|
Prof. Dr. Sinsi
|
'''İslam Tarihi'''
Ebu Talib'in Peygamberimiz (a s )ı Yanına Alıp Büyütüşü
Abdulmuttalib Dede, ölüm döşeğine düşünce, bütün oğullarını başına topladı Peygamberimiz (a s )a çok iyi bakmalarını onlara tavsiye ve emr etti
Zübeyr ile Ebu Talib; Peygamberimiz (a s )ın babası Hz Abdullah ile aynı anneden, yani Fâtıma binti Amr, b Âiz, b İmran, b Mahzum'dan doğma kardeş idiler
Bu iki amca; Peygamberimiz (a s )ı yanlarına almak için kur"a çektiler
Kur'a, Ebu Talib Amcaya çıktı
Ebu Talib Amca; Peygamberimiz (a s )a karşı, amcalarının en hamiyetlisi ve en şefkatlisi idi [391]
Peygamberimiz (a s ), o zaman, sekiz yaşında bulunuyordu [392]
Ebu Talib'in; Arafat hizasındaki Ürene vadisinde bulunan,[393] arada sırada sütü sağılıp Mekke'ye getirilen birkaç deveden başka malı yok,[394] aile efradı ise çoktu Onları geçindirmekte sıkıntı çekmek*te idi [395]
Ebu Talib; yoksulluğuna rağmen, Kureyşîlerin seyyidi, ulu kişisi idi
Kendisinin sözü dinlenir, emirlerine karşı gelmekten, aykırı hareket etmekten sakınılırdı [396]
Babası Abdulmuttalib gibi, o da ağzına içki koymazdı [397]
Peygamberimiz (a s )ın üzerine titrer [398] onu kendi çocuklarından fazla severdi [399]
Onu yanına almadıkça uyumaz,[400] bir yere giderse onu da yanında götürürdü
Onun üzerine düştüğü kadar, hiçbir şeyin üzerine düşmezdi![401]
İstirahati için kendisine serilen mindere onun gelip oturmasından sevinç duyar:
"Rebia'nın İlâhına yemin ederim ki, kardeşimin oğlu için pek büyük bir şeref vardır!" derdi [402]
Hazırlanan bir yemeği,[403] Ebu Talib'in aile efradı, toplu veya münferid olarak yedikleri zaman, doymazlardı
Fakat, Peygamberimiz (a s ) onlarla birlikte yediği zaman, doyarlardı [404] Bunun için, Ebu Talib; yemeklerini yemek istedikleri zaman, aile efradına:
"Durunuz! Sizin gibi, oğlum da gelsin, hazır olsun!" der, Peygamberimiz (a s ) gelip onlarla birlikte yerse, yemekler artardı Peygamberimiz (a s ) yemekte onlarla birlikte bulunmazsa, doy*mazlardı [405]
Ebu Talib:
"Sen, hiç şüphesiz, mübareksin!" derdi [406]
Sofraya, bir tek kişinin içeceği bir kapla konulan sütten[407] Peygamberimiz (a s ) önce içip ötekiler sonra içecek olurlarsa, ilkinden sonuncusuna kadar hepsi, kanasıya içerlerdi [408]
Peygamberimiz (a s )ın dadısı Ümmü Eymen Bereke derki:
"Peygamberimiz (a s )ın, gerek çocukluğunda, gerek büyüklüğünde, ne açlıktan, ne de susuzluktan şikâyetlendiğini görmedim [409]
Günlerinin çoğunda,[410] sabahleyin,[411] biraz Zemzem içer, kendisine yiyecek vermek istediğimiz zaman:
İstemem! Ben tokum" derdi [412]
Amcasının çocukları sofraya konulan şeye hemen uzandıkları halde, o uzanmaz, onun yenme zamanını beklerdi
Bunun için, Ebu Talib'in ona ayrı sofra kurdurduğu da olurdu [413]
Ebu Talib'in çocukları, sabahleyin yataklarından gözleri çapaklı, yüzleri asık halde kalktıkları halde; o, parlak yüzlü, sürmeli gözlü olarak sabaha çıkardı "[414]
Fâtıma Hatunun Peygamberimiz (a s )a Annesinden Sonra Anne Oluşu; Ona Derin Sevgi ve Saygı Besleyişi
Ebu Talib Amcanın zevcesi Fâtıma Hatun; faziletli,[415] iyi halli bir kadındı [416]
Peygamberimiz (a s )ın yanında, onun büyük bir mevkii ve itibarı vardı [417]
Fâtıma Hatun vefat ettiği zaman Peygamberimiz (a s )ın gözlerinden yaşlar akmış;[418] "Bugün annem vefat etti!" buyurup[419] gömleğini ona kefen olarak sardırmış,[420] cenaze namazını kıldırmış [421] gömüleceği kabrin içine inip yanının üzerine uzandıktan sonra onu indirtmişti [422]
"Biz, senin buna yaptığın şeyi başkasına yaptığını hiç görmedik!?" dedikleri zaman:
"Ebu Talib'den sonra, bu kadıncağız kadar bana iyilik eden hiçbir kimse yoktur!
