|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -61- Meclis
61 MECLİS
Bu konuşma, medresede yapıldı
Konuşma tarihi: Hicrî, 20 Recep 546, Milâdî 1151
Geylânî Hazretlerine biri, hatıradan sordu O da: “Hatıraların neler olduğunu sana ne anlattı?” diyerek devam etti:
Sana gelen hatıralar, şeytandan, tabiattan ve boş arzulardan Hangi şeyin lüzumuna inanırsan ona gayret sarf edersin Dolayısıyla hatıraların, uğruna gayret sarf ettiğin şeylerden ibaret kalır Hakk'a dair hatıralar, sivâdan -Hakk’ın gayrından- hâli olan kalbe gelir; işlerini orada görür Nasıl ki, Yusuf Peygamber’in ağzından şöyle buyrulur: “Biz metanınızı kimde bulursak ancak onu alırız ” (Yûsuf, 12/79)
Bunun gibi o temiz kalp kimde olursa Hakk'a dair hatıra onu sarar Hakk’ın fikri, zikri sende olursa kalbin Hak yakınlığı ile dolar ve şeytanî arzu, heves kaçar gider Dünyalık şeyler de sende kalmaz
Her şeyin kendine göre hatıraları, düşünceleri var Dünyanınki ayrıdır Âhiretin de kendine has düşündürücü şeyleri var Malın, mülkün, nefsin ve kalbin de hatıraları var Hak Teâlâ'nın hatırası hepsinden üstündür Ey candan Hakk'a talip olan, bütün hatıraları atıp Hak hatırası ile kalmaya muhtaçsın
Nefsin verdiği kötü düşünceden, boş arzulardan, vehimlerden, şeytan tarafından gelen iğvadan, dünya ve âhiret işlerine ait bazı evhamdan halâs bulursan, meleklere has bir hatıraya kavuşursun Sonra bu da geçer, Hakk'ın hatırası seni sarar Bu hâl, son olur ve işin neticesi sayılır
Kalbin sıhhat bulunca, gönlüne düşen hatıranın yanına dur ve sor: “Sen nesin, kimden geliyorsun?” de
Ben şu ve şuyum; Hak’tan geldim, doğru bir hatırayım, diyecek Daha sonra şöyle diyecek: ”Ben Hak’tan gelen bir öğütçüyüm Aziz ve Celil olan Hak Teâlâ seni seviyor, ben de O'nu seviyorum Ben Hak’tan gelen sefirim ve peygamberliğin manevî hâlinden senin için aziz bir duyguyum ”
Ey evlat! Kendini ilâhî marifete arz et, çünkü bütün hayrın temeli ondandır Marifet âlemine geçmek dilersen tâat ehli ol; o sana marifet hâlini verir Bu mevzuu teyit için Peygamber (s a v) Efendimiz’in şu hadîs-i şerifini zikredelim: “Kul Yaratan'ına tâat kılarsa, Hak Teâlâ ona karşılık marifetini ihsan eder Kul tâati bıraktığı zaman, Hak Teâlâ o hâli geri almaz, kalpte bırakır Kıyamet günü oldukça tâatsiz kula şöyle der: Seni marifet hâli ile kullar arasından ayırdım, birçok ihsanda bulundum Bu hâlleri sen de bildin Bilginin gereğini niçin yerine getirmedin?”
* * *
Ey evlat! Nifakınla, fasih konuşmanla, dilden gelen güzel sözlerle, yüzün sararması ile olmaz Ve bu hâl, yamalı libâsın başa çekilmesi, omuzların birleştirilmesi ve bel bükmekle elde edilmez Bu gibi şeylerle, anlattığımızı alacağını sanıyorsan aldanıyorsun Böyle bir zanla yaptığın işlerin nefisten, şeytandan, halkı Hakk'a ortak koşmandan ve onlardan dünyalık beklemenden, geldiğini bilesin
Nefsini tahkir et İç âlemine dair oları işleri gizli tut “Rabb’inin nimetini anlat!” deninceye kadar gizlilik hâline devam et
İbn-i Şem'un, elinden manevî bir keramet zuhur ettiği zaman: “Bu şeytanî bir duygudur ” derdi Tâ ki, ona Hak tarafından: “Sen kimsin, baban kim? Hepsi bizim, üzerindeki nimetleri
anlat ” deninceye kadar o manevî hâline sahip çıkmaz, gizlemeye çalışırdı
Musa (a s) bazı münacatında Hak Teâlâ'dan talep etti: “Yâ Rabbi, bana bir tavsiyede bulun ” Buna karşılık şu cevabı aldı: “Sana, Beni ve Beni talep etmeyi tavsiye ederim ” Musa (a s) Peygamber talebini dört defa tekrarladı, hepsinde aynı cevabı aldı Ona, ne dünyayı arama emredildi, ne de âhiret tavsiye edildi Bunun mânası şuydu: “Sana tâatimi tavsiye ederim Bana isyan etmemeni isterim Yakınlığımı aramanı arzu ederim Beni tevhid etmeyi, gereği ile ameli dilerim; bilhassa Zât’ımdan gayri her şeyden uzak durman gerektiğini bildiririm ”
Bir kalp ki, sıhhat bulur ve irfan sahibi olur, o, Hakk’ın Zât’ından başka her şeyi bırakır O'nunla ünsiyet eder  İstirahatını ancak Hak'la bulur
Allah'ım, şahit ol, kulların ıslâhı için vaazlarıma aralıksız devam ederim
|