Yalnız Mesajı Göster

'''İslam Tarihi'''

Eski 08-02-2012   #21
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

'''İslam Tarihi'''







İslam Dininin Tevhid Dini Oluşu





İslâm dini, tevhid dinidir


Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadis-i şeriflerde açıklandığı üzere, İslâm dininde herşeyden önce, Allah'a ve Allah'ın birliğine iman etmek farzdır[451]


İslâm dininin bu tevhid akidesi; Allah'ın birliğine, O'ndan başka ibadet edilecek mâbud bulun*madığına inanmak demektir ki, bu akide, Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadis-i şeriflerde "Lâ ilahe illallah=Allah'tan başka ilah yoktur" kelime-i tevhidi ile en veciz bir şekilde ifade buyurulmuştur


Tevhid; Yüce Allah'ın Zâtını, z i hini erde tasavvur ve tahayyül edilen herşeyin dışında ve üstünde tut*mak demektir


Bu da, üç şeyle:


Yüce Allah'ın Rabliğini bilmekle,


Yüce Allah'ın Vâhidliğini, birliğini ikrar etmekle,


Yüce Allah'a, hiçbir şeyi eş, ortak tutmamakla olur[452]


Zaten, bütün Âdem oğullarının Rabbü'l-âlemînin Rabliğini tanımaları, asıldır


Tanımamaları veya O'na şerik koşmaları, arızîdir, sonradandır Çünkü:


"Yüce Allah Âdem (as)ın zürriyetini zerreler halinde çıkarıp onları akıl sahibi yapmış, kendilerine:


'Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?' diye hitap etmiş, onlar da:


'Evet! Rabbimizsin!' (A'râf: 172-173) demişler; bu ikrar, onlar için, ilk iman olmuştur


İşte, bunun içindir ki, bütün Âdem oğulları, daima bu selîm fıtrat üzene dünyaya getirilmişlerdir


Kim, bundan (bu ahidden) sonra küfür etmişse, muhakkak ki, o fıtrî imanını kendisi değiştirmiş;


Kim de iman ve tasdikte bulunmuşsa, o da ilk ikrarı üzerinde sebat ve devam etmiştir"[453]


A'râf sûresinin 172-173 âyetlerinde açıklanmış olduğu üzere, Âdem oğullarının, daha dünyaya gelmeden ikrarlarının alınışı gerekçesi olarak da:


"Kıyamet günü, 'Bizim, bundan haberimiz yoktu!' yahut 'Daha önce, ancak atalarımız Allah'a şirk koşmuştu Biz de, onların ardından gelen bir nesiliz Şimdi, o bâtılı kuranların işlediği günahlar yüzün*den bizi helak eder misin?!' dememeniz içindi" buyuruImustur[454]




Âdem Oğullarının, Tevhid Akidesinden Putperestliğe Ne Zaman ve Nasıl Saptıkları






Put ağaçtan veya altından veya gümüşten, insan şeklinde yapılmış olursa, ona Arapça sanem;


Taştan yapılmış olursa, ona da vesen denilir[455]


Rivayete göre; Şis b Âdem oğulları önceleri, gelir, Âdem (as)ın Nevz veya Bevz dağın*daki mağarada bulunan cesedini ziyaret eder, ona tazimde bulunurlar, kendisi için Allah'tan rahmet dil*eri erdi[456]


Kabil bÂdem oğullarından bir adam:


"Ey Kabil oğulları! Şis oğulları, Âdem'in cesedinin çevresinde dönüp dolaşarak ona tazimde bulunuyorlar Sizin ise, böyle birşeyiniz yok!" dedi ve onlar için bir put yonttu


Tarihte ilk put yapan adam, bu oldu[457]


Kur'ân-ı Kerîm'de:


1- Vedd,


2- Süva,


3- Yağus,


4- Yauk,


5- Nesr


adlan ile anılan putlar,[458] rivayete göre, Âdem (as)ın oğulları[459] veya oğullarının oğulları idiler[460]


Bunlar, iyi amelli kişilerdi[461]


Halk, bunlara uyarlardı[462]


Süha'm Şis (as)ın oğlu olduğu; Yağus, Yauk ve Nesr'in de Süva'ın oğulları oldukları da rivayet edilir[463]


Bunlar öldükleri zaman, adamları:


"Keşke onların suretlerini bize bir yapan olsaydı da, kendilerini hatırladıkça bizi ibadete teşvik etmiş olurdu!"[464] dediler Onlara, yakınları çok ağladılar


Kabil oğullarından bir adam:


"Ey kavmim![465] Ben can vermeye güç yetiremem, ama size onların suretlerine göre beş tane heykel yapsam, yontsam olmaz mı?" dedi


Onlar da:


"Olur!" dediler


Bunun üzerine, Kabil oğullarının heykel yapıcısı, onlar için,


Vedd, Süva1, Yağus, Yauk ve Nesr'in suretlerine göre, beş tane heykel yonttu, dikti


