|
Prof. Dr. Sinsi
|
Soframızın Baş Tacı Midemizin İlacı, Ekmek
Soframızın Baş Tacı Midemizin İlacı, Ekmek
Kadriye BAYRAKTAR / DEĞERLERİMİZ
soframızın baş tacı midemizin ilacı, ekmek
Ekmeğin kökeninin, Hz Adem’e kadar dayandığı rivayet edilir Evliya Çelebi ünlü eseri Seyahatname’de, Cebrail’in (a s) Hz Adem’e (a s) ekmek yapımını öğrettiğini anlatır Bunun için fırıncılar Hz Adem’i (a s) “fırıncıların piri” sayarlar
Soframızın baş tacı, aşımız, katığımız, olmazsa olmaz dediğimiz damak tadımızdır ekmek Kimimiz fırından yeni çıkmış ekmek kokusunu duyarak yemeyi, kimimiz içinin pamuk gibi kısmını, bazılarımız da kıtır kıtır kabuğunu severiz Velhasıl toplum olarak ekmeği sever, soframızdan eksik etmez, dilimizden düşürmeyiz Atalarımız öyle hürmet etmişlerdir ki “veliy-yi nîmet” ve “nân-ı azîz” diyerek takdim etmişlerdir bu doyurucu güzelliği
Ekmeğin kökeninin, Hz Adem’e kadar dayandığı rivayet edilir Evliya Çelebi ünlü eseri Seyahatname’de, Cebrail’in (a s) Hz Adem’e (a s) ekmek yapımını öğrettiğini anlatır Bunun için fırıncılar Hz Adem’i (a s) “fırıncıların piri” sayarlar İnsanın kökeninin ekmek olduğuna inanan atalarımız “Ağacın kökü toprak, insanın kökü ekmektir” sözüyle ekmeğin azizliğini ne güzel ifade etmişlerdir
Tahıla dayalı ürünleri tüketmeye başlayan insanların yaşadığı ilk bölgelerden biridir Anadolu Bunun için ekmek, kültür tarihimizde ayrı bir öneme sahiptir Osmanlı’nın sofrasında bütün yemeklerden üstündür ekmeğin değeri Ekmek yere konmaz, kırıntısı yerde bırakılıp üzerine basılmaz Sofra kurulmaya başlanınca ilk önce ekmek gelir siniye Anadolu insanının, geleneğin, inancın, emeğin, hayat veren gıdasıdır ekmek
Osmanlı’da ekmek önceleri ev fırınlarında, komşu hanımların bir araya gelmesiyle tandır veya sacda pişirilerek yapılır Fakat batılı hayat tarzından etkilenmeye başlandıktan sonra ekmek yapımında da değişiklikler olur Ancak çarşıda satılmaya başlanan ekmeği, hamurunu sevgiyle yoğuran analarımız pek sevemez Öyle ki “Onlar çarşı ekmeği yer”, “Ekmek çarşıya düştü Elalem aç kaldı, küstü” gibi sözler ayıplama olarak, bazen de alay etmek için söylenir
Peygamber Efendimiz (s a v), buğdayı öğüttükten sonra kepeğini elemeden tüketmemizi tavsiye ediyor Günümüzde buğdaydan yapılan kepekli ekmeğin ve yulaflı yiyeceklerin giderek değer kazandığı da bilimsel bir gerçektir Buğdayın kabuğu (kepek) ve tanelerinde kan, kaslar, dişler ve kemikler için vazgeçilmez bir unsur olan “cap” vardır Kabuğunun dış yüzeyinde “B” grubu vitamini, buğdayın içinde ise hücre yenilenmesi için temel bir madde olan “glutin” bulunur
Allah Rasulü (s a v) ekmeği küstürmememizi söylüyor
Vücudumuzun temel besin maddesi olan bu “nan-ı azize” hürmet de ancak Efendimiz’in sünnetine ve alimlerin tavsiyelerine uymakla elde edilir Ekmeğe en büyük saygı helal bir kazanç ile olur Temiz bir rızıkla midelerini doyurmak isteyenler yani haram lokma yemekten kaçınanlar için ekmeğin önemi daha farklıdır Midesine giren lokmanın nereden geldiğini bilmeyen, israf etmeyi alışkanlık haline getirmiş, midesini tıka basa dolduran kimselerde ibadetlere karşı kalbi olarak bir ilgisizlik ve duyarsızlık başlayacağını İslam alimleri bildirmektedir
Yemek yerken, “Bismillah” diyerek başlamanın zikir, bu yiyeceği nasip eden Yaratan’ı düşünmenin “fikir”, yemek sonunda “Elhamdülillah” diyerek kalkmanın ise şükür olacağını söylüyor büyüklerimiz Yediği taama zikirle başlayan, fikirle devam eden, şükürle de bitiren kimsenin ekmeğe nankörlük etmesi, bir de çöpe atması bizce mümkün değildir Fakat günümüzde ekmek öylesine çok israf ediliyor ki “Toplum olarak başımıza gelen birçok felaketin sebebi, ekmeğe hürmette kusur edişimizden olabilir mi?” sorusu akıllara geliyor
Bu aziz gıdayı Allah’ın (c c), kullarım yesin içsin diye rızk bahçesinden sunduğunu, Efendimiz’in üç gün üst üste beyaz undan yapılmış ekmek yemediğini, Hendek Savaşı’nda üç gün aç kalıp karnına ashabıyla birlikte taş bağladığını biliyoruz Bütün bunların yanında çöpe atarken elimizin hesap gününde bize şahit olacağını da unutmayalım Mevlana ekmeğin kıymetini ancak aç kimsenin bileceğini söylüyor ve “Tok olan, o zevki, hiç bilmez! Ekmekçi dükkanındaki ekmeklerden dükkanın ne haberi vardır? Ekmekçi aç olsaydı, ekmeği hiç satmazdı; seher rüzgarı gülün kıymetini bilseydi, onu saçıp dökmezdi!” diyor
Ey Aişe! Kerim olana ikram et!
Sofrasında bereket, kalbinde huzur bulmak isteyenler öncelikle “nan-ı azize” hürmet etmeliler Zira Allah Rasulü (s a v) ekmeği küstürmemizi söyler Hz Aişe (r anha) rivayet ettiği bir hadisi şerifte şöyle diyor: “Rasulullah (s a v) hücreme girmişlerdi Atılmış bir ekmek parçası gördüler Hemen onu alıp silerek yediler ve ‘Ey Aişe! Kerim olana ikram et! (Yani kıymetli olan ekmeğe hürmet et) Zira şu ekmek, bir kavimden nefret edip kaçmışsa bir daha dönmemiştir’ buyurdular ” (İbn Mâce)
|