|
Prof. Dr. Sinsi
|
Asr-İ Saadet Öncesinde Mekke Toplumu
II Zemzem Kuyusu Ve Yönetimi
Yukarıdaki bölümlerde Mekke şehir devletini idare eden bakanlıklardan birinin de Sikâye, yani su işleri olduğunu söylemiştik Sikâye de, Kabe'de bulunan Zemzemle ilgilidir
Allahu Teâlâ, Hz ibrahim'e Kabe'yi inşa emrini verince; hanımı Hacer ve oğlu ismail'i yanına alarak yola çıktı Rivayete göre[65] Hz ibrahim'e Cibril (a s ) yol gösteriyordu Şam bölgesinde Mekke'ye kadar olan yolda, her durdukları yerde, Hz ibrahim, Cibril'e, «burası için mi emredildin?» diye sorar, O da «hayır» derdi Böylece, kurak ve hiç bir yeşilliği bulunmayan Mekke vadisine geldiler Hz İbrahim, hanımı Hacer'i ve oğlu İsmail'i Mekke'ye bıraktıktan sonra Şam'a döndü Dönmeden önce de Allah'a şöyle niyazda bulundu:
«Ey Rabbimiz, ben evlâtlarımdan kimini senin mukaddes olan evinin yanında, ekinsiz (ziraate elverişsiz) bir vadiye yerleştirdim Sebebi şudur ki, Rabbimiz; dosdoğru namaz (larını) kılsınlar Artık sen insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir Onların şükretmeleri memul olduğu için kendilerini bazı meyvelerle rızıklandır »[66]
Hacer'in yanında bir su tulumu vardı Ondan hem içiyor, hem de oğlu ismail'e içiriyordu Fakat kısa bir müddet içinde, bu suları tükendiği gibi, azıkları da bitti
Hacer, biraz su bulma ümidiyle etrafinı arıyor, bir şey bulamıyordu «Birilerini görürüm» düşüncesiyle Safa tepesine çıktı Hiç kimse görünmüyordu Önündeki kumlu ve kurak dereyi geçerek Merve tepesine çıktı; yine kimsecikler yoktu Tekrar çocuğuna döndü Fakat çocuğunun acısına tahammül edemiyordu «Bari ondan uzaklaşayım ölümünü görmiyeyim» diyerek Safa ve Merve tepelerine gitti geldi Rivayetlere göre oğlu ismail'in acısını unutmak için yedi defa bu iki tepe arasında koştu Sonra bitkin bir halde çocuğun yanma döndü
işte bugün dahi, gerek Hacc ve gerekse umre esnasında, Hacer'in bu çabalarını yâdetmek için sa'iy yapılmaktadır; yâni Kabe tavaf edildikten sonra, Safa tepesinden başlamak üzere Merve tepesine kadar olan yerde koşulur ki, bu koşu, yâni sa'iy hacc ve Umre'nin erkânından sayılmaktadır
Bir mucize olmuş, Allah, Hz ibrahim (a s )'m duasını kabul etmişti, ismail'in ayakları altından sular çıkıyordu Bu su, Zemzem suyuydu  Bugüne dek gelen şifalı, bereketli Kabe suyu, Zemzem  
Hacer, Allah'ın bu lütfuna şükrediyor, oğlu ismail'e o sudan içiriyordu O su, onların azığı, aşı da oldu Onunla sürdürdüler hayatlarını  
Hacer ve oğlu ismail, Zemzem suyunun başına yerleşerek, orada yaşamaya koyuldular Oradan geçen yolcular da Zemzem'i öğrenmiş, onun başında mola vermeye başlamışlardı
Bu arada Hz ibrahim'in oğlu ismail de büyüdü
Hz ibrahim (a s ) daha önceleri, oğlunu Allah'a kurban edeceğini vadetmişti İsmail büyüyüp, kurban edilecek yaşa gelince babası ibrahim onu Mekke dışına çıkararak kurban etmek istedi Fakat Allah, Hz ibrahim'in sözünde durduğunu görünce, Cebrail (a s ) vasıtasiyle ona bir koç gönderdi ve ismail'i kesmesini yasakladı
O günden itibaren de, kurban kesmek müslümanlar için güzel bir sünnet oldu
ibrahim (a s )'m vefatından sonra da bu sünnet devam etti; ve islâm gelince de ibkâ edildi İşte bunun içindir ki müslümanlar kurban bayramında kurban keserler
