|
Prof. Dr. Sinsi
|
İslâmda Muaşeret
İslâmda Muaşeret (Güzel Geçinme) Adâbı
İslâm dini, insanların muaşeretine (birbiriyle görüşüp konuşmalarına, toplum halinde medeniyet üzere yaşamalarına) büyük bir önem vermiştir
Müslümanların birbirleriyle geçinmelerinde samimiyet, tevazu, sadelik, zorlanmama, karşılıklı yardım, nezaket, saygı, sevgi ve hayırseverlik bir esastır
İslâmda halk ile geçinmenin çeşitli yönleri ve dereceleri vardır Bunların bir kısmı şunlardır:
1) Herkese karşı tadlı dilli, güler yüzlü, açık kalbli olmak Bir müslüman daima güleryüzlü bulunur Hiç bir kimseyi asık bir yüzle karşılamaz Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Şüphe yok ki, Allah yumuşak huylu, açık yüzlü kimseyi sever "
2) Herkesle güzel şekilde görüşmek, insanlara eziyet vermekten kaçınmak
Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur
"Müslüman odur ki, dilinden ve elinden müslümanlar selâmette bulunur "
3) İnsanların eziyetlerine katlanmak, kötülüğe karşı iyilik yapmak
Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Sıddîkların (özü-sözü dosdoğru olanların) derecelerine geçmek istersen, senden ilgiyi kesene bağlan, senden esirgeyene sen ver, sana zulmedeni de bağışla "
4) Dargınlığa hemen son vermek Müslümanlar arasında bir dargınlık olursa hemen barışırlar, birbirlerinden üç günden ziyade ayrı kalmazlar Müslümanların gönüllerinde düşmanlık ve kin duyguları yaşamaz Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Üç günden ziyade kardeşine dargın kalmak bir müslümana helal olmaz "
5) Dargınların arasını düzeltmeye çalışmak Bir müslüman, iki din kardeşi arasında her nasılsa bir dargınlık olduğunu görünce aralarını bulmaya ve o küskünlüğü gidermeye çalışır Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Sadakanın en faziletlesi, dargınların aralarını bulup düzeltmektir "
6) İnsanların kusurlarını araştırmamak ve yaymamak, aksine örtmeye çalışmak Müslümanlar kimsenin kusurlarını araştırmazlar Kimsenin ayıbını ve kusurunu araştırıp ortaya çıkarmaya ve göstermeye çalışmazlar Buna aykırı hareket dinde yasaktır Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Bir kul bir kulun kusurunu örterse, Allah Tealâ Hazretleri de onu kıyamette örter (günahlarını açığa vurmaz) "
7) Dostları arkalarından savunma Bir müslüman gerektiğinde dostlarını, din kardeşlerini arkalarından savunur Onlar hakkındaki yanlış fikirleri düzeltmeye çalışır Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Bir kul kardeşine yardımda bulundukça, kendisine de Allah daima yardım eder "
8) İnsanların kalblerini kötü zandan korumak için sakıncalı yerlerden uzak durmak Buna aykırı davranmak birçok kimselerin günaha girmesine sebeb olur, insanlar arasında dedi-koduya ve nefrete yol açar Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:
"Töhmet yerlerinden kaçınız  "
9) Değişik halk sınıfları ile makamlarına göre sohbet edip ilişki kurmak Herkese kabiliyet ve durumuna göre hitab etmeli Bir alimden, bir zahidden, bir zenginden beklenen vasıfları, bir cahilden, bir fasıkdan, bir fakirden beklememelidir
10) Yaşlılara hürmet, çocuklara, düşkünlere merhamet ve şefkat göstermek İslâmda büyüklere karşı saygı, küçüklere karşı sevgi bir esastır Bu esas, âileler arasında bir kat daha önemlidir Anaya-babaya pek ziyade hürmet etmek bunun bir örneğidir Bunları adları ile çağırmak terbiyeye aykırıdır Bir kadının kocasını adı ile çağırması da edebe aykırı olduğundan mekruhtur Bir hadis-i şerifin anlamı şöyledir: "Bir genç bir yaşlıya sadece yaşından dolayı hürmet etti mi, Allah da ona bir mükâfat olmak üzere, ihtiyarlığı zamanında hürmet edecek bir kimseyi muhakkak yaratır "
Bu mübarek hadis, yaşlılara saygı gösteren gençlerin sevab kazanacaklarını ve çok yaşayacaklarını müjdelemektedir Artık ihtiyarları bir yük kabul eden gençler, bunu biraz düşünmelidirler
11) Hayırsever olmak, yardım etmek ve arka çıkmak Şöyle ki: Müslümanlar herkes için hayır ister, herkese yardımda bulunmaktan haz duyar Müslümanların din ölçüleri içinde birbirlerine yardım etmesi ve şefaatta bulunması, aralarındaki kardeşliğin bir gereğidir Kendisi için hayırlı görüp istediği bir şeyi, başkaları için de istemeyen kimse, İslâm muaşeretinin temiz esaslarını gözetmemiş olur Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Sizden biriniz kendi nefsi için sevip istediği bir şeyi kardeşi (veya komşusu) için de sevip istemedikçe, gerçek mümin olamaz "
12) Selâm vermek Şöyle ki: Müslümanlar arasında selâm vermek bir sünnettir, bir dostluk ve hayırseverlik alâmetidir Selâm almak da bir farzdır Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız Size bir şey göstereyim mi ki, onu yaptığınız zaman birbirinizi sevmiş olursunuz: Aranızda selâmı yayınız "
Selâm vermenin bazı edebleri vardır Bunlardan bir kısmı: Bir topluluğun yanına girilirken konuşulmadan önce "Esselâmu aleyküm" diye selâm verilir
İçinde insan olmayan bir yere girildiği zaman "Esselâmu aleyna ve alâ ibadillahissalihîn" denilir
Gençler yaşlılara, süvariler yayalara, yürüyenler oturanlara, arkadan gelenler önden gidenlere selâm verirler Bir topluma verilen selâma: "Ve aleykümüsselâm" diye içlerinden birisi karşılık verirse, diğerlerinden selâm alma görevi düşmüş olur Fakat o topluluk içinden hiç biri karşılık vermezse, hepsi de günahkâr olur Bir toplantıdan ayrılırken de selâm vermek iyidir Kendisine selâm verilen kimse, daha güzel bir karşılıkta bulunarak şöyle der: "Ve aleykümüsselâmu ve rahmetullahi ve berekatüh " Bunu söylemek yerine göre pek güzeldir Bir kimsenin selâmını getirip tebliği edene "Aleyke ve Aleyhisselâm" diye karşılık verilir Bir mektubla selâm yazılmış olursa, ya dil ile veya yazı ile: "Ve aleykesselâm" denilir
Selâma karşılık veremeyecek durumda olanlara selâm vermek mekruhtur Onun için yemek yiyene, Kur'an okuyana, hutbe dinleyene, namaz kılana selâm vermemelidir Verilirse, cevablanması mutlaka gerekmez İşlediği günahı açıkca söylemekten çekinmeyen kimselere (fasıklara) selâm vermek mekruhtur
|