08-02-2012
|
#6
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlahi Armağan -29- Meclis
Ey evlat! Nifak, gösteriş ve unutkanlıkla ibadet edersin, bu ibadetinde iyilik umarsın Hata ile işlediğin şeylere lütuf beklersin O uygunsuz hâllerinle iyi kulların yanında kalmak dilersin Sen nerede, onları anmak nerede? Onlar gibi marifet dâvasına girmek sana çok ırak
Ey sahibinden kaçan, dağınık ve perişan adam, hâlin nice olur? Şu büyük ümmetin ihlâs sahiplerinden de ayrıldın
Sana ağlanması için ağla Musibet işlerine otur ağla Onları gidermek için üzüntü duymazsan, yazık olur Kötü işlerini öldür, sonra taziyeye otur Başkaları da sana taziyeye gelir Senin gözlerinde perde var; bundan haberin var mı? Bazı büyükler şöyle buyurmuşlar: “Hak nurundan perdelenmiş oldukları hâlde hâlini bilmeyenlere yazıklar olsun ”
Kalbin nerede? Aklın kime takıldı? Kime hâlini şekva ediyorsun? Kimden yardım istiyorsun? Kiminle bu kadar uyuyacaksın? Herhangi bir darlığa düştüğün zaman, kime dayanacaksın? Bu hâlinle hep yalnız kalacaksın O büyükler, gafletin için, sana yardımcı olmayacaklar
Ne dilersen söyle Her sözünü bilirim Onların yalanını, doğrusunu çıkarırım Sen ve bütün yaratılmışlar, bana göre bir kurbağa kadar küçüktür
Sizden doğru olanın, hizmetçisi ve kölesi olurum O isterse, beni alır, çarşıda köle gibi satabilir Beni kendine mal etmek isterse, çalışır kıymetini öderim O doğru insan üzerimden elbisemi alsa, sesimi çıkarmam Dilendirmek isterse yaparım Tecrübesi kolay, arzu ediyorsa hemen yapsın
Seni neylerim; doğruluğun yok Sözünü tutman kabil değildir
Tevhid ve imana yanaştığın yok Oluk kapatan ot kadar kıymetsizsin Ayrık otuna benzersin Kurumuşsun, yalnız yanmaya yararsın
|
|
|
|