Yalnız Mesajı Göster

Aşk Böyle Yaşanır

Eski 08-02-2012   #8
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Aşk Böyle Yaşanır




Sayın Hocam,
Çok uzattım O kadar doluyum ve yazacaklarım o kadar çok ki, sizi sıkmak istemiyorum
Son olarak, aşklar kuvvetli iman ile beslenir, aileler de iyi bir kul olmakla mutlu olur
Beni dinlediğiniz ve ciddiye aldığınız için teşekkür ederiz
Siz kitaplarınızla beni intihardan kurtardınız Allah da sizi bütün sıkıntı ve problemlerden kurtarsın, güzel kitaplar vermeyi nasip etsin
Her zaman dualarımızdasınız
Hürmetlerimle
Başak MUTLU


ÖRNEK BİR AŞK
Merhaba Halit Bey Hocam,
Size her mektup yazışımda tarifsiz bir heyecan ve huzur duyuyorum Mektubunuzu aldım Size söz verdiğim o "aşk olayı"m yazıyorum Önce hem mektubunuza, hem nezaketinize, hem de sorunuma getirdiğiniz çözüm önerinize candan, yürekten teşekkür ederim
Çok samimi söylüyorum Hiçbir abartı ve riyakarlık yapmadan söylüyorum:
Kitaplarınız bu zamanın insanlarına tam bir ilâç gibi geliyor Benim gibi birçok maddî ve manevî problemlerle boğuşan bir genç için ilâç gibi olursa, diğer insanlara daha fazla etkili olur
Kitaplarınızın en önemli özelliği, okuyucuyu Risale-i Nur adındaki Kur'an tefsiriyle buluşturmak oluyor Zaten Risale-i Nur kitapları okununca da birçok problem kendiliğinden bitiyor
Halen Düzceli Mehmet ve Aysel'in etkisindeyim Bu iki kitap her gence verilmeli, her okulda okutulmalı
Hocam sizinle başımdan geçen çok müthiş bir anımı paylaşmak istiyorum
Bu anı benim aşk konusunda bana yeni ufuklar açtı Ayrıca, aşk konusunda bütün bildiklerimi baştan sona değiştirdi Demek ki gerçek aşkı bir çok insan bilmiyor
Olay şöyle:
Annemle babam 1998 yılında bizim memleketin (Hatay'ın) hacılarıyla birlikte hacca gitmişlerdi
Hac esnasında Suriye asıllı, ama uzun zamandan beri Mekke'de yaşayan yaşlı bir hanımla tanışmışlar Hanım öğrenim düzeyi yüksek ve bilinçli bir hanımmış Annemle babam da Arapça bildikleri için çok rahat konuşuyorlarmış
Yaşlı hanım aynı zamanda çok da dindarmış Allah, peygamber ve Kur'an aşığı bir hanımmış Her Allah ve peygamber deyişinde gözyaşı döküyormuş
Yaşlı hanım annemle babamı evine davet etmiş Evinin bir bölümünde erkek kardeşi ve onun çocukları yaşıyormuş Bir bölümü de kendisine artmış ve orada yalnız yaşıyormuş
Annemle babam odasına girince şaşırmışlar Çünkü odasının duvarı yaşadığı köyün resimleri, hatıraları, gençlik resimleri ve Türkiye ile ilgili birçok resimler varmış
Yani ilk bakışta bir Türkiye hayranı olduğu da anlaşılıyormuş
Sohbet derinleştikçe, hanımın doğduğu ve gençlik döneminin geçtiği Suriye'deki kasaba, Türkiye sınırına çok yakın ve Asi nehrinin kenarında olduğu anlaşılmış
1938 yılında Hatay, Suriye sınırı çizilmeden önce Türk tarafına çalışmaya gelmiş, gitmiş O yıllarda ise,
116
17-18 yaşlarında çok güzel ve çevrede ünü bilinen bir kızmış Sonra da Suudi Arabistan'a gelip, Mekke'ye yerleşmişler Hanım Mekke'de okumuş İngiltere'de yüksek öğrenim yapmış Elçiliklerde çalışmış Sonra da emekli olup, kendini ibadete vermiş
Annem, babamın dikkatini duvardaki eski bir genç resmi çekmiş Siyah-beyaz resim büyütülmüş, duvara, asılmış Resmin altında Arapça 1936 tarihî varmış ve şöyle bir yazı okunuyormuş: "Sana bu dünyada kavuşamadım, inşallah ahirette"
Annem sormuş, "Bu kimin resmi?" diye
Hanım ise, derin bir iç çekmiş, gözleri yaşarmış ve dalmış gitmiş
- O benim aşkımdı, sevdiğim gençti, demiş Ben onunla Allah'ı buldum
Annem ve babam, hanımın bu duygu yoğunluğu karşısında, hem de sözünün derinliği karşısında şaşırmışlar
Annemin ısrarı üzerine hanım ağlayarak olayı anlatmış
- Ben o zaman 17-18 yaşındaydım Bu duvardaki resmin sahibine tutulmuştum Köylerimiz komşuydu Onların köyü Asi nehrinin öbür yanında, şimdi Türkiye topraklarında idi Bizim de köyümüz Asi'nin Suriye tarafında idi Ama köyler karşı karşıyaydı O zamanlar sınır olmadığı için köylüler birbirine gelip, giderlerdi
117
Bunun ismi Ali idi Halk arasında ona Topal Ali derlerdi Ayağı kırılmış, sonra yanlış tutmuş ve ayağı topal kalmıştı Çok yakışıklıydı Babasıyla bize gelmişlerdi Orada gördüm Tutuldum Sonra birkaç kez görüştük Ama 1938 yılında Asi nehri sınır olunca, bir daha görüşemedik
Bu resmi çocukluk resmidir O zaman almıştım 1938 yıllarında 17-18 yaşlarında olduğuna göre (2002 yılı itibariyle) 82 yaşında olması gerekir
Şimdi nerededir, yaşıyor mu bilmiyorum Bir defa Türkiye'ye gittim Köylerine de gittim, ama askerden sonra dönmemiş İskenderun'a yerleşmiş Oralarda da aradım ama bulamadım
Onun sevgisi hiç ama hiç içimden çıkmadı Bir an, bir saniye bile
Ama onun sevgisi bana sevgililer sevgilisi olan Allah'a, Peygamber'e ulaştırdı Anladım ki, ölesiye sevilen bir insanın yaratıcısı ne kadar sevilmeli En duru, en temiz sevgiye O lâyık değil mi?