Adlarına heykel dikilenlerin kardeşleri, amcaları ve amca oğulları, gelip bu heykellerin çevrelerinde koşarak dolaşırlar ve onlara tazimde bulunurlardı O asır, böylece geçti


Yerd b Mehlâil, b Kaynan, b Şis, b Âdem zamanında da böyle yapıldı[466]


Bazı kimseler İslâmiyetten döndü[467]


İkinci asır gelince, bu heykellere ilk çağdakinden daha çok tazimde bulundular


Üçüncü asır gelince; "Bizden öncekilerin bu heykellere tazimleri, ancak Allah katında şefaat etmelerini umdukları içindi!" diyerek, onlara tapmaya başladılar ve küfürlerini artırdılar


Bunun üzerine, Yüce Allah, onlara İdris (as)ı peygamber olarak gönderdi


İdris (as) onları putlara tapmaktan men ve Yüce Allah'a ibadete davet etti[468]


Fakat, onlar İdris (as)ı yalanladılar


Yüce Allah da, onu yüksek bir makama kaldırdı


Putperestlik, Nûh (as)ın zamanına kadar, artmakta devam etti


Yüce Allah, İdris (as)dan sonra, Nûh (as)ı peygamber olarak gönderdi


Nûh (as) da, kavmini Yüce Allah'a ibadete uzun zaman davet etti


Fakat, onlar Nûh (as)a karşı koydular ve onu yalanladılar[469]


Nûh (as), onlarla başa çıkamayınca, kendisini ve yanındaki mü'minleri onlardan kurtar*ması için, Yüce Allah'a dua etti[470]


Allah da, onları Tufan suyunda boğdu[471]


Tufan sulan; Nevz veya Bevz dağından beş heykel putu sürükleyip yere indirdi


Suların şiddetli akışları onları ülkeden ülkeye sürükledi Nihayet, Cidde toprağına attı Sonra, sular çekildi Esen rüzgârlar, heykel putların üzerine toprak yığdı [472]


Putperestliğin Arabistan'da ne zaman ve nasıl yayıldığına gelince;


Mekke İsmail (as)ın oğullarına dar gelince başka ülkelerde bir yurt aramak üzere Mekke'den ayrılan herkes, Mekke Haremini tazim için, Harem taşlarından bir taşı muhakkak yanında taşır; ve her nereye gider, konarlarsa, onu yere koyarlar, Kabe'yi tavaf ettikleri gibi, onu da tavaf eder*lerdi


Bu tutum, kendilerini, taşlardan, güzel gördükleri, hoşlandıkları herhangi bir taşa tapınmaya kadar götürdü[473]


Bu Cahiliye devrinde, adam sefere çıkacağı zaman yanında dört taş taşır, üçü ile tenceresine ocak çatar, dördüncüsüne tapardı [474]


Bu dinî şaşkınlık, şöyle de anlatılır:


Bir kimse sefere çıkıp bir yerde konakladığı zaman dört taş alır, onlara göz gezdirip en yakışıklısını put edinir, ona tapar, kalan üçü ile de yemek tenceresi için ocak çatardı


Oradan göç edeceği zaman onu orada bırakır, başka bir konak yerinde konaklayınca da böyle yapardı [475]


Yakışıklı taş bulunmazsa, kumlardan yığılıp tepe haline gelen, üzerinde sağmal devenin sağıldığı kum tepesine de tapılırdı[476]


İsmail (as)ın oğulları; hac ve umre için telbiye yapmak gibi, İbrahim (as)dan kalma ibadetlere de-Allah'a şerik koşmak gibi bazı şeyler karıştırmakla birlikte-bağlı kalmakta devam ettiler[477]


Amr b Luhay; Mekke'nin idaresini ele geçirdiği ve Cürhümîleri Mekke'den sürüp çıkardığı zaman, Kabe hizmetini de üzerine almıştı[478]


Amr b Luhay'ın her sözü, Araplarca, itirazsız uyulur bir din hükmü olarak benimsenir, yerine getir*ilirdi


Kendisi, din namına birtakım bid'aüar ihdas etmiş, Kabe'nin etrafına putları o dikmiş, İbrahim (as)ın dinini ilk defa o böylece bozup değiştirmişti[479]


Hübel putunu, Belka Meab yöresinden Mekke'ye getirip diken ve ona tapmalarını halka emreden, Amr b Luhay'di [480]


İsaf ve Naile heykellerini putlaştıran,


Kureyşîleri Uzzâya taptıran da, o idi[481]


Lât'ı[482] ve Menafi putlaştıran da o i di [483]


Nûh Tufanından kalma beş heykel putunu da, Cidde'ye gidip toprak altından çıkararak Mekke'ye o getirmiş, hacca gelen Arapları bu putlara tapmaya o davet ve teşvik etmiş ve davetine icabet edil-erek[484] Vedd putu, Vâdi'l-Kura'da Dûmetü'l-Cendel'e, Yauk Yemen'de Hayvan karyesine, Yağus Yemen Ekemesine, Nesr Sebe bölgesinde Belha' mevkiine, Süva' da Nahle'de Ruhat'a götürülüp yerieştir-ilmişti[485]