Âhirette Cennet elbiselerinden elbise giymesi için, ona gömleğimi sardırdım
Kabre ısınması için de, oraya kendisiyle birlikte uzandım!" buyurmuştur [423]
Peygamberimiz (a s ), bu yengesi için duyduğu üzüntüden hayrete düşenlere de:
"O, beni doğuran annemden sonra, annemdi
Kendisinin çocukları aç durur, suratlarını asarlarken, o önce benim karnımı doyurur, saçımı tarar ve gülyağlarıyla yağlardı
O, benim annemdi! [424]
Cebrail ((a s )), Yüce Rabbim tarafından:
'Bu kadın, Cennetliklerdendir!1 diye bana haber verdi" buyurmuş[425] ve:
"Allah seni yarlıgasın ve hayırla mükâfatlandırsın!
Allah sana rahmet etsin ey annem!
Sen, benim annemden sonra, annemdin!
Kendin aç durur, beni doyururdun!
Kendin çıplak durur, beni giydirirdin!
En nefis nimetlerden kendi nefsini alıkor, bana tattırırdın!
Bunu da, ancak Allah'ın rızasını ve ahiret yurdunu umarak yapardın!
Allah ki, diriltendir, öldürendir, hiç ölmeyen diridir O!
Yâ Allah! Annem Fâtıma binti Esed'i af ve mağfiret et!
Ona hüccet ve delilini anlat!
Girdiği yeri genişlet!
Ben peygamberinin ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için, duamı kabul buyur ey mer*hametlilerin en merhametlisi olan Allah!" diyerek, onun hakkında dua etmiştir [426]
Peygamberimiz (a s ); bu mübarek Cennetlik hatunu, sağ bulunduğu müddetçe, gidip ziyaret eder, onun evinde kuşluk uykusu uyurdu [427]
Ezd-i Şenue'li Âif’in Peygamberimiz (a s ) Hakkındaki Teşhisi
Ezd-i Şenue kabilesine mensup bir âif vardı [428]
Iyafet; kuşları "Kışt!" diye azarlayarak kişileyip, onların isimlerinden, seslerinden, iniş ve geçiş*lerinden uğurluluk veya uğursuzluk çıkarmaya çalışmak demektir ki, bu, Arapların çoğu zaman yapageldikleri âdetlerindendi [429]
Âif de, kıyafet, alâmet ve izlerden anlayan, gelecek hakkında kehânette bulunan, kuşun uçması gibi şeylerden hüküm çıkaran falcı demektir [430]
Ezd-i Şenue'li Âif Mekke'ye geldiği zaman, Kureyşîler oğullarını ona götürür, fallarına baktırırlardı
Ebu Talib de, o zaman çocukluk çağında bulunan Peygamberimiz (a s )ı, falına baktırmak için, başkalarıyla birlikte, ona götürmüştü Falcı; Peygamberimiz (a s )a şöyle bir baktıktan sonra, birşeyle biraz meşgul olup işini bitirir bitirmez:
"Yanıma getirsenize o çocuğu!" dedi durdu
Ebu Talib, onun böyle Peygamberimiz (a s )ın üzerine düştüğünü görünce, onu gösterme*di
Âifin "Yazıklar olsun size! Demin görmüş olduğum çocuğu yanıma getirsenize! Vallahi, ileride onun şanı büyük olacaktır!" deyip durduğu sırada, Ebu Talib, Peygamberimiz (a s )la birlikte, oradan yavaşça, sezdirmeden ayrılıp evine gitti [431]
Peygamberimiz (a s )ın Kalbine Re'fet ve Rahmet Dolduruluşu
Peygamberimiz (a s ), on yaşını birkaç ay geçmiş olduğu sırada kında, üzerinden bir sesin geldiğini işitti
Başını kaldırıp baktığı zaman, bir adamın diğer bir adama:
"Bu o mudur?" diye sorduğunu gördü
Sorulan adam:
"Evet!" dedi
Ne yüzleri, ne de giyinişleri hiçbir kimseninkine benzemeyen bu adamlar, Peygamberimiz (a s )ı karşılayıp kollarından tuttular
Peygamberimiz (a s ), onların tutuşlarını hiç hissetmedi
Onlardan birisi, arkadaşına:
"Yatır onu!" dedi
Peygamberimiz (a s )ı, hiç çabalatmadan, eğip bükmeden yere yatırdılar
Onlardan biri, öbür arkadaşına:
"Yar onun göğsünü!" dedi