Sevgililer yaşlanır, fikrinden döner, ölür, fani olur Ama sevgililerin yaratıcısı güzeller güzeli Allah her zaman o sevgiye lâyık ve oradadır
O hanım tam bir aşıkmış hocam Hem de gerçek aşka ulaşmış
- Annem, babam bu durumdan çok etkilenmişler Memlekete dönüp araştıracaklarına söz vermişler Ve müsaade isteyip, evden ayrılmışlar
Yolda kaldıkları eve gelirken babam anneme demiş ki;
118
- İskenderun kafilesinde ayağı sakat Ali diye bir amca var Gerçekten de yaşlı adam Yaşlı kadının dediği yaşta olabilir Sakın bu olmasın?
Yorum yapa yapa kaldıkları yere gelmişler Adamı bulmuşlar Adamın geçmişi ve doğduğu yeri sorunca kadının anlattıklarıyla örtüştüğünü görmüşler Kadının aradığı Topal Ali'nin bu şahıs olduğunu kesin şekilde anlaşılmış Ama sürpriz olsun diye durumu orada anlatmamışlar
Annem babam bir bahane uydurup, adamı da yanlarına alarak, yaşlı kadının evinin yolunu tutmuşlar
Gitmişler ki hanım evde Tabiî iki saat önce uğurladığı misafirleri tekrar karşısında görünce şaşırmış
Annem yanındaki Topal Ali'yi göstererek, kadına demiş ki:
- Bu adamı tanıdın mı?
Sanki kadın bir anlık tereddütün ardından bir yanardağ patlamış gibi çığlık atmış
-Ali!
O esnada öyle çırpınmış, öyle heyecanlanmış ki kendinden geçmiş
Topal Ali ise olup bitenlerden habersiz tam bir şok içinde
Kadın haykırmış
- Beni nasıl tanımazsın, ben Asiye
Topal Ali'den ikinci bir şok Öyle şaşırıp kalmış ki, dili tutulmuş
119
Annem babam ağlamaktan helak olmuşlar
Elli yıllık bir hasretin, bir heyecanın ve bir tutkunun alevleri bütün kalpleri akmış geçmiş
Olup bitenler bir film şeridi anlatılmış, en baştan beri Büyük bir aşk serüveni, hayret edilecek temiz ve duru bir sevda
Topal Ali Kadın'a sormuş
- Çoluk-çocuk var mı? Kadın ise :
- Hiç evlenmedim, demiş Çünkü seni çok sevmiştim Bu sevgi ateşini, Allah ve Resulü'ne çevirmekle unutmaya, söndürmeye çalıştım
Halen yaşlı gözlerle:
- Ya sen? diye sormuş Topal Ali de :
- Ben de hiç evlenmedim, demiş
Annem-babam bu sahne karşısında titremişler, göz yaşı dökmüşler
Babam :
- Aşk edikleri bu olması lâzım Gerçek aşk bu, demiş
Şimdiki âşıklar et-kemik aşklı diye mırıldaşmışlar - Babam :
- Madem ki ikiniz de evlenmediniz, yaşlarınız da ilerlemiş öyleyse hala fırsat varken hayatınızı birleştirin, demiş
Fakat ikisinde de bir istek olmamış
120
Kadın bu teklife şu yorumu yapmış - Ben elli yıldır, hiçbir kirli elin, kirli sözün ve kirli dilin değmediği pak ve pırıl pırıl bir aşk yaşıyorum Bu aşkı dünya eliyle kirletmek istemem Bu aşkın Cennet'e verilmesi için Rabbim'e niyaz ediyorum Bu aşkın lâyık olduğu yer dünya değil, Cennettir
Ne büyük, ne anlamlı söz Çünkü bir çok âşıklar kavuşunca o temiz aşklarını yitirmişler
Birbirlerinden adreslerini, telefonlarını alarak, gözyaşlarıyla ayrılmışlar ve sık sık görüşmeye karar vermişler