Araplar bu putlara tapmakla kalmamışlar,


Devs kabileleri, Zülkeffeyn putuna;


Haris oğulları, Züşşera putuna;


Müzeyneler, Nühm putuna;


Anezeler, Suayr putuna;


Kudaalar, Lahmlar, Cüzamlar, Âmileler, Gatafan kabileleri, Ukaysır putuna;


Havlanlar, Umyanus putuna;


Beni Bekrlerle Kinaneler, Sa'd putuna;[486]


Beni Kinane'lerden Malik ve Milkânlar, Sa'd putuna;


Tayyi'ler, Füls putuna;


Ezdlerin Tayyi' ve Kudaalardan komşuları olan kabileler, Bacer putuna;


Beni Esedler, Ya'büb putuna;


Has'am, Becile, Ezdi S erat ve Hevazinlerie bunlara akraba olan kabileler, Zülhalasa putuna;


Kudaalardan Müleyh oğulları, cinlere[487] tapıyorlardı


Araplardan, meleklere tapanlar,[488] onların Allah'ın kızları olduğunu sananlar olduğu gibi;[489]


Şi'râ yıldızına,[490]


Güneşe tapanlar da vardı[491]


Yalnız Mekke'de, Kabe'nin çevresinde, tapılmak üzere dikilmiş, kurşunla berkitilmiş üçyüz altmış tane put bulunuyordu![492]


Bunlar Arap kabilelerine ait olup, zaman zaman gelinir, ziyaret edilip kendilerine kurbanlar kesilirdi[493]


Mekke'de, umumî putlardan başka, her ailenin kendi evinde taptığı özel bir putu da vardı


Bir kimse, yola çıkmak istediği ve hayvanına bineceği zaman, puta el yüz sürer; bu, onun yola çık*madan önce yapacağı ilk iş olurdu


Yolculuktan döndüğü zaman da, yine puta el yüz sürer; bu da, onun daha ailesini görmeden yap*tığı ilk iş olurdu[494]


Ashab-ı Kiramdan Mikdad b Esved'in de yeminle teyid ederek dediği gibi; "Peygamberler arasın*da, Peygamber (as), şartları en ağır bir Fetret[495] ve Cahiliye devrinde peygamber gönderilmişti ki, insanlar o zaman putlara tapmaktan daha üstün birdin bulunabileceğini sanmıyorlardı"[496]


Kan davaları, hatta en önemsiz hadiseler bile, aileleri, kabileleri birbirlerine düşürür, yıllarca birbir*leriyle boğuştururdu[497]


Kabileler arasındaki kan davaları, son Ficar kavgasında olduğu gibi, belli bir yerde karşılaşıp bir*birlerinin kanını akıtarak öç alınmak suretiyle halledilmeye çalışı lirdi [498]


Açlık ve geçindirememek bahanesi ile çocuklar öldürülürdü[499]


Adam, köpeğini besleyip büyütür, çocuğunu ise öldürürdü[500]


Kız çocuğu doğurmak yüzkarası sayılır, kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü!


Biri bir kız çocuğunun doğumu ile müjdelendiği zaman, öfkesini sineye çekerek, hiddetinden yüzü kapkara kesilir; kendisine verilen, kötü saydığı müjdeden dolayı herkesten saklanır


"Onu, ne yapayım? Hakarete katlanarak alıkoyayım mı? Yoksa, toprağa mı gömeyim?" diye şaşırır kalırdı [501]


Kız çocukları, ellerinden tutulup su kuyularına bırakılır, onların boğulup gitmeleri karşısında acı*masız, duyarsız kalınırdı![502]


Para kazanmak için cariyelerini fuhşa zorlayanlar;[503]


Asaletli bir adamdan evlat sahibi olmak için(!), karılarını onunla yatıp kalkmaya teşvik eden şeref*siz erkekler


bile vardı [504]


İçki düşkünlüğü aşırı derecelerde idi[505]


Kumar düşkünlüğü ise aile faciası halini almıştı:


Adam servetini, hatta ailesini ortaya koyup kumar oynar, servetini ve ailesini kaybederdi[506]


Yabancı ve koruyucusuz kimseler için can, mal ve hatta namus güvenliği kalmamıştı


Yabancı satıcıların malları satın alınır, parasına ise dirsek çevirilirdi[507]


Hac veya umre yapmak üzere kızını yanına alarak Mekke'ye gelen yabancıların kızları ellerinden zorla alınıp kaçırılır, feryad ve istimdadlarına kulak aşılmazdı[508]


İşte, son peygamber Hz Muhammed (as)ın ilahî vahyi telakki ettiği peygamberlik vazife*siyle mükellef kılındığı zaman, Arap dünyasının dinî ve içtimaî durumu bu kadar bozuktu