O da, Peygamberimiz (a s )ın göğsünü yardı
Göğsü ne kanadı, ne de ağrıdı
Yine, biri öbürüne:
"Kin ve kıskançlığı çıkar içinden!" dedi
O da, pıhtılaşmış kan gibi birşey çıkarıp attı
Yine, biri öbürüne:
"Rahmet ve re'fet doldur!" dedi
Bundan sonra, Peygamberimiz (a s ); küçüklere karşı son derecede şefkatli, büyüklere karşı son derece merhametli oldu [432]
Peygamberimiz (a s )ın Amcasıyla Birlikte Busra'ya Gidişi
Peygamberimiz (a s ) on iki yaşında bulunduğu sırada idi [433] Kureyşîler, Şam'a götürüp satmak üzere pek çok ticaret mallan hazırlamışlar, Ebu Talib de bu ticaret kervanına katılıp gitmeye hazırlanmıştı
Peygamberimiz (a s ), kendisini de yanında götürecek mi diye bekleyip duruyordu
Yola çıkılacağı sırada, bütün erkek ve kız kardeşleri, Ebu Talib'i uğurlamaya gelmişlerdi
Ebu Talib'in, Peygamberimiz (a s )a çok sevgisi ve şefkati vardı Ona:
"Sen de benimle birlikte gidermişin?" diye sordu
Peygamberimiz (a s )ın amcaları ve âmeleri (halaları), Ebu Talib'e:
"Bu yaştaki bir çocuk, hastalıklara uğratılmak için, yemesi içmesi bol bir yere götürülmez!" dediler [434]
Bunun üzerine, Ebu Talib Peygamberimiz (a s )ı hastalıktan korumak üzere[435] geride bırakmaya karar verince, Peygamberimiz (a s ) ağladı [436]
Ebu Talib:
"Ey kardeşimin oğlu! Sana ne oldu? Herhalde, seni geride bıraktığım için ağlıyorsun?" dedi
Peygamberimiz (a s ):
"Evet!" dedi[437] ve Ebu Talib'in devesinin yularından tutup:
"Benim ne babam var, ne annem!" dedi [438]
Ebu Talib rikkate geldi:
"Vallahi, seni yanımda götüreceğim! Hiçbir zaman, ne o benden ayrılacak, ne de ben ondan ayrıla*cağım!" dedi ve Peygamberimiz (a s )ı yanında götürdü
Kureyş ticaret kervanı, Şam topraklarından Busra'da konakladı [439]
Busra'da Rahip Bahîra ile Buluşulması
Busra'da, Rahip Bahîra diye anılan bir rahip, bir de, onun içinde barındığı manastırı vardı Bahîra, Hıristiyanların en âlimi idi Hıristiyanların ilmi, onda ve buradaki manastırda idi
Çünkü, burada; büyükten büyüğe geçerek gelen bir kitap vardı ki, bu manastırda o güne kadar gelip geçmiş rahiplerden, bu kitabdan yararlanmayan, bilgi almayan yoktu [440] Bahîra'nın asıl adı Circis veya Sercis idi [441]
Kendisi Teyma Yahudilerinden ve Yahudi âlimlerinden olup,[442] İsa (a s )ın dininde idi [443] Kureyş ticaret kervanı bu sefer onun manastırının yakınında konaklamış bulunuyordu [444]
Rahip Bahîra'nın Kervan Halkına Ziyafet Çekişi
Kureyş ticaret kervanları daha önceki yıllarda defalarca gelip uğradıkları halde Rahip Bahîra onlar*la hiç konuşmaz, ilgilenmezken, bu yıl, manastırının yakınında konakladıkları zaman, onlar için birçok yemekler yaptırmıştı
Bu da, kendisinin manastırında oturduğu yerden, Peygamberimiz (a s )a ait bazı şeyler gör*müş olmasından ileri gelmişti
Rivayete göre; Bahîra manastırda bulunduğu sırada, kafile ilerlerken bir bulutun kervandakiler arasında Peygamberimiz (a s )ı gölgelediğini, sonra gelip manastırının yakınında bir ağacın göl*gesine indikleri zaman bulutun ağacı gölgelediğini, ağacın dallarının da Peygamberimiz (a s )ın üzerine doğru eğildiğini ve onu gölgesinin altına aldığını görmüştü
Bahîra bütün bunları görünce manastırından indi, ve:
"Ey Kureyş cemaatı! Ben sizin için, yemek yaptım
Sizin küçük büyük, köle hür, olanlarınızın yemekte hazır bulunmanızı arzu ediyorum!" diye haber gönderdi
