08-02-2012
|
#6
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kişiliğin Üst Tabakası Ve İşleyişi
(E) İRADE
İrâde insanda tabiî ve hissî bir özelliktir Herkes kendisinin irâde hürriyeti olduğuna inanır İnsan kişiliğinin teşekkül etmesinde ve teşekkül etmiş olan kişiliğin korunmasında irâde mekanizmasının işleyişi etkin rol oynar Klasik olarak "nefsin, bir şeyi isteyerek, onun yapılması ya da yapılmaması lâzım geldiğine dair hüküm vermesi" şeklinde tanımlanan irâde belli aşamalardan oluşan bir açılımdır
İrade, zihinsel hayatın tezahürlerinden ayrı düşünülemez İradeli bir davranışın önce bir tasarım evresi vardır Bu tasarımın istenip istenmediği zihinde tartışılır Takınılacak tutumun, ortaya konulacak davranışın mümkün olabilirliği, doğuracağı sonuçlar üzerinde düşünülür
Üzerinde düşünülen, muhakeme edilen işin yapılmasında veya yapılmamasında bir seçme söz konusu ise birisi tercih edilir Eğer bir insan, herhangi bir işi seçip yapmak gücüne sahip değilse "irâde hürriyeti"nden yoksun demektir Her normal insan işlerini genellikle hür irade ile, isteyerek gerçekleştirmek ister Herhangi bir değerler manzumesine iman ederken, bu değerlerin koyucusu olan otoriteye boyun eğerken ve tutumlarını, davranışlarını inandığı değerlere uydurmaya gayret gösterirken hür iradeli olması büyük kıymet ifade eder
Bir iman ve itaat kurumu olan din, insanların hür vicdanlarıyla seçip bağlanacakları teşekküllerdendir İnsanı zorla dine sokma imkânı yoktur Bu sırf rıza ve hüsnü ihtiyar meselesidir "Dinde zorlama yoktur  " âyeti insan hayatında, hür iradenin evrensel yerini ve değerini gösterir Dine girmesi için kimseye baskı ve zorlama yapılmaz Ancak irâde hürriyeti ve seçme imkânı verilir Kişi, inandığı değerleri ve otoriteyi inkâr etmeye ve inandığı değerlere aykırı tutum ve davranışlar sergilemeye zorlanırsa irâde hürriyetinden söz edilemez
Her iradî hareket belli bir amaç ve ihtiyaçtan kaynaklanır Hareketi yapmadan önce, varılacak hedef, arzu edilen amaç belirlenir Bir kimsenin amaç olarak yapmış olduğu bu seçim onun niyetini ifade eder Niyet, "kendisiyle bir şeye doğru, gerek onu yapmak için, gerekse onu elde etmek için iradenin yöneldiği bir harekettir " Bir fiilin, belli bir sonucu gerçekleştirecek şekilde zihinde tasarlanıp belirlenmesidir Niyet kişiyi harekete geçiren bir sebeptir Bu sebep olmayınca amel meydana gelmez
Kur'an'ın öngördüğü kişilikte tutum ve davranışlar belli bir niyete dayanmak durumundadır Davranışlar, taşımış oldukları niyete göre değer kazanırlar
"Hata ettikleriniz hususunda sizin üzerinize bir vebal yoktur Fakat kalblerinizin (kasd ve) teammüd ettiği şeylerden sorumlusunuz " âyetinde Kur'an, niyetin genel bir formülünü verir Allah, hatadan günahı kaldırmıştır Niyetin tamam olmadığı bu gibi durumlarda kişi sorumlu tutulmaz
Değerlerinin kaynağı olarak Kur'an'ı, otorite olarak Allah'ı seçen kişilerin irâdeleri, onları belli kurallara uygun davranışlarda bulunmaya zorlar İnsanın içgüdüleri, eğilimleri ve sosyal çevresinin değerleriyle Kur'an'ın öğretileri ve kuralları karşı karşıya geldiğinde, çatıştığında bir tercih mücadelesi başlamış demektir Mücadele, taraflardan birinin galip gelmesiyle sona erer İşte burada iradenin rolü ön plana çıkar İdeal kişilikte içgüdü ve eğilimlerin Allah'ın otoritesine boyun eğmeleri, tutum ve davranışların Kur'an'ın getirdiği değerlere ve ölçülere göre şekillenmesi beklenir Böylece kişinin amacının, hedefinin yani niyetinin ne olduğu ortaya çıkar
İradî bir tutum ve davranışın ortaya çıkmasında aşağı yukarı kişiliği oluşturan bütün elemanların işe karıştığını görüyoruz Bu bağlamda, "irâde, her özel fiilin sebeplendirilme sinde bütün kişiliğin işe karışması demektir "
|
|
|
|