Dış dünyanın durumu ise, bundan daha az bozuk değildi


Hz Muhammed (as); insanların elleriyle yaptıkları kötülükler yüzünden karaların, deniz*lerin bozulduğu[509] böyle bir ortamda; yeryüzünde tevhid bayrağını açan ilk Müslüman,[510] Peygamberler Peygamberi,[511] Son Peygamber[512] sıfatı ile, Mekke ve çevresinden başlayarak[513] insanları Yüce Allah'ın İslâm dinine, önce hikmet ve güzel öğütlerle davet etmek;[514]


(Davetini kabul edenleri Cennet nimetleriyle) müjdelemek ve (davetinden yüz çevirenleri Cehennem azabıyla) korkutup uyarmak;[515]


Sonra da, fitne ve fesat ortadan kalkıncaya, din tamamıyla Allah'ın oluncaya,[516] İslâm dini bütün dinlere üstün gelinceye,[517] insanlara "Lâ ilahe illallah=Allah'tan başka ilâh yoktur!"[518] "Muhammedürresûlullah=Muhammedı Allah'ın Resûlüdür!"[519] dedirtinceye kadar savaşmak[520] gibi, çok ağırve ağır olduğu kadar da şerefli bir vazifeyi tek başına yüklenmiş bulunuyordu


Bundaki güçlüğü ve ağırlığı sadece düşünmek bile, insanı ürpertmeye ve titretmeye yeter![521]




İslamiyetin Mekke'de Gizlice Yayılışı



İlk Mü'min ve Müslümanlar






1- Peygamberimiz Hz Muhammed (as), (kendi zamanında) Yüce Allah'a iman ve ibadetedenlerin ilki idiBu vakıa Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle açıklanır:


"De ki: 'Ben, Allah'a, ihlas edici olarak ibadet etmemle emrolundum Bana, Müslümanların evveli olmam emir buyuruldu'"[522]


"De ki: 'Hiç şüphesiz, Rabbim beni dosdoğru biryola, dimdik ayakta duran bir dine, İbrahim'in hakka yönelik tevhid dinine iletmiştir Ben, (bu ümmette) Müslüman olanların ilkiyim!'"[523]


İlk sıralarda; Kureyş müşriklerinin ulu kişilerinden aşın inkarcı ve itirazcı olmayanları, yanlarından ve meclislerinden geçtikçe, Peygamberimiz (as)a işaret ederek:


"Abdulmuttalib oğullarının gökten söz eden oğlu bu!" derlerdi[524]


Kureyş müşrikleri, ilk sıralarda, Peygamberimiz (as)ın Kabe Mescidinde namaz kılmasına da karışmamakta idiler[525]


Peygamberimiz (as) gündüzün başlarında Kabe'ye gider, kuşluk namazı kılardı


Kureyş müşrikleri, bu namazdan da hoşnutsuzluk göstermezlerdi[526]


Bundan sonra, Peygamberimiz (as) namaz kılacağı zaman, Hz Ali ile Zeyd b Harise, otu*rup Peygamberimiz (as)ı beklerlerdi[527]


2- Peygamberimiz (as)dan sonra, Yüce Allah'a ve O'nun Resûlüne ilk inanan, Müslüman kadın, Peygamberimiz (as)ın zevcesi Hz Hatice idi


Hz Hatice; Peygamberimiz (as) "Uykuda gördüğüm ve sana anlatmış olduğum şeyi, Yüce Rabbim bana Cebrail (as)ı göndererek açıkladı" buyurup Yüce Allah tarafından gelenleri ve Cebrail (as)dan işittiklerini haber verdiği zaman, "Sana müjdeler olsun! Vallahi, Allah senin hakkında hayırdan başka birşey yapmaz! Sana Allahtan gelen, hak ve gerçektir" diyerek[528] Allah'a, Allah'ın Resûlüne ve ona Allah'tan gelenlere ilk inanan[529] ve Peygamberimiz (as)a peygam*berlik geldiği Pazartesi gününün sonuna doğru, herkesten önce namaz kılmak,[530] Yüce Allah'ın selamı*na nail olmak şerefine eren,[531] Allah tarafından Cennette inciden bir köşkle müjdelenen mutlu Cennet Hatunu i di[532]


Peygamberimiz (as), kavmi tarafından reddolunmak, yalanlanmak hakaretlerine uğratıl*mak gibi hiç sevmediği kaba ve katı davranışlarla karşılaşarak üzüntü içinde evine döndükçe, Yüce Allah, Resûlünün üzüntüsünü Hz Hatice'nin teselli ve teskin edici sözleriyle hafifletir, sebatını sağlar, vazifesini kolaylaştırırdı[533]


Peygamberimiz (as), hadis-i şeriflerinde:


"Kendi zamanındaki kadınların hayırlısı, İmran'ın kızı Meryem'di Bu ümmetin kadınlarının hayırlısı da Hatice'dir!"[534]


"Cennet halkı kadınlarının üstünü, Huveylid'in kızı Hatice,


Muhammed'in kızı Fatma,


İmran'ın kızı Meryem,


Müzâhım'ın kızı ve Firavunun zevcesi Âsiye'dir!" buyurmuşlardır[535]


3-5 Hz Hatice Müslüman olduğu zaman yanında bulunan kızları:


Hz Rukayye,


Hz Ümmü Külsûm,


Hz Fâtıma


da Müslüman olmuş, Peygamberimiz (as)a İslâmiyet üzerine bey'at etmiştir[536]


Allah hepsinden razı olsun!


