|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -61- Meclis
Hak yolda, halk yoktur Orada sebebin lafı bile olmaz Orada malûm olan bir nesne de yoktur Orada ne kapı, ne de bir yön bulunur Halkın varlığı diye bir mefhumun sözü edilmez
İnsanın dış yapısı dünyadan, kalbi öbür âlemden, sırrı Mevlâ'dan ayrı olmaz Bunların biri nerede ve ne ise öbürü de onunla ve odur Sır kalbe, kalp itminan derecesine çıkan nefse ve bu dereceyi bulan nefis ise bütün bünyeye, yâni duygulara hâkimdir Duygular bu yolda sıhhat bulurlarsa bütün halka hâkim olurlar
Anlatılan hâller, bir kulun benliğinde mevcut olursa, ins, cin ve melek onun kudret ayağı altına serilir Her şey ona kıyama durur Hâlbuki o, Hak yakınlığını bulmuş olur ve yakınlık eli onu ayakta tutar
Ey içi bozuk adam, bulunduğun hâlle bu gibi işleri elde edeceğini sanma Nifak hâlinde, yapmacık hareketlerinle, anlatılan yüce işleri elde edeceğini sanmayasın
Sen kendine göre bir şeref payı saydığın işi geliştirmeye bakarsın Halka kendini kabul ettirmeyi bilirsin; onların gelip elini öpmelerini beklersin Sen nefsini dünya ve âhirette kötülük içine attın Terbiye etmekte olduğun kimseleri de aynı yola atmaktasın
Terbiyesini üzerine aldığın kimsenin sana uymasını emredersin Hâlbuki sen, deccâl, gösteriş meraklısı ve sanki halkın mülküne tahsildarsın Bu hâlinle bilmen gerekir ki, hiçbir çağrına icabet olmaz ve doğruların kalbi sana yer vermez Allah seni ilim yolu ile dalâlete attı Yakında kasırga diner, bindiğin eşek mi, yoksa at mıdır, görürsün O toz dindiği zaman Hak erlerini at üstünde bulur ve sen, topal eşek üstüne binmiş, onları arkadan takip ederek, uzaklarda kaldığını anlarsın İşte o zaman, iblislerin ve şeytanların kapanına kapıldığını daha iyi bilirsin
Çalışınız, tâ ki, kalbinize O'nun yakınlık kapısı kapanmasın Akıllı kimselerden olunuz Şu anda içinde bulunduğunuz hâl, hiçbir işe yarar değil Aklı başında olan, büyük kimse ile olunuz Allah'ın hükmünü bilen ve O'nun bilgisine inanmış olan zâtla sohbete devam ediniz Felahı bulmuş kimseyi görmeyen, felah yolunu bulamaz O kimse ki, âlim ve ilmi ile âmil olan zâtlarla olmaz, o ancak bir kesekten -kurumuş çamur parçasından- ibarettir Onun ne önderi, ne de bir ana merkezi vardır O ki, Hak ile sohbet eder, onu bulunuz
Sizden kim olursa olsun, ortalığı gece karanlığı kapladığı zaman, halkın sesi çekildiği ve uyudukları anda kalksın Abdest alsın ve iki rekât namaz kılsın Ve desin: “Allah'ım, kullarından sâlih olan, Zât’ına yakınlık bulan birini bana göster O, beni Sana iletsin ve Zât’ına varan yolu göstersin ”
Her biriniz anlatılan zamanda kalkmalı ve bu duayı okumalı Çünkü sebep gerek Sebepsiz yol, alınmaz Bununla beraber Allah, kuluna peygambersiz ve öndersiz doğru yolu nasip eder Akıllı olunuz Bulunduğunuz hâlin hayrı yoktur Dalmakta olduğunuz gafletten ayık durunuz
Peygamber (s a v) Efendimiz şöyle buyurur: “Bir kimse kendi görüşü ile yetinirse yoldan sapar ”
