08-02-2012
|
#52
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -62- Meclis
Bir Hak yolcusu, büyük bir zatın yanına gider, önünde diz çöküp oturur Ve şöyle der:
“Ben cennetten bir parça yer istiyorum, başka arzum yok ”
O büyük, dinler ve şu cevabı verir:
“Ah ne olurdu, âhirete olan bu kanaatkârlığın, dünya için de olaydı ”
Eğer senin için ölüm bir gerçekse ve ona inanıyorsan, şu anda iradenle öl Maddeden soyun Arzularından geç Ölüm dur ki, onda Hakk'ın işine karışma olmaya Almak, vermek olmaya Ümit bulunmaya Dostluk, düşmanlık araya girmeye Orada sükût, orada sükûn ola Ölü gibi ol O iyiliği celb edemez, kötülüğü itemez Sen de öyle ol
Ölü konuşmaz Allah dilerse konuşursun Sen halktan kendi mevhum benliğinden geçersen, ölü sayılırsın
Bu arada bir şey konuşursan doğru olur Çünkü ölü, doğruyu söyler, çünkü onu Hak konuşturur
Geylânî Hazretlerine bir kâğıt yazdım “Bir sofi zat, bir şey talep ediyor ” dedim
Bana şöyle buyurdu:
“Bir batıl içindedir Sofi, halkı görmez Onlardan ayrı olur, yalnız Hakk'ı bilir ”
Bir şahıs, Geylânî Hazretlerine yanaştı ve şöyle sordu: “Akıldan yana nasibi az olan bir zat, darda kalsa, bir yere sıkışsa ne yapar?”
Cevabı şu oldu:
Uyar bir hâlde sessizce oturur Kader icabı eline bir şey tutuşursa, belki imkânı nispetinde faydalanır yahut bir hayır sahibi o hâlinden kurtarır
Anahtarı yitirirsen, kapısının önünde uyu
Sen halkın kulu, kölesi oldun Sağlığın, halkın sana dönmesinde oluyor Onlar senden yüz çevirince de perişan oluyorsun Sen helak olmak üzeresin Sen şirk ehli olmaktasın Kalbin tevhid işi için nasipsiz Sen hayır işlere karşı boşsun Ve sen sayı dışındasın; ne ilim sahipleri arasında bir yerin var, ne müritle ne muratla ne de iyilerle bir ilgin var Bunların hiçbirinden değilsin
Eğer Allah’tan utanmam olmasa her birinizin kapısına ayrı ayrı varacağım ve Hakk’ın sofrasına konuk olamaya çağıracağım Eğilip kulağına ne olduğunu anlatacağım Terbiye edeceğim, ıslah etmeye gayret edeceğim
Ey şu ne olduğu belirsiz paraya sahip çıkan ve seven, henüz sarraf onun doğruluğunu tasdik etmedi O karışıktır bağlanma
Yazık sana, benden dünya talep edersin Hâlbuki o şarkta, ben ise garptayım Ondan aldığım bir şey varsa tevhitle alırım Benden âhireti talep et Hak yakınlığını iste
Muhammed (a s)’ın kurduğu din size emanet verildi Siz ona yabancı kaldınız, ona yapışmadınız Tutmakta olduğunuz dinin duvarları devrilmeye meyyal, temeli sarsılmak, çözülmek üzere
Ey yer ehli geliniz, yıktığınızı yapalım, eğilmek üzere olanı doğrultalım Bu işin tamamlanması gerek “Ey ay ve güneş yardıma geliniz ” dedim “Evet” deyip geldiler
Fakat sizin gelmeniz gerek Helal şeylerden saklanan var Onları açığa çıkması lazım Nedir bu hâliniz? Uyuşmuş ve uyumuş bir hâldeyiz Perişan hâlde uyumuşuz ve bu kaderin gelmesini bekliyoruz
|
|
|
|