|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -61- Meclis
Ey evlat! İman babında kuvvet bulursan, marifet âlemine geçersin Oradan da ilim deryasına  Oradan fâni varlığını bırakır, halkın mevhum varlığını geçer, halkın, şu veya bu gibi bir varlığın bulunmadığı bir âleme göç edersin Orada ne sen varsın, ne de halk  Yalnız O var  
İşler bu minval üzere devam ederse, senin için keder lafı olmaz Hakkın Hafız (Esirgeyen) sıfatı, sana hizmet eder O'nun himayesi altına girersin Bütün işlerin başarı ile sona erer Melekler önünde, baş eğer, çevrende yürür Ruhlar sana gelip selâm verir Hak, kulları içinde seninle övünür Bütün işlerin O'nun emri altında yürür; seni yakınlığına cezb eder Zât’ı ile ülfet ve daima O'na münacat etme zevkini duyarsın
Hiçbir özür beyan etmeden meclisimi terk eden, çok şey yitirdi
Yazık sana, makamımı bana çok görmektesin Hâlbuki Hak tarafından bana verilen makamı takdir edebilmek, sana hayli güç  Beni darıltmakla eline ne geçer ki? Bu, öyle bir iştir ki, gökten yere iner  Hak Teâlâ şöyle buyurur: “Hangi şey olursa okun, onun hazinesi katımızda bulunur Ancak ondan malûm bir miktar indiririz ” (el-Hicr, 15/21)
Semâdan yere yağmur yağar, ondan bitkiler biter İşte bunun gibi yücelerden inen rahmet tecellisi temiz kalplere gelir, geldiği yeri güzel kılar Her hayrın nebatını yeşertir Sırlar büyür Tevhid gelişir Tevekkül âlemi açılır Hakk'a münacat ve O'na yakın olma hâli hâsıl olur
İlâhî rahmetin indiği kalpte, ağaçlar ve meyveler olur Orada çıplak ovalar, geniş yaylalar vardır Denizler, ırmaklar da bulunur Ayrıca dağlar da var Hâsılı orası bir temaşa yeri olur İnsan, cin, melek ve bütün ruhların içtima olduğu yer orasıdır
Bu anlatılan şeyler akılların ötesine aittir Yalnız kudret işidir ve ilâhî iradenin tesirinden başka değildir Bunu bilmek ve anlamak, Hakk'ın, kulları arasından seçtiği fertler içinde bazı kimselere nasip olur
Sözlerimdeki tuzağa düşmeye çalışınız Oturmam ve konuşmam birer tuzaktır Sizden herhangi birinin oraya düşmesini beklerim Önünüze serdiğim sofra Hakk'a aittir, benim bir şeyim yok
İlâhî rahmete ermek için davetime geliniz ve bana uyunuz ki, sizi Hakk’ın kapısına götüreyim Doğru odur ki, Hakk'a çağırır Yalancı odur ki, şeytana çağırır
Hak da görünür, bâtıl da; her biri başlı başına birer şeydir İman nuruyla nazar eden iman sahibi ikisini de görür ve bilir
Ey Bağdat ehli, akıllı ve zeki olduğunuzu iddia edersiniz Hâliniz öyle gariptir ki, yalancı ile doğru birbirine karışır da ayırt edemezsiniz Hak hangisi, bâtıl nerede, bilemezsiniz
Hakk'ı tekzip etmenizin cezasını yine siz çekeceksiniz Benim için bu önemli değil
Hakk'ı dileyen, cenneti ummaz, cehennemden korkmaz, yalnız Hakk'ı diler Bu dilek de ona yeter Hakk'ı dileyen, ondan yakınlık umar ve uzak kalmaktan korkar
Sen şeytana esir oldun Boş arzular çevreni sardı Dünya, hâlini perişan etti Tabiî arzular seni yıktı Bunlardan haberin yok Kalbin kötü tuzağa düştü, ama halâ anlamıyorsun
Allah'ım, o çaresizi tam manasıyla kurtar; bizi de kötü işlerden halâs eyle
Biraz gayretli olunuz, kolay işleri bırakınız; size bu yaraşır Bir kimse, gayreti bırakır, kolay işler peşine takılırsa, yolunu kaybetmesinden korkulur Gayret sahibi olup, çalışmak, erkeklere hastır; çünkü onda bazı güçlükler vardır Emir almak ve kolay işlere girişmek ise, kadınlara yarar, çocukların harcıdır; çünkü bunda güçlük yoktur
|