Yalnız Mesajı Göster

Cevâmiu's-Sîre (Siyerin Özü)

Eski 08-02-2012   #42
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Cevâmiu's-Sîre (Siyerin Özü)




Uhud Savaşı

Rasûlullah (sav), Behrân Gazvesi dönüşünden sonra, Cemâziyelâhır, Receb, Şa'bân ve Ramazan aylarında Medine'de kaldı Bu arada Kureyş, üçüncü yılın Şevval ayında, Rasûlullah (sas)'a savaş açtı Bunun için, müttefikleri olan el-Ehâbîş denilen Arap kabilelerinden, Benî Kinâne ve diğer kabilelerden yardım istediler Savaştan kaçmamak için kadınlarıyla beraber sefere çıkan Kureyşliler, Kanat vadisinin Ayneyn tepesinde konakladılar Burası Medîne karşısındaki vadinin ağzında bulunan, Uhud Dağı yakınlarındaki Sebha içlerinde bir tepenin üstüdür

O ara Rasûlullah (sas), rüyasında, kılıcının ağzında gedik açıldığını, bir sığırın boğazlandığını ve elini sağlam bir zırhın içine koyduğunu görmüştü Rüyasında gördüğü zırhı, Medîne olarak yorumladı (Boğazlanmış sığırın), ashabından bir kısmının şehîd olacağına, (kılıcının ağzından gedik açılmasını ise) ehl-i beytinden bir adamın şehîd düşeceğine işaret olduğunu belirtti

Dolayısıyla Rasûlullah (sas), ashabına, Kureyşlilere karşı dışarı çıkmamalarını, Medîne'de savunma savaşı yapmalarını, eğer saldırırlarsa sokak başlarında şehri savunmalarını işaret buyurdular Abdullah b Ubeyy b Selûl de, Hz Peygamber (sas)'in görüşünü destekledi Ancak, daha sonra Uhud Savaşı'nda, Allah'ın kendilerine şehâdet bahşettiği bir grup seçkin sahâbi, savaşa çıkılması konusunda Rasûlullah (sas)'a ısrarda bulundular Bunun üzerine Hz Peygamber (sas), zırhını giymek üzere evine girdi ve bir müddet sonra çıktı Benî Neccâr'dan Mâlik b Amr (başka bir rivayete göre Muhriz b Âmir) adında vefat eden bir adamın cenaze namazını kıldı O gün Cuma günüydü Bu arada, savaşa çıkılması konusunda Hz Peygamber (sas)'e ısrar edenler yaptıklarından pişmanlık duydular ve Rasûlullah (sas)'a: "Ey Allah'ın Rasûlu! İsterseniz çıkmayalım, savunma savaşı yapalım' dediler Ancak Rasûlullah (sas): "Zırhını, giyindikten sonra savaşmadıkça çıkarması bir peygambere yaraşmaz" dedi Daha sonra Rasûlullah (sas), bin kişilik bir ordu ile Medine'den yola çıktı Medîne'de kalan Müslümanlara namaz kıldırmak üzere İbn Ümmi Mektûm'u görevlendirdi Rasûlullah (sas), Medîne ile Uhud arasında Şavt denilen yere varınca, Abdullah b Ubeyy b Selûl, görüşünün kabul edilmediği gerekçesiyle yaklaşık ordunun üçte birini teşkil eden sayıdaki kişiyle beraber küserek ayrıldı Câbir'in babası Abdullah b Amr b Haram, arkalarından yetişerek onlara Allah'a ve Rasûlü'ne dönmeleri hususunda öğütte bulunduysa da kendisine kulak asmadılar; bunun üzerine Rasûlullah (sas)'ın yanına yalnız dönmek zorunda kaldı

Ensâr'dan bazıları, Rasûlullah (sas)'a, müttefikleri olan Yahudilerden yardım istemesini önerdiler Ancak, Hz Peygamber (sas), gerek Yahudiler'den gerekse müşriklerden yardım almaya yanaşmadı

