|
Prof. Dr. Sinsi
|
İber Yarımadası’Nın Fethi
İBER YARIMADASI’NIN FETHİ
Ahmet Miroğlu
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer  
“Bu Can Pazarına Önce Kendi Canımı Sürüyorum!”
“Askerlerim! Görüyorsunuz arkanızda deniz, önünüzde düşman, kaçacak yeriniz yok Vallahi direnmekten başka da çareniz yok Düşmanımızın bütün gücüyle üzerimize geldiği bir gerçek Üstelik yiyecek ve teçhizatı da bol Halbuki bizim kılıçtan başka silahımız ve düşmanın elinden alacağımız yiyecekten başka erzağımız yok
Hiçbir şey yapmadan birkaç gün bu halde kalırsak kuvvetten kesiliriz Bizden korkmakta olan düşman da halimizi görüp cesaretlenir Kendinizi böyle bir kötü sona düşmekten koruyun ve şu azgın düşmana haddini bildirin
Müstahkem şehirler ve güçlü düşman karşınızdadır Ölümden korkmazsanız bu fırsatı değerlendirip zafere ulaşırsınız Şunu kesinlikle bilin ki, bu savaşta ben sizden daha fazla güvende değilim Yine iyi bilin ki, eğer şu zorluklara birazcık dayanırsanız daha müreffeh bir hayata kavuşursunuz En ucuz malın can olduğu bu pazara sadece sizi sürmüyor, önce kendi canımdan başlıyorum Canınızı düşünerek beni yalnız bırakmayın Benden daha fazla bir zorluğa katlanmayacağınız gibi, benden daha büyük bir fedakârlıkta bulunmanız da gerekmeyecek Hepimiz aynı kaderi paylaşmaktayız
   
Müminlerin Emiri Velid b Abdülmelik, kahramanları arasından sizi seçti, bu ülkenin krallarına akraba ve damat olmanızı arzu etti Çünkü sizin savaştan korkmadığınıza, çekinmeden çarpışacağınıza, yaptığınız cihattan gayenizin ilâ-yı kelimetullah olduğuna ve bu uğurda sevap kazanacağınıza güveni sonsuzdur İslâm’ı bu topraklara yerleştireceğinize inanıyor Elde edeceğiniz ganimetin tamamını size bırakmaya söz vermiştir İki cihanda sizin yiğitliğiniz yad edilecektir
Bilin ki sizi davet ettiğim şeye ilk uyan ben olacağım Kesinlikle bilin ki iki ordu savaşa tutuşunca, Rodego denilen o azgına bizzat ben saldıracağım ve emin olun tepeleyeceğim Siz de benimle beraber saldırın Eğer onu öldürdükten sonra ben de ölürsem, sizi ondan kurtarmış olurum Başınıza itaat edeceğiniz bir kahramanı getirmekten aciz değilsiniz Şayet bunu başaramazsam, yarım kalan işi siz tamamlayın Onu öldürerek bu ülkenin fethini gerçekleştirin Çünkü o ölürse düşman dağılacak ve bir daha asla toparlanamayacaktır ”
(Tarık b Ziyad, 28 Ramazan 92 ,19 Temmuz 711, Vadi Lekke )
Kral Rodego, tahtına kurulmuş ve uşaklarına kendisini savaş alanına götürmelerini emretmişti Tacını giymiş, bütün ziynetlerini takınmıştı İpek gölgelikler altında bayrak ve sancak ormanını andıran bir kalabalıkla önünde savaşçıları, silahları ve bütün mal varlığıyla müslümanlara doğru ilerledi
Tarık, atına binmiş, ordusundaki herhangi bir süvari gibi harekete geçmişti Müslümanların süvarisi azdı Piyadelerden zırhlı olanların sayısı da sınırlıydı Başlarında beyaz sarıkları ve üzerlerinde yayları, kılıçları, mızrakları  
