşkım bitmedi, daha da alevlendi Onsuz bir saniye geçiremiyordum Gözüm ondan başka kimseyi görmüyordu O, o kadar dürüst, mert ve sevecen bir insandı ki, dünyanın en şanslı kadını olduğumu düşünüyordum
Ama hocam, benim hayat sınavım bitmemişti Hatta yeni başlıyordu
Dünyadaki tek varlığım, babasının adını taşıyan Ercan'ıma hamile olduğumu, yeni öğrendiğim gündü
Daha önce birlikte kaldığımız hemşireye gittim Test yaptırdım Müjdeyi aldım, eve koşarak gidip, müjdeyi Ercan'la paylaşmak için sabırsızlanıyordum
Ama dünyamı karartan, bütün ümitlerimi yitiren olayı hastane kapısında öğrendim Bir ambulans, acil servise yanaştı Etrafında insanlar koşuyordu Birinin "Bizim Ercan, bizim Ercan" dediğini duydum Kim, hangi Ercan olduğunu sormadan oraya yığıla kalmıştım
Evet bizim Ercan'dı O büyük aşkım, o büyük
81
sevdam, onun uğruna bin kere hayatımı verebileceğim, erkeğim Ercan  
Bir kamyonun freni patlıyor Yol üstündeki iki öğrencisini kurtarmak için atlıyor, çocukları kurtarıyor, ama kendisini kurtaramıyor
Bütün ilçe yasa durdu, gözyaşı döktü Ben bitmiş, tükenmiş, yaşayan bir ölüydüm Milyarlarca kez haykırdım Allah'a  
"Ne olur beni de al! " diye  Olmadı Ama hâlâ hasretime, sevdama, aşkıma kavuşmak için yalvarıyorum İnşallah o kapı çok uzamadan açılır Allah'tan ümit kesilmez
Şimdi oğlum Ercan'ı koklayıp, hayatıma direnç ve güç katıyorum Henüz iki yaşında  Öğretmenim Hâlâ kendimi toplayamadım Evlenmek için bir sürü gelip-gidenim oluyor Hepsini de azarlayıp, kovuyorum O maddeten öldü Ama evimin içinde hep canlı ve o pırıltılı bakışları hâlâ yanıyor O tatlı sözleri hâlâ duyuluyor
Ruhuna her gün Kur'an ve Cevşen okuyorum Her haftanın bir gününü onun mezarına ayırıyorum
Tek tesellim, dostum İman ve Kur'an sohbetleri  Ercan'ın ailesi, sağ olsunlar beni yalnız bırakmıyorlar Ama ailemden ses, soluk yok
Kardeşim bir "oh olsun" mektubu göndermiş Ne yapayım Doğrusunun öyle olduğunu sanıyorlar Cevap veremedim Yine de dua ediyorum, kurtuluşları
Hocam, bağışlayın Yine her tarafım buz kesti Direncim bitti, dayanamıyorum Yanımda, gözyaşlarıyla sulanan mendilleri bir görseniz
82
Başınızı ağrıttım, biliyorum
O büyük aşkıma, o büyük sevdam Ercan'ıma ne olursunuz dua edin, Fatiha gönderin Kendim için bir şey istemiyorum O rahat etsin yeter
Allah beni ona çabuk kavuştursun Size de uzun ömürler, ailenize mutluluk ve huzur versin
Hizmetinizi tebrik ediyorum Sizi mutlaka ziyaret etmek istiyorum
Allah yar ve yardımcınız olsun
Sercan İPEK
|