Rasûlullah (sas) [Müslümanlarla birlikte], Benî Hârise'nin arazisine girdi ve "Toplanmış bir topluluğa karşı kim çıkıp bize rehberlik eder" dedi Benî Hârise'den Ebû Hayseme adında biri: "Ben rehberlik ederim ey Allah'ın Rasûlu!" dedi Benî Hârise'nin sınırları içinden geçme konusunda onlara rehberlik etti Bu arada Mirba' b Kayzî adında, görme özürlü münafık birinin arazisinden geçtiler Bu adam: "Eğer sen gerçekten Allah'ın Rasûlu olsan dahi, arazimden geçmene izin vermiyorum" diyerek, Müslümanların yüzlerine toprak atarak sözü uzatmaya başladı

Bir grup onu öldürmek için üzerine saldırınca, Rasûlullah (sas): "Onu öldürmeyin! O hem gözünden hem de kalbinden görme Özürlüdür" dedi, Abduleşhel Oğulları'ndan Sa'd b Zeyd, yayıyla vurup Mirba'ın başını yardı

Rasûlullah (sas) yoluna devam etti; Uhud Dağı'na doğru uzanan vadinin kıyısında bulunan Şi'b denilen yere varınca, Uhud Dağı'nı arkasına alarak karargâhını kurdu Arkadaşlarına, emir vermedikçe kimsenin savaşmaması konusunda talimat verdi Bu esnada Kureyş, Kanâtta es-Samğa denilen yerdeki ekinlerin içine salınmış deve ve atlarıyla birlikte görünüyordu Bu arada Rasûlullah (sas), yedi yüz kişilik ordusunu savaş düzenine hazırlıyordu Müşriklerin ise iki yüzü (başka bir rivayette ellisi) atlı olmak üzere toplam üç bin savaşçı oldukları rivayet edilir Buna karşın Müslümanların okçuları elli kişiydi Rasûlullah (sas), okçuların başına Evs'li Benî Amr b Avf tan Havvât b Cübeyr'in kardeşi Abdullah b Cübeyr (ra)'i komutan olarak atadı O gün Abdullah (ra), giymiş olduğu beyaz elbisesiyle [dikkat çekici] idi Arkadan saldırmamaları için müşriklerin üzerine ok yağdırmak üzere, Rasûlullah (sas) Müslüman okçuları yerleştirdi; iki zırh üst üste giydi; sancağı, Abduddâr Oğulları'ndan Mus'âb b Umeyr'e verdi

Rasûlullah (sas), o gün, on beş yaşlarında olan Semûra b Cundub el-Fezârî ve Benî Hârise'den okçu olan Rafi' b Hadîc'e savaşma izni verdi Ancak Üsâme b Zeyd, Abdullah b Ömer b el-Hattâb, Benî Mâlik b en-Neccâr'dan Zeyd b Sabit ile Amr b Hazm; Benî Hârise'den Berrâ b Azib ile Useyd b Züheyr; Arâbe b Evs, Zeyd b Erkâm ve Ebû Sa'îd el-Hudrî'ye, yaşlan küçük olduğundan savaşa çıkmalarına izin vermeyerek, onları geri çevirdi; fakat bir yıl sonra yapılan Hendek Savaşı'na katılmalarına izin verdi O gün Abdullah b Ömer, on dört yaşındaydı Savaş izni verilmediği için geri çevrilen diğer kişiler de on dört yaşlarındaydılar

Kureyş, Hâlid b Velîd komutasındaki süvari birliğini sağ cenaha, İkrime b Ebî Cehl komutasındaki diğer atlı birliğini sol cenaha alarak, savaş düzeni aldı Rasûlullah (sas), hakkını vermek şartıyla kılıcını, Benî Sa'ide'den cesur, kahraman, savaş meydanında çalımlı yürüyüp kurnaz davranan Ebû Dücâne Simâk b Hareşe'ye verdi