Ama hocam müthiş bir gelişme daha olmuş Topal Ali üç gün sonra rahmetli olmuş Babam durumu kadına iletince, kadın feryatlar içinde kalmış - Artık benim de gitmem lâzım, diye ağıtlar etmiş Babam hacdan dönünce bir veya iki ay sona kadını aramış Kadının da rahmetli olduğunu öğrenmiş
Bu olay beni çok etkiledi hocam Bu günün aşkıyla kıyasladım da hiç ama hiç uyuşmuyor Babamın dediği gibi ete-kemiğe aşk Halbuki aşklar, çağlar üstü, asırlar ötesi bir duygu Dün de vardı, bugün de, yarın da olmalı Ama pak, duru ve temiz şekilde
Aşkla insanı hakiki aşka, hakiki sevgiye götürmeli Bizler Allah'ın yarattığına, eserine âşık oluyoruz Ama asıl âşık olunacak sevgili O Alemlerin Rabbi
Ah O'nu hakkıyla bilsek, tanısak, O'na tam kul olsak ve mesajlarını anlayabilsek; o zaman sevgi ve, aşk da, tutku da temizlenir, pak ve duru bir şekilde yaşanır
121
Yoksa akşam başlayıp sabah biten aşk mı olur? Eti-kemiği sergileyen, bütün nazarları olayın bu yönüne çeken âşık mı olur?
Ben çok etkilendim hocam, bilmem siz ne dersiniz
Umarım bu hatıra işe yarar
Saygılarımla
Ahmet Arslan
122


GERÇEK AŞKIN YOLLARI
Ertuğrul Bey,
Sizleri evimizde ağırlamak çok güzeldi Sohbetinizle bizlere yeni bir heyecan ve yeni bir enerji verdiniz
Eşimle ben ziyaretinizden çok mutlu olduk Çocuklarıma önerileriniz ise, çok etkili oldu Aynı şeyleri bizden duy salar o kadar etkili olmazdı Ama sizi çok sevdikleri için her söylediğiniz söz çabuk tesir gösterdi Sizden sonra önerilerinizi bir bir uygulamaya başladılar Hemen günlük planlar, ders çalışma ve kitap okuma seansları, Risale dersleri birbirini izlemeye başladı Onları iyi ateşlendirdiniz ve taze bir enerji oluşturdunuz
Evimizin huzuru, tertip ve düzeni, eşimle ve çocuklarımızla ilişkilerimiz konusunda bir mektup yazıp göndermemi istediniz Daha doğrusu bunu eşimden istediniz ama biraz ben de yazma çizine alışkanlığı olduğu için bu işi eşim bana havale etti
Allah'a şükür evimizde çok mutlu ve huzurluyuz Ama öyle abartılacak bir yanımız da yok Fakat sizin gözünüze herhalde çok mükemmel göründü, onun için böyle bir şey istediniz
İlişkilerinde ailelerinde ve eşleri arasında problemler yaşayanlara küçük büyük öneriler olması dileğiyle, evimizdeki bu düzenin nasıl oluştuğunu anlatmaya çalışacağım Umarım ki, genç kızlarımız bazı mesajlar alırlar
Biz on yıllık evliyiz Üç tane çocuğumuz var Sırayla altı, sekiz ve dokuz yaşındalar Eşim ve ben öğretmen olarak görev yapıyoruz
İlk tanıştığım günden beri eşime olan ilgim hiç kesilmedi Kaba bir tabirle hâlâ eşimi ilk gündeki kadar beldi de daha fazla seviyorum, ona taptaze bir aşkla bağlıyım Aynı duyguları da ondan görüyorum Bizim aramızdaki bu düzeyli ilişki ve sımsıcak sevgi, ailemizde huzur dolu bir ortam oluşturdu Dolayısıyla çocuklarımız da bizlere bakıp, o uyuma ve düzene ayak uydurdular Bunun için de ciddi bir aile problemi yaşamadan hayatımızı sürdürüyoruz
Önemli olan konu buralara nasıl geldik? Bu düzeni nasıl kurduk? Bu işi nasıl başardık? Daha da önemlisi bu sevgi ve aşkı nasıl sürdürüyoruz?
