|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -62- Meclis
Cüneyd Hazretleri birçok zamanlarında şöyle derdi: “Bende, benim için ne olabilir ki, kul ve elindeki Mevlâ’sına aittir ”
O zat, nefsini Rabb’ine teslim edip, şahsi arzusunu izale etmişti Bütün varlığını ona bırakıp, Hakk'ı kader işinde rıza yolu ile gözetirdi Kalbi salâh bulmuş, nefsi itminan derecesine ermişti “Benim sahibim o Allah'tır ki, kitabı indirdi ve sâlihlere o sahip olur ” (el-A’râf, 7/196) kavline göre amel ederdi
Füdayl b İyaz, Süfyân-ı Sevri ile karşılattığı zaman: “Gel, Allah'ın ezeli ilmindeki hâlimizi analım ve ağlayalım ” derdi
Bu kelâm ne kadar hoş İşte ilâhî irfana sahip olanın sözü
Aynı zamanda ilim ve irfan sahibi idi O, Hakk'ın tasarrufuna da vâkıftı Derdi ki: “Önüme birkaç zümre çıkarsalar, şunlar cennet ehli, deseler aldırmam; şunlar da cehenneme gidiyor deseler önem vermem ”
Ve o zat, bütün kabileyi tek açıdan görür, hepsinin arasına katılır, kendisi hangi kabilenin malıdır, bilmez Allah yolcularını hiçbir şey aldatamaz Onlar yaptığı işe aldanıp kalmazlar, çünkü yapılan işler, sonucu ile değerlendirilir
Dünya sultanları halkın çoğuna put oldu Dünyada zenginlik, afiyet hâli, güç, kuvvet, her biri birer ilâh oldu
Yazıklar olsun size, dalı tuttunuz, kökü bıraktınız Hâlbuki asıl olan köktür Rızka muhtaç olanı, rızık veren olarak tanıdınız Kulu, efendi bildiniz Gücünüzü kavi sandınız Ölüyü diri gördünüz Artık sizde iyilik kalmadı Artık size uyamam Yolunuza giremem Ben, sizden ırak ve selâmet düzlüğündeyim, Sünnet üzereyim Bidate sapmam Tevhid yolunu tutarım İhlâsa sarılırım Riyayı bırakırım Nifaka bakmam Halkı aciz, zayıf ve güçsüz görürüm, ezilmiş bilirim Dünyanın zalim kişileri azıp kudurduğu zaman, o firavunlar fırladığı, o sahte sultanlar köpürdüğü, o zenginler burun kaldırdığı ve Allah'ı unuttuğu gün neden onlara saygı duyarsın? Bunu yaptığın için sana, putların kulu, hükmü verilir Haksız yere kimi büyütürsen, o senin putun olur
Yazık, putların sahibine köle ol Göreceksin ki, onların cümlesi önünde zelil olmuş Hakk'a yaptığın tazim kadar halk sana saygı gösterir, büyütür Hak Teâlâ'yı ne kadar seversen, kullar da seni o kadar sever ve sayar Hak Teâlâ'dan çekindiğin kadar, kullar senden çekinir Hakk'ın emirlerine ne kadar saygı duyarsan verdiğin emre karşı halktan o kadar saygı bekle Hakk'a kulluk için ne kadar yakınlık duyuyorsan, halk da emirlerine o kadar saygı duyar Hakk'a yaptığın hizmet kadar kullardan hizmet bekle
Ölüm düşüncesi nefsin hastalıklarını giderir, şifa olur Ve onun kötü huylarını yok eder
Birçok yıllarını ölümü düşünmekle geçti; gecem, gündüzüm öyle tükendi Onu düşünmekle kurtuluşu buldum Nefsimi öyle erittim
Bazı geceler ölümü düşündüm ve ta seher vaktine kadar ağladım O gecelerimde hem ağlar, hem şöyle yalvarırdım: “Allah'ım, ölüm meleğine ruhumu aldırma Ruhumun kabzına onu memur etme ”
Gözlerim kızardı ve yoruldum O anda bir ihtiyar gördüm Güzel siması vardı Kapıdan girdi, ona sordum:
“Kimsin?”
“Ölüm meleğiyim ”
“Ben, Allah'tan, ruhumun kabzını uhdesine alsın ve seni göndermesin, diye niyazda bulunmuştum!” dedim Bunun üzerine:
“Bu dileği niçin yaptın? Benim ne kabahatim var? Ben memur bir kulum Bazı kimselere sertlik yapmak için memurum, bazılarına da şefkat ” diyerek başını bana yasladı; ikimiz de ağladık
Sonra uyandım, yine ağlıyordum
Ahmed b Hanbel (rh a) şöyle derdi: “Bana göre aziz olan kalpler, dünya sevgisini yaktı ve sinesine Kur'ân'ı doldurdu Sâlih kardeşlerden çoğunun vakti namazla geçer Onlar, rükû, secde halindedir İyiliği emreder, yasakları yaptırmazlar Şüpheli işleri o kadar bıraktılar ki, elleri iş tutamaz oldu Bütün gayretleri Hakk'ı talepten ibaret kaldı Elinizde bir malınız varsa, onlara infak ediniz Yarın onlara büyük bir devlet ihsan edilecektir ”
|