|
Prof. Dr. Sinsi
|
Cevâmiu's-Sîre (Siyerin Özü)
Hudeybiye Gazvesi
Benî Mustalik Gazvesi'nin dönüşünden sonra, Rasûlullah (s a s ), Ramazan ve Şevval aylarında Medine'de kaldı Altıncı yılın Zilkade ayında, umre yapmak üzere sefere çıktı Medîne etrafında bulunan bedevîleri davet ettiyse de, çoğunluğu geri kaldı Rasûlullah (s a s ), Muhacir, Ensâr ve kendisine tabi Araplarla yola çıktı Kurbanlık hayvanları da beraberinde sürdü İnsanların onun savaşa çıkmadığını anlamaları için Zu'l-Huleyfe'ye varınca umre niyetiyle ihrama girdi Bin küsur kişiyle sefere çıktı Fazla sayıya yer verenler, en çok bin beş yüz, az sayıya yer verenler bin üç yüz, ortasını bulmaya çalışanlar Müslümanların bin dört yüz kişi olduklarını belirtirler Bazıları, Müslümanların yedi yüz kişi olduğunu söylüyorlarsa da bu kesinlikle doğru değildir Kuşkuya yer kalmayacak şekilde doğru olanı, Müslümanların bin üç yüz ile bin beş yüz kişi arasında olduklarıdır
Kureyşlilere haber ulaşınca, Kureyş'in ileri gelenleri Rasûlullah (s a s )'ın Ka'be'ye girmesini engellemek, bu olmadığı taktirde savaşmak üzere yola çıktılar Hâlid b el-Velîd'i bir kaç süvari ile birlikte Ku-râ'u'l-Gamîm'e öncü birlik olarak gönderdiler Rasûlullah (s a s ), Usfân'da bulunduğu sırada, Kureyş'in bu durumu ile ilgili haber kendisine ulaştı Bunun üzerine, Eşlem'li birinin rehberliğiyle, düşman ordusunun arka tarafına çıkan bir yola girdi Bu, Mekke'nin aşağısında Hudeybiye'nin aşağı tarafında bulunan Seniyetu'l-Murâr tepesine çıkan ve Hamz'ın arkasına düşen sağ yandaki yoldur Hâlid b Velîd ve beraberindekiler, bu durumu haber alınca, Kureyş'in yanına geri döndü Rasûlullah (s a s ), Hudeybiye'de mezkur yere varınca devesi çöktü ve yürümemekte diretti Bunun üzerinde orada olanlar, "Deve harınaştı, deve gitmemek için inatlaştı " dediler Hz Peygamber (s a s ): "O inatlaşmadı, onun böyle bir huyu da yoktur; lakin, fil sahiplerini Mekke'ye girmekten alıkoyan güç onu alıkoydu Eğer Kureyş, beni akrabalık hakkım korumaya davet etseydi, kesinlikle buna uyardım' dedi Sonra Rasûlullah (s a s ), orada indi O'na: "Ey Allah'ın Rasûlü! Burası susuz bir vadidir " denildi Bunun üzerine Rasûlullah (s a s ), ok çantasından bir ok çıkardı; onu su kuyusunun dibine saplayınca bütün orduya yetecek kadar su fışkırdı Oku alıp kuyunun dibine saplayanın, Hz Peygamber (s a s )'in develerini süren Naciye b Cundub b Umeyr b Ye'mer b Darim b Amr b Vasile b Sehm b Mazin b Selâmân b Eşlem b Afsâ b Ebî Harise olduğu rivayet edilir Başka bir rivayette kuyuya inenin, el-Berâ b Âzıb olduğu da söylenir
Sonra Rasûlullah (s a s ) ile Kureyş kâfirleri arasında diplomatik görüşmeler meydana geldi Bu görüşmeler, Süheyl b Amr ile Rasûlullah (s a s )'ın anlaşmaya varmasına kadar sürdü Buna göre, bu yıl geri dönüp gidilecek, ertesi yıl, Müslümanlar sadece kılıçları kınında olmak şartıyla umre için gelecekler ve üç gün içinde umre yapacaklardır Kesintisiz on yıl, Müslümanlar ve Kureyşliler barış içinde olacaklar; insanlar güven içinde karşılıklı olarak birbirlerine gidebileceklerdir Kureyş'ten -kadın erkek kim olursa- Müslümanlara iltica edenler geri iade edilecek; ancak Müslümanlardan Kureyşlilere iltica eden olursa Kureyş bunları geri iade etmeyecektir, şeklinde anlaşma yapıldı Bu son madde Müslümanlara çok ağır geldi Öyle ki bazılarından itiraz sesleri yükseldi Oysa Rasûlullah (s a s ), Rabbinin kendisine bildirdiğini en iyi bilendi ve O, Müslümanlar için Allah tarafından garanti edilmiş bir çıkış yolunun sağlanacağını, bu barışın İslâm'ın açıkça yayılmasına vesile kılınacağını bildiği için Müslümanları bu konuda uyardı Müslümanlar başta hoşlanmamalarına rağmen daha sonra anlaşmadan hoşnut kaldılar Süheyl b Amr, anlaşmanın yazıldığı sayfaya "Muhammedun Rasûlullah" ibaresinin yazılmasına karşı çıktı Ancak anlaşmanın kâtibi Hz Ali b Ebî Tâlib, eliyle "Rasûlullah" sallallâhu aleyhi ve sellem ibaresini silmek istemedi Bunun üzerine Hz Peygamber (s a s ), bunu kendisi sildi ve kâtibe, bunun yerine "Muhammed b Abdillah" diye yazmasını emretti
