Yalnız Mesajı Göster

İlahi Armağan -61- Meclis

Eski 08-02-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İlahi Armağan -61- Meclis




Ey evlat! Sonra iç âleme ait işler başlar İç âlem Hakk’a vasıl olmadıktan sonra açılmaz O’nun kapısına vasıl olmayınca manevi bir hâl beklemek yersiz temenniden ibaret kalır Bu yolda tek olanların yani seçilmişlerin ve tevbe yolu ile Hakk’a bağlı olanların yeri O’nun kapısıdır
Hakk’ın kapısına varır, iyi edeple orayı beklersen, boynunu eğer O’ndan gelecek emre intizar edersen, O’nun yüce kapısı kalp yüzüne açılır Ve cezbe işlerini elinde tutan kalbine bir kıvılcım atar Kalpleri zatına yaklaştıran senin kalbini de yaklaştırır O âlemlerin hoşluğunda uyutmaya güçlü olan sana da atlı uykular verir Kalpleri süsleyen O olduğu için kalbini süsler, kalp gözüne sürmeler çeker ve tatlılık ihsan eyler Ve ferah emniyet konuşma duyguları verir Çünkü bunları vermek O’nun elindedir
Ey gafiller, siz neredesiniz İşaret ettiğim şeye sizin kalbiniz ne kadar uzak duruyor? İşi kolay sanmaktasınız Yapmacık hareket, zorlama ve nifakla elde edilir kanaatindesiniz Hâlbuki öyle değil
Bu anlatılan hâlin elde edilmesi için kader çekici altında sabra ve doğruluğa ihtiyaç vardır
Kendini bir dene Hâline bak Hakk’a muhtaç olmadığını sanan sıhhatli ve O’na isyan eden biri olsan da sonradan tevbe edip hatalara nadim olsan istediğin hemen verilmez Hakk’ı aramak kastı ile sahralara düşsen yine O’nu elde edeceğini sanma Bu hâllerinde sana tecrübeler gelir Bela ve afetler her yanını sarar Bunlara da dayanmak kolay değil Allah’ın kolay ettiğine kolaydır Tecrübe edildiğin zaman nefsin içinde bulunduğu dünyalık şeylerin hiçbirini talep etmemelisin Ancak böyle olursa bir şeyler elde etmen kabil olur İmtihan günlerinde nefsin hiçbir arzusunu kabul etme ve ona bir şey verme Bu uğurda sabrı elden bırakma Sabra devam eder, nefsini alıştığı kötü itiyatlardan alırsan, dünya ve âhiretin mülkü senin olur Nefis sabrını kaybettiği an hepsini kaybeder, çektiği zahmetli işler boşa gider
Ey tevbekâr! İbadetlerinde sebat et, ihlâslı ol ve nefsini şuna alış­tır: Hâdiseler değişebilir, belalar gelebilir
Ve nefse şunları da öğret ki; Allah, geceyi gündüz ve gündüzü de gece yapar Evdeki çocuklara, komşulara, dostlara ve irfan sahiple­rine nefis hakkında çeşitli vukuat koyar Dilerse hiçbirine nefsi sev­dirmez Hiç kimseyi yakın etmez Her şey, ama her şey O'ndan kaçar İşte, bunları nefse söyle Olması mukadder olan bu işlere alışsın Ve desin: “Evet, bunlar olur, kabul ediyorum
Eyyûb (as) Peygamber’in hikâyesini işitmedin mi? Hak Teâlâ, onu, Zât’ına has kılmak ve sevgi yönünden hakikate erdirmek iste­mişti Ve dilemişti ki, o peygamber için Zât’ından gayrisi kalmaya Dinle ki, onu nasıl ehlinden ayırdı, malını yok etti, çocuklarını kaçır­dı Bir mezbele köşesine bıraktı; yanında yalnız hanımı kaldı Onun için ne mamur şehir vardı, ne de başkası
O kadıncağız gündüzleri hizmetçilik eder; kazandığı para ile ko­casının gıdasını temin ederdi
O peygamberin eti, derisi ve kuvveti yok olmuştu; yalnız gözü, kulağı ve kalbi sağdı Hakk'ın acayip kudretini görür, dilden zikreder, kalbi ile de Hakk'a münacat ederdi
Hak Teâlâ ona kuvvet ve kudretinin hikmetli yönlerini gösterdi
Melekler ona salât eder, her zaman ziyaretine gelirdi O, insan­larla ilgisini kesti; Hak'la ünsiyet etti Sebeplerden, güçten, kuvvet­ten elini çekti Hak sevgisinin esiri oldu O'nun kaderine uydu O'nun iradesine tâbi oldu Ezelde yazılan yazıya bağlandı Hakk'ın ona emri, yalnız: “Sabret” olmuştu