Benî Dubey'a'dan, Ebû Âmir Abdu Amr b Sayfî b Mâlik b en-Nu'mân diye biri vardı Bu kişi, melekler tarafından yıkanan Hanzele'nin babasıdır O, (daha önce geçtiği gibi) câhiliye döneminde kendisini zühd ve ibâdete veren bir rahipti İslâm gelince sapıttı; Rasûlullah (sas)'dan uzaklaşmak gayesi ile Evs'ten bazı gençleri de yanma alarak, Medîne'den ayrılıp Mekke'ye gitti Uhud'da müşriklerin yanında savaşa katıldı Bu adam Evs'in reisleri arasında idi Savaşa katılması durumunda, Evslilerin savaştan çekilip kendi tarafına geleceğine dair Kureyş'e söz vermişti Uhud günü, Mekkeli köleler arasında Ehâbîş ile birlikte Müslümanlarla ilk karşılaşan kişi o oldu Kabilesine seslenerek kendisini tanıtınca, Evsliler ona: "Ey fâsık! Allah senin gözünü aydın kılmasın" cevabını verdiler Bunun üzerine: "Benden sonra kavmime kötülük dokunmuş" diyerek Müslümanlara karşı şiddetli bir hücuma geçti

Rasûlullah (sas) ashabının parolası o gün, "Öldür! Öldür!" idi O gün Ebû Dücâne, Talha, Hamza, Ali, Enes b en-Nadr (ra); onlardan başka çok az insanın başarabileceği şiddetli bir sınavdan başarıyla geçtiler O gün Ensâr'dan bir grup, geri dönüşü olmayan büyük bir sorumluluk ile karşı karşıya kalmışlardı Bu bilinçle savaşa daldılar Kureyş, yenilgiye uğramaya başladı Bunu gören okçular: "Allah, düşmanlarını bozguna uğrattı! Burada durmamızın artık bir anlamı yok!" dediler Komutanları Abdullah b Cübeyr (ra), yerlerinden ayrılmamaları konusundaki Rasûlullah (sas)'ın emrini onlara hatırlattıysa da, onlar düşmanın hezimete uğradığını öne sürerek onun emrine aldırış etmediler Ancak müşrikler yeniden hücuma geçtiler Seçkin bazı Müslümanları Allah şehâdetle şereflendirdi Müşrikler Rasûlullah (sas)'m yanına kadar geldiler Mus'âb b Umeyr (ra), Rasûlullah (sas)'ın önünde şehid oluncaya kadar savaştı Rasûlullah (sas), yüzünden yaralandı; atılan bir taşın isabet etmesi sonucunda, biri alt diğeri üst olmak üzere, sağdaki iki küçük azı dişi kırıldı Mübarek başında bulunan miğfer parçalandı Mus'âb b Umeyr'in şehid olması üzerine,

Rasûlullah (sas), sancağın Hz Ali (ra)'ye verilmesini emretti O ara Rasûlullah (sas), Ensâr'ın sancağı altında bulunuyordu Rasûlullah (sas)'in yanına kadar gelip ona saldıranlar arasında, müşriklerden Amr b Kamîa el-Leysî ve Utbe b Ebî Vakkâs da vardı Bu esnada Hanzala el-Ğasîl b Ebî Âmir (ra), Ebû Süfyân'a doğru şiddetle hücum edip tam onu kistırmışken, Şeddâd b el-Esved el-Leysî (İbn Şa'ûb) O'na saldırıp şehid etti Hanzala (ra), gerdekten çıktığı gibi yıkanmadan savaşa geldiğinden, cünüb olarak şehid oldu O'nun bu durumunu ve melekler tarafından yıkandığını Rasûlullah (sas) haber verdi Müşrik ordusunun sancağını tutanlar öldürülünce, sancakları yere düştü Bunun üzerine orada bulunan Amra bint Alkame el-Harisiyyet adlı kadın, sancağı müşrikler adına yerden kaldırdı; böylece dağılan müşrikler ona doğru gelerek toplandılar

Rasûlullah (sas)'ı alnından yaralayanın, İslâm hukukçusu Muhammed b Müslim b Şihâb ez-Zührî'nin amcası Abdullah b Şihâb ez-Zührî olduğu rivayet olunmuştur Atılan taşlarla geri çekilmek zorunda kalan Rasûlullah (sas), yanı üzerine bir çukura düştü Bu çukuru, Ebû Âmir el-Evsî, Müslümanlara karşı bir tuzak olarak kazmış idi Rasûlullah (sas)'ın bu çukura düşmesi üzerine, Hz Ali O'nun elinden tutarak, Talha (ra) da kendisini siper edip O'nu bağrına basarak, Rasûlullah (sas)'ın ayağa kalkmasına yardımcı oldular Ebû Sa'îd el-Hudrî'nin babası Mâlik b Sinan, Rasûlullah (sas)'ın yarasında bulunan kanını hafifçe emdi Miğferde bulunan halkalardan ikisi Rasûlullah (sas)'in yüzüne batmıştı; Ebû Ubeyde b el-Cerrâh (ra), onları ön dişleriyle çıkardı Halkaları dişleriyle sıkıca tutup çıkardığı için, iki ön dişi düştü Dişlerinin düşmesi onu daha da süslü kılmıştı

