|
Prof. Dr. Sinsi
|
Ezan
Çünkü İslâm bâtıl dinlere ait ibâdetleri ve onlara ait şiarları kabul etmez Abdullah bin Zeyd, o gece gördüğü rüyayı ve rüyada kendisine söylenilen sözleri Peygamberimiz’e anlattı Aynı rüyayı Hz Ömer de görmüştü Bunun üzerine Peygamberimiz Abdullah’a, “rüyada öğrendiğini Bilâl’a öğret, okusun Çünkü onun sesi daha gürdür ” buyurdu Böylece bugünkü haliyle ezan, dinî bir görev olarak meşrulaştı (Müslim, Salât 1, hadis no: 377, 1/285; Ebû Dâvud, Salât 27-28, hadis no: 499, 505-507, 512, 1/135, 138-139, 141; İbn Mâce, Ezan 1, hadis no: 706-709, 1/232,233; Buhârî, Ezan 1, 1/157; Tirmizî, Salât 139, hadis no: 190, 1/362; Nesâî, Ezan 1, 2/3)
Ezandan sonra “ezan duâsı”nı okumak Peygamberimiz’in emridir (Müslim, Salât 11, hadis no: 384, 1/288; Ebû Dâvud, Salât 36, hadis no: 523, 1/144; İbn Mâce, Ezan 4, hadsi no: 722, 1/239; Buhârî, Ezan 8, 1/159; Tirmizî, Salât 157, hadis no: 211, 1/413; Nesâî, Ezan 38, 2/22)
Farz namazlardan önce ayrıca okunan ezana kaamet (ikaameh) denir Ezan, farz namazlar ve cuma namazı için okunduğu gibi; mü’minler, doğan çocuklarının sağ kulağına ezan, sol kulağına kaamet okurlar Bu ibâdet çocuğun İslâm fıtratına uygun bir amel ve ileride bu fıtratı koruması hususunda bir duâdır Ezan, vâcip derecesinde sünnet-i müekkededir (12) İnsan doğar doğmaz ezanla, tekbirle hayata adım atar Ölürken de ezanla, tekbirle musalâya konur, namazı kılınır Önemli olan bu ikisi arasındaki hayatı ezan ve tekbir mesajı ve gerekleriyle geçirmektir
Ezan, tekbire, salât ve felâha çağrı olduğu gibi, aynı zamanda bir tebliğdir Allah'ın hâkimiyetini bütün dünyaya ilân eden bir özgürlük mesajıdır; bir devrim çağrısıdır O yüzden ezanla dirilen, namazla şeytana karşı zafer kazanan tevhid eri, kulu kula kulluktan kurtaracak bu mesajı topluma yaymaya, sesini ulaştırabildiği tüm yerlerde Hakkı hâkim kılma mücâdelesine ve tevhid ve vahiy ekseninde toplum projesi sunup kişisel, sosyal, siyasal değişim ve dönüşüm için hakkı haykırmış olur Bulduğu doğruyu ve güzeli, kurtuluş ve huzuru başkalarıyla paylaşmak için “buldum, buldum!” demiş ve bulduğunu bulamayanlara da sunmuş olur
"Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar Ezan bitince geri gelir İkamete başlanınca yine uzaklaşır, ikamet bitince geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve "şunu hatırla" , "bunu düşün" diye insanın aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir Öyle ki (buna kapılan) kişi kaç rekât kıldığını bilemeyecek hale gelir " (Buhârî, Ezan 4, Amel fi's-Salât 18, Sehv 6; Müslim, Salât 19, Mesâcid 89; Ebû Dâvud, Salât 31; Nesâî, Ezan 30; Muvattâ, Nidâ 6; Kütüb-i SitteTercümesi, 8/ 320)
Rasûlüllah, bu hadisinde, insî ve cinnî şeytanların ezandan duyduğu rahatsızlığı beliğ bir üslupla dile getirmektedir Ezandan rahatsız olanların tercih edecekleri alternatif meşguliyet ve sesleri, Rasülüllah'ın yellenme sesine benzetmesi de dikkat çekicidir
Akla şöyle bir soru gelebilir (veya gelmelidir): Kur'an'a başlarken, namaz kılarken, bizden uzaklaşmayan şeytan, namaz kadar önemi büyük ve terkedilmesi câiz olmayan bir ibâdet olmadığı halde, ezandan niye kaçar? Cevabı, ezanın mesajında ve sosyalitesindedir Namaz, ferdî bir ibâdettir Namazla kişi, sadece kendisini ateşten kurtaracaktır Ezan ise, tebliğdir, dâvettir, başkalarının kurtuluşunu istemektir Mesaj sunmaktır, hakkı haykırmaktır ezan Peki, her tebliğ, her mesaj şeytanı kaçırır mı? Vâizlere de, vaazlara da şeytan yaklaşamaz mı?
