|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -61- Meclis
Bilesiniz ki, içinde bulunduğum hâl, beni gurura kaptıramaz Ben, o hâli bilmiyorum bile  Az değişik olarak siz, ondan nasıl yaya iseniz, ben de ondan ayrı dururum Mâna ve sır âlemi cihetiyle hâlim böyle Hakk'ın tasarrufu beni sararsa, bende bana has ne kalır; hepsi O'nun
Ey mabetlerde ve gizli yerlerde ibadete dalanlar, geliniz, bir harf dahi olsa sözlerimden tadınız Benimle bir gün veya bir hafta arkadaş olursanız yıllarca faydasını bulacağınız şeyi öğreneceğinizden eminim
Sizlere yazık oluyor; çoğunuz heves içinde  Hevesle dolusunuz Bulunduğunuz ibadethanenizde halka kulluk edersiniz Bu yüce hâller, gizli yerlerde cehaletle kalmakla elde edilemez ki  
Yazık oluyor sana, bu hâlden kurtulmak için yürü Bu yürüyüşünde, ilmi, ilim sahiplerini ve ilmi ile âmil olanları ara O kadar ara ki, aranmadık yer kalmasın Yorulasın ve oturasın  Dizlerinde takat kalmasın Yorulduğun o dem otur, sırrınla yürü, sonra kalbinle, mâna âleminle yürü Bu yürüyüşle yine önceki gibi güçten düştüğün dem, Hak yakınlığı seni bulur
Bu yolda kalp adımlarının kuvveti kesildiği, tümden kuvvetin gittiği an, yakınlık bulunmuş demektir Zaten yakınlığın alâmeti, gücün, kuvvetin gitmesidir Bu hâlinde, sana gereken teslimdir Teslim ol; onun önünde seril Düşünme öteyi O dilerse yeryüzünde sana bina inşa eder ve dilerse bir harabe yerde oturursun Dilerse mamur bölgelerde sana yer ayırtır; dünya, âhiret, insan, cin, melek ve bütün ruhlar âlemi de hizmetine koşar
Bir kul için Hak yakınlığı doğru olursa ona velayet hâli gelir ve şaha nâib olma hâli nasip olur Hazinelerde saklı cümle eşya ona gösterilir Yer, semâ ve onlarda yaşayan cümle halk ona şefaatçi olur Çünkü o, mülkün sahibidir ve iç âlemi paktır Sırrı temiz, kalbi nurludur
Çalış Çalış ki, İslâm ve iman yanında emanet durmaya Emanet iman taşımadığın belli olursa, namazından hâsıl olacak nur artar Orucun bereketini bulursun ve Hak’tan çekinme duygun arttığı için uyanık olursun, hatalı işlere kolay yakın olmazsın
İşte bundandır ki, Allah yolcuları, yüzlerini çevirmeden yırtıcı ve zehirli yaratıklara karıştı, vahşi hayvanlar arasına çekinmeden daldı, yer bitkilerine büründü ve onlara katıldı Onlar, gün ışığını geceye alâmet saydı Ay ve yıldızlar, onlara lâmba, gece karanlığı gün oldu
Boş lafları bırakınız Dedikodu ile uğraşmayınız Malınızı boş yere harcamayınız
Ortada mücbir sebep olmadan konuşmayınız Yakınlarınız, dostunuz ve tanıştığınız kimselerle fazla oturmayınız Sebepsiz yere onlarla olmak bir hevesten ibarettir Lüzum hâsıl olmadan onlarla olmak yalan söyletir ve gıybet ettirir size İki kişi birleşince hatanın ve gıybetin şartı tamam olur ve iş başlar Ama yalnız hâlinde bu olmaz İnsan, yalnız başına kimseyi çekiştiremez, gıybet edemez
Zaruret olmadan evinizden çıkmayınız Her biriniz, kendinin ve evinin zarurî ihtiyacını gidermek için çarşıya, pazara çıksın
Çalış, çalış ki, söze ilk başlayan sen olmayasın Sözün cevaptan ibaret olsun Herhangi bir şey sorulduğu zaman sana ve sorana faydası varsa cevap ver, aksi hâlde verme
Allah yolcuları, Yaratan'dan korkarlar Bütün hâllerde çekindikleri şey yapacakları bir hata yüzünden, Hak Teâlâ'nın dargınlığına uğramaktır Onlar, ellerine geçen her şeyi dağıtırlar, kalpleri uçar İmanlarının bir emanet gibi durması, onları çok korkutur; bu yüzden bütün gayretlerini onun yerleşmesi için harcarlar O yolcuların hepsi Hak Teâlâ'nın tam yakınlığını bulmuş sanmayınız; onların da içinde ayırmalar olur Hakk'ın nimetini tam olarak belki binde biri ancak alabilir Ve Hak yakınlığına kalplerini dâhil edenler bazı fertlerdir Pek az kısmı, ilâhî yakınlığa geçmek izni alabilir O makama giren için artık korku yok sayılır Onlara Hak sahip olur, ülkelere şah kılar Onlar velî kul olur Onların her biri peygamberlere bedel ve halkın gözbebeği sayılır
Hak Teâlâ, o büyük insanları kulların büyüğü, sultanı eyler Yeryüzünde bir nâib olarak bırakır Ve Zât’ına halife kılar Bu büyüklük, önce seçilen sevgili kullar arasından birkaçına nasip olur O nasibi alınca, seçmenin seçmesi olurlar Hak Teâlâ bilgi hazinesinden onlara ilim ihsan eder, hikmetiyle konuşturur Keremi, kerameti ve verdiği kuvvetle onları konuşturur Leh ve aleyhlerine olan cümle şeyi onlara öğretir İman ayağını onların kalbine yerleştirir İman başlarına marifet tacını kondurur Kader onlara hizmet eder İns, cin ve melekler, onlara kıyam durur Bütün vukuat önlerine serilir Her hâdise, sırlarına ve kalplerine geçer
Onların her biri, nefsine hâkimdir Ve nefsi ülkesine şahtır Onların her biri özel tahtına oturur, memleketin idaresine el atar, askerlerini yeryüzüne yayar Bu sayede halkın ıslâhını temin etmeye çalışır Ve iblisin işlerini bozmaya bakar
|