|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -62- Meclis
Keramet ve mucize kabilinden şeyleri talep etme Mucize talep ederek peygamberlere zahmet verme Keramet sahibi olmayı arzu edip velileri üzme Hakk'a yakın olmayı ve O'nunla sohbet hâlini bulmayı arzularsan böyle yap Sohbet hâline devam edersen lokmanı O gönderir, yersin Giyeceğini o gönderir, alır giyersin Keramet ve mucize gibi işleri talep etmen saha hicap olur Sonra keramet ve mucize cinsinden gelen şeyleri reddetmen yine bir hicap olur En iyisi, hiç talip olmamak! Bir kimse veli kulların yolunu tutar, onların yardımıyla Hakk'a kavuşursa, ins, cin ve melek ona hizmetçi olur Veli kullar, bir yandan kaybeder, bir yandan bulurlar; ta Hakk'a varıncaya kadar Ta dünya sevgisinden doğan ateş sönünceye kadar  Bu hâller ki oldu, cümle varlık onların hizmetinde durur Lütuf, sevgi bu yoldadır
Hak yakınlığı kapısına girme izni verildiği zaman, o zatları afetler karşılar O afetler nefislerini eritip bitirir O afetler Celâl sıfatının tecellisidir Bu tecelli sayesinde, hem nefis erir, hem de bir benlik duygusu varsa yok olup gider
O afetlerin geliş şekilleri çeşitli olur Bazen zahiri nimetler kısılır Bazen zahirde giyilen libas cinsi yok olur Bunlara tahammül edilince kalp her kirden temizlenir ve saf bir iç âlemi olarak kalır Ülfet şarabı verilir ve fazilet taamı yedirilir Keramet tacı ve minnet libası giydirilir Ledünnî ilim ve hikmet bol bol gelir Sonra şah, o verilen ledünnî ilimle hikmetlerin isimlerini bir bir öğretir Hak Teâlâ gelmişte ve gelecekte verilen cümle nimetleri ayrı ayrı o kullara tanıtır
Hak Teâlâ, bütün nimetleri birer isme bürür ve sevdiği kulların ıslahı için varlık âlemine çıkarır Dolayısıyla onlar da hidayeti bulur, Hakk'ın sefiri, delili olurlar Daha sonra o kulların kalbine Tekvin sıfatı tecellisi hakkını yerleştirir Dillerine dua ettirir ve icabet husule getirir
Bu zaman âhir zaman oldu Nifak ve daimi bir kibir devri oldu Herkes kendini beğenmekte Her yerden küfür kokusu geliyor
Kendini beğenme perdesine bürünmen, seni Hakk'ın gözünden düşürür Küfürle kibir bu yolun zıddıdır Her ikisi de Hakk'ın kutsî tecellisinden alıkoyar
Bir kimse sana nifakın ne olduğunu sorarsa, ona, Peygamber (s a v) Efendimiz’in şu hadis-i şerifini oku: “Münafık, emanete karşı hıyanet eder Konuşmalarına yalan katar Verdiği sözde durmaz ”
İman sahibini, Hak’tan alıkoyacak tek şey yoktur Onun için ne libasın önemi, ne yemeğin değeri, ne de evliliğin kıymeti vardır Ona göre sevinç ve muayyen bir hâlde karar da yoktur O, manevi âlemdeki yerini görüp orada lakabını işitinceye kadar sükûn bulamaz ve rahat edemez Onun rahat edebilmesi için ezeldeki hâlini görmesi, halvet hâlinde ismini işitmesi icap eder
O tek başına sahralara kaçar ve dağ başlarında uyur Melekler onun hâlini görür ve birbirine sorar: “Bu adam kim?” Diğeri cevap verir: “İşte bu falandır O sevilmiş olan kullardan biridir Ya da kırklardan, yedilerden veya üçlerden bir tanesidir Onun şöyle, şöyle hâlleri vardır ”
O Zât’ı, kader eli, sağa sola çevirir; yine kader eli lokmasını yedirir Şu âyet-i kerime onlar hakkında buyrulmuştur: “Allah onları kuşatmıştır ” (el-Burûc, 85/20)
O kul, sahraları, dağları dolaştığı sıralarda, kalbi hatiften bir nida duyar Meselâ şöyle denir: “Artık evine dön Hazineni esirge, özünü saklamaya bak Sanki iç âlemin derin bir uykuda Ve sırrın, kalbin, Hakk'a doğru yükseliyor Hikmetler kitabı önünde dur ve ilim kitabı içinde uyu Ta,
baliğ oluncaya kadar, hâlin böyle gitsin Çocukluk devren geçinceye kadar bu hâli bırakma; o zaman Hakk'ın kudreti sana lokmalar ihsan eder ve ilâhi kisveler giydirir ”
Sen bu hâlleri arzularsın ha, olmaz Sen, tabiat, hevâ ve şehvetle dopdolusun Namaza kalktığın zaman içinden neler edersin, bilir misin? Alış veriş yaparsın, yersin, içersin, hatta damat bile olursun
|