Yalnız Mesajı Göster

İlahi Armağan -60- Meclis

Eski 08-02-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İlahi Armağan -60- Meclis




Ey aceleci, sabırlı ol, nasibim rahat ve kolay alır yersin Sen Al­lah'a karşı irfan sahibi değilsin Eğer O'na karşı irfan sahibi olsay­dın, hiç kimseye şikâyet etmezdin O'nu gayrıya kesme arzusu duy­mazdın, O'nun önünde sessiz durur ve bir şey istemezdin O'na ısrar­la dua etmezdin Sana daha çok uyan hâlini alır, onunla sabır yolu­na girerdin
Akıllı ol Yapılan her işte tezkiye edilmeye ihtiyacın var Olage­len hemen bütün işlerde tecrübe edilirsin Nice işler ettiğine bakılır Ettiğin ahde vefalı olup olmadığın denenir O'nun daima sana baktığını ve hâlini bildiğini neden bilmez oluyorsun?
Öğrenmedin mi, keşkülünü omuzlayıp şahın evine giren: “Şunu da ver, bunu da ver” derse derhal kapı dışarı edilir Her­hangi bir istek sahibi, kötü hırsla arzularını tatmine çalışmamalı
Gerçi: “Her ihtiyaç taleple görülür” derler ama buna hırs karışmamalı
İman sahibinin kalbinde hırs, saldırma ve boş talep olursa iman kemale ermez İman sahibi, yalnız Allah'tan korkmalı ve yalnız O'ndan talep etmeli; aksi olursa iman sahibinin imanı kemale ermez Böyle olmak, derin bir düşünce sahibi olmak ister Peygamberlerin ve sâlih kulların hâline derinden derine bakmak lâzım, Hak Teâlâ, onları düşmanın elinden nasıl aldı ve işlerinde nasıl kurtuluş yolla­rını gösterdi? Bunları hep düşünmek gerek
Doğru düşünce ile tevekkül hâsıl olur ve dünya kalbe girmez Cinler unutulur İnsanlar düşünülmez ve bütün halk fena bulur ve Hak anılır Böyle olan bir kalbin sahibi, yaratılan yalnız kendisiymiş gibi kalır Sanır ki, emirler yalnız kendisine Sanır ki, yasaklar yal­nız kendisine Halkın hiçbirine değil Sanır ki, bütün nimetler üze­rine yağıyor; halka bir şey gelmiyor Ve öyle bilir ki, bütün teklifler ve zor işler omzunda Teklif dağlarına bakar, her cinsi ile görür; teklif sahibinden bir risale olarak kabul eder; hepsini yüklenir Bu güçlüğe tahammül etmesinin sebebi, kullukta ve tâatte hakikate ermek içindir Cümle halkın işini yüklenir; Hak Teâlâ da ona ait iş­leri üzerine alır Kullara tabip olur; Hak Teâlâ da onun tabibi Hakk'ın kapıcısı olur Hak ile kullar arasında elçilik vazifesi yapma­ya başlar Güneş olur, halka ışık salar Yollarına o ışıkla devam eder­ler Halkın yemeği, içmeği olur; ondan bir lâhza ayrı olmazlar Elinde ne varsa halkın iyiliğine harcar; nefsini unutur Sanır ki, nefis yok, nevası kalmamış, tabiî arzuları da ölmüş Yemesini, içmesini, giyme­sini bile unutur Kendi özünü bir yana atar, Hakk'ın yarattığı kul­ları düşünür, onların iyi olmasını diler Halktan iyilik ummak aklına bile gelmez; hele böyle şeyi kalbine sokmak, asla Bu mevzuda Yaratan'ı ile kalır Hak Teâlâ nasıl kulların iyiliğini diliyorsa, o da aynısını ister
Özünü, Hak Teâlâ'nın kaza ve kaderine teslim eder Bütün var­lığını Hakk'a ısmarlar ve her şeyini O'nun dilediği yere bırakır
İşbu anlatılan vasıflar, halkı Hakk'a celb makamında durmayı dileyen kimsenin vasıflarıdır
Sen hevese kapılmışsın Allah'a, peygamberlerine ve sâlih kulla­rına karşı cahilsin, Zâhidlik iddia edersin; ama herkesten çok arzu sahibisin Zühd hâlin kötürüm olmuş, ayakları yok Bütün arzun dünyaya Halka Yaratan için hiç bir arzun yok Hiç bir talebin kalmamış
Bana yakın ol Önümde durmak sana uzak değil Yaklaş Hüsn-ü zan ve edep getir ki, sana Rabb’in yolunda delil olayım; O'na vardı­ran yolu anlatayım
Kibir libâsını üzerinden çıkar, tevazu elbisesini giy Engin gö­nüllü ol ki, izzet sahibi olasın Tevazu göster ki, yükselesin İçinde bulunduğun ve üstüne aldığın bütün hâller, hevesten ibaret Hak Teâlâ onlara bakmaz Anlatılan işler, yalnız kalıbın yaptığı şeylerle elde edilmez Onlara biraz da kalbin karışması gerek Evvelâ kalp, sonra kalıp
Peygamberimiz, kalbini şöyle işaret eder: “Zühd burada, takva burada, ihlâs burada
Her kim ki, felah ister, büyük zâtların ayağı altına toprak olsun Onların sıfatı nelerdir, anlatalım: Büyük zâtlar, dünyayı ve cümle yaratılmışı bırakmıştır O zâtlar, Arş altından yerin dibine kadar dünyalık işleri ve halkı bırakmış­lardır; hepsine veda etmişlerdir
Onlar eşyayı öyle bırakmış ve öyle veda etmiştir ki, bir daha dönmemek ve bir daha almamak şartı ile Onlar halkı ve nefsi bırak­tılar, Yaratan'ları ile var oldular Bütün hâlleri, Yaratan ile oldu
Her kim ki, nefsi ve mevhum varlığı ile Hak sevgisi ister, boş arzu ve hezeyan içindedir Zâhid geçinenlerin ve ibadet iddiasında olanların çoğu, halka kulluk eder ve onları Hakk'a ortak koşar

Alıntı Yaparak Cevapla