6 Hz Ali; Peygamberimiz (as)la Hz Hatice'nin namaz kıldıklarını görünce, "Nedir bu?" diye sordu Peygamberimiz (as):


"Bu; Allah'ın, Kendisi için seçtiği,[537] peygamberlerini onunla göndermiş olduğu[538] dinidir!


Ben seni bir ve tek olan Allah'a imana ve O'na ibadete;


Ne yarar, ne de zarar veremeyecek olan Lât ve Uzzâyı inkâra davet ediyorum!" buyurdu


Hz Ali:


"Ben, bu dini bugüne kadar hiç işitmedim!


Ben, babam Ebu Talib'e söylemedikçe, danışmadıkça bir iş yapamam!" dedi


Peygamberimiz (as); peygamberlik işinin, açıklanmasından önce yayılmasını istemediğin*den:


"Ey Ali! Sana söylediğimi yaparsan yap!


Yapmayacak, Müslüman olmayacaksan, sana söylediğim bu işi gizli tut, açığa vurma!" buyurdu


Hz Ali, o gece bekledi


Yüce Allah, onun kalbine İslâm sevgisini düşürdü


Sabahleyin, Peygamberimiz (as)ın yanına vardı ve: "Yâ Muhammed! Senin dün bana söylediğin şey ne idi?" diye sordu


Peygamberimiz (as):


"'Lâ ilahe illallâhu vahdehû lâ şerîkeleh' diyerek, Kendisinden başka ilâh bulunmayan, bir olan, şerî-ki olmayan Allah'a şehadet getirecek;


Lât ve Uzzâ'yı red ve inkâr edecek,


Allah'a denk tutulan her çeşit putlardan uzak duracaksın!" buyurdu


Hz Ali Peygamberimiz (as)ın buyruğunu hemen yerine getirip Müslüman oldu Allah ondan razı olsun!


Babası Ebu Talib'den korkarak, Müslümanlığını bir müddet gizli tuttu, açığa vurmadı[539]


Hz Ali, Müslüman olduğu zaman, on yaşında idi[540]


Hz Ali derki:


"Resûlullah (as); Pazartesi günü peygamber gönderildi Ben de, Salı günü Müslüman oldum "[541]


"Ben, Resûlullah (as)la birlikte namaz kılan ilk adamım !"[542]


"Mekke'de, Peygamber (as)la birlikte Mekke'nin bazı taraflarına gitmiştik


Dağların ve ağaçların arasından geçip giderken, karşısına çıkan hiçbir dağ, hiçbir ağaç yoktu ki, Peygamber (as)a:


'Esselâmü aleyke yâ Rasûlallah=Selam olsun sana ey Allah'ın Resûlü!' diyerek selam vermesin!"[543]


Namaz vakti gelince, Peygamberimiz (as) Mekke vadilerine doğru çıkıp gider; Hz Ali de, babası Ebu Talib'den, bütün amcalarından ve halktan gizli olarak, Peygamberimiz (as)la birlik*te gider, namazlarını oralarda kılarlar, akşamleyin de dönerlerdi


Allah'ın dilediği zamana kadar, böyle devam ettiler[544]


Bir gün, Hz Ali'nin annesi Fatma Hatun, kocası Ebu Talib'e:


"Ali'nin, Muhammed'in yanına devam ettiğini görüyorum


Senin başına, Muhammed tarafından, oğlun hakkında, güç yetiremeyeceğin bir iş gelmesinden korkuyorum!" dedi Ebu Talib:


"Demek, oğlum bana bunun için mi görünmüyor?" dedi ve hemen Peygamberimiz (as)la Hz Ali'nin ardına düştü Onlara Ebu Dübb vadisinde veya başka bir vadide,[545] Batn-ı Nahle'de,[546] namaz kıldıkları sırada rastladı


Biraz baktıktan sonra, Peygamberimiz (as)a:


Ey kardeşimin oğlu! Senin edindiğini gördüğüm bu din ne dindir?" diye sordu Peygamberimiz (as):


"Ey amca! Bu Allah'ın dinidir![547]


Allah'ın meleklerinin dinidir!


Allah'ın peygamberlerinin dinidir!


Babamız İbrahim'in dinidir ki, Allah beni peygamber olarak bütün kullara bununla gönderdi!


Ey amca! Öğütleyeceğim, doğru yola kılavuzlayacağım kimselerden, buna en çok sen lâyıksın!


Bu yoldaki davetimi kabul etmeye ve bu hususta bana yardımcı olmaya da sen herkesten daha lâyıksın!" buyurdu[548]


Onu tevhide, Allah'ın birliğine inanmaya ve putlara tapmaktan vazgeçmeye davet etti[549]


Ebu Talib:


"Vallahi, yaptığınız veya söylediğiniz şeylerde bir sakınca yoktur[550]


Ey kardeşimin oğlu! Ben atalarımın dininden ve ona bağlı kalmaktan ayrılmaya güç yetiremeyeceğim!