Müşrikler, Rasûlullah (sas)'a yaklaştılar Rasûlullah (sas)'ın önünde bulunan yedi kişilik Müslüman bir grup, şehid düşünceye kadar savaştılar Bunların yedi kişiden fazla olduğu da söylenir En son Umara b Yezîd b es-Seken şehid düştü

Bunun ardından Talha (ra), bir grup gibi çarpışarak müşrikleri Rasûlullah (sas)'dan uzaklaştırdı Ümmü Umâre Nuseybe bint Ka'b el-Mâzeniyye (ra), şiddetli bir şekilde savaştı Amr b Kamîa'ya sert kılıç darbeleriyle vurarak, üzerinde bulunan iki zırhı yere düşürdü Ancak Amr b Kamîa, vurduğu bir kılıç darbesiyle onun boynunda büyük bir yara açtı Ebû Dücâne, üstüne oklar düştüğü halde, hareket etmeksizin sırtını Rasûlullah (sas) için kalkan yaptı O esnada Rasûlullah (sas), Sa'd b Ebî Vakkâs'a, "Ok at! Anam babam sana feda olsun!" diyordu

Savaşta Katâde b Nu'mân ez-Zaferî, gözünden isabet aldı; gözleri yanağının üzerine düşmüş olduğu halde, Rasûlullah (sas)'a geldi Bunun üzerine Rasûlullah (sas), onun gözünü tekrar yerine koydu Onun bu gözü diğer gözden daha sağlıklı ve güzel oldu

Enes b Mâlik'in amcası Enes b en-Nadr, silahlarını bırakmış sahabeden bir topluluğun yanına vardı ve onlara: "Ne diye oturuyorsunuz?" dedi Onlar da: "Rasûlullah (sas) öldürülmüş!" diye cevap verdiler Bunun üzerine onlara: "Ondan sonra sizin için hayatın ne anlamı olabilir ki? Haydi kalkın ve Rasûlullah (sas)'in uğrunda öldüğü şey için siz de ölün!" dedi Sonra insanlara yöneldi ve Sa'd b Mu'âz'a rastladı; O'na: "Ey Sa'd! Vallahi Uhud tarafından cennet kokusunu alıyorum" dedi Şehid düşünceye kadar savaştı Allah O'ndan razı olsun Üzerinde yetmiş darbe izi vardı O gün Abdurrahman b Avf (ra), bir kısmı ayağından olmak üzere, yirmi kadar darbe alarak topal kaldı

O gün, karşı hamleden sonra Rasûlullah (sas)'ı ilk fark eden Benî Selime'den şâir Ka'b b Mâlik oldu En yüksek sesiyle: "Ey Müslümanlar! Müjdeler olsun! Bu Rasûlullah (sas)'dır" diye bağırdı Rasûlullah (sas,), susması için ona işaret etti Müslümanlar O'nu tanıyınca, hemen etrafında toplandılar ve dağ tarafına doğru tırmandılar Onların arasında Ebû Bekir, Ömer, Ali, Talha, ez-Zübeyr, el-Hâris b es-Sımme el-Ensârî ve diğerleri vardı

Rasûlullah (sas), Şi'b denilen yerde tepeye yaslanınca, Übey b Halef el-Cumehî kendisine yaklaştı Rasûlullah (sas), el-Hâris b es-Sımme'den harbesini alarak boynuna vurdu ve onu yaraladı Übeyy, perişan bir halde yere düştü Müşrikler ona: "Vallahi sana bir şey olmamış" dediler Bunun üzerine o, "Vallahi üstüme tükürseydi beni öldürürdü" dedi Übeyy, Mekke'de Rasûlullah (sas)'ı öldüreceğine söz vermişti Bunun üzerine Rasûlullah (sas) ona, "Ben seni öldüreceğim" demişti Allah'ın düşmanı Übeyy, Mekke'ye dönüşünde, Şerif denilen yerde bu yaradan dolayı öldü