İman çehrene ayna olacak birini ara Bir aynaya baktığın zaman yüzündeki rengi, başındaki amâmeyi -dinî kisveyi- ve saçlarının akını, karasını gördüğün gibi o imanlı kimsenin de yüzüne baktığında iman hâlini öylece görürsün İşte o iman sahibini ara
Akıllı ol, bu heves neye? “Benim muallime ihtiyacım yok” dersin
Hâlbuki Peygamber (s a v) Efendimiz herkesin bir öğreticiye mutlaka muhtaç olduğunu anlatmak için şöyle buyurur: “Bir imanlı, öbür imanlı için aynadır ”
Bir iman sahibinin imanı kemal bulursa, cümle halka ayna olur; din çehrelerini onda görürler İmanlı, bir konuşma yapsa, halk, ona yakın oldukça kötü hâllerini iyiye çevirebilirler
Bu nasıl arzudur ki, her yanınızı sarmış Her an Allah'tan dilediğiniz, yemek, içmek, giymek ve evlenmek  Allah'tan daim bunların artmasını ister oldunuz
Hele rızık babındaki talepleriniz, hiç de yerinde bir hareket değil Bir defa bu, ne artar ne de eksilir Yeryüzünde duası kabul olan herkes bu hususta duaya sizinle beraber katılsa, rızkın, ne zerresini artırmanız kabil olur, ne de aynı miktar azaltmanız! Bu işin sonu gelmiş O baptaki yazı yazılmış, kâtip istirahata çekilmiş Sizin meşgul olmanızı icap ettiren şimdiki şey emir ve yasaklardır İşte, onlara koyulun, emri tutun, yasaklardan kaçının
Mutlaka gelmesi mukadder olan işlerle neden meşgul olursunuz? Hak Teâlâ gelmesi gereken işte kefilinizdir Kısmetler, belli zamanlarında gelir Onlarda, hem acı, hem de tatlı vardır Sevmediğiniz veya sevdiğiniz şeylerin hepsi, belli anlarda kendiliğinden gelir
Allah yolcuları namazlarını öyle bir hâl içinde kılar ki, orada ne bir talep ne de bir dilek var Onlar iyiliğin gelmesi için bir talepte bulunmazlar Onların duası bir emir icabıdır Bu emir kalp cihetinden gelir O emre uyar, bazen halk için bazen de kendileri için dua ederler Onlar, yaptıkları bu duada kendilerinden geçmiş bir hâl içindedirler, yaptıkları duadan haberleri olmaz
Allah'ım, bütün hareketlerimizde, Sana karşı iyi edep sahibi olmayı bize nasip eyle
Oruç, namaz, zikir ve bütün tâat, Hak yolcusunun varlığına işlenmiştir Bu hâller, onun etine, kanına karışmıştır Bu hâli bulduktan sonra Hak onu cümle hâlinde esirger Hüküm bağı o kulu bir an bile bırakmaz O, bu hâlinde her şeyin ötesinde yaşar Sanki o, hükmün gereğini taht yapıp üzerine oturmuş, Hakk’ın kudret denizinde yüzüyor Evet, o kul, âhiret, lütuf denizi sahiline ve yakınlık iline varıncaya kadar böyle devam eder
Bu yolculuğunda o kul bazen Hakk'a döner, bazen yaratılmışlara  Kullarla uğraşır, yorulur Yaratan'a dönünce de rahat bulur
Yazıklar sana, ey münafık; anlatılan işlerden senin haberin bile yok  Yaptığın işlerin hiç birinde bu hâlleri bulamıyorum Ey ibadethanelerinde tek duranlar, hâlbuki halkı kalbinize doldurdunuz Lehinizde ve aleyhinizde söylediğim hiçbir sözü duymaz oldunuz Dilsiz ve sağırsınız Kalkınız, bana geliniz Yapmakta olduğunuz edep dışı hareketler dolayısıyla sizi sorguya çekmem Allah'ın izni ile ve O'nun verdiği duygu gereğince size şefkat gösteririm; çünkü siz hastasınız Sert sözlerim sizi korkutmasın ve sohbetimden kaçırmasın; bunlar benden değil, O ne konuşturursa onu konuşurum
|