08-02-2012
|
#6
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Muttakîlerin Özellikler
6- Kabe'nin Velisi /Dostu Muttakilerdir:
Cahiliyye döneminde müşrikler, çıplak olarak, ıslık çalarak veya el çırparak Kabe'nin etrafında hoplayıp zıplarlardı Güya bu edep dışı hareketlerle ibadet ettiklerini, bu şekilde Kabe'ye saygı gösterdiklerini zannederlerdi Kur'an, onların bu davranışlarını kınadıktan sonra, Kabe'ye dost olmanın, onu sevmenin, ona hürmet etmenin şartını takva bilincine bağlıyor:
"Onlar, Mescid-i Haram'dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gerçek ve lâyık) velileri (koruyucuları) değilken, Allah ne diye onları azaplandırmasın? Onun (asıl) koruyucuları (velileri) yalnızca muttakilerdir Ancak onların çoğu bilmezler "
Şirkten korunan ve Allah'tan başkasına ibadet etmeyen takva ehlinden başkasının Beytullah'ta velayet hakkı olamaz Ona sahip olmak, ondan işlerinde tasarruf etme hakkı ve salâhiyeti, ancak orada tevhid ile ibadet edecek olan muttakilerindir
Muttakiler, imanlarında ihlâs sahibi olarak Beytullah'ın önemini bilirler Onun tevhid tarihindeki rolünden haberleri vardır Onun neyi ifade ettiğinin, neyi hatırlattığının, neye davet ettiğinin şuurundadırlar
Muttakiler, Beytullah'ın bir diriliş, canlanış, kendine geliş, şeytanî davetlere ve düzenlere karşı bir direniş, kulluğu daha iyi yapabilme noktasında bir uyanış yeri kılındığını bilirler Kabe'nin hatırasına saygılıdırlar Hz İbrahim'in davetini işitirler ve o davete samimiyetle karşılık verirler Tavafın, sa'yin anlamının, Arafat'ta niçin vakfe yaptıklarının, şeytanı hangi amaçla taşladıklarının farkındadırlar Muttakiler, Beytullah'ın bütün mana ve görkemiyle fonksiyonunu yerine getirmesini arzu ederler Onlar, orayı ziyaretin turistik bir gezi olmadığının bilincindedirler
Muttakiler, Beytullah'ı çok severler Ona kavuşmaya, onu görmeye, çevresinde Allah için dönmeye, siyah taşını selamlamaya can atarlar Onu bir defa gören bir daha görmek ister Gözü ve gönlü onun yanındadır Ondan ayrıldıkları zaman, mutlaka yüreklerinin bir parçasını onun yanında bırakıp ayrılırlar Uzakta da olsalar, gönülleri ve ibadette yüzleri ona dönüktür Onu kıble bilirler, onu İslâm'ın merkezi bilirler, onu dost ve yâr bilirler Öyle severler, öyle ilgi gösterirler  
Allah'tan hakkıyla korkup sakınmayanlar, Beytullah'ın manasını bilmedikleri gibi, ona candan veli de olamazlar Onlar için orası tarihî bir mekân, hac için oraya gitmek de bir gezi veya birilerine para yedirmedir Onlar ne bilsinler Kabe'nin büyüklüğünü? Çünkü onlar küçük insanlardır ve küçük düşünürler Onlar ne bilsinler Beytullah'ın kudsiyetini? Çünkü onlar İslâm'a ait kutsalları bilmezler, hayatlarına kutsalı sokmak istemezler Onlar ne bilsinler Hz İbrahim'in ve Hz Muhammed'in davetinin anlamını? Çünkü onların kulakları, şer üreten merkezlerden gelen çağrılara ayarlıdır Hayatı isler ve pis kokular arasında geçen bir kimseyi misk ve amber kokuları rahatsız eder Miski anlamak için miski tanımak ve benimsemek gerekir
Muttakiler, takva bilinciyle kuşandıkları için, Allah'a ait olana, O'ndan gelene ve O'nun değer verdiklerine değer verirler Kendi heva ve hevesini tanrı hâline getirenler, ya da Allah'tan korkup çekinmeyen azgınlar ise bu zevkten ve üstün özelliklerden yoksun kalırlar
|
|
|
|