|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hizmet Ehli Özel Himaye Altındadır
Hizmet, Yüce Allah’ın emridir “Allah yolunda mallarınız ve canlarınız ile cihad edin…” (Tövbe;41) ayeti, hizmet ehline Yüce Allah’ın bir selamıdır Bunun manası; ‘Ey dostlarım! Benim için yaşayın, bana gelin, benim için can verin!’ demektir
Tasavvuf ehli cihadı; insanlara hayır yolunda hizmet etmek, zulmete/karanlığa karşı nurla mücadele etmek ve kötü ahlaka karşı güzel ahlakla karşılık vermek anlamında anlamış ve uygulamıştır Daha açık bir ifadeyle, onlar cihadın manevi yönünü yerine getirmektedirler
Evet, hizmet Allah’ın emanetidir Allah için hizmet eden kimse, Yüce Allah’ın himayesindedir Bu himaye ihlasa bağlıdır Niyeti güzel olanın feyzi kesilmez, ameli zayi olmaz Dost olan, dünya ve ahirette yalnız bırakılmaz Canını ve malını sevip onu özel himaye altına almak isteyen kimse, onları Allah için Allah yolunda harcamalıdır Büyük arif İmam Şaranî (ks) anlatır:
Mürşidim Ali b Vefa (ks) derdi ki: Müritlerden kim Alemlerin Rabbinin özel himayesinde olmak istiyorsa, mürşidine sadakatle hizmet etsin, onun emirlerine canla başla koşsun Yapılmasını işaret ettiği işlerde mürşidine muhalefet etmesin Hizmette olan müritler, daima Yüce Allah’ın şu ayetini düşünsünler:
“Süleyman’ın emrine de kasırga gibi esen rüzgarı verdik Rüzgar onun emriyle hareket eder, içinde bereket yarattığımız yere doğru eserdi Biz her şeyi biliriz Ayrıca şeytanlardan bir grubu da Süleyman’ın emrine vermiştik Onun için dalgıçlık yaparlar (denize dalıp inciler çıkarırlar) ve bunun dışında başka işler de görürlerdi Biz onları özel gözetim ve muhafaza altında tutuyorduk ” (Enbiya;81-82)
Bakınız, Yüce Allah, sadık dostlarının hizmetinde bulunan ve emri altında çalışan kimseleri nasıl muhafaza ediyor
Müfessirler, cinlerin neden ve nasıl muhafaza edildiği konusunda şu açıklamalarda bulunmuşlardır; Allah-u Teala Hz Süleyman’ın emrinde çalışan cinleri, diğer kötü cinlerin şerrinden koruyordu Onları bu hayırlı işten alıkoymak isteyen cinlere fırsat vermiyordu
Allah-u Zülcelal, işini bozmak isteyen cine fırsat vermiyor, hem elindeki işi koruyor hem de onu yapan cini muhafaza ediyordu Allah-u Zülcelal hizmette olan cinleri diğer cinlere ve insanlara zarar vermekten alıkoyuyordu
İnsanı bütün hayırlı ibadet, iş ve hizmetlerden geri koyan, önce nefsi, sonra kötü arkadaşlarıdır Bir de boş kalmaktan, işsiz, ibadetsiz, hedefsiz yaşamaktan şiddetle sakınmalıdır
Tek başına kalan kimseye şeytan yakın olur Onun hem niyetini hem amelini bozar Boş kalan kimse, boş işlere bulaşır Onun için her insana, salih insanların nezareti altında, Allah yolunda bir çeşit hizmet etmeyi ve onların nazarları altında, kalmayı cana minnet bilmelidir
Kamil mürşitlerin, Rabbani alimlerin nezaretinde görülen hizmetler ve o hizmetleri yürütenler, Hz Süleyman’ın (as) nezaretinde görülen hizmetler ve hizmetçiler gibi, Yüce Allah’ın himayesi altındadır Bu kıyamete kadar böyledir Yeter ki, hizmet edenin ihlası zedelenmesin, hizmetteki edepler zayi edilmesin
Hizmet ehlinin değerini ve şerefini anlatan şu menkıbe çok çarpıcıdır;
Bir gün Hasan-ı Basri (ra) Basra çarşısında bir dükkanın önünde otururken, ellerini arkasına atmış kibirli bir şekilde yürüyen birini görünce, bu kimdir diye merak eder sorar, yanındakiler; “Padişah’ın hizmetçisidir ” dediklerinde, kendisi de ellerini arkaya atarak vakarlı bir şekilde yürümeye başlayınca, etrafındakiler şaşırarak, niçin böyle yürüdüğünü sorarlar
Hasan-ı Basri (ra) da onlara şu çarpıcı cevabı verir “O havalı bir şekilde yürüyen, padişah’ın hizmetçisiyim diye öyle yürüyorsa, ben de Allah-ı Zülcelal’in hizmetçisiyim, ben niye öyle yürümeyim ” diyor
İşte buradan da anlaşılıyor ki; Hizmet edenin değeri ne olursa olsun, hizmet ettiği kişi, dava, amaç ne kadar büyük ve ulvi ise hizmet edenin de o derece değeri makamı ve şerefi büyük olur
Bu konuda Bediüzzaman Hz şöyle söylüyor: “Bana sordular, niçin Milletvekili olup siyasetle uğraşmadın Ben de onlara cevabım şöyle oldu; ‘Baktım ki dünyada Kur’an ve iman hizmetinden daha şerefli ve değerli bir hizmet görmedim ”
Mümin hem bu dünyada hem de ahirette değerinin, şerefinin olmasını istiyor; bizzat Allah-u Zülcelal’in koruması ve himayesi altına girmek istiyorsa, Allah yolundaki hizmetlere bir şekilde katılmalıdır Çeşitli sebeplerle katılamıyorsa, hiç olamazsa, hizmete zarar vermemeli, kalbi, niyeti, duası, sevgi ve rızası ile hizmetlere destek verip; hizmetin manevi himayesinden, şerefinden, himmet ve bereketinden mahrum olmayıp pay sahibi olmalıdır
Çünkü hayra rıza gösteren, teşvik eden ve sebep olan kimse, o hayrı yapmış gibidir
Ahmet Yalçın Kocabaş
|