|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hayat Bir Ümittir
Hayat bir ümittir
MAHALLEMİZDE sevdiğim
bir baba dostumuz
var İsmini de bilmem
Biz ona “Kaptan Amca” deriz
Gün görmüş, inançlı ve kültürlü
birisi Uzun yıllar gemilerde kaptanlık
yapmış, dünyanın dört bir
yanını böylelikle dolaşmış Sohbetine
doyum olmaz Zelzelede
evi yıkılınca, küçücük bahçesine
Rabbim güzel bir ev yapmayı da
nasip etti
Bir gün bisikletimle yine evinin
önünden geçerken selâmlaştık
Hoşbeşten sonra beni
bahçesine davet etti “Gel sana
bir şey göstereceğim” dedi
Meraklandım doğrusu, çünkü
Kaptan Amcanın sürprizleri
çoktur Beni, bir ağacın altına
götürdü “Bak bu kiraz ağacının
bir kısmını yeni evin plânına
uymak için kesmemiz gerekti
Gönlüm hiç razı değildi Ama
başka da çaremiz yoktu Ağlaya
ağlaya kestim Ve Rabbime
dedim ki; ‘Bu kestiğim kiraz
ağacının aynısından tam dokuz
tane dikeceğim bu bahçeye, ne
olur izin ver, o ağaçların yetiştiğini
göreyim Hatamı telâfi
edeyim’ dedim Rabbim duamı
kabul etti ve iki üç seneye kalmaz
onların da meyvelerini yiyeceğiz
inşaallah Bak neredeyse yetiştiler,”
dedi Diktiği dokuz ağacın
bana tek tek yerlerini gösterdi
Hayranlıkla izledim ve dinledim
kendisini Kaptan Amca yaman
adamdır Sözünün eri ve ümitli
bir insandır
Hayatta en çok sevdiğim
şeylerden biri de böyle ümit
dolu, gayret dolu insanlarla sohbet
etmektir
Gerçekten ümit, Rabbimizin
bizlere en büyük bir nimetidir
Kur’an’da belirtildiği üzere;
“Rabbimin rahmetinden, büsbütün
yolunu şaşırmış olanlardan
başka ümidini kim kesebilir
ki?” (15-56) buyuruluyor Ümitli
olmak bir emirdir ve ümidini
kaybetmemek ise bir duadır
İnsan nefsinin bir şeyi özenerek
ve isteyerek beklemesine
biz “ümit” diyoruz Dilerim içinizdeki
ümit kuşu hiç susmasın,
sonsuza dek şakısın inşaallah
İnsanda ümit olmasaydı,
hangi işi yürür, hangi hedefe
doğru gidebilirdi ki? Kendi aramızdaki
ilişkilerden ve işlerden
tutun da, Yüce Allah’ın bütün
vaatlerine kulak verip inanmamız
hep ümitledir
Eğer çiftçide bir yarın ümidi
olmasaydı, güneşin altında o
kadar didinip durur muydu?
Öğrenci, hocalık şerefine
ulaşmak ya da gerekli bilgiyle
donanıp hayata atılıp insanlığa
faydalı olmak ümidi olmasaydı,
onca yıllar göz nuru döker
miydi? Hangi çırak elindeki
sanatın sayesinde bir yerlere
gelip kazanmak ümidi olmasaydı,
ustasının kahrını çeker
miydi hiç?
ELHASIL dünyada ümitsiz
ve gayesiz bir insanı boşuna
aramayın bulamazsınız
Hatta ümidim yok, artık bittim
tükendim diyenlerin bile sözlerine
pek kulak asmayın Hepsinin
içinde gizli ümitler vardır
yarınlar için Yaptığı iyiliklerin
ve hayırların, ahirette de olsa
mükâfatını görme arzusu bile
bir ümit değil de nedir? Bu dünyada
ümit satıp para kazananlar
dahi yok değil İşte medyumlar,
falcılar; işte astrolog denen şarlatanlar
ve üfürükçüler vs
Kur’an’da pek çok ümit ve
rahmet ayetleri vardır Bunlardan
bir kısmını okuyalım:
“Kullarıma, acıyan, esirgeyen,
gerçek bağışlayıcının Ben
olduğumu anlat; en can alıcı
azabın da Benim azabım olduğunu ”
(15/49-50)
“Rahmetim her şeyi kaplamıştır ”
(7/156)
“Bilin ki Allah, kişinin kalbine
ondan daha yakındır ”
(8/24)
“Rabbinizden, günahlarınızın
bağışlanmasını dileyin,
Hayat bir
ümittir
Selim Gündüzalp
çünkü O kuşkusuz bağışlayıcıdır ”
(71/10)
“Allah, gerçekten günahları
affedicidir, çok bağışlayıcıdır ”
(58/2)
Evet Kur’an’da daha böyle
nice sayısız ümit, rahmet ve
müjde dolu ayetler vardır Yeter
ki, Kur’an-ı Kerim’i Allah’ımızın
en son ve en yüce kitabı bilip,
güzel huylar kazandırmak için
gönderildiğini bilelim Yoksa
sadece yazılı olan sureleri ve
ayetleri kaidesiyle okunsun diye değil Kur’an’ı ebedi bir hayat
kitabı bilmekle Onun sırlarına
yaklaşmış oluruz
Mal mülk hepsi de bu hayatın
rahat geçmesi içindir; ama
hayat asla mal toplamak için
değildir Amaç ve araç yer
değiştirdiğinde, ümitsizlik, sıkıntı
ve ruhî her çeşit hastalık
kendini göstermeye başlar Bu
böyledir Dünya madem fanidir,
fani dünyada bu kadar değerli
bir varlık olan insanın işi nedir?
