08-02-2012
|
#5
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -48- Meclis
Ey evlat! Yetinmeyi öğren, boş ümitlerden dön, çabukça rahata kavuşursun Dünyadan sana bir kısmet varsa onun gelmesi kafidir, kısmetlerin gelir Sen azizsin, şerefli ve sorumlusun Nefsinle yeme, alacağını boş yere alma Bu sana perde olur, kalbine Hak Teâlâ'dan perdeler iner
İman sahibi, ne nefsi için, ne de nefsi ile yer Giydiğini de onun için giymez ve onun emri ile mal yığmaz İbadet işlerinde kuvvet bulsun diye yer, hak yolda ayaklarının titrememesi için gıda alır Dinin emri ile yer, boş hevese uymaz Allah'ın velî kulu, O'nun emri ile yer Bedel ki, kutbun veziridir, bu da ilâhî fiil tecellisine uyarak yer Kutub ise, yemesinde ve bütün işlerinde Peygamber (s a v) Efendimiz gibi olur? Neden onun gibi olmasın? Olur  Çünkü onun evladı, vekili ve ümmeti için halifesidir Kutub, Peygamber (s a v) Efendimiz’in halifesidir; Allah Teâlâ'nın halifesidir Bu hilâfet gizlidir Müslümanların başına geçen halife ise zahirdedir Hiç bir Müslüman ona uymayı terk edemez, saygıyı bırakamaz Denilir ki; “Müslümanların başında bulunan padişah âdil olursa, zamanın kutbudur ” Bu padişahın işlerini kolay sanmayın O, başınıza getirilmiştir Zahirdeki işlerinizi o tanzim eder Bâtındaki kutub ise, derûnî işlerinizi tanzim eder
Sizden herkes, kıyamet günü hesap meydanına getirilir Yanında, dünyada iken defterini tutan melekler bulunur Onlar, o kulun dünyada iyiliğini ve kötülüğünü yazarlar Meleklerin elinde doksan dokuz sicil defteri vardır Sicillerin her birinde göz kırpmak dahi yazılıdır; iyilik veya kötülükten yana her şey belirtilmiştir Kulun bütün hareketi o defterde toplu durur Defter kula verilir, okuması için emredilir Şayet iyilik görmeyecek olursa okuyamaz, mahcup olur
İyiliğini okuması için dünyada çalışması lazımdı; çünkü dünya hikmet yeri, âhiret ise kudret!
Dünyada âletler ve sebepler konuşur; âhirette bunlara ihtiyaç yoktur Sizden biri, o hesap günü defterini okumak istemezse, duyguları konuşmaya başlar; her duygu dünyada yaptığını anlatır
Siz büyük işler için yaratıldınız, ama haberiniz yok Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “Siz bize dönmeyeceğinizi ve başı boş yaratıldığınızı mı sandınız?” (el-Mu’minûn, 23/115)
|
|
|
|