Yalnız Mesajı Göster

Ferdi Davet Ve Cemaat Olmak

Eski 08-02-2012   #9
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ferdi Davet Ve Cemaat Olmak




Yedinci Merhale


Burada artık; "Hangi Cemaat?" diye sorulabileceği farzedilip, söyle­şi ona göre sürdürülür Bu merhale önemli ve hassastır Üstün fikir ve güçlü bir ifade ister!
Çünkü ortalıkta bir sürü cemaat var Sürekli çalışıyor ve gençleri kendilerine katılmaya çağırıyorlar Hepsi de İslam'ın davasını güdüyor Herbirinin de kendine göre metodları ve gençliği cezbedici taktik ve slo­ganları var
Ancak her İslam gencinin başta bilmesi şart olan şudur: En baş me­sele, İslam'a drekt hizmet problemidir Ve gencin İslam'a hizmete götürü­cü yolu en güzel şekilde seçmesi, sağlamlığına güvenmesidir Yoksa tö­kezler, ya da İslam prensiplerinin birlikte yaşatmak istediği cemaatı seç­mede yanılır Ve daha işin başında kaybeder Çünkü, onun ikinci bir hayatı, ikinci bir kişiliği yoktur Bunları boşa harcamamalıdır O halde vak­tinin ve enerjisinin büyük kısmını; hizmet için en emin, en güvenli, en verimli ve üstün yolu bulmak için harcamak Bu ihmalden ötürü burnu üstüne yıkılmamak
Bu noktada üzerinde önemle durulacak, dikkat çekilecek şey ise; İs­lam ilkelerinin gerçekleşmesinde ve İslam devletinin kurulmasında, Resulullah (as)'ın ilk İslam devletini kururken izlediği plan ve usulün ne olduğudur O, önce halkın gönlüne İslam akidesini nakşediyor, onları Erkam'ın evinde Kur'an sofrasında kendi öz mektebinde eğitiyordu Bu mektepten öyle inançlı insanlar yetişti ki, akide onları kuşattı, şuur ve şahsiyetleri haline geldi Onların hayatı ondan ibaret oldu çıktı Artık ne­ye sahipseler hepsini ona veriyorlardı; malı canı, vakti, sağlığı, fikri Onda direniyor, onun yolunda her türlü çile ve sıkıntıyı yükleniyorlardı Ondan bir an sıyrılmıyor, hep onu neşrediyor, onu savunup mallarıyla canlarıyla onun için çarpışıyorlardı
İşte bu zevat, ilk İslam devletinin kuruluşunda temel taş oldular Sonra Resulullah (as) onları kardeş yaptı, teşkilatlandırdı, onlardan ahid ve misak aldı: Bu dini her şeyleriyle savunacaklardı Ve Allah (cc)'ın lütfuyla zafer ve kurtuluş onların elinde gerçekleşti
İşte Resulü Ekrem bu tarzda; önce akide gücü, sonra birlik gücü, sonra da pazu ve silah gücünü gerçekleştirdi Çünkü bir kere, sağlam, köklü ve değişmez bir akide kuruldu mu, Allah düşmanlarına karşı dur­maya yarıyacak kuvvete sahib olunmuştur:
" Artık zulme uğradıkları için savaşanlara Allah izin vermiştir Zafere ermeleri de O'nun taahhüdüdür!"
Ama temel henüz oluşmamışken ve müslümanlar az olduğu sırada ise, Resulullah (as) mü'minlere sabır tavsiye ediyordu Eziyetlere sabır, Hakk üzere sebat, inandıklarını başkasına tebliğ için İsrar Fakat onlar­dan, batıla karşı kuvvet kullanmalarını asla istemiyordu
O halde, bu yolda yürüyen her cemaat, ona göre amel etmek zorun­dadır Yani hangi cemaat olursa olsun; eğitimi, çoğalmayı birliği ve kuv­vet kullanabilmek için kenetlenmeyi ihmal ederse, düpüdüz kumar oynu­yor demektir Ve İslami eyleme zararlı olur
