Yalnız Mesajı Göster

Ne Mutlu İman Edenlere

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ne Mutlu İman Edenlere




Ne Mutlu İman Edenlere

Yazar:

Nureddin Soyak



Huzursuzluk hiçbir fert ve toplumun kaderi değildir Rabbimiz dünya ve ahirette huzur isteyene huzur, huzursuzluk isteyene de huzursuzluk verir Fert ve toplum olarak her halimiz kendi isteğimiz ve kazancımızdır Rabbinden kopan insan o kadar şaşkınlaşır ki; huzuru başkalarının huzursuzluğunda aramaya başlar O zaman da insanlar birbirinin kurdu olup huzuru yiyip yok ederler


Huzur; kalp, kafa ve vücut rahatlığı olarak tarif edilir Ruh ve bedenden müteşekkil insan, ne sırf ruhi, ne de sırf bedeni rahatlıkla huzura kavuşabilir Hem ruhun hem de bedenin birlikte huzura kavuşması gerekir Bununla birlikte ruhun huzuru bedenin huzurundan önce gelir Ruh gerçek huzuru bulunca beden de ona tabi olur Ruh huzur bulmadan insanın huzur bulması mümkün değildir Ruh da ancak Rabbiyle, Rabbinden gelenle huzur bulur

Rabbimiz’in “Kuru bir çamurdan şekillenmiş kara balçıktan yarattık” (Hicr 26) buyurduğu ve yine “Ona şekil verdiğim ve ruhumdan üflediğim zaman…” (Hicr 29) buyurduğu insan; Rabbinden bir nefhayı kendinde bulundurmaktadır Turabi beden turabi nimetlerle sükûn ve huzura kavuşurken, ilahi ruh ancak rabbiyle ve rabbinden gelenle huzura kavuşabilir Bunun yolu da ihlâslı bir iman ve gereği olan sâlih amellerdir


Rabbimiz: “İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu!” (Rad 29) buyurmaktadır İman huzura atılan ilk adımdır Sonrada imanın gereği olan ibadet, ahlak ve sosyal münasebetlerdeki İslam ahkâmına riayet gerekir İnsanın rabbinden kopuk bir hayat içerisinde mutlu ve huzurlu olması hayalden başka bir şey değildir

Rabbimizin şu öğüdüne kulak verelim: “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” (Rad 28)

Allah’ı anmak dil ile olur, kalp ile olur, davranışlarla olur Allah’ı anmak; Allah’ı bilmektir, Allah’ı sevmektir, Allah’a itaattir, Allah’a ibadettir Bunların hepsini birden gerçekleştiren gerçek manada Allah’ı anmış olur Sadece dilin söylemesiyle Allah’ı anmak gerçekleşmiş olmaz Sadece dille Allah’ı anmak da insanın huzura erişmesi için yeterli değildir Dilleri Allah’ı anarken diğer azalar Allah’a isyan halindeyse bu nasıl anmaktır Bu durumda insanda huzur hali nasıl gerçekleşebilir

Nimetlere şükür, külfetlere sabır, günahlara tevbe etmek Allah’ı anmaktır Bunların usulüne uygun gerçekleştirilmesi insanı huzura kavuşturur

Namaz, oruç, zekât, hac ibadetleri Allah’ı anmaktır

Allah’ı kullarına anlatmak, Allah’ı sevdirmeye çalışmak, Allah’dan sakındırmak; Allah’ı anmaktır ve insanın huzur menbaıdır

Kur’an okumak Allah’ı anmaktır Kur’an’ı hayatına nakşetmek Allah’ı anmaktır

Kulunu yaratan ve programlayan Allah, onu huzura kavuşturacak yolları apaçık beyan etmiştir Kul günah işlemek ister de, bütün bu hakikatlere sırt çevirir ve huzuru yanlış yerlerde arar

Huzura kavuşan insan Rabbiyle, kendisiyle, ailesiyle, akrabasıyla, komşularıyla, dostlarıyla hatta düşmanlarıyla barışık insandır Kendisine bile tek taraflı huzurun huzur getiremeyeceğini bilen müslüman, kendisinin huzuru için ailesinin, akrabalarının, komşularının, dostlarının ve düşmanlarının da mutlu olmasının zaruretine inanır Bundan dolayıdır ki asr-ı saadetten günümüze müslümanların hâkim oldukları zaman ve mekânlarda huzur medeniyeti kurulmuş ve insanlar huzur içerisinde bir hayat sürmüşlerdir Hakiki Müslüman bulunduğu her yerde; huzur ve mutluluğun teminatıdır Tarih buna şahittir

Müminlerin huzurunun kaynağı Allaha güvenip dayanmalarıdır Rabbimiz:

“Müminler ancak, Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir” (Enfal 2) buyurur

Rablerinin kendilerini dost ilan etmesidir

“Allah iman edenlerin dostudur” (Bakara 257)

“Bilesiniz ki Allah’ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” (Yunus 62)

“Onlar iman edipte takvaya ermiş olanlardır” (Yunus 63)

Bütün bu ilahi müjdelerle birlikte kendisi için şer gibi görülen şeylerin hayır olabileceğine inanan müminin huzur halini kim çalabilir ki

Bununla birlikte Müslüman uyanık olmalıdır

Huzurun baş düşmanları İblis ve insan şeytanlarıdır Rabbimiz bu hususta bizleri uyarmaktadır

“Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse elbette ki açık bir ziyana düşmüştür” (Nisa 19)

“Şeytan o milletlerin yaptıklarını kendilerine süsledi Bugün de onların yakın dostudur Ama onlara acıklı azap vardır” (Nahl 63)

Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinenler dünyalarını da ahiretlerini de mahvederler Elbette hiç kimse açıktan ben şeytanın dostuyum demez ama Allah’a değil de şeytana tabi olmuş ise artık şeytan onlara akı kara, karayı da ak göstererek onları yoldan çıkarır Rabbimiz:

“Allah’ın riayet edilmesini emrettiği şeyleri terk edenler ve yeryüzünde fesat çıkaranlar; işte lanet onlar içindir ve kötü yurt onlarındır

… onlar dünya hayatıyla şımardılar Oysa ahiretin yanında dünya hayatı geçici bir faydadan başka bir şey değildir” (Rad 25-26) buyurmaktadır

Ruslara esir düşen Kafkas Kartalı Şeyh Şamil büyük bir törenle Petersburg’a getirilip şerefine büyük bir balo düzenlenir ve Çar II Aleksandr, Şamil’e baloyu nasıl bulduğunu sorması üzerine büyük İmam: “Çar hazretlerine meçhul değildir ki Cenab-ı Hakk dünyayı Hıristiyanlara ve ahireti de Müslümanlara vaad buyurmuştur O ilahi cennete giremeyeceğinize göre dünyayı cennete çevirmekle çok isabet buyurmuşsunuz” der

Alıntı Yaparak Cevapla