Fakat, sen gönderildiğin şey üzerinde dur!


Vallahi, ben sağ oldukça, yapmak istediğini tamamlayıncaya kadar, sana hoşlanmayacağın birşey erişmeyecektir!" dedi[551]


Hz Ali'ye de, hoşlanmayacağı birşey söylemedi


"Ey oğulcuğum! Üzerinde bulunduğun bu din nedir?" diye sordu


Hz Ali:


"Babacığım! Ben, Allah'a, Allah'ın Resûlüne iman ve onun Allah tarafından getirdiklerini de kabul ve tasdik ettim Ona tâbi oldum ve kendisiyle birlikte namaz kıldım!" dedi


Ebu Talib:


"O, seni ancak hayır ve iyiliğe davet eder Sen, onun yolunu tutmakta devam et![552] Oğulcuğum! Amcanın oğlunun girdiği şeye senin de girmen yaraşır!" dedi


Ebu Talib'in sözleri, Peygamberimiz (as)ı sevindirdi


Ebu Talib, dönüp eve gelince, zevcesi Fâtıma Hatun:


"Oğlun nerede?" diye sordu


Ebu Talib:


"Ne yapacaksın ona?" dedi


Fâtıma Hatun:


"Azadlı kadın kölem, Ecyad'da onu Muhammed'le birlikte namaz kılarken gördüğünü bana haber verdi


Sen oğlunun dinini değiştirmesini uygun görüyor musun?!" diyerek çıkışınca, Ebu Talib ona:


"Sus! Sen onu bu işte kendi haline bırak!


Amcasının oğluna arka ve yardımcı olmak, elbette herkesten çok ona düşer!


Eğer nefsim Abdulmuttalib'in dinini bırakmak hususunda bana boyun eğmiş olsaydı,[553] eğer Kureyş kadınlarının kınamalarından korkmasaydım,[554] ben de muhakkak Muhammed'e tâbi olurdum!


Çünkü, o Halîm'dir, Emîn'dir, Tahindir!" dedi


Fâtıma Hatun da sustu[555]


Ufeyfü'l-Kindî der ki:


"Ben ticaret adamı idim Abbas b Abdulmuttalib de ticaret adamı idi[556]


Abbas, Yemen'e gelir, ıtır satın alıp hac mevsiminde satardı Kendisi dostumdu


Cahiliye devrinde Mekke'ye gitmiş, Abbas b Abdulmuttalib'in evine inmiştim Aile halkıma, Mekke elbisesi ve ıtırından satın almak istiyordum[557]


Abbas'ın yanında oturuyor, güneş gökte yükseldiği zaman, Kabe'ye bakıp duruyordum


O sırada, olgunluk çağına ermiş bir genç Kabe'nin yanına vardı, başını göğe kaldırıp baktı Sonra da, ayakta, Kabe'ye yöneldi


Sonra, bir çocuk gelip onun (biraz gerisinde) sağına (doğru) durdu


Çok geçmeden, bir kadın gelerek onların arkalarına durdu


Sonra, olgun genç eğilip rükûa varınca, çocuk da, kadın da rükû ettiler


Olgun genç rükûdan başını kaldırıp doğruldu


Çocuk da, kadın da, rükûdan başlarını kaldırıp doğruldular


Olgun genç secdeye gitti


Çocuk da, kadın da secdeye gittiler


'Ey Abbas! Ben, büyük bir iş, şaşılacak bir hadise görüyorum!?' dedim


Abbas:


'Evet! Büyük bir iştir!' dedi ve bana:


'Bu olgun genç kimdir, biliyor musun?' diye sordu


'Hayır! Bilmiyorum' dedim


Abbas:


'Bu, Muhammed b Abdullah b Abdulmuttalib'dir, kardeşimin oğludur' dedi ve bana:


'Onun yanındaki şu çocuk kimdir, biliyor musun?' diye sordu


'Hayır! Bilmiyorum! dedim


'Ali b Ebi Talib b Abdulmuttalib'dir kardeşimin oğludur dedi


'Şu kadının kim olduğunu biliyor musun?' diye sordu Ona:


'Hayır! Bilmiyorum!' dedim


'O da, Hatice bint Huveylid'dir ve şu kardeşimin oğlunun zevcesidir


Kardeşimin oğlu, bize, senin şu gördüğün ve onların da sâlik bulunduğu bu dini kendisine göklerin ve yerin Rabbi olan Rabbinin emrettiğini söylemektedir


Vallahi, ben bütün yeryüzünde bu dinde şu üçünden başka bir kimse bulunduğunu bilmiyorum!' dedi[558]


Ah! Ne olurdu, o zaman itinan edeydim de, ikinci erkek mü'min ben olaydım!


Onların dördüncüleri olmayı, ne kadar arzu ederdim!"[559]


Yüce Allah; Hz Ali'den de, Ufeyfü'l-Kindî'den de, Hz Abbastan da razı olsun!