O halde, eğitim tamamlanmadan, kaba kuvvetle yönetimi elde etme­ye kalkan, ya da, ayni ihmalle birlikte; siyasi partilerle yola çıkmak tehli­kelidir Hatta İslami gelişmeyi, henüz tabii gelişmesini tamamlayıp, sağlam temele oturmadan kararlılık ve süreklilik kazanmadan harcamak olur Zira böyle sağlam bir temeli (baştan beri anlatılan) ancak, İslami ha­kimiyet taşıyabilir, koruyabilir ve onu savunarak, başkasının ona el koy­masını önler Bina temelinden başlanarak yapılır, çatısından değil Ve nerede bir büyük bina varsa, onun geniş ve derin temeli vardır Bu kuru­lacak bina, "Dünya İslam Devletidir", düşman ise topyekün inkarcılar batılcılar Öyleyse da'vetin bu safhasında harcanacak zaman, fertlerin de­ğil, milletlerin ömrüyle ölçülebilir
Allah'ın lütfü olarak görüyoruz ki, Şehid Hasen el-Benna, bu ilkeyi Rasulullah (as)'ın siyretinden almıştır Ve o sağlam akideye sahip müslüman fertlerden, müslüman aileler, ondan da müslüman cemaat oluşması tarzını benimsemiştir Bu sağlam temel üstünde İslam devleti ve hilafeti­ni taşıyacak, Allah'ın izniyle
Tıpkı böyle de; da'vet edilen kişiye, İslam'a hizmet edilecek cemaa­tın İslami akide, ibadet, ahlak, hukuk idare ve mücadele olarak şümulüyle ve tüm olarak ele alması gerektiği anlatılmalıdır Yani hayatı bütün yön­leriyle almak zorunludur Bir yönünü ele alıp öteki cephesini ihmal et­mek olmaz İster rahatlık ve kolaylık için, ister başka sebepten olsun
Nitekim örnek verdiğimiz cemaatleşmede olduğu gibi, geniş ve sağ­lam bir tabana oturup ufukları tutacak, sadece bir yerde değil, tüm dünya­da İslam ahkamını geçer ve yürür kılmayı hedef alacak bir cemaat Ger­çi her cemaat, edindiği tecrübe ve egzersizlerle hedeflere varmada, en emin ve en çabuk sonuç veren, zaman ve enerjiyi en uygun kullanan me­todun kendilerinde olduğunu iddia eder
Hem de, anlaşılması ve uygulanmasında ifrat ve tefrit olmadığı, sap­ma ve parçalanmalardan azade bulunduğu, hatta tam Rasulullah (as) ve selef-i salihinin tutumuna mutabık olduğunu savunur Gerçekten böyle olmalıdır, içinde çalışılacak cemaat
Cemaat tek plan üzerinde organize olmuş belli bir hiyeraşiye göre yürüyen teşkilat olmalı Parça parça, ani kararla yürüyen başı bozuk ve plansız olmamalı Bu parça, bölük girişimlerin, tefrika ve kuvvet dağılı­mına sebep olacağından, tehlike ve yanlışlığı da anlatılacaktır O halde, temel tavır şu olmalı: Kim İslam'a hizmet etmek istiyorsa; bütün gücünü ve gayretini, yukarda özellikleri belirlenen cemaata bağlamalı Yani ona, yeni ve tek başına bir bayrak çekmesi ya da yeniden deneme safha­sındaki bir cemaatin ardına takılması yakışmaz Ve zaten mücadelenin bölünmesi de böylece önlenmiş olabilir Yine o kişiye böyle büyük bir cemaatı terketmesi ancak ve ancak, hepsinin ve her sahada, fısk ve dala­lette olduğuna kanaat getirdikten sonra caiz olur
Bu merhalede sayıp döktüğümüz özellikleri, Allah'ın lütfü ile İhvan cemaati yapabilmektedir

Mustafa Meşhur

Alıntı Yaparak Cevapla