Kurban kesme, Allah'a olan kulluğun bir göstergesi olduğundan, durumu müsait olan bütün müslümanlarm bu sünneti yerine getirmeleri iyi olur
Şu veya bu kurumun hesabına değil, sadece Allah için kurban kestiğinin şuurunda olarak boğazla kurbanlığını! Ona şefkatle davran, şefkati öğren akıttığın kanlardan  Bunu yaparken de, Allah davası için öz oğlunu kesmeye kalkışan Hz İbrahim'i hatırla ki, sen de o dava için bir şeyler feda etmesini, kurban etmesini öğrenesin! Ne için ve kim için kurban kestiğini bil ki, Hz İbrahim'in oğlu İsmail'in, bıçak altına yatarken gösterdiği metaneti gösterecek nesiller yetiştirebilesin! Çünkü günümüzde kötü bir hid'at şeklini almış olan "kurban kesme", politikacıların karşılanma törenlerinde icr' ediliyor ki, bu hareket şirk'tir, Allah'a ortak koşmadır Ve kurban, sadece Allah için kesilir! Allah'a adanmış olan İsmail, babasına şöyle diyordu:
«Babacığım, sana emredileni yap înşaallah benim sabredenlerden olduğumu göreceksin»[67]
Zamanla başka kabileler de gelip Mekke'ye yerleşmişler ve fakat yapılan savaşlar neticesinde mağlup olan bir kabile, zemzem kuyusunu doldurarak kaybolmasına sebebiyet vermişti Ve bu şekilde Hz Peygamberin dedesi olan Abdulmuttalib'in zamanına kadar zemzem kuyusu kayıpta kaldı Rivayete göre Abdulmuttalib bir gece rüyasında, «Zemzem kuyusunu aç» diye bir ses duydu ve bu ses üç gece tekerrür etti [68] Nihayet gelen sesin Mekkelilerin mezbaha olarak kullandığı «Karyetü'n-Neml» in olduğu yerde kuyuyu aramasını söylemesi üzerine Abdü'l-Muttalib o sırada bir tek oğlu olan el-Haris ile birlikte kuyuyu kazmaya başladı O zaman Abdulmuttalib'in sadece bu oğlu vardı Allah'a şöyle yalvardı: "Yâ Rabbi benim on oğlum olursa, birini Senin için kurban edeceğim!»Ve bu sırada Kureyş'in yaptığı istihza ve şakalara da aldırmadı Fakat ne zaman ki yavaş yavaş su emareleri görüldü: Kureyş, Abdulmuttalib'e gelerek «Ey Abdulmuttalib, bu kuyu atamız olan İsmail'den kalmadır ve dolayısiyle biz de buna ortağız» dediler Abdulmuttalib'in bu teklifi kabul etmemesi üzerine aralarında bir anlaşmazlık çıktı Nihayet Şam(Suriye) tarafında bulunan bir kâhinin hakemliğine başvurmaya karar verdiler Abdtılmuttalib, Kureyş'in temsilcileri ile çölde yol alırken suları tükendi ve susuzluktan ölüm derecesine vardılar Bunun üzerine, Abdulmuttalib'e ne yapmaları gerektiğini sorunca o, «Her birimiz kendi mezarını kazsın, ilk önce öleni sağ kalanlar gömsün, son ölene kadar böyle yapalım» dedi Kureyş heyeti bunu kabul edip herkes mezarını kazmaya başlayınca Abdulmuttalib «Ey Kureyş, burada ölümü beklemektense yolumuza devam edelim, belki Allah bize su nasib eder» dedi ve devesini kaldırdı Deve çöktüğü yerden kalkınca da altından sular fışkırdı Çıkan sulardan içen Abdulmuttalib ve yanındakiler ölümden kurtulunca, Kureyş temsilcileri şöyle dediler: «Ey Abdulmuttalib, Allah bu kuru çölde bile sana su verince, bizim Zemzem üzerinde hak iddia etmemiz gülünç olur Dönelim, Zemzem senindir» Böylece Mekke'ye dönüldü ve Zemzem kuyusu Abdulmuttalib'in tasarrufu altına girdi [69]
|