|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -52- Meclis
Ey evlat! Nefsinle uğraş, ona faydalı ol, sonra başkasına  Mum gibi olma ki, kendisi yanar, biter, bir fayda alamaz, başkalarına aydınlık olur Herhangi bir işe atılırken, nefsinle, şahsî ve bencil isteğinle atılma Allah bir şeyi dilerse onu senin için hazırlar Kullara faydalı olacaksan, haberin olmadan onların arasına atar Onlarla uğraşmak için sebat verir; kötülüklerine tahammül kudretini kalbine aşılar Kalbin genişler; onlarla iyi geçinirsin Sinen açılır; oraya hikmetler saçılır İç âlemin tatlı mülâhazalarla dolar Sır âlemin sırra kadem basar Ve sen, O olursun, sen olmazsın Hak Teâlâ'nın şu kavlini işitmedin mi? “Yâ Dâvûd, biz seni yeryüzünde halife yaptık ” (Sâd, 38/26) Yukarıdaki kelâma dikkat et ki: “Sen kendini halife ettin” denilmiyor
Varlığını Hak varlığına katmış olanlar, irade ve arzu sahibi değillerdir Onlar, Yalnız Hakk'ın emrine tâbi olurlar Onun fiil, idare ve tedbir tecellisine kapılmışlardır
Ey Hak yoldan şaşan ve sapan, herhangi bir şeyi kendine hüccet etme Senin için herhangi bir hüccet mevcut değildir Haram açıktır, helâl ise meydandadır Hakk'a karşı saygısız olmaya seni götüren ne oldu? O'ndan ne kadar az korkar oldun? O'nun seni görmekte olduğunu, ne kadar küçümser hâle geldin?
Peygamberimiz şöyle buyurur: “Allah'ı görür gibi kork O'nu görmesen de O seni görür ” Ayık olan kişiler Hakk'ın tecellisini kalpleri ile görürler Bu görüş ile dağınık hâlleri toplanır, birleşir ve tek şey olur O büyük tecellinin sahibi ile aralarında perde kalmaz, kalkar Dış yapıları yıkılır, iç âlem kalır Ayrılıklar kesilir, putlar temizlenir Ve nihayet onlar için Hakk'ın gayri kalmaz Bu anlatılan hâl, onlar için tam olmayınca hareket etmez, ferah duymazlar Bu hâl ki tamam oldu, onlar için iç bitmiş sayılır
Onların ilk kurtulduğu şey, dünya ve onun köleliğidir Daha sonra bilcümle masivâ  Hakk'ın gayri sayılan her şey masivâdır
Hakla aralarında geçen cümle işlerinde iptilâ üzere olurlar Bununla Hak Teâlâ onları tecrübe eder; nice iş tuttuklarını seyreder
Bir insanın iç varlığı şahtır, kalp ise onun veziri  Nefis, dil ve diğer duygular ise, onların hizmetçisi  
Kalbin susuzluğunu sır giderir Mutmainne olan nefis ise, kalpten suyunu alır Dil ise nefis yolundan sulanır Arkada kalan duygular ise, dilden su ihtiyaçlarını alırlar
Dil sağlam ise, kalp de sağlamdır O fasit ise, kalp de öyledir Bu hâlde dilini takva ile gemlemelisin ve hezeyan cinsi kelâmdan, dilini tutmalısın; tevbe etmelisin Hele nifak hâlinden  Kalbin iyi olmasını dilemek sureti ile dilin fesahat kazanır Dolayısıyla kalbin  Dilin sağlam olunca kalbin sağ demektir Kalp sağlam olunca onun iyilik nuru bütün duyguları sarar
Bundan sonra konuşmalar, Hak yakınlığını kazananların konuşması gibi olur O yakınlık hâlinde dil yoktur, dua yoktur, anma yoktur Dua, zikir, kelâm, uzaklıktadır Yakınlık hâline gelince orada sükût ve sessizlik vardır Orada, bir nazar yeter Geçim için o kâfi  
Allah'ım, bizi, dünyada varlığını kalp gözü ile görenlerden eyle Âhirette ise baş gözü ile bakanlardan kıl “Dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver Ve bizi ateş azabından koru ” (el-Bakara, 2/201) Âmin
|