7- Zeyd b Harise, sekiz yaşında,[560] kısa boylu, karayağız, yayvan burunlu bir çocukken;[561] annesi Sûdâ ile birlikte ziyaretlerine gittikleri Beni Maanlerin yurdunda Beni Kayn b Cisr atlılarının baskınına uğrayıp esir edilmiş, Ukâz panayırında köle olarak satılırken, Hakîm b Hizam tarafından

halası Hz Hatice için dört yüz dirheme satın alınmıştı[562]


Hz Hatice onu Peygamberimiz (as)a bağışlayınca, Peygamberimiz (as) tarafından hemen azad edilmiş,[563] daha sonra da evlat edinilmişti[564]


Zeyd b Harise; Hz Ali'den sonra Müslüman olmuş, namaz kılmış,[565] Peygamberimiz (as)ın yanından ve hizmetinden hiç ayrılmamış, Peygamberimiz (as) için Tâifli ayak-takımının Peygamberimiz (as)a attıkları taşlara kendi vücudunu karşı tutarak kanlar içinde kalacak kadar fedakârlık göstermiş[566] ve onun sevgisine mazhar olmuş bir insandı[567]


Yüce Allah ondan razı olsun!


8- Hz Ebu Bekir, İslâmiyet'ten önce de Peygamberimiz (as)ın arkadaşı ve dostu idi[568]Çocukluğundan beri, onun doğruluğunu, emînliğini, güzel ve üstün ahlâkını biliyordu Kendisinin bu


ahlâkı halka yalan söylemesine engel olup dururken, Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceği kanaatinde idi[569]


Nitekim, Peygamberimiz (as) İslâmiyete davet eder etmez, onun hemen Müslüman olduğu görülür


Peygamberimiz (as), bu husustaki hadis-i şeriflerinde:


"İslâmiyete davet ettiğim herkes, ona karşı ağırdan davrandı, tereddüt etti ve düşündü


Ancak, Ebu Bekir'dir ki; İslâmiyeti kendisine arz ve teklif ettiğim zaman, kabulde hiç gecikmedi ve tereddüde de düşmedi" buyurmuşlardır[570]


Hiçbir şey, Peygamberimiz (as)ı, Hz Ebu Bekr'in Müslüman oluşuna sevindirdiği kadar sevindirmemiştir[571]


Hz Ebu Bekir de, Müslüman olduğu zaman, hiç çekinmeden Müslümanlığını açıklamış ve halkı da, Yüce Allah'a ve Resûlüne imana davet etmeye başlamıştır[572]


Yüce Allah ondan razı olsun!


9-10- Bilal-i Habeşî ile annesi Hamâme Hatun köle idiler[573]


Bilal-i Habeşî Peygamberimiz (as)ın halkı İslâmiyet'e gizlice davete başladığı ilk sıralarda Müslüman olduğu gibi,[574] annesi de o sırada Müslüman oldu[575]


Bilal-i Habeşî, Müslümanlığını ilk açıklayan yedi Müslüman'dan birisi idi[576]


Dininden döndürülmek, Lât ve Uzzâ adı andırılmak için yapılan en ağır işkencelere katlanırdı


"Haydi, sen de bizim gibi söyle!" diye zorlandıkça;


"Dilim onu söyleyemiyor (Ona dilim dönmüyor) Ehad! Ehad! (Birdir! Birdir!)" demekten geri dur*mazdı


Müşrikler Bilâl-i Habeşî'ye "Lât ve Uzzâ mâbuddur" dedirtemezlerdi[577]


Bilal-i Habeşî Hz Ebu Bekir tarafından satın alınıp azad edilerek kölelikten ve dayanılmaz işkencelerden kurtarıldı [578]


Hz Ebu Bekir Bilal-i H abeşî'nin annesi Hamâme Hatunu da satın alıp azad ederek işkenceden kur*tarmıştı r[579]


Yüce Allah hepsinden razı olsun!


11 Ebu Fükeyhe; Abduddar oğullarının[580] veya Safvan b Ümeyye'nin kölesi olup,[581] ilk sıralar-da[582] Bilal-i Habeşî'nin Müslüman olduğu zaman, Müslüman oldu[583]


Dinlerinden döndürülmek için müşrikler tarafından en ağır işkencelere uğratılanlardandı[584]


Hz Ebu Bekir, onu da satın alıp azad etti[585]


Allah, ikisinden de razı olsun!


12-13 Halid b Saîd'in Müslüman oluşu çok eskidir[586]


Müslüman oluşuna, gördüğü korkulu rüyası sebep olmuştur:


Kendisi, bir gece, uykuda, Allah'ın bildiği kadar geniş bir ateşin kıyısında durduğunu ve babasının onu ateşin içine iterek düşürmek ister gibi davrandığını, Resûlullah ((as))'ın ise hemen belin*den kavrayarak onu ateşin içine düşmekten koruduğunu gördü!