Cevap, ezandaki ifadelerdedir Ezanda nelerin tebliği yapılmaktadır? Dinin temel esasları, Allah'ın en büyük olduğu, O'ndan başka ilâh olmadığı Başka? Kurtulmak için namaz kılmanın şart olduğu, Önder ve kılavuzun kim olduğu  Tüm insanların bu esaslara ve namaza dâvet edilmesidir ezan Net, pazarlıksız, kesin bir ifadeyle tabliğdir ezan, çünkü şâhidlik yapılmaktadır Ve güzel bir üslûp ve sesle insanlara çağrıdır ezan Peki, bugünkü ezanlar, şeytanı gerçekten kaçırıyor mu? Cevap yine ezan ifadesinde Ezana, "ezan-ı Muhammedî" denir Anlamı, Muhammed (s a s )’e ait çağrı, Muhammedî üslûpla ilân Demek ki, sünnete uygun bir usûl ve metodla tevhidî mesajın ister minareden, ister başka yerden insanlara sunulması, şeytanları bizden uzaklaştıracaktır İnsan ve cin şeytanlarını, korkudan yellene yellene kaçırmak isteyenlere duyrulur
Peygamberimiz döneminde Cuma namazları için, farzdan hemen önce okunan tek bir ezan vardı Dışarıda ayrı bir ezan okunmazdı Cuma namazı için iki ezan okunmasına Emevîler döneminde başlandı Bu bid'at, Türkiye'nin bütün câmilerinde hâlâ devam ettirilmektedir Ezanların insan sesiyle okunması da sünnetin gereklerindendir
Ezan Yasağı; Allahu Ekber’den Tanrı Uludur’a: Ezan, 1932 yılında devlet baskısı ve zorlamasıyla sadece Türkçe tercümesiyle okunmuştur Türkiye'deki tüm ninâreler, tam 18 sene boyunca "Allahu Ekber!" sadâlarına hasret kalmıştır Bu Türkçe ezan (!) şu şekilde okunmaktaydı:
"Tanrı uludur, Tanrı uludur;
Tanrı uludur, Tanrı uludur!
Şüphesiz bilirim, bildiririm:
Tanrı'dan başka yoktur tapacak
Tanrı'nın elçisidir Muhammed
Haydin namaza! Haydin felâha!
Tanrı uludur, Tanrı uludur!
Tanrı'dan başka yoktur tapacak!"
Arapça aslıyla okuma yasağı 16 Haziran 1950 tarihine kadar sürmüştür Ezanın tekrar aslî lisanıyla okunmaya başlamasından ordu rahatsız olmuş, kışlalarda kıpırdanmalar başlamış; bu uygulamayı tekrar hayata geçirenler on sene sonra bu suçlarının (!) cezasını idam sehpalarında ödemişlerdi Bu uygulama, "laik" olduğu iddia edilen rejimin dine ne kadar müdâhale ettiğini göstermesi açısından hayli önemlidir Ezanı Arapça aslıyla okumayı göze alan bazı müezzinlerin bu büyük suçu(!) işlediklerinden dolayı fecî zulümlerle cezalandırıldığını biliyoruz
Artık o devirler bir daha geri gelmez; ezan düşmanı yöneticiler tarihe karıştı, insanımız şuurlandı mı? Hadi canım sen de! Şimdi ihtilâller de devrimler de, tahrifler de postmodern tarzda yapılıyor Ezanlara da artık sınırlamalar getiriliyor, müezzinler susturuluyor, minarelerin göstermelik sembol özelliğinden başka fonksiyonu kalmıyor Kısa bir zaman sonra bütün Türkiye câmilerinde uygulanacağı açıklanan ve şimdi bazı şehirlerde tatbik edilen şekilde, bir ilçe veya şehirdeki tüm câmi minârelerinden canlı okunan ezanların yerine, tek bir yerden okunup kablo ile diğer minarelere gönderilen sanal ezanlar devreye girmek üzere
|