Tabiî ki bu konulara herkesin bakış açısı farklıdır Ve herkes bu konuları ayrı bir şekilde değerlendirebilir
Bizim izlediğimiz yol şöyleydi:
1 Önce ben çok düzenli bir aile ortamında büyüdüm Anne ve babamla çok iyi bir diyalog kurdum Her problemlerimi onlarla paylaştım ve her zorluk karşısında onlardan destek aldım Bu, evlilik hayalleri kurarken benim için en büyük ilham kaynağı oldu
2 Geleneklerimize, aile değerlerimi, manevî duygularımı ve milli değerlerime bağlı bir kız olarak yetiştirildim Bu duygular önce bende bir güven, sapmaz bir yol, iyi bir irade ve sağlam karar mekanizması oluşturdu Çünkü hayata bakışım ve felsefem netleşmişti Nasıl yaşayacağımı ve nasıl bir aile düzeni
124
oluşturacağımı biliyordum En azından suyun ve yelin yönüne göre kendimi başıboş bırakmayacak kadar bilinçli ve ne yaptığımın farkındaydım
3 Ben oturmuş bir dünya görüşü, hayat felsefesi olan ve maneviyatına bağlı bir kız olarak tanınınca, çevremdeki erkekler de sıradan insanlar olamazdı En azından beni bilen, benim fikrimi ve görüşlerimi takdir eden insanlardı
Başka bir ifadeyle, benim yaşam tarzını beğenen gençler, benimle iletişim kurmak istediler Bu da benim için çok önemli bir avantaj oluşturdu Çünkü bu türlü gençler, insana güven veren insanlardır En azından dinsiz, imansız, maneviyatsız, başıboş ve hayatı günlük zevklerden ibaret gören insanlar değildiler
4 Eşimle böyle bir ortamda tanıştık O benim manevî duygularımı ve dünya görüşümü dikkate alarak yaklaştı, tabiî ki ben de onun Dolayısıyla kafamızdaki ve gönlümüzdeki isteklerimiz, birbirini karşıladı ve örtüştü
Adına sevgi, tutku, aşk veya ne denirse densin ilk elektriklenme bu şekilde oluştu Hâlâ da devam etmektedir Onu hâlâ bir genç kızın heyecanıyla seviyorum Onun akşam yolunu beklemek, kapıyı açıp, içeri almak bana sonsuz bir haz veriyor
5 Eşimle tanıştıktan sonra kendimi sorguya çektim Ve kendi kendimden hesap sordum
Neydi bu hesap? Hatırlayabildiklerimi sıralamaya çalışayım:
- Niçin bu genci istiyorsun?
Zeki, çalışkan, dindar, ne yaptığını bilen ve bana ilgi ve değer verendi
125
- Bana istediğim bir hayatı sunabilir miydi?
En azından evet Çünkü fikir ve görüşlerimiz örtüşüyor Geleneklerimiz uyuyor, kültürümüz farklılık göstermiyordu Ayrıca bir evi yönetecek ve yükünü kaldıracak yeteneklere sahipti
- Beni ne kadar istiyor ve seviyordu?
En az benim kadar Nereden biliyorum? Davranışlarından Çünkü onun yalan söylediği görülmemiştir
- Onu tanıyanlar da dürüstlüğünü onaylıyorlar mıydı?
Evet Birçok arkadaşından sordum Bir olumsuz cevap almadım
- Harcamaları, hayalleri ve gelecekle ilgili düşünceleri istikrarlı, uyumlu ve güven veriyor muydu?
Veriyordu Çünkü iki hedefi vardı Kimseye yük olmayacak bir aile yaşamı Görevlerini yerine getirecek iyi bir kulluk anlayışı
- Ailem onaylıyor muydu?
En büyük desteğim onlardan geldi Hem desteklediler, hem de bana nasıl bir yol izlemem gerektiğini anlattılar
- Hayatı nasıl paylaşacaktık?
Her zaman konuşarak, anlaşarak, kırmadan ve üzmeden Bunun için yemin bile ettik Çok şükür öyle de oldu
- Sevdamızı nasıl canlı tutacaktık?
Hep gülümseyerek, destek olarak, moral vererek ve iltifatlar ederek Bunların hepsi gerçek oldu ve asla yapmacık olmadı
126
Buna benzer daha bazı sorular ve cevaplar Allah'a şükür sağlam bir temel üzerine kurulan ailelerde huzur da, mutluluk da ve sevgi de hep canlı kalıyor
Cemil Tokpınar Bey'in ifadesiyle "Ömür Boyu Aşk" bu şekilde oluşuyor
Bu günlerde aşkların boşa çıkması, uzun soluklu olmaması, bazen de hüsranla bitmesinin benim görüşüme göre ortak bazı nedenleri var
Önce aşkı yalnızca bir aşktan ibaret sanıyorlar Aşk, mantıksız bir tutkuyla başlar Eğer aşkta mantık bulunmazsa, mantıksız başlayan aşk, mantıksız bir şekilde biter
"Çok seviyorum, ölüyorum, bitiyorum" diyenlere sormak lâzım Hangi yönünü, hangi meziyetini ve hangi olağanüstü tarafını Cevap çok da mantıklı değil
Niçin âşık oldum? Efendim iyi sesi var, iyi gülücükler dağıtıyor, iyi para kazanıyor, iyi şöhreti var Ama bütün bunlar anlık ve çok kısa bir zaman sonra bitme ihtimali olan suni güzellikler
Niçin seviyorsun? sorusuna; kişiliği, karakteri, yaşantısı ve davranışlarından dolayı dense o başka Zaten aranan da bu olmalıdır
Huyu için, iç güzelliği için ve olumlu davranışları ve insanlık değerleri için sevenlerin aşkı ebedidir
Yaşlanmış, beli bükülmüş ihtiyarların birbirlerine tutunacak hâlâ ilk sevdalarının sıcaklığını ve vefasını sergilemeleri, eğer dış güzellikle ilgili olmasaydı, şimdiye o sevgi bağı kalır mıydı?