Yemek için geldikleri zaman, Kureyşîlerden birisi:
"Vallahi, ey Bahîra! Senin bugün şaşılacak bir halin var! Biz sana çok kere uğrardık da, bize böyle birşey yapmazdın Bugün, sendeki bu hal nedir?" dedi
Rahip Bahîra:
"Doğru söyledin! Siz konuksunuz, ağırlanmaya layıksınız Ben de sizi ağırlamayı arzu ettim ve hep*iniz yiyesiniz diye yemek yaptım!" dedi
Hepsi gelip sofra başında toplanmış, yalnızca Peygamberimiz (a s ), çocuk ve yaşça onların hepsinden küçük olduğu için, ağacın altındaki yüklerin yanında bekçi olarak geride kalmıştı
Bahîra, gelenlere birer birer bakıp bildiği ve kitabda bulduğu sıfatlan hiçbirinde göremediği için:
"Ey Kureyş cemaatı! Sizden, bu yemekte hazır bulunmayan, geride kalan bir kimse var mı?" diye sordu
Kureyşîler
"Ey Bahîra! Senin yemeğine gelmesi gerekenlerden, bir çocuktan başka, kimse geride kalmadı! O çocuk da aramızda yaşça cemaatın en küçüğü olup, ağırlıkların yanında geride kaldı" dediler
Bahîra:
"Yapmayınız! Onu da çağırınız! Bu yemekte, sizinle birlikte, o da bulunsun!" dedi
Ticaret kafilesinde Kureyşîlerden bir zât
"Lât ve Uzzâ'ya andolsun ki; aramızdan, Abdullah b Abdulmuttalib'in oğlunun bu yemekten geride kalışı, bizim için, kınanacak bir tutumdur!" dedikten sonra, kalktı Ona doğru vardı Kolundan tutup getir*di ve sofradakilerin yanına oturttu [445]
Rahip Bahîra'nın Peygamberimiz (a s ) Hakkındaki Teşhisi ve Ebu Talib'i Uyarışı
Rahip Bahîrâ; Peygamberim z (a s )ı görür görmez, ona dikkatli dikkatli bakmaya ve bedeninden bazı uzuvlarını süzmeye başladı
Peygamberimiz (a s )a baktıkça, kitabda yazılı sıfatlan onda buluyordu
Cemaat yemeklerini yiyerek dağıldıkları zaman, Bahîra, Peygamberimiz (a s )ın yanına gelip:
"Ey çocuk! Ben sana bazı şeyler soracağım Lât ve Uzzâ hakkı için, sorularımı cevaplandır!" dedi
Bahîrâ; Lât ve Uzzâ adına yemin ettiklerini, and içtiklerini Kureyşilerden işittiği için, Peygamberimiz (a s )a da böyle and vermişti
Peygamberimiz (a s ):
"Lât ve Uzzâ adına yemin vererek bana birşey sorma!
Vallahi, ben, hiçbir şeyden, onlardan nefret ettiğim kadar nefret etmem!" dedi
Bahîra:
"Öyle ise, Allah aşkına, sana soracağım şeyler hakkında bana cevap ver!" dedi
Peygamberimiz (a s ):
"Bana istediğini sor!" dedi
Bunun üzerine, Bahîra; Peygamberimiz (a s )a, uyku durumu ve bunlardan başka halleri ve işleri hakkında birçok sorular sordu
Peygamberimiz (a s ) da sorulara cevaplar verdi ki, hepsi de Bahîra'nın bildiği sıfatlara uyuyordu
Bahîra, en sonunda, Peygamberimiz (a s )ın sırtına da baktı
İki omuzu arasındaki peygamberlik hâteminin de, bildiği şekilde, yerli yerinde bulunduğunu gördü
Rahip Bahîra, sorularını sorup bitirdikten sonra, Peygamberimiz (a s )ın amcası Ebu Talib'in yanına geldi Ona:
"Bu çocuk senin neslinden midir?" diye sordu
Ebu Talib:
"Oğlumdur" dedi
Bahîrâ:
"O, senin oğlun değildir! Bu çocuğun babasının sağ olması uygun değildir!" dedi
Ebu Talib:
"O, benim kardeşimin oğludur!" dedi
Bahîra:
"Babasına ne oldu?" diye sordu
Ebu Talib:
"Annesi buna hamile iken, babası öldü!" dedi
Bahîra:
"Doğru söyledin!" dedi [446]
"Annesi ne oldu?" diye sordu
Ebu Talib:
"Öldü!" dedi
Bahîra:
"Doğru söyledin![447]
Kardeşinin oğlunu hemen memleketine geri çevir!
