08-02-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -31- Meclis
Aslında nefsin için olan, fakat dışta Allah için olduğu görülen hiddeti etme Sonra münafık olursun Münafık olmasan bile benzersin Allah için olan şey devamlı, ömürlü olur Başkası için yapılacak hiddet az zaman durur, sonra geçer
Bir işi yapacağın zaman, nefsini bırak Şeytanî ve uygunsuz duyguları at; yalnız Allah için yap Ve Allah'ın emirlerine uy Allah tarafından verilmiş bir emir olmadan hiç bir işe el atma İlâhî emir, ya şeriat veya ilham yolu ile gelir Hangi yoldan gelirse gelsin Kalbine sahib olmalısın
Kendi varlığına, halka ve dünyaya güvenme, rahat edersin Hak'la ülfet etmeye rağbetli ol Rahat yalnız O'nunla olmaktadır Ülfet, yalnız O'nunla olur Ruh serinliği, yalnız O'nun varlığı ile olmaktadır O'nu bulma işi, nefsin hastalıkları geçince başlar Onun safiyet hâline geçmesinden, şahsî varlık ve kötü arzuların kirini ondan giderdikten sonra olabilir
Varlığını Hak yoluna vakfeden kimselerle ol Onların kuvveti ile kuvvet bul Görüşlerini onların görüşlerine uydur Bunları yaparsan Yaratan, onları övdüğü gibi seni de över Seni meleklere medheder Daha başka tâbirle, seninle övünür Her şey zıddından ve sevmediği şeyden kaçar Kuvvetler çeşitlidir O zıtlar arasında kudsî kuvvetler ve onun karşısında kudsî olmayan kuvvetler vardır; sana düşen ilâhî kuvveti alıp aksini bir yana atmak Varlığını Hak varlığı ile doldur O kudsî varlığı yitirirsen, hiç bir şey bulman kabil değildir Görürsün Sonra yine O'nu görürsün O'nun dışında varlık görmek mümkün olmaz Yeter ki, varlığını temizlemen kabil ola Neler görmezsin ki? Ancak temizlik şarttır Bir padişahın katına dış pisliği ile girilmediği gibi mukaddes varlığa da derûnî kirle girmek mümkün değildir
İçin boşalmış, orayı aç kurtlar doldurmuş Seni neylerler? Ruhunda bir inkılâp yap, temizle Ancak bundan sonra şahın katına girebilirsin
Kalbin irfanla dolu olmalı; hâlbuki orada, halkın korkusu, onlardan gelecek şeylerin sevgisi yatıyor Dünya ve içindeki varlığı seni manen çökertti; çünkü onların sevgisini kalbine koydun Bunlar kalbin temiz olmadığına delildir
Sözü bırak Nefsini ıslâh etmedikten sonra sana söz hakkı vermezler O nefsi yüklen; doğruluk teneşirine kadar götür Oradan başka yere bırakma Bu hâlde kalırsan dünyalık metalar seni yıkamaz; çünkü onlar elinde ve kesende kalır; kalbine girmez Halkla oturmak da sana zarar vermez Çünkü sen halk diye bir şey bilmezsin Onların varlığını Hak'tan ibaret görürsün Sakın ha sakın, onlara varlık vermek duygusu kalbine geldiği zaman yanlarına yanaşma Hakk'ın kudretini görmedikçe onların verdiğini kabul etme Onların vermesini Hakk'ın kudreti ile gör; sonra al
Hak yakınlığı dehşet verir Şayet bir dehşet duymuyorsan, sakın O'nun yakınlığından dem vurma, sonra yalancı olduğunu yüzüne vururlar Kulların işiyle gönlünü eğlendirmektesin Onların sana gelip el öpmelerini bekliyorsun Onlar gelip bir şeyler versinler diye kapıda bekliyorsun İstediğini yerine getirmedikleri zaman üzüntü duymaktasın Övülünce yüzün gülüyor Kötülüğünü söyleyen olursa yüzün buruşuyor
İnsan, iyi tevbe ederse imanı sıhhat bulur ve artar Ehl-i Sünnet kelâmına göre, artar ve eksilir Hakk'a itaatla çoğalır, isyanla da zedelenir Bu avama göredir Havas tâbir olunan büyük insanlara göre imanın artıp eksilmesi başka yollardan olur Onlar kalplerine halkı koyarlarsa, imanları zayıflar, azalır Hak tecellisini yerleştirince de imanları tam olur, çoğalır
O büyükler Hak varlığında sakin olurlarsa, imanları artar Kullara güvenir, onların geçici metalarına koşarlarsa perişan olurlar, imanları kuvvetten düşer Ama onlar hiç bir zaman yaratılmışlara dayanamazlar Yaratan'larına güvenirler, O'na tevekkül ederler İstinat noktaları Hak'tır O'ndan korkarlar Bir şey bekleyecek olurlarsa yine O'ndan beklerler Çünkü er geç gidecekleri yer orasıdır Tevhid ehlidirler Şirk yolunu bilmezler bile Düşkün oldukları hâl budur Tevhidleri kalplerinde yer etmiştir Halkla sohbet eder, iyi geçinirler Kendilerine karşı bir cahillik eden olsa onunla bir olmazlar Hak Teâlâ onların bu vasfını şöyle anlattı: “Cahiller onlara söz attıkları zaman, selâm derler ” (el-Furkân, 25/63)
Sus; cahillere yumuşak davran Cahil kişinin yanlış hâli seni üzmesin Onların tabiatında mevcut olan huysuzluk yüzünü buruşturmasın Nefis ve şahsî arzularının sapık tezahürü seni üzmesin Ama bir günah işledikleri zaman da susma, konuş Hatalı işlere karşı susmak yasaktır O zaman konuşmak ibadet sayılır Gücün yeterse, iyiliği yaptır Kötülüğe mâni ol Bu babta kusurlu olma O kapı bir hayır kapısıdır Kendin için bir ganimet bil, içeri girmeye bak
|
|
|
|