Yalnız Mesajı Göster

Namaz İbadeti

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Namaz İbadeti




Namaz İbadeti


İslâmiyet’te ilk farz olan ibadet namazdır Kuran’da
ibadetler içinde en çok tekrarlanan da yine namazdır Çünkü
namaz, kul ile Allah arasındaki maddi ve manevi yaklaşımı
sağlayan bir davranış biçimidir Müslüman kıldığı
namazlarında, ayakta, rukûda ve secdede Rabbi ile beraber
olmanın huzurunu maddi yönden, okuduğu âyet ve dualarla
Allah’la konuşmanın hazzını da manevi yönden yaşar Hz
Musa Tur dağında; Hz Peygamberimiz de, Miraç gecesi
“Sidretü’l- münteha” ötesinde Rabbi ile konuştu Miraçta
Cenab-ı Hak, Hz Muhammed’e nice âlemler gösterdi
Kulu Muhammed’e vahiy edeceğini vasıtasız vahiy etti Bu
makamda iken Hz Peygamber’e üç şey verildi:
-Beş vakit namaz farz kılındı (Daha önce sabah ve
akşam namazları kılınmakta idi),
-Bakara Suresinin son iki ayeti (âmene rasûluanlamı)
vahiy edildi,
-Hz Peygamber(s)’in ümmetinden Allah’a şirk
koşmayanların Cennete girecekleri müjdesi verildi (Müslim,
İman: 173)
Nasıl ki Hz Peygamberimiz (s), miraç olayında
Rabbine yaklaşıp O’nunla vasıtasız konuşma lütfuna sahip
oldu; bunun gibi Müslümanlar da günde beş vakit namazda
Allah’ın huzuruna durup O’nunla konuşma imkânına
kavuşurlar Bu nedenle müminin miracı da, namaz
olmaktadır Ancak hangi koşulları taşıyan namaz? Bu
ayrıntıların bilinmesi ve buna göre Müslüman’ın
davranışlarına yön vermesi gerekir Aksi halde kılınan
namaz, taklit ve gösteriş ötesine geçmeyen bir alışkanlık
biçimi olur
Namaz kılmayı emreden kimdir? Allah Teâlâ
Öyleyse makbul namazın koşullarını da O belirlemiştir Ne
diyor Yüce Rabbimiz:
“Kitaptan sana vahiy edileni oku ve
namazı dosdoğru kıl Şüphe yok ki namaz,
hayâsızlıklardan ve kötülüklerden alı koyar Ve elbette ki,
Allah’ın zikri en büyüktür Ve Allah ne yaptığınızı bilir
(Ankebut sur/45) “Namazlara ve orta namaza devam

edin Allah’a saygı ve bağlılık (huşu) içinde namaz kılın”
(Bakara Sur/238) “Onlar ki, namazlarında huşu
içindedirler” (Müminin Sur/2)
Yaratan’ın Müslüman’dan
istediği namaz, dosdoğru olacak ve aynı zamanda kişiyi
hayâsızlık, kötülük gibi davranışlardan uzak tutacak
özellikte bulunacaktır Konuyu biraz daha açalım: Dosdoğru
namaz, Allah’ın emirlerine ve Hz Peygamberimizin (s)
tavsiyelerine göre kılınmış namaz olmalıdır Şöyle ki, önce
belirlenen kurallara uygun aptes alınmalı, vaktini de
belirterek niyet yapmalı, tekbirleri, kıyam, kıraat, rukû,
sücud, teşehüt gibi hareketleri sırasına göre zamanında
yapmalı, namazın başlangıcı ile selâm verip çıkışına kadarki
sürede huşu içerisinde bulunup şeytanın vesvesesinden uzak
kalmaya çalışmalıdır Kişi niyet edip namaza başlayınca,
şeytanın güdümündeki nefsin etkisinde kalıp günlük
sorunlarını düşünmeye ve çare bulmaya kalkışırsa bu
kılınan dosdoğru namaz olamaz Peki, ne olur? Sevabından
öte, sadece üzerindeki farz borcu şeklen ödenmiş bir namaz
olur
Şimdi dosdoğru namaz kılacak bir Müslüman’ın
fıkıh kurallarına göre hareket tarzına beraberce göz atalım:
Önce bedeni ve elbisesini, varsa pislikten temizler Niyet
edip aptes almaya ellerini yıkamakla başlar Ağza- buruna
su verip çalkalar ve yüzünü yıkar Önce sağ sonra sol

