|
Prof. Dr. Sinsi
|
Takva Bilincinin Müşahhas Örnekleri
10- Sıdk ve Takva İlişkisi:
'Sıdk' sözlükte, yalanın (kizbin) zıddı olan doğruluktur Söz vermede veya başka bir konuda doğru olmayı, kelâmın (sözün) bütün çeşitlerinde sözünde durmayı ifade eder
'Sıdk', haber verilen ile saklanılan şey arasındaki uygunluk, kişinin içinin ve dışının aynı olmasıdır Bu şartlardan birisi olmazsa, sıdk (doğruluk) gerçekleşmez
Kur'an, Peygamberlere ve Hz Muhammed'e indirilmiş olan vahyi kabul etmeyi 'tasdik' (doğrulama), onu yalanlamayı da 'tekzib' (yalanlama) kelimeleriyle ifade ediyor Bu anlamda İslâm'ı din olarak kabul eden kimseler, 'sadık' kişilerdir Onlar, hem 'Elest Bezm'inde' verdikleri sözlerini yerine getirirler, hem doğru sözlü Peygamber'i tasdik ederler (doğrularlar), hem de gelen vahyin doğruluğuna dilleri ve kalpleriyle inanırlar, sözlerinde ve fiillerinde doğru olurlar
'Sadık' kimse, sözünde duran kimsedir Onun içi ve dışı birdir Yalan söylemez, hile yapmaz, kimseyi aldatmaz, işini düzgün yapar Gittiği yol doğru bir yol, özü (kalbi) ise 'sadık'tır İçinde yalana, hileye, düşmanlığa, üçkağıtçılığa, fitneye ve münafıklığa (iki dinli olmaya) yer yoktur Onun imanı sağlam olduğu gibi, sözü de doğrudur, işi de
'Sıdk' sahibi olmaya 'sadâkat' denir Sadık kimseler, aynı zamanda 'sadâkat' sahibi kimselerdir
Allah'a ve O'nun Rasûlüne hakkıyla iman edenler, Allah katında 'sıddîk'ler ile şehidlerdir
Sabredenler, sadık olanlar, kunut yapanlar (boyun bükerek ibadet edenler), muttaki olanlar, seherlerde Rablerine günahlarından dolayı istiğfar edenler, övülmeye lâyık insanlardır
Allah (cc), bütün insanları kendisinden korkup sakınmaya ve sadık kimseler ile beraber olmaya davet ediyor:
"Ey iman edenler, Allah'tan ittika edin ve sadık kimselerle beraber olun "
Allah (cc), dünyada iken sadık olanların, İslâm'ı, Kur'an'ı ve onu tebliğ eden Peygamber'i tasdik edip tam bir bağlılıkla ibadet edenlerin mükâfatını verecektir 'Sıdk'tan uzak kalan iki yüzlü münafıkların hakkı ise azaptır
İman edenler, 'sıdk' sahibi sadıklardır Onlar, Allah'ın katından gelen 'sadık' bir daveti 'tasdik' ettiler ve 'musaddık/doğrulayan, doğru kimse' oldular Kur'an onları şöyle övüyor:
"Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Rasûlüne iman ettiler, sonra hiç şüpheye düşmeden Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler İşte onlar, sâdık (doğru) olanların ta kendisidir "
Allah'a ve Peygamberine her konuda itaat edenler, iyi insanlarla, Allah'ın kendilerine değer verdiği seçkinlerle beraberdirler Arkadaşların en iyileri de onlardır:
"Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sadık olanlar (doğrulayanlar), şehidler ve salihlerle beraberdirler Ne iyi arkadaştır onlar "
Cafer-i Sâdık (r a) şöyle diyor:
"Şu dört huy kimde varsa, Allah (cc) onun ayağı günaha yakın olsa bile (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir: Sıdk (sözde ve amelde doğruluk), haya, güzel ahlâk ve Allah'ın nimetlerine şükür "
Hz Ali (r a)'nin şöyle dediği rivayet olunuyor:
"Peygamberler ancak doğru sözle (sıdkla) ve emanetleri yerine vermek görevi ile beraber gönderildiler "
Peygamberimizin 'sıdk'la ilgili sözünü tekrar hatırlayalım:
"Sıdk (doğruluk) kişiyi birre, birr ise insanı cennete götürür Kişi doğruluğa devam eder ve sonunda sadıklardan (doğrulardan) olur  "
Kur'an sözü doğru ve sağlam yapma konusunda da şöyle diyor:
"Ey iman edenler, Allah'tan ittika edin ve sözü doğru olarak söyleyin Ki O (Allah), amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse, artık o en büyük kurtuluşla kurtulmuştur  
|