Yahudilerin ona zarar vermelerinden sakın!
Vallahi, Yahudiler onu görüp de benim onda bulunduğunu anladığım şeylerin onda bulunduğunu anlayacak olurlarsa, muhakkak onu öldürmeye kalkışırlar!
Senin kardeşinin oğlunun çok büyük bir hal ve şanı olacaktır!
Sen, onu memleketine götürmekte acele et![448]
Biz, onun son peygamber olacağını kitablarımızda ve atalarımızdan bize yapılan rivayetlerde bulmuş uzdur![449]
Bu hususta bizden ahd ve mîsaklarda alınmıştır!" dedi
Ebu Talib:
"Sizden bu mîsakları kim aldı ola?" deyince, Bahîra gülümsedi, sonra da:
"Yüce Allah, onu İsa b Meryem'e indirdiği kitabda aldı
Sen, eğlenip kalmayı azalt da, onu memleketine ve doğum yerine hemen döndür!" dedi[450] ve:
"Sen onun üzerine titrersin, değil mi?" diye sordu
Ebu Talib:
"Evet!" dedi
Bahîra:
"Vallahi, onu Şam'a götürecek olursan, artık kendisini hiçbir zaman ev halkına kavuşturamazsın!
Muhakkak onu öldürmeye kalkarlar!
Onlar buna düşmandırlar![451]
Kardeşinin oğlunu, sakın Yahudilerin bulunduğu oralara kadar götüreyim deme!
Çünkü, Yahudiler düşmanlık ehlidirler
Bu çocuk, bu ümmetin peygamberi olacaktır!
Kendisi, Araplardandır
Halbuki Yahudiler gelecek peygamberin İsrail oğullarından olmasını isterler, bu çocuğu kıskanırlar
Sen, kardeşinin oğlu hakkında onlardan sakın [452]
İyi bil ki, ben sana karşı üzerime düşen öğüt vazifesini yerine getirmiş bulunuyorum" dedi [453]
Busra'da Üç Yahudinin Peygamberimiz (a s )a Suikast Teşebbüsünde Bulunmaları ve Rahip Bahîra Tarafından Vazgeçirilmeleri
Rivayet edildiğine göne; Peygamberimiz (a s )ın amcası Ebu Talib'le yaptığı Şam seferi sırasında Rahip Bahîra'nın Peygamberimiz (a s )da gördüğü şeyleri, Ehl-i Kitabdan,[454] YahudiIerden[455] Zebir,[456] Temmam[457] ve Deriş adlarındaki[458] kimselerde gördüler [459]
Peygamberimiz (a s )ı öldürmeyi tasarladılar
Bunu Rahip Bahîra ile de konuşmaya gelip, konuştular [460]
Bu Yahudiler; Peygamberimiz (a s )a suikast hususundaki görüşlerine Rahip Bahîra'nın da katılacağını sanıyorlardı [461]
Rahip Bahîra onları böyle birşeye girişmekten en şiddetli bir nehy ile nehyetti [462]
Kendilerine, Allah'ı hatırlattı
Kitabda, gelecek peygamberin zikrini ve sıfatını bulduklarını, onu öldürmek isteseler de öldüremeyeceklerini anlattı [463] Onlara:
"Siz de, onun sıfatını, Kitabda bulamadınız mı?" diye sordu
"Evet! Bulduk" dediler
Bahîra:
"O halde, onu öldürmeye, sizin için yol ve imkân yoktur!" dedi [464]
Bunun üzerine, onlar Bahîrâ'nın söylediği sözlerin doğruluğuna kanaat getirerek Peygamberimiz (a s )ı bıraktılar, geri dönüp gittiler [465]
Ebu Talib de, Rahip Bahîra'nın tavsiyesi üzerine, Peygamberimiz (a s )la birlikte, oradan hemen Mekke'ye döndü [466]
|