Yalnız Mesajı Göster

'''İslam Tarihi'''

Eski 08-02-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

'''İslam Tarihi'''






Abdulmuttalib Dedenin Yağmur Duası İçin Peygamberimiz (as)ı Ebu Kubeys Dağına Omuzunda Çıkarışı






Mahreme b Nevfel'in[320] Abdulmuttalib'le yaşıt olan[321] annesi Rukayka'dan (Rukayye'den) işitip rivayet ettiğine göre; annesi, şöyle demiştir:


"Ardarda gelen kuraklık ve kıtlık yılları,[322] Kureyşîlerin bütün malvarlıklarını alıp götürmüş;[323] yer*leri,[324] süt veren memeleri,[325] vücudun derilerini kurutmuş,[326] zayıflatmış, kemikleri inceltmişti[327]


Ben, uyurken[328] veya uyuklarken,[329] birisinin:


'Ey Kureyş cemaatı! İçinizden gönderilecek olan o peygamberin zuhuru zamanı bu zamandır![330]


Zuhur zamanının gölgesi üzerinize düşmüştür![331]


Size, o, hayırlı yağmurlar, bolluk ve ucuzluklar getirecektir[332]


Bakınız: İçinizde, soyca en üstününüz ve şerefliniz; uzun boylu, iri kemikli, ak tenli, iki kaşının arası birbirine yakın, kirpikleri ve saçı uzun, yanakları düz, bumu ince ve yüksekçe olan zât ve oğulları çıksın


İçinizden, her kabileden de birer adam çıksın


Onlar, yıkansınlar, güzel koku sürünsünler Sonra, Hacerü'l-Esved'i istilam etsinler


Sonra, Ebu Kubeys dağının tepesine çıksınlar


Vasıfları anlatılan zât ileri geçip dua etsin


Oradaki cemaat da, 'Âmin!' desinler


Yağmura kavuşursunuz!1 diyerek bağırdığını işittim


Sabaha çıkınca, rüyamı anlattım[333]


Baktılar da, bu sıfatlan Abdulmuttalib'in sıfatına uygun buldular[334] Haremin hürmetine andolsun ki, Mekke vadisinde bulunan herkes:[335]


'Bu, ancak ve ancak, Şeybetü'l-hamd'dir! Bu, Şeybetü'l-hamd [Abdulmuttalib]'dir!' dediler[336]


Mekke'de böyle demeyen hiç kimse kalmadı[337]


Hep Abdulmuttalib'in üzerinde ve başında toplandılar


Her kabileden birer adam çıkıp emrolunanları yaptılar[338]


Sonra da, Peygamberimiz (as) yanlarında olduğu halde, Ebu Kubeys dağının üzerine çık*tılar[339]


Abdulmuttalib Dede, o zaman yedi yaşında bulunan Peygamberimiz (as)ı dağın üzerine, omuzunda çıkardı[340]


Abdulmuttalib Dede, yanında Peygamberimiz (as) olduğu halde, ayağa kalktı


Cemaat da Abdulmuttalib'in iki yanında sıralandılar[341]


Abdulmuttalib, cemaatın önüne geçti[342]


Ellerini kaldırdı[343]


'Ey ihtiyaçları karşılayan, sıkıntıları kaldırıp ferahlatan Allah'ım! Herşeyi öğretilmeden bilen, her nimeti istenilmeden, esirgemeden veren Sensin![344]


Bunlar, Senin erkek kulların[345] ve erkek kullarının oğullarıdır[346]


Şunlar da, Senin kadın kulların[347] ve kadın kullarının kızları[348] ve onların oğulları di r[349]


Senin Harem'inin yanında barınıyorlar[350]


Ardarda gelen kuraklık yıllarının davarları, develeri yok ettiğinden, Sana şikâyetleniyorlar![351]


Bizler, bildiğin şeye, musibete uğramış bulunuyoruz


Ardarda gelen şu kuraklık yılları develeri, davarları alıp götürdü, yok etti[352]


Allah'ım! Duamızı kabul buyur![353]


Üzerimizdeki kıtlığı gider! Bize, bolluk ve ucuzluk getirecek yağmuru acele yağdır!' diyerek dua etti[354]


Kâbe'ye,[355] Kabe'nin Rabbine[356] andolsun ki; daha bulundukları yerden ayrılmamışlardı ki,[357] gök yarılıp suyunu boşaltmaya başlamış,[358] Mekke vadisi sel sularıyla dolmuştu[359]


Kureyş'in yaşlılarından ve ulularından Abdullah b Cüd'an ile Harb b Ümeyye ve Hişam b Mugîre'nin, Abdulmuttalib'e:


!Henîen leke Ebe'l-Bathâ=Ey Mekke halkının atası! Senin içindir, senin sayendedir bu ihsan![360] Sen, Mekkelilere hayat bahşettin!' dediklerini işittim ve kendisini böyle kutladıklarını gördüm"[361]


Rukayka (Rukayye) Hatunun da, söylediği dört beyitlik manzumesinde, Yüce Allah'ın kendilerine Abdulmuttalib sayesinde yağmur ihsan ettiğini açıkladığı görülürse de;[362]