Bu arada Ebû Cendel b Süheyl, bukağı ve bağlarıyla kaçıp geldi Ancak Rasûlullah (s a s ), Mikrez b Hafs'ın himayesine alması şartıyla onu babasına iade etti Bu durum Müslümanlara çok ağır gelince, Rasûlullah (s a s ), Allah'ın, onun için bir çıkış yolu yaratacağını haber verdi
Kureyş'ten, sayıları otuzla-kırk arasında olduğu söylenen bir grup, Hudeybiye'de bulunuyorlarken, Müslümanlara baskın yapmaya kalkıştılar Ancak hepsi de tutuklanıp derdest edildiler Daha sonra Rasûlullah (s a s ), hepsini serbest bıraktı İşte el-Utekî diye bilinen kişilerin soylarının dayandığı kişiler, bu serbest bırakılan (uteka)lardır
Rasûlullah (s a s ), anlaşmayı imzalamadan önce Osman b Affân'ı elçi olarak Kureyş'e göndermişti Bu arada Hz Osman'ın öldürüldüğü şayiası çıktı Bunun üzerine Rasûlullah (s a s ), kaçmamak, ölünceye kadar savaşmak üzere ashabını bey'atlaşmaya davet etti İşte, Allah'ın bu bey'atı yapanları övdüğü, Rasûlullah (s a s )'ın da cehenneme girmeyeceklerini haber verdiği, ağaç altında gerçekleştirilen Bey'atu'r-Rıdvân budur
Rasûlullah (s a s ), sol elini tutup sağ elinin üzerine koydu ve: "İşte bu bey'at da Osman içindi?:" buyurdu Antlaşma yazılıp tamamlandıktan sonra Rasûlullah (s a s ), kurbanların kesilmesini ve ihramdan çıkılmasını emretti Rasûlullah (s a s )'i öfkelendiren bir karşı çıkış ve duraksamadan sonra herkes kurbanlarını kesip ihramdan çıktılar Yüce Allah da bu konuda onları muvaffak kıldı Rasûlullah (s a s )'ı, Hıraş b Ümeyye b, el-Fadl el-Huzâ'î'nın tıraş ettiği söylenir
Sonra Rasûlullah (s a s ), Medîne'ye döndü Ebû Basîr Utbe b Esîd b Câriye, Kureyşli müşriklerden kaçarak Rasûlullah (s a s )'ın yanına geldi Ebû Basîr, Benî Zühre'nin müttefiki idi Mekke'de müşriklerce hapsedilmişti Abdurrahman b Avf'ın amcası Ezher b Abdi Avf ve Ahnes b Şerik, Benî Amir b Lüeyy'den bir kişi ve onların azadlı bir kölesini, Rasûlullah (s a s )'ın yanına gönderdiler Bu iki kişi, Rasûlullah (s a s )'ın yanına geldiklerinde, O, Ebû Basîr'i onlara teslim etti Onlar, Ebû Basîr'i alıp götürdüler Zu'l-Huleyfe'ye vardıklarında, orada konakladılar Ebû Basîr, o iki kişiden birine: "Bu kılıcına bakabilir miyim?" dedi Adam kılıcı onun eline verdiğinde, Ebû Basîr, kılıçla Benî Âmir'den olan kişiyi vurup öldürdü Azadlı köle ise kaçtı; Hz Peygamber (s a s )'in yanına geldi ve olanları O'na bildirdi Tam o sırada Ebû Basîr geldi ve: "Ey Allah'ın Rasûlü! Vermiş olduğun söz yerine geldi, Allah, sana, üzerine düşeni eda ettirdi Beni düşmanların eline teslim ettin Ben de dinim hakkında işkenceye tutulmak ya da alay edilmekten (korktuğum için onların yanına gitmekten) kaçındım ve dinimi korudum " dedi Rasûlullah (s a s ) da Ebû Basîr için: "Ne adam yahu! Sanki savaş kızıştıncısı! Yanında bir takım adamlar da bulunsa" dedi Ebû Basîr, Rasûlullah (s a s )'ın kendisini tekrar Kureyş müşriklerine iade edeceğini sandı Oradan ayrılıp deniz sahilindeki Is denilen yere gitti Burası Zu'l-Merve bölgesinde, Kureyş müşriklerinin Şam'a giden ticâret yolu üzerinde idi Ebû Basîr, ticaret kervanlarının yolunu kesiyordu İslâm'ı benimseyip Kureyşlilerden kaçanlar, onun yanında toplandılar Kureyşlileri rahatsız etmeye devam ettiler Bundan dolayı Kureyş müşrikleri, Rasûlullah (s a s )'a bir mektup yazarak, onları Medîne'ye getirmesini istediler
Yüce Allah, Müslüman kadınların müşriklere geri verilmesi ile ilgili antlaşma şartını vahiy indirerek iptal ettirdi Böylece kadınların geri çevrilmesini yasakladı Sonra Berâe Sûresi ile tüm anlaşma hükümleri nesh olundu Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur
Şöyle ki, Ümmü Külsûm bint Ukbe b Ebî Mu'ayt, hicret edip Medîne'ye geldi Kardeşleri Umâre b Ukbe ve Velîd b Ukbe, onu geri götürmek üzere Rasûlullah (s a s )'in yanına geldiler Bu arada Yüce Allah, mü'mine kadınların müşriklere geri verilmesini yasakladı Yine o sırada, mü'minlerin, kâfir kadınları nikâhları altında tutmasını haram kıldı Böylece kâfir kadınların Müslümanlar ile olan nikâh akdini feshetti
|