127
Ertuğrul Hocam,
Kısaca bizim ailenin öyküsü böyle Allah cümlemizin de bizim de huzurumuzu ve aşkımızı son anımıza kadar canlı kılsın
Genç kızlarımıza da akıl, mantık ve basiret duygularıyla hareket edip, kuru ve geçici bir aşk uğruna hayatlarını karartmayacak şuur versin
Eşimle birlikte selâm ve dualarımızı takdim ediyoruz Sizleri tekrar evimizde görmek dileğiyle Rabbime emanet olun
Türkan ÇALIŞKAN



KURU BİR AŞK YETER Mİ?
Sevgili Hocam,
Ben oldum olası, her yapacağım şeye aniden karar veririm Bu huyumdan hiç memnun değilim Bu mektubu size yazma fikri aklıma gelir gelmez kendimi masanın başında buldum
Size mektup yazıp, içinde bulunduğum çıkmazı, bunalımı ve açmazları anlatmalıyım Çok ciddi bir talebim yok Ama bunalımlardan kurtulmak için acıları birbirleriyle paylaşmak da bir çaredir Bunu biliyorum
Kitaplarınızla bana öncü oldunuz Beni daha kötü çıkmazlardan kurtardınız Düzceli Mehmet, Aysel, Uçurumdan Dönüş ve diğerleri bana yol, iz gösterdi, beni yaşama döndürdü
Şimdi de yine bunalımdayım Bir aşk bunalımı Bir sevda çıkmazı yaşıyorum Ama işler istediğim gibi gitmiyor Sevdama acı, aşkıma elem ve hüzün karışıyor Yani sevgiden ziyade ızdırap görüyorum Halbuki aşk, sevgi güzellik ve huzur vermeli Niçin elem ve ızdırap veriyor
Ben bir fakültenin son sınıfındayım Sevdiğim çocuk da aynı sınıfta Ama aşkıma karşılık bulamıyorum ve beni ciddiye almıyor Çok değişken, havalı ve
tutarsız bir yaşantısı var Galiba ben yanlış yerde ve yanlış kişiyle birlikteyim
Hocam ne olursunuz, bana bir yol, bir iz gösterin
Aşkın düzenli yürümesi ve ondan huzur almam için ne yapmam lâzım? Bu sorunun cevabına çok ihtiyacım var
Yani bana bir "aşk harikası" yazın Kısacası aşk nasıl yaşanır? Ne olursunuz beni ciddiye alın ve yardımcı olun
Selâmlar, saygılar
Banu ALTUN

CEVAP:
Sevgili Banu Hanımın hissiyatını yansıtan çok sayıda mektup aldım ve almaya devam ediyorum İfade ettiği problemler son derece ciddi konular Bunlar hislerle değil de, akıl ve mantık öncelikli yaklaşımlarla ele alınıp, çözüm sunulmalıdır Yoksa sonuçları çok vahim biten olaylar gerçekleşir Temel mesele ne yaptığını ve ne yapacağını bilememekten kaynaklanıyor
Önce aşkla ilgili bazı tespitler sunalım:
Aşk; Arapça aslı ışık olup sözlükte şiddetli ve aşırı sevgi, bir kimsenin kendini tamamen sevdiğine vermesi, sevgilisinden başka bir şey düşünmemesi" anlamına gelir
Sevginin, en yoğun ve en coşkun bir şelale gibi çağlamasını arılatan aşk, insanları birbirine bağlayan, birbirine yaklaştıran bir sihir, bir efsun âdeta İnsanları
130
neredeyse gözü kapalı cezbeden bu sırlar yumağı, çok tatlıdır, çok güzeldir, çok şirindir, çok keyif vericidir Ancak çok da acıdır
Sevgi ve aşk; Allah'ın "Tüm yaratıkları seven ve onlar tarafından çok sevilen" anlamındaki "Vedûd" isminin tecellisidir, bir yansımasıdır İslami literatürde aşk ilâhî ve beşeri olmak üzere başlıca iki anlamda kullanılmıştır İlâhî aşka genellikle "hakiki aşk" denilmiştir "İman edenler Allah'ı daha şiddetle severler" (el-Bakara 2/165) ayetindeki "şiddetli sevgi"den maksat aşktır Diğer bir ayette de (et-Tevbe 9/24) Müminlerin Allah'ı her şeyden çok sevmeleri gerektiği belirtilmiştir Hz Peygamber Hz Ömer'e "Ben sana herkesten daha sevimli olmadıkça iman etmiş olamazsın" demişti (Buhari, "İman", 8-9; Müslim, "İman", 67-70) Mutasavvıflar bu manaya gelen ayet ve hadislerden Allah'a ve resulüne âşık olmanın lüzumu manasını çıkarmışlardır
Gazali'ye göre Allah'ı tanıyan O'nu sever Tanıma (marifet) arttıkça sevgi de gelişir ve güçlenir İşte bu sevgiye aşk denir Sevginin bu şekilde aşk halini alması, kulun ilâhî güzelliği idrak etmesinden ileri gelir Bu idrak arttıkça aşk da güçlenir Nitekim Hz Peygamber'in Hira'da ibadete kapandığını gören Mekke müşrikleri, "Muhammed Allah'ına âşık oldu" demişlerdi Gerçek âşık kalbindeki Allah sevgisine hiçbir varlığın sevgisini ortak etmez Bu yüzden başka şeylere karşı duyulan sevgiye ancak mecaz yoluyla aşk denebilir; çünkü ortağı olmayan, dolayısıyla ortaksız sevilebilen tek varlık Allah'tır (İhya, II, 279-280)
Özet olarak aşk;
Sevdiğinde fani olmak, âdeta kaybolmaktır Artık âşık kendini ve benliğini bırakarak, maşukuyla bütünleşmekte, sanki bir vücut olmaktadır
131
Âşık Olunan Kişide
Hangi Özellikler Aranmalıdır?
