Yalnız Mesajı Göster

Asr-İ Saadette Kur'an Ve Sünnet 'İn Anlaşılması

Eski 08-02-2012   #14
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Asr-İ Saadette Kur'an Ve Sünnet 'İn Anlaşılması




7- Sahabe Döneminde Hadis Tenkidi

Hadislerin sahihlerim diğerlerinden ayıklamak için hadisi rivayet eden ravîlerden oluşan sened zincirinin, bir de nakledilen metnin tenkide tabi tutulması gerekir
Ravi, iki yönden değerlendirmeye tabi tutulur Bunlardan biri adalet, diğeri ise zabt'tır
Kavinin adalet sahibi olması; müslüman ve muttaki olması demektir Büyük günahları işleyen ve küçük günahlar üzerinde ısrar eden kişi, adalet sahibi değildir Adalet vasfına sahip olması için ayrıca âkil ve baliğ olması gerekir
Buna göre çocuğun, delinin, fasık kimsenin, bid'at ehlinden olanın rivayeti kabul edilmez Ayrıca ücretle hadis rivayet eden kimsenin de rivayetini kabul etmemişlerdir
Kavinin zabtından kasıt ise, onun uyanık biri olması, dalgın olmaması, şifahî yolla rivayet ediyorsa hafızasının güçlü olması ye ezberlediğini olduğu gibi aktarabilmesi, eğer yazdığım aktarı-yorsa imlâsının ve okumasının iyi olmasıdır Ayrıca mana ile hadisin rivayet edilmesini kabul edenlere göre -ki çoğunluk bu görüştedir- naklettiği hadisin konusuna vakıf yani âlim olmasıdır
Buna göre unutkan kimsenin, rivayet etmediği bir hadis için sen bunu rivayet ettin denildiğinde tereddüt eden kimsenin, şâz hadisleri, bir de sahih hadislere muhalif hadisleri nakleden kimsenin rivayeti kabul edilmez
Sahih hadisin belirlenmesi için hadisin metin yönünden de tenkide tabi tutulması gerekir Metin tenkidinde kıstas olarak alınacak hususlar özet olarak şöyledir: Nakledilen hadisin Kur'an'a ve sahih sünnete muhalif olmaması, tarihî vakıalara ters düşmemesi, akla, his ve müşahedeye aykırı olmaması, ölçüsüzlükler ihtiva etmemesi, kendi bünyesinde çelişkiler taşımamasıdır
Hadis tenkidine dair özet bir bilgi verdikten sonra sahabe döneminde hadis tenkidine geçebiliriz
Rivayetlerde sened zikretme geleneği Islâmdan önce de Araplar arasında biliniyordu Bazen şiir ve kıssaları senedleriyle zikrediyorlardı Aynı geleneğin Rasûlullahin sünnetini naklederken de devam etmesi tabiîdir Bununla birlikte Hz Osman'ın öldürülmesi hadisesine kadar senedin gereği şekilde ciddiye alındığını söyleyemeyiz Ancak bu olaydan sonra sened ciddiye alınmaya başlanmıştır Çünkü bu olaydan sonra müslümanlar arasında grup ve fırkalar ortaya çıkmış, müslümanlarm birbirlerine güvenleri sarsılmıştır
Belki Hz Ebû Bekir'in nakledilen rivayetler için şahit istemesi, bu konuda Hz Ömer'in onu takip etmesi, bir bakıma senedten-kididir ve senedi ciddiye alma çabalarıdır Ancak her rivayet için böyle bir tenkid sözkonusu değildi Ancak ihtiyaç duyulduğunda bu yola başvuruluyordu Senedin gereği şekilde ciddiye alınması ve senedin yaygın bir şekilde kullanılması, belirttiğimiz gibi Hz Osman'ın öldürülmesinden sonra gündeme gelmiştir Muhammed b Sîrîn'in (ölHO/728) genelleme yaparak söylediği şu söz bunu göstermektedir: "Senedi sormuyorlardı Fitne vukubulduğun-da, ravilerinizi belirtin, dediler Böylece EhH Sünnet'ten olanların rivayetleri kabul edildi, bid'at ehlinin rivayetleri ise reddedildi"[147]
Mücahidin (Öİ103/V21) îbnu Abbas hakkında şn anlattığıda ilk dönemde senedin aranmadığını göstermektedir'"Mücahid diyor ki: Buşeyr el-Adevî îbnu Ahbas'a geldî ve anlatmaya koyularak "Rasulullah buyurdu ki Rasûlullah buyurdu ki " demeye başladı O bu şekilde anlatmaya başlayınca îbnu Abbas ne onun sözüne kulak verdi ve ne de ona taraf baktı Buşeyr: Ey Abbas'ın oğlu! Ben Rasûlullah'tan naklediyorum, sen beni dinlemiyorsun, dedi Bunun üzerine îbnu Abbas şöyle dedi: Bir zamanlar biri "Rasûlullah (sav) buyurdu ki" dediğinde pürdikkat kesilir onu can kulağıyla dinlerdik Ama insanlar rastgele konuşmaya başla-yınca ancak emin olduğumuzu almaya başladık[148]
