|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hizmet Ehli Özel Himaye Altındadır
MÜSLÜMANLARA HİZMET, İBADETTİR
İman, kişiliğimizin oluşmasında en önemli mihenk taşıdır İman ile düşünce, değer, istek ve hedeflerimiz daha farklı bir yapıya dönüşmüştür İmandan yoksun olanın hayat anlayışı ile iman ehlinin hayat anlayışı birbirinden farklıdır Bu farklılık sünnetullah gereğidir
İman ehli olduğunu iddia ettiği halde; düşünce, yaşantı ve arzusunu maddi ölçülere göre belirleyen bir kişinin inancında ciddi problemler vardır Çünkü iman nuru, hayatın maksat ve gayesini kulluk temeli üzerine oturtmuştur İmandan mahrum olanın durumu karanlıkta yol alanın durumuna benzer Aydınlıkta yürüyenle, karanlıkta yürüyen arasında nasıl fark varsa; iman ehli ile imansızlar arasında da çok belirgin farklar olmalıdır Rabbimiz bu ayrışmayı şöyle beyan eder:
“Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz Kurtulanlar ancak cennetlik olanlardır” (Haşir: 20)
Yani cennet nimetleri ile cehennem azabı arasında var olan farklılık, aslında cennete talip olanlarla cehennemlik olanların hayatlarında kendini göstermektedir Çünkü bu ikisine giden yollar birbirine zıttır Cehennem yolu üzerinde; nefsani ve şehevi arzular, dünya sevgisi, kibir, enaniyet ve bin bir çeşit masiyet var…Cennetin yolunda ise; Allah sevgisi, Allah rızası, cennet arzusu, İslam kardeşliği ve bin bir çeşit hayır ve hasene var…
Her fert, hayat sahnesinde neye talip olduğunu yaşantısıyla ispatlayacaktır İmanın kalitesi ve ciddiyeti; amel, ibadet ve eylemlerde kendini gösterecektir Hiç kimse kendini boş hayallerle avutmasın İman, gereği yapıldığında gerçek değerini alır Şu unutulmamalı ki İslam’a göre değerler iman ile belirlenir…
İman ehline göre ibadet, kulluk, zikir ve tefekkür; huzur ve saadet vasıtası iken imandan mahrum olanlar için ağır bir yük ve angaryadır
İman ehli için infak, sadaka ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek; Allah’ın rızasını kazandırma vasıtası iken imandan mahrum olanlar için ağır bir kayıp, ziyan ve zarardır
İman ehli için yaşlı birinin yükünü taşımakta kendisine yardımcı olmak; ahiret yükünün hafifleme vasıtası iken imandan mahrum olanlar için enayilik ve hamallıktır
İman ehli için Müslümanlara hizmet etmek; kardeşliğin gereği ve cennetin yatırımı iken imandan mahrum olanlar için kendini heder etmek ve boş yere harcamaktır
İman ehli için hasta veya mağdur bir aileyi ziyaret etmek; günahlardan arınma vasıtası iken imandan mahrum olanlar için anlamsız ve menfaatsız bir uğraştır
İman ehli için zulüm, şiddet ve baskı altında olanları kurtarmak; hak ve adaletin gereği iken imandan mahrum olanlar için kendini tehlikeye atmaktır
Velhasıl, iman ehli için var olan hayır kapılarını, imanın tadını almamış olanlar görememektedir Bundan dolayı bu kapılardan nadir kişiler geçmektedir Hâlbuki imanın lezzetini almış olanlar için her iyilik ve hayır kaçırılmaması gereken büyük bir fırsattır
“…İyilik ve takva hususunda birbirinizle yardımlaşınız…” (Maide: 2)
“…Hayır işleyin ki, felah bulasınız” (Hac:77)
“…Hayırdan her ne yaparsanız Allah onu bilir” (Bakara: 215)
“Her kim zerre kadar hayır işlerse onu görür” (Zilzal: 7)