Hz Ali (ra), Mihras su kaynağından kalkanına su doldurarak, Rasûlullah (sas)'a getirdi Sudan bir koku geldiği için, Hz Peygamber (sas) içmedi Onunla yüzünü yıkadı Rasûlullah (sas), dağdaki yüksek bir kayalığın üstüne çıkmak istedi Ancak yorgun ve bitkin bir halde idi İki kat da zırh giyinmişti Talha b Ubeydillah (ra) yere çöktü; Rasûlullah (sas)'ı sırtına alıp kayalığa kadar çıkardı Namaz vakti geldi; Rasûlullah (sas) oturarak namaz kıldı Beraberindeki Müslümanlar da oturarak arkasında namazlarını kıldılar

Müslümanlardan bir grup hezimete uğradılar Bazıları el-A'ves önlerindeki el-Cel'ab'e kadar kaçtılar Kaçanların arasında Osman b Affân, Osman b Ubeyd el-Ensârî de vardı; Allah bu konuda onları affetsin Onların affedildiğine dair Kur'ân âyetleri nazil oldu: "İki topluluğun çarpıştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenlerin, şeytan, yalnızca bazı yaptıklarından dolayı ayaklarım kaydırmak istedi Yine de Allah, onları bağışladı"

Huzeyfe'nin babası el-Hüseyl b Câbir el-Yemân ve Sabit b Vakş, kadın, çocuk ve yaşlılarla beraber sağlam evlerde koruma altına alınmış, iki mübarek yaşlı adamdı Biri diğerine: "Ancak bir içimlik su içilecek kadar ömrümüz kalmış; kılıçlarımızı alıp Rasûlullah (sas)'a yetişsek belki Yüce Allah bize şehidlik şerefini bahşeder" dedi Bunun üzerine yola çıktılar ve Müslümanların arasına girdiler Sabit b Vakş, müşrikler tarafından şehid edildi; Hüseyl'i ise, Müslümanlar onu müşriklerden sanarak yanlışlıkla öldürdüler Rivayet edildiğine göre onun ölümünü Abdullah b Mes'ûd'un kardeşi Utbe b Mes'ûd üstlendi ve diyetini oğlu Huzeyfe'ye ödedi Huzeyfe de onu sadaka olarak Müslümanlara dağıttı

Yahudi Benî Sa'lebe b el-Fityûn'dan, Muhayrîk diye biri vardı Muhayrîk, Yahudilere: "Muhammed'e yardım etmenin üzerinize düşen zorunlu bir hak olduğunu biliyorsunuz" diyerek, onları Rasûlullah (sas)'m yardımına çağırdı Bunun üzerine Yahudiler: "Bu gün Cumartesi'dir" dediler Muhayrîk: "Sizin için Cumartesi yoktur," diyerek, silahını aldı ve Rasûlullah (sas)'a katıldı Ölünceye kadar Hz Peygamber (sas)'le beraber savaştı İstediği şekilde tasarrufta bulunmak üzere, bütün malını mülkünü Rasûlullah (sas)'a verilmesi için vasiyet etmişti Rasûlullah (sas)'in, Medine'de dağıttığı sadakalardan bir kısmının, Muhayrîk'm malından verdiği rivayet olunmuştur