Savaşın sonucu mu merak ediyorsunuz? Bakalım neler oldu  
İlim Ocağında Yetişen Bir Fatih
İslâm orduları Kuzey Afrika’yı bir uçtan öbür uca aşmış, Atlas Okyanusu’na dayanmış ve orada kalmıştı Aradan yıllar geçti Devletin başına Abdülmelik b Mervan (hilafeti: 685-705) geldi Abdülmelik’in Mısır’daki vekili, kardeşi Abdülaziz (Ömer b Abdülaziz’in babası) idi, Musa b Nusayr da Abdülaziz’in İfrikiye Valisi 
Musa, küçüklüğünden itibaren babasından ve Şam ulemasından ilim tahsil etmiş bir insandı Büyük sahabi Temim-i Darî r a ’dan hadis okumuştu Sahabe’den sonraki nesilden, yani Tabiîn’dendi Yazdığı şiir ve nesirler edebiyatçıların beğenisini kazanmaktaydı
Musa’nın İfrikiye Valiliği parlak başarılarla geçmişti Ukbe b Nafi’den başkasının ulaşamadığı Mağrib-i Aksa’yı fethetmeye karar verdiği yıl efendisi Abdülaziz vefat etti Ancak o fetihlerini sürdürdü Sonunda Afrika ile Avrupa arasında önemli bir geçiş noktası olan ve daha sonra Cebel-i Tarık Boğazı adını alacak boğaza hakim Tanca şehrini fethetmeye karar verdi
İşte Tarık b Ziyad ilk kez burada ön plâna çıktı Musa b Nusayr, şehrin fethi esnasında büyük yararlılıklar gösteren Tarık’ı Tanca ve çevresine vali atadı Artık karşı yakadaki İber Yarımadası müslümanlara göz kırpmaya başlamıştı
Bunlar Yerden mi Geldi, Gökten mi?
Müslümanlar, doğuda ve batıda en uzak noktalara kadar ilerlemişler, şimdi de karşı kıyıya geçmeyi hedefliyorlardı İber Yarımadası hakkında yeterince bilgi sahibiydiler İspanya’nın iç karışıklıklar içinde olduğunu biliyorlardı Çok geçmeden Septe Valisi Julianus, Endülüs Yarımadası’nın fethini bizzat teklif etti
Julianus, müslümanlara Endülüs’ün güzelliklerini, gelir kaynaklarını ve bereketli topraklarını bir bir anlatmış, fetih sırasında yardım etmeye söz vermiş ve ciddi bir direnişle karşılaşılmayacağını garanti etmişti Devir, Velid b Abdülmelik devriydi (705-715) 709 yılının sonunda yapılan bir deneme seferi ile 710 yılı Temmuz ayında Ebu Zur’a Tarif b Malik tarafından gerçekleştirilen bir başka sefer başarıyla sonuçlandı Müslümanların fetih azmi bilenmişti
Endülüs’ü fethetme görevi Tarık b Ziyad’a verilmişti Tarık, sözü dinlenir, doğru, iffetli ve çok cesur bir kimse idi Kaynaklar, sayının daha kabarık olması gerektiğini vurgulamayı ihmal etmeden, İspanya’yı fethe giden orduda 4-28 arası Tabiîn’in ismini kaydederler
Tarık, karşı kıyıda müstahkem bir mevki tespit ederek, ordusunu Julianus’un sağladığı dört gemiyle peyderpey geçirmişti Geçiş sırasında herhangi bir güçlükle karşılaşılmamıştı Yerli halk, bu ticaret gemilerinden inen kimseleri tüccar zannetmişti Kimse gelenlerin Endülüs’ün kaderini değiştirecek kimseler olduğunu fark edememişti Halbuki kısa süre sonra durum anlaşılacak ve Rodego’nun Tuleytula’da (Toledo) yerine vekil bıraktığı Todemir kralına, “ülkemize yerden mi gökten mi indiklerini, yoksa yeraltından mı çıktıklarını bilmediğimiz bir kavim geldi” (el-Makkarî, Nefhu’t-tib) diye haber salacaktır
|