Yalnız Mesajı Göster

İlahi Armağan -62- Meclis

Eski 08-02-2012   #7
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İlahi Armağan -62- Meclis




Ey ölü kalpliler, yanımda niçin oturuyorsunuz? Ey dünyaya ve onun sultanlarına tapanlar ve ey kolaylığın ve kıtlığın kulları, yazık size! Buğdayın bir tanesi bir altına çıksa iman sahibini üzmez Onun rızkı, yakin kuvveti ile Yaratan’ına dayanmasıdır Sen kendi­ni bozuk işinle iman sahibi mi sayarsın? Sayma Bütün eşyayı bir yana at Allah yolcuları ve onun sofracıları öyle yaptı
Halkı bir yana atmak gerçek iş! Yaratan'la olmak ise, en ger­çek iştir Sizi iyiliğini ve kötülüğünü bilmeyen kimselerden görmek­teyim
Size söylemekte olduğum şeyler, tevhide ait deliller ve büyük insanların sözlerine dikkattir Onların kelâmı vahye benzer Hak'tan alıp konuşurlar O'nun emri bu yiyici halkın emirlerine benzemez; işte o emir gereğince hareket ederler
Sen hevesten ibaretsin Sözlerini kitaba bakarak söylersin Bu­gün kitabın kaybolsa ne yapacaksın? Yahut o kitaplarına ateş düşüp yansa hâlin nice olur? Günün birinde lamban sönse, içinde su olan kabın kırılsa, lambanı nasıl yakacak, kibriti nereden bulacak ve kadehi kimden temin edeceksin? İşte bunları düşün Bir kimse bilgi toplar, onunla amel eder ve ihlâs sahibi olursa, kadehini orada bulur; Hak ona yardımcı olur, ilâhî feyiz kaynağından da nurunu alır Bu nurdan hem kendisi ışık alır, hem de başkaları
Ey kuru gürültünün çocukları, nefsin ve uygunsuz arzu elleri ile yazılan eserlerin yavruları, onları bir yana atınız ve ayrılınız
Yazık size, herkese tahsis edilen şey üzerinde niza çıkarır, helak yolunu tutarsınız Bir türlü kısmetinize razı olmazsınız Sizin bu yer­siz çabanızla, ezeli bilgi ve onun gereği nasıl değişir? Siz bunu nasıl yapabilirsiniz?
Mü'min ve Müslüman olunuz Bir âyet-i kerimede şöyle buyrulur: “Onlar âyetlerimize inandılar ve Müslüman oldular (ez-Zuhruf, 43/69) İslâm’ın gerçek manası hakikate teslim olmaktır Allah yolcula­rı, varlıklarını Hakk'ın önüne serdiler ve “Niçin, nasıl, yap ve yapma” gibi sözleri unuttular
Onlar, ibadetin çeşitlerini yapar, ayrıca Hakk'a karşı sevgi ile karışık korku taşırlar Bu sebeple Hak, onları şöyle vasfetti: “Ve o kimseler ki, Rab’lerinin huzuruna varacaklarını bildikleri için verdiklerini kalpleri çarparak verirler (el-Mu’minûn, 23/60)
Bunun tefsiri şöyle olabilir: “Emirleri yerine getirip yasaklardan kaçtılar Verdiğim belaya sabırla karşı koydular Verdiklerim için şükür yolunu tuttular Nefislerini, mallarını, çocuklarını ve her şeylerini, ezelde yazdığım bilgi eline teslim ettiler Bunları yaparken benden çekindikleri için
kalpleri titrer oldu
Yani makbul olup olmayacağı endişesi ile irfan sahibi, âhirete karşı bir istiğna duygusuna sahip olursa ona: “Beni bırak, Hak kapısına talibim!” der “Sen ve dünya benim için aynı şeysiniz Dünya seni görebilmem için bir perdedir Sen de Rabb’ime karşı bir perdesin Her ne ki, beni Rabb’imden ayırır, onda iyilik yoktur
Bu kelâmı iyi dinleyiniz, çünkü ilâhî bilginin özüdür Halktan ve halkla zuhur eder İlâhî iradenin de özüdür Bu anlatılanlar, nebi­lerin velilerin ve sâlih kulların hâlidir
Ey dünyaya ve âhirete tapanlar, siz Allah'ı bu hâlinizle bilemez­siniz Ne O'nun yarattığı dünyayı, ne de âhireti anlayabilirsiniz; hep­sinin cahilisiniz
Sen hissiz bir duvar gibisin Dünya sana put Âhiret sana put
Halk sana put Şehvet, lezzet sana put Övülme ve saygı istemen sa­na put Halk gelsin, elini öpsün; bunu istersin Hâlbuki bu da sana put Sen bilesin ki, Hak’tan gayri tapındığın cümle eşya, sana put sayılır
Allah yolcuları dünyayı ve âhireti isterler, ama sizin istediğiniz gibi değil Onlar dünyayı ve âhireti alır, Hak kapısına teslim ederler Onları bir tabibe gösterir, onun vereceği tavsiye gereğince hem yer, hem de hastalara verirler

Alıntı Yaparak Cevapla