O, bunu yaptı Sonrası açıktan belli oldu Öncesi acı idi, sonra tatlı oldu Çektiği bela içinde bir hoş geçim vardı İbrahim Peygam­ber’e de aynısı olmuştu; ateş içinde hoş şeyler bulmuştu
Allah yolcuları bela anında sabra sarılırlar Sizler gibi bağırıp ça­ğırmazlar
Belanın çeşitleri vardır, her zaman değişik, muhtelif şekillerde gelir Bazen insanın vücuduna gelir, bazen kalbine Bir kısım bela halkla olur, bir kısmı da Yaratan'la Gelen bela bir yönden gelmediği gibi tek şekilde de görülmez Onun gelişinde hikmetler vardır Sab­retmek, dayanmak gerekir Belayı görüp onun zahmetine katlanmayanda hayır yoktur Belalar, Hak Teâlâ'nın kapışılması gereken ni­metleridir Âbid, zâhid ve takva yolunda olan kimseler için bela dünyada en büyük keramettir; bu zâtların öbür âlemdeki nimetleri cen­net olur
İrfan sahipleri için en büyük ganimet, inandıkları gibi kalmak­tır Onlar için dünyada bundan büyük nimet olmaz Öbür âleme ge­çince ateşten halâs bulurlar Orada her arzuları yerine gelir; istedik­lerini önlerinde bulurlar Bela güçlüğü onlar için ne önem taşıyabilir ki? Hak tarafından onların kalbine bela anında şöyle denir: “Sakin ol, bunda ne var ki Bulunduğun hâlde sabit kal
Sende iman var, her hâlinde iman nuru parlar İman sahipleri sen­den nur almaya, imanlarını canlandırmaya koşarlar Burada hâlin böyle; öbür âleme gidince şefaatçi olursun; sana da zaten şefaat edil­miştir Sözün tutulur Halktan çok kişinin nârdan kurtulmasına sebep olursun Şefaatçilerin efendisi olan peygamberin elinde durursun Belanın gelmesine üzülüp onunla meşgul olma Bunlar imanın yer­leşmesini sağlar Marifet hâlini geliştirir Sonunda da selâmet gelir Peygamberlerin yolunda yürümüş olursun Rasûller arkadaşın olur Doğru kimselerle sohbet sana nasip olur Onlar halkın gözdeleridir
Yukarıdaki kelâm, irfan sahiplerinin kalbine defalarca söylenir Her tekrar ancak onun çekinmesini, korkusunu edebini çoğaltır Ve fazlaca şükretmesine sebep olur Allah yolcuları, Hakk'ın buyurduğu şu yüce âyetleri bilip anlarlar: “Allah dilediğini yapar (el-Hac, 22/14)
“O yaptığından sorumlu olmaz; hâlbuki cümle kullar, sorum­ludur(el-Enbiyâ, 21/23)
“Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz(et-Tekvîr, 81/29)
Ve o Hak yolcuları bilir ki, Allah ancak kendi dilediğini yapar, kulların dilediğini değil Ve o, her an bir şan alır Hemen yapar, sonraya bırakır Yücelere çıkarır ve düşürür Aziz kılar, zelil eder İstediğine velayet verir ve dilediğini azleder O hem öldürür, hem de diriltir Zenginlik ve fakirlik O'nun elinde bulunur Vermeyi ve al­mayı O yapar
Allah yolcularının kalbi için karar yoktur Hepsi Yaratan'ın kudretindedir O dilerse değiştirir tebdil eder Yakınlık verir ve uzaklara atar Ayağa kaldırır ve oturtur İzzet sahibi kılar ve zillete düşürür Aniden bütün feyzini keser ve birden yine verebilir
Allah yolcularının hâli daima şekil değiştirir Ama hâl ne olursa olsun onlar ibadet ayağını hakikati takipten geri almazlar; edepli ve başları eğik olurlar
Allah'ım Zât’ında iyi edepli olmayı bize nasip eyle Hele seçme kullarına karşı edebimizi hiç bozma Sebeplerle ilgilenmek ve onlara dayanmak hâlini bizden uzak kıl Tevhid hâlimizi senin için sabit eyle Sana tevekkülümüz tam olsun Seninle zengin olalım Her der­dimizi sana açma duygusunu bize nasip eyle Sözümüzle, işimizle bizi belaya atma onlar için bizi sorguya çekme Bize kereminle muamele et Hatalarımızdan geç ve müsamaha ile karşıla Âmin!

Alıntı Yaparak Cevapla