Aşk, ucuz bir sevgi değildir Çok zaman aşklar, hayatlarla ödenir Bir ömür, bir hayat kadar önemli olan bu duygu, kiminle paylaşılacakla, o kişi özenle ihtimamla seçilmelidir Çünkü çok değerli olan bu aşk duygusuna, çok değerli ve üstün vasıflı namzetler lâzımdır
Bu kişiler kim olabilir? Ne gibi özellikleri olmalıdır?
Bunun için şu sorulara cevap arayın:
1 Aşkıma lâyık mı?
2 Deneyimli bir insan mı?
3 Maneviyatı güçlü mü?
4 Maddî yeterliliği var mı?
5 En zor günlerde dert ortağı olabilir mi?
6 Hayatı kazanabilecek bilgi, istek ve yetenek var mı?
7 Öğrenimi yeterli mi?
8 Güzel ahlâk ve iffet sahibi mi?
9 Vefalı bir dost mu?
10 Bekâr mı?
11 Aynı kültür ve gelenekleri paylaşıyor mu?
12 Yaş seviyesi uygun mu?
13 Hayatı zorlaştıracak alışkanlığı veya hastalığı var mı?
14 Aileye değer veriyor mu?
132
15 Sevgi maddî bir sebebe mi dayanıyor, yoksa kişilik ve karaktere mi?
16 Aynı felsefeyi ve aynı hayat görüşünü paylaşıyor mu?
17 Harcamalarda ölçülü ve dikkatli mi?
18 İleriye dönük hazırlığı ve planları var mı?
19 Karşıya değer verip, saygı duyuyor mu?
Bu sorulara yeterli cevap bulan ve bulduğu cevap da içine sinen bir insan duyduğu aşka sımsıkı sarılsın O aşk, mutlu olmaya yeterlidir Ancak, "Henüz işin başındayız, bazı şeyler eksik ama zamanla düzelir" mantığıyla yola çıkanlar ise, kendi kendilerini kandıracaklarını, bu aşkın kendilerine asla mutluluk getirmeyeceğini bilmeleri lâzımdır
Bir aşk olayıyla karşı karşıya bulunan ve bir karar aşamasında olan insan, kendi kendine şu soruları sormalıdır:
1 Ben ne yapıyorum? Yaptığım iş içime siniyor mu? Çok ciddi bir iş yaptığımın farkında mıyım?
2 Kiminle beraber oluyorum? Bu kişi hayatımı paylaşmaya değer mi?
3 Bu ciddi durum karşısında yeterli bilgi ve örneklere sahip miyim?
4 Bu türlü konuları yaşamış ve deneyim kazanmış insanlarla konuşup, onların görüşlerini aldım mı?
5 Herhangi bir uzmanla görüştüm mü?
6 Aile büyüklerini haberdar edip, onların desteğini aldım mı?
Bu soruların cevabı "evet'se, mantıklı bir iş yapıyorsunuz demektir Ama büyük çoğunluğu
133
"hayır"sa, vakit kaybetmeden ne yaptığınızı süratle gözden geçirin
Unutmayın ki, hayat tek kişilik değildir Aşklar dostluklarla ve sevenlerle birlikte yürürse ve onların desteği alınırsa, mutluluk verir Yoksa ömür az, acısı büyük ve pişmanlığı da çok fazla olur Hatta çok zaman hayatla ödenir
Bu konuda bana ulaşan bir mektup, bu konuyu çok iyi izah etmektedir
Hocam,
Bir sevdaya düştük Ama kimsenin ikazını dinlemedik Sevdiğimiz kızdan başka kimseyi görmüyorduk Annem-babam, akrabalar ve birçok sevenlerim bu işe karşı çıktılar Kendilerine göre gerekçeleri vardır
Yabancı, gelenekleri ayrı, yaş ve eğitim durumu farklı, ailesinin rızası yok ve daha bir sürü olumsuz unsur
Bu yüzden ne onun, ne de benim ailem buna müsaade ettiler
Kızı çok seviyordum, çok güzeldi Ben de kızı kaçırdım İlk aylar iyi geçti Ama kendimize geldikten sonra aşk büyüsü bozuldu
Ev, iş para ve diğer ihtiyaçlar kendini hissettirince kuru aşkımız da ortada kaldı Her gün kavgaya başladık Allah'tan ki çocuk yapmamıştık Sonuçta ayrıldık Bin pişman evime döndüm Hem onun hem de î benim gençliğimiz harap oldu Şimdi ne iyi oldu, diyebiliyorum, ne de kötü oldu
Kötü oldu çünkü bir yuva yıkıldı Boşanmış iki insan toplumda iyi karşılanmazdı Bir ömür sürecek sandığımız aşkımız bitti
134
İyi oldu, yalnız kuru bir aşkla bir hayatı sürdürmek mümkün değilmiş Aşkları aşk yapan, başka unsurlar da varmış
Bursa'dan yazan Kerem'in bu mektubu her şeyi anlatmıyor mu? Başka söze ne gerek var?


ANAMIN AŞKI BABAMDI BABAMIN AŞKI VATANDI
Vatan aşkı, aşkların en yücesidir Vatan için can vermek de ölümlerin en güzelidir
Bu hikâye, vatan uğruna şehit olan bir insan ile, ömrünün sonuna kadar ona tertemiz aşkını mukaddes bir emanet gibi koruyan bir hanımın aziz hatırasıdır
Anlatayım:
Ben ayrı dünyası olan bir insanım Kendime ait olan bu dünyam, biraz garipçedir Çünkü ne zaman "şöyle bir hava alayım da stresim dağılsın" diye çıksam, ilk uğradığım yer kabristan olur Bu halimi görenler hep sorarlar
- Başka gidecek bir yer bulamıyor musun ki, herkesin endişeyle ve ürpertiyle baktığı bir yeri seçiyorsun? Görülecek onca güzel yerler dururken, son gideceğin yere, şimdiden gitmek neden?
Evet tabiî ki bunun birkaç sebebi var:
Önce, hayat kadar hayata giren ve hayatla özdeş olan "ölüm" gerçeğini bilmek ve bu gerçeğin, gerçeğine inmek istiyorum Herkesi korkutan ve ürküten “ölüm"e alışmak ve dost olmak gereğine inanıyorum Çünkü "ölüm" e dost olarak ve yakınlık duyarak yaşamak "ölüm" den kaçarak, korkarak hayat sürdürmekten daha rahat, daha endişesizdir Bunun içindir ki, bu gerçeğin gizli dünyasına girmek, onun özüne ulaşmak, ölmeden, ölümün nefesini ve varlığını duymak; hayatı terk etmek değil; aksine hayatı daha iyi anlamak, onun kıymetini çok iyi bilmek ve onu daha güzel yaşamak demektir İşte ölümle bu manada dostluk, hayatla dost olmaktadır
Öte yanda, kabristanın sessiz dünyası da hayatın bir başka hayatıdır Sessizliğindeki ciddiyet, vakûrluk ve olgunluk, hayatı rastgele yaşayanlara dopdolu mesajlar verir Her mezar taşı, bir hayatın içinden, binlerce tecrübe anlatır Hayatın, yaşanmış kurallarına, canlı örneklerini sunar O kadar çarpıcı hayat kaideleri, ölçüleri ve dersleri vardır ki, binlerce cilt kitapların anlattıklarını bir cümleyle özetler Okuyanlar, kendileri için paha biçilmez hayat dersi alırlar Bu dersin içinde, hayatın istikran, düzeni, disiplini neden ve niçinleri saklıdır
İşte, o hayatın içine girmek, onun sırlarına inmek ve yaşayanlar için vazgeçilmez gerçeklerle kucaklaşmak sanıldığı gibi korku ve ürperti değil, haz ve lezzet verir Bu tıpkı, sonradan gideceğin bir yerin adresini, önceden ezberlemek gibi bir şeydir