İşte bütün mesele onu bilmek,
onu bulmaktır
İNSAN o kadar kıymetli bir
varlıktır ve Allah, insana o
kadar değer vermiştir ki,
parmak uçlarına kadar her bir
insanı farklı kılmıştır Her insanın
değeri ayrıdır Birinin yerini
asla bir başkası dolduramaz
Bediüzzaman’ın ifadesiyle; “Bu
kâinatın en mükemmel meyvesi,
neticesi ve gayesi insandır ”
İnsan yaptığı bir eseri severse,
bir anne yavrusunun üzerine
titrerse, Allah (c c ) yarattığı
insanı nasıl sever bir düşünün,
bin söyleyin  İnsanın bunu
anlaması ve taşıdığı o yüksek
değeri kavrayabilmesi için yaratılışına
yönelmek, Yaratanına
dönmek zorundadır Onu kim
böyle şefkatle yaratmış ve terbiye
etmişse, onu bulmaktır yegâne
görevi insanın, onu tanımaktır
Bakın Kur’an’da Rabbimiz
ne buyuruyor:
“Allah (c c ) sizi annelerinizin
karnından bir şey bilmez
halde çıkarmıştır Belki şükredersiniz
diye, kulak, göz ve kalp
vermiştir ” (Nahl, 78)
EVET insan kalbini güçlendirmeli
ve takviye etmelidir
Kalp duyguların merkezi
ve kumandanıdır Kalbini
güçlendirdiği nispette vücudunda
söz sahibi olabiliyor insan
Dilerseniz, İmam Gazali’yi dinleyelim:
“Bilmiş ol ki, bedenin her
organı, kendine özgü belirli bir
iş için yaratılmıştır Hastalığı
ise, hangi iş için yaratılmışsa
onu yapmamasıdır Ya o işi hiç
yapamaz ya da zorla yapabilir
Örneğin elin hastalığı tutamamak,
gözün hastalığı görememek
gibi şeylerdir Bunun gibi
kalbin hastalığı da hangi iş için
yaratılmışsa onu yapamamaktır
Kalp; ilim, hikmet, marifetullah,
Allah sevgisi, Allah’a kulluk,
Allah’ı anmaktan zevk almak,
Allah’ı tüm arzuları üzerine tercih
etmek ve tüm şehevi arzularına
karşı Allah’tan yardım dilemek
için yaratılmıştır Nitekim,
Allah, şöyle buyurmuştur: ‘Cinleri,
insanları, Ben, ancak Bana
kulluk etmeleri için yarattım ’
Her organın bir yararı vardır
Kalbin faydası, hikmet ve marifet
sayesinde insanı hayvandan
ayırmaktır
Evet, kul, rahmet yağmurunun
inmesi için önce kalbinin
yabani otlardan temizlenmesine
çalışacak ki, o kalbinde ekilen
tohumdan istenilen ürün elde
edebilmiş olsun Ümit de bunlardan
biridir Aksi halde insan
ümitsizlik girdabında boğulup
gidebilir Hz Peygamberimizin
(s a v ) o ümit dolu, şefkat dolu
sesiyle, Senden diliyoruz ve
Senden dileniyoruz:
“Allah’ım gazabından rızana,
azabından afiyetine ve Senden
yine Sana sığınırım Allah’ım,
Seni hakkıyla yüceltmekten
acizim Sen, kendini övdüğün
gibisin Allah’ım, isminle ölüp,
ismini anarak dirileyim Ey göklerin,
yerin ve her şeyin Rabbi
ve Maliki olan Allah’ım, tohumu
yarıp bitkileri bitiren, ağaçlar
için çekirdeği yaratan, Tevrat,
İncil, Zebur ve Kur’an’ı indiren
Allah’ım, kötülerin kötülüğünden
ve bütün canlı varlıkların
zararlarından Sana sığınırım
Evvel Sensin, Senden önce bir
şey yoktur Ahir Sensin, Senden
sonra bir şey yoktur Zahir
Sensin, Senden aşikâr olan yoktur
Bâtın Sensin, Senden saklı
olan yoktur Allah’ım, beni Sen
yarattın ve Sen öldüreceksin
Hayatım da Senin, ölümüm de
Senindir Öldürdüğünde mağfiret
ederek öldür, yaşatırsan
beni her türlü tehlikeden koru
Allah’ım, dünyada ve ahirette
Senden af ve afiyet dilerim ”
(Buhari, Müslim, Nesei, Tirmizi)
Evet ümit, hayatın içinde
yepyeni bir hayattır Ümitsiz
bir hayat ise, ölümün ta kendisidir
Ümit dalına ve duasına
tutunan bir insan, ne sarsılır,
ne de yıkılır Çünkü hayat her
an yeniden yaratıldığına göre,
her an yeni bir imkân, yeni
bir doğuş söz konusudur Bu
Allah’a inanmanın dünyadaki
acil bir mükâfatıdır Madem
Allah var ve rahmeti her şeyi
kuşatmıştır ve her şey O’nun
hükmü ve tasarrufu altındadır,
o halde mü’minin dünyasında
keder, üzüntü, karanlık, ümitsizlik
olmamalıdır
HER SABAH yuvalarından
meçhul gibi
görünen, ama aslında
mukadder olan rızklarını aramak
için ümitle yola çıkan kuşlar
gibi biz de güne ve hayata
ümitle başlamalıyız Şevke,
ümide doğru kanatlı günlerimiz
olsun, içimiz neşeyle, inançla ve
ümitle dolsun
Son söz Rabbimizin olsun
Sözün özünü, özün sözünü yine
Kur’an söylesin:
“  Allah’ın rahmetinden
ümit kesmeyin Doğrusu Allah,
bütün günahları bağışlar  ”
(Zümer, 53)
Selim Gündüzalp
|