Evet, bu ayetler hayır ve iyilik konusunda anlayışımızın değişmesinde etki yapmaz mı? Müslümanlara ve İslami kurumlara hizmet etmenin ne olumlu neticeler getireceğini idrak etmemiz gerekmez mi? Hesabımız ve hedefimiz Allah rızası ise, işte size kapı… Hayır kapısı… Müslümanlara hizmet kapısı… İyiliklerde yarışa davet kapısı… Buyurun size Rabbinizin övgüsünü kazandıracak hayır vasıtası:
“…Kendileri muhtaç oldukları halde başkalarını daha ziyade düşünürler…” (Haşr: 9)
Evet, Allah’ın övgüsünü kazanmaya hazır mısınız? Hazırsanız, durmayın çevrenizden başlayarak Müslümanlara hizmet edin, işlerinde onlara yardımcı olun… Her türlü imkânınız ile onlara desteğinizi verin… Dert ve sıkıntılarına ortak olun… Onları ağır yükün altında yalnız bırakmayın… Bilin ki, iman ehli için yapacağınız her hizmet ve destek ibadet hükmündedir Mükâfatını Allah verecektir
“…Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını yerine getirirse, Allah da ihtiyacını gidermede ona yardım eder Bir kimse bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da ona karşılık kıyamet gününün sıkıntılarından-kederlerinden- birini giderir Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamette onun ayıbını örter”(Rıyazus-Salihin, C1, No:242)
Aslında İslam’ın ilk takipçileri gibi düşünce yapımızı onarırsak, Müslümanlara hizmet etmede asla geri kalmayız Kardeşliğin ispatı, kardeşe hizmet ve yardım etmekle mümkündür Bu konuda tarihte şöyle ibret verici bir hadise geçmiştir:
Hac seferinden dönen bir adam, İmam Cafer-i Sadık’a, kendisinin ve yol arkadaşlarının yolculuk hikayesini anlatır Özellikle de yol arkadaşının çok asil olduğunu söyler ve :
- Biz, böylesine asil zahit bir insanla övünüyorduk O, tek başına taat ve ibadetle uğraşıyordu Bir yerde konakladık mı, hemen bir köşeye çekilip, seccadesini serer sermez ibadet, zikir ve duayla meşgul oluyordu der İmam:
- O halde, onun kendi işlerini kim yapıyor ve hayvanına kim bakıyordu? diye sorar
- Belli ki, bu gibi işlerle uğraşma şerefi bize aitti ve o yalnız kendi kutsal işleriyle meşguldü Bu gibi işlere (yani hizmet etmeye) yanaşmıyordu, deyince İmam şöyle buyurur:
-Öyleyse, hepiniz ondan, daha üstün olmuşsunuz (Doğruların Öyküsü-Mutahhari)
***
Müslümanlara yük olmaktansa, onlara yardımcı olmak daha hayırlı ve daha evladır Bu hizmette maddi menfaat ve çıkar aranmamalıdır Zira bu anlayış, yani çıkarcı yaklaşım İslam’a hizmetin önünde en büyük engeldir Yoksulu doyurmak, komşu haklarına riayet etmek, evsize-barksıza ev temin etmek, yetimin hakkını korumak, işlerinde Müslümanlara yardımcı olmak, İslami kurumlara sahip çıkmak, misafir ağırlamak gibi konularda ağır davranmak; iman ölçüsüyle asla bağdaşmaz
Batılıların içimize yerleştirmek istediği bu kapitalist ve menfaatçi zihniyeti bertaraf etmek hepimizin görevidir Çünkü bulaşıcı bir hastalık gibi içimize sirayet etmekte olan bu rehavet ve menfaat anlayışı, dünya ve ahiret kurtuluşumuz önünde en büyük engeldir Bizi bizden koparan, bencil ve çıkarcı hale getiren bu hastalığın ilacı ise; kardeşler için hizmet konusunda seferber olmak, onları kendimize tercih etmek ve her hizmetin karşılığını Allah’tan beklemektir
“Sizden biriniz kendisi için sevdiği bir şeyi Müslüman kardeşi için de sevmedikçe, (kamil bir) iman etmiş olmaz” (Rıyazus-Salihin, C1, No:234)
Allahım! Müslümanlara, bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenmeyi ve yekvücut olmayı nasib et Bizleri İslam kardeşliğinin gerçek uygulayıcıları kıl Amin!
|