08-02-2012
|
#40
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -62- Meclis
Tüh sana zavallı cahil! Hakk'ın fazlını ve onun kullarına verdiği nimeti bilmediğine tüh! O iyi kullar, Hakk'ın emrini kalpten duydular, itaat ettiler
Kul, kulluğunda kâmil olunca, levh-i mahfuzdaki kısmetini görür Sonra bununla yetinmez, ehlinin orada olan nasibine bakmak ister İçinden bir ses gelir Hâline hayret edilir Hak bir emir verir: “Ona dokunmayın, o bil kuldur ki, kendisine in’am ettik ” (ez-Zuhruf, 43/59)
O kullar, Hak Teâlâ'nın bilinmesini dilediği her şeyi bilirler Onları anlatan şu âyet-i kerime var: “Onlar, katımızda seçilmiş ve özlenmiş kimselerdir ” (Sâd, 38/47)
Bu anlattığımız hâli bulmak için ezelde belirtilen kabiliyet esastır; sonra ise, büyük bir zata uyup peşinden gitmek gerek
Geylânî Hazretleri bir vecd hâlinde idi Uzaktan bir kâğıt uzattılar İçinde dinî bir mesele vardı Yeni bir mevzu açmak için cemaati hazırladı ve devam etti:
“Nikâh vacip midir, değil mi?” Bu mesele üzerinde muhtelif fikirler ileri sürülmüş Her imam, Kur'ân ve hadîs-i şerifin aydınlığında görüşünü açıklamıştır Onlardan bir kısmı vacip olduğunu, diğer kısmı sünnet olduğunu belirtmiş Bir kısım zatlar da nafile ibadetle meşgul olmayı, ayal derdine girmemeyi iyi bulmuşlar İmam-ı Şafiî ve İmam-ı Ahmed'e göre nefsine hâkim olmayan için nikâh nafile ibadetten iyi Ebû Hanife hazretleri ise, ne olursa olsun, nikâh nafile ibadetten daha iyi Onlara göre böyle
Ama bizim fikrimiz daha başka Sen, bir Hak yolcusu olduğuna göre, ibadetle meşgul olman daha iyi Şayet Hakk'ın talip olduğu bir kulsan, o zaman hepsini bırak Hak seni dilediği yana çevirir Dilerse, evlendirir Dilerse evlendirmez, başka şeylerle meşgul eder Kısmetin bir tutam ot dahi olsa seni bulur O kısmet gelir, eteğini tutar ve Hakk'a şöyle yalvarır: “Allah'ım, sen beni bu zata nasip ettin; hâlbuki o benden kaçmakta Hakkımı ondan al Ben ne yapabilirim; o beni bırakıp gidiyor?” Hak Teâlâ da onun bu duasını kabul eder, sende mevcut olan hakkını öder
Bir Hak yolcusu için evlenmek haramdır Tabiî, bu manevî âleme göre Bir yolcunun fazla gömleği mi olur? Onun dört parmaklık yeri mi olur? Hak yolcusu neyler bunları? O bir seyyahtır Bugün burada, yarın başka yerde Onun ne yeri olur, ne de yelesi O ev eşyasını neyler ki? O her şeyden beri durur Maksuduna vardığı zaman yolculuğu bitmiş olur O zaman şahı, dilerse ev, eşya, mülk verir Kaybettiği şeyleri buldurur
Ahmakla sohbet eden de bir nevi ahmaktır Hakk'a karşı irfan bakımından yaya olan dünya hayatına dalar, âhiretten geçer
|
|
|
|