Bu ve benzeri rivayetler önceleri senede önem verilmediğini göstermektedir Ne var ki senede önem verilmeye başlandığında geç kalınmamıştı Çünkü hadis uydurmacılığı henüz yeni yeni başlıyordu ,
Sahabe aöneminde sened tenkidi yukarıda anlatılanlardan da anlaşıldığı gibi o derece önem arzetmiyordu Çünkü insanlar iyi niyetliydi, Peygamber (sav)'in eğitiminden geçmişlerdi Fakat metin tenkidi her dönem için önem verilmesi gereken bir husustur Çünkü insanın yaptığı hatalar her zaman kasıttan kaynaklanmaz, insan yapısı itibariyle unutabilir, yanılabilir, yanlış duymuş olabilir Bu gibi durumlarda kişi, kasdî değildir ama yine hata etmektedir Ayrıca hadis rivayeti konusunda kişi kasdî de davranmış olsa, unutma ve yanılma mahsulü de olsa sonuçta hata, yine hatadır Aradaki fark sadece hata eden kişinin âhiretteki sorumluluğuyla ilgilidir O halde metin tenkidi Asr-ı Saadette de önem arzediyordu
Şunu da belirtmek gerekir ki metin tenkidi, herkesin rahatlıkla becerebileceği bir konu değildir Tenkid yapacak kişinin ilmî bir birikime, ilmî dikkat hasletine, ince bir zekâya sahip olması, tenkid edeceği metnin muhteva ve diline bihakkın vakıf olması gerekir Belki her şahabı bu meziyetlere sahip değildi, ama o toplumda bu meziyetlere sahip olanların oram, elbette diğer toplum-lardakilerin oranından daha fazladır
Yapılan hatalar, unutma ve yanılmanın yamsıra şöyle bir durumdan da kaynaklanabiliyordu:
Cuma, bayram ve savaş öncesi yapılan toplantılar dışında Peygamber (sav)İn ilmî sohbetlerinin belli bir zamanı yoktu Ashabının durumunu müsait bulduğu her anı firsat biliyor ve bunu değerlendiriyordu Bu nedenle konuşmasının bir kısmım yaptıktan sonra meclise başka bir sahabî gelip oturabiliyor ve konuşmanın geri kalan kısmını dinliyordu Bilahare dinlediğini nakletmesi sözkonusu olduğunda ancak dinleyebildiği kısmı naklediyordu Konuşmanın tamamım dinlemediğinden naklettiği kısım, Peygamber (sav)'in anlatmak istediği sonuçtan farklı bir sonuca götürebiliyordu
Sahabenin metin tenkidine gereken önemi verdiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz Daha Önce de dikkat çektiğimiz gibi Kur'an'm birçok âyetinde tefekkürün teşvik edilmesi, körü körüne başkasını taklit etmenin ve bir bilgiye sahip olmaksızın bir şeyin ardına düşmenin yasaklanması sahabenin diri bir İslâm anlayışına sahip olmalarım sağlamıştı Müşriklerle ve Ehl-i kitap ile birlikte yaşamaları, zaman zaman onlarla ilmî tartışmalar yapmaları, haberleri tahkik ve eleştirme hasletlerini pekiştirmişti
Sahabe metin tenkidi yaparken başvurdukları ilk kaynak Kur'an-ı Kerim'dir Çünkü Kur'an-ı Kerim, diğer müminleri bağladığı gibi Peygamberi de bağlar Peygamber'in Kur'an'a karşı görevi, onu olduğu gibi insanlara tebliğ etmesi, onu açıklaması ve emirlerine uyarak yasaklarından sakınmasıdır Ö halde bir hadisin sıhhati için ilk ölçü, onun Kuış'arv^yetleriyle çelişmemeğidir Nakledilen bir söz eğer Kur'an âyetleriyle çelişiyorsa, Peygamber onu söylememişti!»
Sahabeden bazısı, bir hadis naklederken, o hadisi destekle»; yen bir âyet okurdu îbnu Mes'ud: "Size bir hadis naklettiğimizde onu doğrulayan bir âyet okuruz" dernektedir
IbnuAbbas da şöyle demektedir: "Rasûlullah'tan bir hadis naklettiğimde onu Allah'ın Kitabında bulamazsanız veya insanların güzel buldukları müşterek değerlerine aykırı bulursanız, ben yalan söylemişim demektir"[149]


Alıntı Yaparak Cevapla