kollarını dirseklere kadar yıkar Baş ve kulakları mesh edip
önce sağ sonra sol ayakları bileklere kadar yıkar Bütün bu
yıkama işlemlerini en az üçer defa tekrarlar Namaz vaktine
göre, o vaktin (Farz, Vacip, Sünnet) namazlarına niyet edip
usulüne uygun kılar Eğer namaz içerisinde bir yanlışlık
yapılmış veya unutma olmuş ise sonunda yanılma secdesi
yaparak namazını tamamlar Yanılma secdesi, namazın
vacipleri için yapılır Farz olan bölümlerdeki hata için
yapılmaz; geçerli olabilmesi için namaz tekrar kılınır
Namaz içinde iken şeytanın vesvesesi ile amansız bir
mücadele sürdürür Mümkün oldukça namazla ilgili
olmayan düşüncelerden uzak kalmaya çalışır İşte bütün
bunlar, Müslüman’ın namaz ibadetini yaparken karşısına
çıkan imtihan konularıdır Kuralları aynen uygulayan,
dosdoğru namaz kılmış olur Yine namazda iken, sağa- sola
bakmak, elbisesini düzeltmek, konuşmak işaret etmek veya
sorulan soruya cevap vermek, namaz yerindeki çöpleri
toplamak, sakız çiğnemek, bir şey yemek, uykuya dalmak
gibi meşguliyetler, Allah’a saygınlık ve bağlılığı engelleyen
birer imtihan konusu olup yapana puan kaybettirir Yani
bütün bunlar kazanılan sevabı azaltır
Bir de kişinin namaz dışı sınavı vardır Şeytan, kişi
ile namazı arasına girip zaman, mekân ve ortam koşullarına
göre caydırma işlemine kalkışır Havanın sıcak- soğuk
oluşunu bahane eder ve kişi üzerinde uyuşukluk yapar
Uyku hali getirip, “Başkaları namazla ilişkisi olmadığı halde
nasıl refah içinde yaşıyor; sen namaz kıldın da iki yakan bir
araya mı geldi? Namaz kılarsan gerici derler, sonra insanı
işinden- gücünden ederler; çocuklarına iyi gözle bakmazlar
ve dolayısı ile onların geleceklerini de olumsuz yönde
etkilersin” gibi düşüncelerle kişiyi meşgul eder Şimdi bir
tarafta Allah’ın “namaz kılın” emri, diğer tarafta nefsin
vesveseli itirazlarıHangi yönü tercih edecektir? Böylece
imtihanını başarı derecesi de ortaya çıkacaktır
Bu bölümde belki de bugüne dek bilmediğiniz,
görmediğiniz, okumadığınız ilginç bir konudan söz
edilecektir Yazarın araştırarak ve yaşayarak elde ettiği
deneyimleri sizlerle paylaşarak açılan pencereden bir
gerçeğin daha görülmesine yardımcı olunacaktır:
-Nasıl bir pencere?
-Gönül penceresi!
-Peki, gönül penceresinden bakılınca ne gibi gerçek
görülecek?
-‘Kılınan namaz, yapılan dua ve makamı ile okunan
Kuran’ın insan sağlığını olumlu yönde etkilediği ’ gerçeği!
Şimdi denebilir ki, bu konu çok önceden bilinmekte,
bunun neresi yeni bilgi? Size anlatılacak olan konu bunun
ötesinde başka bir yorum Sabırla okuyalım ve birlikte
görelim ; bakalım Mevlâ’m neylemiş, yaptıklarını ne kadar
güzel eylemiş!
Yüceler yücesi Ulu Allah buyuruyor:

Kuran okunduğu zaman onu dikkatle dinleyin ve
susun ki merhamet olunasınız (acınasınız)” (Araf
Sur/204)
Bu ayeti her Cuma hutbesinde İmam Arapça
metin olarak okur ve Müslümanları uyarır Böylece Kuran’a
saygı, Allah emrine itaat ve sevap kazanmak niyetiyle
Kuran okunduğu zaman meşguliyetler terk edilip huşu
içerisinde dikkatle dinlemek gerekir
Hal böyle iken birçok Müslüman, istedikleri halde
bir türlü Kuran’ın okunuşunu dikkatle dinleyemediklerinden
yakınırlar Dahası, dinlemeye başladıktan kısa süre sonra
ilgisi olmayan çeşitli düşüncelerin kendilerini meşgul
ettiklerini üzülerek ifade ederler Diğer bir deyişle, akıl ile
nefsin mücadelesine sahne olurlar Nedeni araştırılırken üç
sorun karşımıza çıkar:
1Kuran’ın usulüne uygun okunmadığı; veya ,
2Türkçe anlamı bilinmediğinden kısa süre sonra
dikkatin dağıldığı,
3Dinleme tekniğinin yeterince uygulanmadığı
Bu konuları biraz irdeleyerek soruna çözüm bulmaya
çalışalım:

Kuran, Hz Peygamberimize vahiy edilmeye
başladığı zaman Arap edebiyatının en güçlü olduğu
zamandı Yarışma yapılıyor, beğeni kazanan şiirler Kâbe
duvarına asılarak sahibi onurlandırılıyordu Böyle bir
ortamda müşrikler Kuran’ı dinleyip kötülemek, halkın
ilgisine engel olmak amacıyla kusur bulmaya çalıştılar
Fakat Kuran’ın anlatım ve okunuşundaki ahenk, getirdiği
hükümlerin tutarlılığı karşısında mantıklı bir söz
bulamadılar Kendi şiirlerinden kat kat üstün olduğunu da
anladılar; yine de, “Eskilerin masalları” diyerek
küçümsemek istediler Buna karşın yine de, dinleyenlerin
çoğunun Kuran’ın ilâhi cazibesine tutulup Müslüman
olmaları önlenemedi Hz Ömer’in Müslüman oluşuna
ilişkin gelişmeler de bu görüşün ilginç örneğini teşkil eder
Şöyle ki;
Hz Ömer, İslâm’a girmeden önce fiziki yapısı ve
davranışlarıyla çevresine korku salan bir kişiliğe sahipti Bir
gün henüz Müslüman olan kız kardeşinin evine gider
Kapıya yaklaştığında içeride okunan Kuran’ı işitir
Kendisine hâkim olamayarak kız kardeşini ve kocasını
tokatlar Hırsı geçince, işittiği şeyin ne olduğunu sorar ve
kendisine de okunmasını ister O güzelim Kuran’ı ahengiyle
dinleyince imana gelip hemen Hz Muhammed’in (s)
bulunduğu yere koşar Peygamber Efendimizin önünde diz
çökerek kelime-i şahadet getirip Müslüman olur ve seçkin
sahabeler arasında yerini alır


Alıntı Yaparak Cevapla