|
Prof. Dr. Sinsi
|
Takva Bilîncînîn Kazandırdıkları
8- Yerden ve Gökten Bereketler:
Bazıları kendilerine gönderilen peygamberi yalanladılar Sunardılar ve büyüklük tasladılar Rızık vericinin Allah olduğunu bilip şükretmediler Nankörlükte bulunup doğru yoldan çıktılar Allah'a karşı sorumluluk bilinci ile hareket etmediler
Kur'an şöyle diyor:
"Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi, fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti; böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı ”
Evet, takva elbisesine karşılık, korku ve açlık elbisesi  En hayırlı elbisenin yerine endişe, darlık, zorluk ve doymamışlık elbisesi  İnsanı huzuruna kavuşturan, ona şahsiyet ve üstünlük sağlayan, onu tehlikelerden ve kötülüklerden koruyan takva libası yerine emniyetsizlik ve korku giysileri  Çünkü insanlar, kendilerine bol bol gelen nimetlere şükredecekleri yerde nankörlük ettiler, inkâra saptılar, Allah'ın davetinden yüz çevirdiler Mallarının çokluğuna ve ellerindeki maddî güçlere güvenerek istikbar ettiler 'Bunun üzerine Allah (cc) onlara mutsuzluğu, açlığı, aç gözlülüğü, sıkıntı ve endişeyi karşılık olarak verdi
Onların malları olsa da, dünyalıkları yerinde olsa da, hatta çok kazanıp harcasalar da hiç doymazlar Hiçbir zaman yeter demezler Ellerindekine kanaat etmezler Sahip olduklarını başkalarıyla paylaşamazlar Tükenecek veya ellerinden çıkacak diye korkarlar Aç gözlüdürler Hep kendilerinden daha yukarıda, daha zengin olanlara bakarlar Dolayısıyla kendi sahip olduklarını hep az zannederler Bütün bunlardan sonra sürekli bir korku duyarlar Yarından endişeleri vardır Geçimlikleri kutsal, geçinmeyi, kazanıp harcamayı hayat gayesi bilirler Üstünlüğü, şerefli olmayı, saygı kazanmayı parada, zenginlikte, dünyalıklara sahip olmakta bildikleri için hep kazanmaya, başkalarının gözünde böylece yer edinmeye çalışırlar
Böylelerinin çok parası olsa da onlar zihnen fakirdirler Kanaat etmeyi bilmedikleri için, hâllerinden hep şikâyetçidirler Her şeyi madde, rakam ve miktar olarak ölçtükleri için de bereketin ne olduğunu bilmezler İçlerinde hep bir korku, bir endişe ve sıkıntı vardır Asla rahat değillerdir Asla iç dünyalarında sükûnet (dinginlik) yoktur
"Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve ittika etselerdi (Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etselerdi), gerçekten üzerlerine hem gökten, hem de yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar Biz de onları kazana geldikleri sebebiyle yakalayıverdik "
"Her taraflarından azabın yerine bolluk ve beretler yağar, her işleri yolunda gider, mutluluk ve refahları artardı ”
Evet, yerden ve gökten bereketler, altlarından ve üstlerinden bereketler yağar Eğer insanlar iman etselerdi ve takvalı davransalardı  
Allah'ın verdiği bereketle, muttakilerin gözleri ve gönülleri doyar Allah'ın verdiğine razı olurlar, verilenlerle şımarmazlar, eldeki nimetlere şükretmeye çalışırlar Az şeye sahip olsalar da, lüks eşyaları, pahalı elbiseleri, göz kamaştıracak meskenleri olmasa da onların gönüllerinde kanaat zenginliği bulunur Ellerinde az bir şey olsa, onu başkalarıyla bölüşürler, mala, eşyaya takılıp kalmazlar Malın ve dünyalıkların ötesindeki yücelikleri isterler Onlar biten, tükenen, vefası olmayan fani dünya lezzetleriyle veya eşyalarıyla değil, Allah'ın rızası ve vereceği şerefle zengin olmak isterler
Allah'a hakkıyla tevekkül ettikleri için rızık endişesi çekmezler Gereğince çalışırlar; helâlden kazandıkları için mallarında bereketler vardır Allah'ın yolunda infak ederler ve bilirler ki Allah yolunda verdikleri kat kat kendilerine dönecektir Bundan dolayı huzur içindedirler İçlerinde kendilerini rahatsız edecek endişeleri takva bilinciyle en aza indirirler Onlar, Kur'an'ın haber verdiği ebedî gerçeği unutmazlar:
"Size benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz da olmaz
Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz, onu kıyamet günü kör olarak hasredeceğiz "
Allah'ın Kur'an'ından, O'nun davetinden, O'na kulluk etmekten, O'nun hükümlerine uymaktan yüz çevirenlerin hakkı, dar, sıkıntılı ve mutsuz bir hayattır Böyleleri ahirette daha kötü bir sonuçla karşılaşacaklar
|