El-Hâris b Süveyd b es-Sâmit, münafık idi Ancak yine de Müslümanlarla birlikte Uhud Savaşı'na katıldı Müslümanlar savaşa girince, el-Mücezzer b Ziyâd el-Belevî ve Benî Dubey'a'dan Kays b Zeyd'e saldırıp onları öldürdü ve kâfirlerin tarafına kaçtı Zira el-Mücezzer, câhiliye döneminde Evs ve Hazrec arasında çıkan savaşların birinde, adı geçen el-Hâris'in babası Süveyd'i öldürmüştü Daha sonra el-Hâris b Süveyd Mekke'ye gitti; orada bir süre ikamet etti Ancak Allah onu eceline susattı ve Medine'ye akrabalarının arasına geri döndü Rasûlullah (sas)'a durum vahiyle bildirildi Bunun üzerine Rasûlullah (sas), hiç gitmediği bir zamanda yola çıktı ve Küba'ya vardı Küba'da bulunan Ensâr, hemen Rasûlullah (sas)'ın yanında toplanmaya başladılar Aralarında sarı bir elbise giymiş olduğu halde el-Hâris b Süveyd de vardı Rasûlullah (sas), Uveym b Sâ'ide'ye, el-Hâris b Süveyd'in boynunu vurması için emir verdi Bunun üzerine el-Hâris: "Niçin ey Allah'ın Rasûlü?" dedi Hz Peygamber (sas): " el-Mucezzer b Ziyâd'i haince öldürmen sebebiyle" dedi Bunun ardından el-Hâris, bir kelimeyle de olsa cevap veremedi Bunun üzerine Uveym, onun boynunu vurdu Ardından Rasûlullah (sas), hiç oturmadan hemen geri döndü Başka bir rivayete göre ise, el-Hâris: "Ey Allah'ın Rasûlü! Vallahi dinimden şüphe ettiğim için onu öldürmedim Lakin onu gördüğümde kendimi tutamadım; zira onun babamın katili olduğunu hatırladım" dedi; sonra boynunu uzattı ve öldürüldü

Benî Abdileşhel'den, Usayrim olarak bilinen Amr b Sabit b Vakş diye biri vardı; İslâm'ı kabul etmiyordu Uhud günü gelince, ulaşmasını istediği saadete kavuşması için Allah onun kalbini İslâm'a ısındırdı ve Müslüman oldu Kılıcını aldı, Rasûlullah (sas)'a iltihak etti ve savaştı Yaralandı; ancak kimse onun durumuna bir anlam veremedi Savaş bitince, Benî Abdileşhel, ölülerin arasında kendi ölülerini ararken, ölümüne ramak kalmış bir şekilde Amr b Sâbit'i ağır yaralı olarak buldular Birbirlerine bakıp, "Vallahi bu Usayrim'dir Biz savaşa çıktığımızda o dinimizi inkâr ediyordu" dediler Sonra ona: "Ey Amr! Buraya gelmenin sebebi nedir? Kavmine olan sevgin mi, yoksa İslâm'a olan arzun mu?" diye sordular O ise: "Aksine, İslâm'a olan arzumdur Ben Allah'a ve Rasûlune iman ettim; sonra gördüğünüz gibi yaralanıncaya kadar Rasûlullah (sas)'ın yanında savaştım" dedi ve son nefesini verdi Ashâb bunu Rasûlullah (sas)'a anlatınca: "O cennet ehlindendir" diye buyurdular Denildiğine göre, onun durumu Ebû Hüreyre (ra)'ye bildirildiğinde: "Oysa o, Allah için hiç namaz kılmamıştı" dedi

Benî Zafer arasında, kimse tarafından bilinmeyen Kuzmân adında bir adam vardı Uhud günü büyük bir şiddetle savaştı; müşriklerden yedi önemli kişi öldürdü; sonra yaralandı Durumu Rasûlullah (sas)'a bildirilince: "O cehennem ehlindendir" dedi Kuzmân'a: "Sana müjdeler olsun! Cennet'e gidiyorsun" denilince o: "Ne müjdesi! Vallahi ben ancak kavmim için savaştım" dedi Sonra yarası ağırlaşıp acısı şiddetlenince, sadağından bir ok çıkardı, onunla bazı damarlarını kesti Böylece ölünceye kadar kanı aktı

Kureyşli müşrikler tarafından Müslüman ölülerinin değişik organları kesildi/onlara müsle yapıldı

Kureyş'in dönüşünden sonra, insanlar ölülerini taşımağa başladılar Bunun üzerine Rasûlullah (sas), yıkanmadan, kanlan ve elbiseleriyle birlikte şehid oldukları yere defnedilmelerini emretti



Alıntı Yaparak Cevapla