Gerek Ebu Talib'in Kureyş müşriklerine karşı Peygamberimiz (as)ı savunan uzun şiirinde-ki "O'nun yüzü suyu hürmetine, Allah'tan yağmur istenir!" mealli 38 beyti; gerek Medinelilerin kuraklık ve kıtlığa uğramaları üzerine Peygamberimiz (as) in duasıyla sağanak halinde yağmaya başlayıp Medine'yi seller içinde bırakan yağmurun Medine çevresine kaydırılması duasıyla dindiği görülünce, Peygamberimiz (as)ın "Ebu Talib bu güne erişmiş olsaydı, buna sevinirdi!" buyurup, "Yâ Rasulallah! Herhalde, sen bununla Ebu Talib'in şu sözüne işaret etmek istiyorsun?" denilerek sözü geçen beyit okununca Peyamberimiz (as)ın "Evet!" buyurdukları; [363] Hz Âişe'nin de aynı beyti okuduğu zaman, Hz Ebu Bekir'in "İşte, vallahi, bu, Resûlullah (as)'dır!" dediği[364] göz önünde tutulmak, bu husustaki ihsanın Peygamberimiz (as) için olduğu unutulmamak gerekir[365]




Abdulmuttalib Dedenin Vefatı






Peygamberimiz (as)ın dedesi Abdulmuttalib; Fil Vak'asından sekiz yıl sonra ölüm döşeğine düştü,[366] ki o zaman kendisi seksen iki yaşında,[367] Peygamberimiz (as) da sekiz yaşında bulunuyordu[368]


Abdulmuttalib Dede, öleceğini anlayınca, kızlarını başına topladı Onlara:


"Vefatımdan sonra, hakkımda söyleyeceğiniz mersiyeleri, ölmeden, bir dinleyeyim bakayım!" dedi[369]


Bunun üzerine, kızları, söyledikleri birer şiirle babalarına ağıt yaktılar[370]


Yakıp dinlettikleri ağıtlarda onun üstün soylu, güçlü, boylu boslu, açık alınlı, güzel yüzlü, doğru sözlü, iyi huylu, cesaretli, adaletli, cömert, iyiliksever, saygıya ve boyun eğilmeye değer, şerefli, şanlı, her fazilet kendisinde toplanan, boşluğu doldurulamayacak olan, temelli kalmak şeref ve şanla olacak olsa kendisi dünyada temelli kalabilecek olan bir zât olduğunu dile getirdiler[371]


Abdulmuttalib Dede vefat edince, Kureyşliler onun cesedini, hürmeten su ile ve sidr ağacının yaprağı ile yıkadılar ki, o zamana kadar Kureyşlilerden hiçbir kimsenin ölüsü sidrle yıkanmış değildi


Kendisi; kefen olarak, Yemen hüllesinden, bin miskal altın değerinde iki kat hülleye sarıldı Kefenine de, misk sürüldü


Kureyşîler, besledikleri derin sevgi ve saygılarından dolayı, onun cenazesini günlerce eller üzerinde taşıdılar[372]


Abdulmuttalib Dede; Hacun kabristanına,[373] dedelerinden Kusayy'ın yanına gömüldü[374]


Peygamberimiz (as); dedesinin cenazesini, Hacun kabristanına kadar, ağlayarak takip etti[375]


Peygamberimiz (as)ın dadısı Ümmü Eymen Bereke:


"O gün, Resûlullah (as)ı gördüm Abdulmuttalib'in tabutunun arkasından ağlıyordu!" demiştir[376]


"Abdulmuttalib'in ölümünü hatırlayabiliyor musunuz?" diye sorulduğu zaman, Peygamberimiz (as) da:


"Evet! O zaman ben sekiz yaşlarında idim!" buyurmuştur[377]


Abdulmuttalib Dedenin arkasından ağlandığı kadar, hiç kimseye ağlanmam ıştır


Mekke çarşısı onun ölümünden dolayı günlerce açılmamış, kapalı tutulmuştur[378]


Kureyşîler; Ka'bb Lüeyy'e tazimlerinden dolayı, onun ölüm tarihini, Fil yılına kadar, tarih başlangıcı edinmişlerdi[379]


Sonra da, Abdulmuttalib'in ölümünü tarih edindiler[380]


Kureyşîler, Abdulmuttalib'e "İkinci İbrahim" derlerdi[381]


Kendisi ahirete, ahiret ceza ve mükâfatına inanır; "Vallahi, şu dünyanın arkasında bir dünya daha vardır ki, iyilik edenler orada iyiliklerinin mükâfatını görecekler, kötülük edenler de orada kötülüklerinin cezasını çekeceklerdir!" derdi[382]


Beytullah'ı çok çok tavaf eder,[383] Haram olan ayların dokunulmazlığını son derecede gözetir, hac mevsiminde hacılara mallarının en iyisinden infakta bulunurdu


Konukları ağırlardı[384]


Dağ başlarında da, vahşi hayvanların, kurtların, kuşların karınlarını doyururdu[385]


Kaybolan Zemzem kuyusunu ortaya çıkardıktan sonra, kuyunun başına yaptığı havuza Zemzem doldurup, Mekke halkına ve hacılara Zemzem suyu içirirdi[386]


Ayrıca, develerinin sütünü balla karıştırarak hacılara ikram ettiği gibi, kuru üzüm satın alıp Zemzemle hoşaf yaparak içirdiği de olurdu[387]


Abdulmuttalib Dede, Kureyşîlerin hâkimlerindendi[388]


İçki içmezdi[389]


İçkiyi ve zinayı yasaklamıştı


Zina yapanı, kamçılatarak cezalandırırdı


Oğullarına, ahlâkî faziletleri emir ve tavsiye ederdi [390]

Alıntı Yaparak Cevapla