Daha da önemlisi, bir hayat tecrübesiyle o dünyaya göçmüş insanlardan, bu dünya insanlarına mesajlar getirmek, canlı misaller aktarmak ve belki de, doğacak bir faciayı önlemek Bu bir çeşit ders almak, okula gitmek demektir
İçime, bir sevda gibi giren bu duygu, bundan ibaret değil tabiî
138
139
Dahası var;
Ben asıl kabristana, vatanları uğruna şehit düşmüş, canını vermiş o kahraman insanları tanımak, onlarla taşımak ve mezaristanca konuşmak üzere giderim O insanlara karşı ödenmesi lâzım gelen saygım ve minnet borcum olduğuna inanırım ki, hangi taşın üstünde "şehid" kelimesi görsem, ürperirim ve sarsılırım Yatan o insanın büyüklüğü ve erişilmez manevî makamı önünde eridiğimi hissederim Canlarını bizim için feda etmiş olan insanların büyüklüğü nasıl anlatılır bilmem Bu borcun ne başı, ne de sonu vardır Hür bir vatan, hür bir bayrak ve hür bir millet bırakmak uğruna ölüme koşmak, onunla kucaklaşmak ne temiz, ne ulvi bir duygu Allah'ım! Sanırım, geçmişle geleceğin birleşmesi, milletin bütünleşmesi ve hürriyetin bekası, bu duygulara çok muhtaç olacaktır
Bu nişlerimin oluşmasında, Yemen çöllerine kanını dökerek şehid düşen, dedemin hatıraları büyük yer tutar Ama asıl hayranlığım Pilot Yüzbaşı babamın şehid düşmesini öğrendiğim gün başlamıştır Belki bu yüzden, belki de hayalin dahi titrediği hava facialarının tesirinden olacak; şehidlerin içinden Hava Şehid-lerine karşı ayrıca bir duygu yatar içimdeOnların, daha ayrı bir yeri olduğuna inanırım Bunlara karşı minnet duygum daha başkadır
Şehid babamı, dünyaya gelmeden dört ay önce kaybetmiştim Bir tatbikat sırasında uçağı dağa çarpmış
Hâlâ yaşayan arkadaşları, "Onun gibi vatanperver, onun gibi görev aşkıyla dopdolu ve onun gibi atılgan, cesur bir pilot görmedik" derler Göz yaşları hâlâ kurumamış olan anam da aynı şeyleri anlatır Belki de milyon, milyar defa duyduğum aynı şeyler
- Oğul, senin baban var ya, öyle cesur bir askerdi ki, saçlarım adedince başlarım olsa hepsini de bu vatana feda ederim, derdi
Yaşlı anam her bu sözü tekrarlayınca da içine çökmüş yaşlı gözleri kor gibi kızarır, buruşmuş dudakları oynaşır ve gözyaşları çenesine doğru kayar Yirmi yaşında, bir çocukla dul kaldığı, bir kocanın hasreti O sevda hâlâ taze, hâlâ yeni Öylesine temiz, öylesine lekesiz bir duygu ki, tam otuz beş yıldır, kocasının sevgisini korumuş ve bütün evlenme tekliflerini reddetmiş
- Benim elime, başka bir kocanın eli nasıl değer? Deyip kabul etmemiş
Yine bir bayram günü
Yaşlı anam hasta olduğu için babamın mezarı başında yalnızım ve bütün kalbimle onu arıyorum Görmediğim, konuşamadığım ve sıcacık şefkatini hissedemediğim babamı
Kendimi, o dünyanın sırları içine o kadar attım ki, sanki her mezar taşı, o dünyaya açılan bir kapı oldu Sessiz dünya konuşmaya, ölüler kalkmaya başladılar Tanımadığım binlerce insan doluştu, oracığa Ve babam bir anda belirdi Sıcak ve tatlı tebessümüyle bana uzandı Yılların verdiği, hasret, hüzün ve arzuyla kendimi kollarına attım Doya doya öptüm, sıktım ve göğsünü kokladım Anamın anlattığı o tığ gibi subay daha da dinç, daha da güzel ve daha da güleç
- Nasılsın oğlum? Dedi fısıltı halinde
- Hep seni konuşuyoruz, dedim
- Ya anan?
- Senden başka bir şey düşünmüyor, ama hasta
140
- Merak etmesin, özlemine kavuşacak O anda bir şey anladım
Devam etti:
- Sen de mi üzülüyorsun?
- Çok
- Neden?
- Ölmeseydin de ne anam, ne de ben bu üzüntüyü duymasaydık?
Gülümsedi
- Ben ölmedim ki, dedi Şehitler ölmez Biz yalnızca, sizin gözünüzde öldük, ama ebedî yaşamak için Ben sizi görüyorum ve her gün gelip, evimizde dolaşıyorum Siz beni görmüyorsunuz Bu, farklı dünyalarda olduğumuz için
Rüyadan uyanır gibi uyandım Önümdeki mezar taşından başka bir şey yoktu Evet, bir hayal görmüştüm Ama gerçek bir hayal Babamın mesajını, zihnimin en unutmaz yerine koydum ve mecalsiz vücudumu zor toparlayarak ayağa kalktım Mezaristana çok yakın olan evimize doğru yöneldiğimde, soluk soluğa bana doğru koşan komşumun oğluyla karşılaştım Heyecan içinde;
- Abi koş, seni evden bekliyorlar, dedi
- Bu telâşın ne? Hem beni bekleyenler de kim? Diye endişeyle sordum
Gözleri dolu ve titrek sesiyle;
- Annen öldü, abi, dedi
Yığıla kalmıştım Ve babamın imasını da yeni çözüyordum Ama ölüme alışmak zor olacaktı
141
İki âşık birbirine kavuşmuştu Vatan aşkı ile şehid düşen babam ile, babamın tertemiz aşkını lekelemeyen anam Ruhun şâd olsun

Alıntı Yaparak Cevapla