Gördüğü bu rüyadan çok korktu


Kendi kendine:


"Vallahi, bu herhalde hak ve gerçek bir rüyadır!" dedi


Hz Ebu Bekir'e rastlayınca, rüyasını anlattı Hz Ebu Bekir:


"Hakkında hayırlı olmasını dilerim


İşte, Resûlullah (as)! Hemen gidip ona tâbi ol!


Ona tâbi olur, İslâmiyete girer, onun yanında bulunursan, o seni ateşe düşmekten korur!


Baban ise Cehennemliktir!" dedi


Halid b Saîd, Ciyad mevkiinde Peygamberimiz (as)ı buldu:


"Yâ Muhammedi Sen nelere davet ediyorsun?" diye sordu


Peygamberimiz (as):


"Bir olan ve şerîki olmayan Allah'a iman ve ibadete, Muhammed'in de O'nun kulu ve resûlü olduğu*na inanmaya;


İşitmez, görmez, bir zarar veya yarar vermez, kendisine tapınanları tapınmayanlan bilmez birtakım taş parçalarına tapmaktan-ki, sen de onlara tapmaktasın-vazgeçmeye davet ediyorum!" buyurdu


Bunun üzerine, Halid b Sâid:


"Ben, şehadet ederim ki: Allah'tan başka ilah yoktur!


Ve yine şehadet ederim ki: Sen de, O'nun resûlüsün!" dedi


Peygamberimiz (as), onun Müslüman oluşuna sevindi[587] Halid b Saîd'in babası Ebu Uhayha, oğlunun Müslüman olduğunu öğrenince; Müslüman olmayan çocuklarını onun arkasından saldı


Halid'i bulup getirdikleri zaman, Ebu Uhayha itip kakarak ona hakaret etti


Elindeki değneği başında kırıncaya kadar, ona dayak attı!


"Sen Muhammed'in kendi kavmine aykırı hareket ettiğini ve onların ilahlarını yerdiğini, geçmiş ata*larını ayıpladığını görüp duruyorsun da, ona tâbi oluyorsun ha?!" dedi Halid:


"Vallahi, o doğru söylüyor! Doğru yapıyor!


Ben, bunun için kendisine tâbi oldum!" deyince, Ebu Uhayha büsbütün kızdı Ona sövüp saydıktan sonra:


"Ey zelîl! Yaramaz! İstediğin yere git!


Vallahi, senin rızkını da keseceğim!" dedi Halid:


"Sen benim rızkımı kesersen, Allah elbette bana geçineceğim şeyi ihsan eder!" dedi


Ebu Uhayha, Halid'i dışarı çıkarttırdı Öteki oğullarına:


"Eğer sizden biriniz onunla konuşacak olursa, ona yaptığım şeyi kendisine deyapanm!" dedi Halid'i hapsettirdi


Mekke'nin yakıcı sıcağı altında, aç, susuz bıraktırdı


Halid bir gün bir kolayını bulup babasının elinden kurtuldu Habeş ülkesine hicret edinceye kadar, babasına görünmedi, Peygamberimiz (as)ın yanından ayrılmadı[588]


Halid b Saîd'in zevcesi Ümeyne Hatun da, ilk sıralarda Müslüman olmuştur[589]


Yüce Allah onlardan razı olsun!


14-15 Amr b Saîd, kardeşi Halid b Saîd'den biraz sonra Müslüman olmuştur[590]


Amr b Sâid'in zevcesi Fâtıma Hatun da, ilk sıralarda Müslüman olmuştur[591]


Yüce Allah onlardan razı olsun!


Hz Ebu Bekir'in teşvik ve delaletiyle:


16- Hz Osman,


17- Zübeyr b Avvam,


18- Abdurrahman b Avf,


19- Sa'd b Ebi Vakkas,


20- Talha b Ubeydullah


Peygamberimiz (as)ın yanına geldiler[592] Peygamberimiz (as) onlara İslâmiyeti arz ve teklif etti


Kur'ân-ı Kerîm okudu


İslâm hukukunu (şeriatlarını) anlattı


Yüce Allah'ın Müslümanlara va'd buyurduğu izzet ve ikramları haber verdi Hepsi de, iman ve İslâm hukukunu ikrar ederek sabahladılar[593]


Hz Osman:


"Yâ Rasûlallah! Şam'dan, yeni bir haberle geldim:


Maan ile Zerka arasında idik


Uyur gibi bir halde olduğumuz sırada, birden, bir seslenici bize:


'Ey uykudakiler! Uyanınız! Çünkü, Ahmed Mekke'de zuhur etmiş bulunuyor' diyerek seslendi


Mekke'ye gelince, seni (senin peygamber olduğunu) işittik" dedi[594]


Talha b Ubeydullah da der ki:


"Busra panayırında bulunduğum sırada, bir rahip, manastırından, panayır halkına:


'İçinizde Harem halkından bir kimse var mı diye soruyorlar1 diye seslendi


'Evet! Ben varım' dedim Rahip:


'Ahmed zuhur etti mi?' diye sordu


'Hangi Ahmed?' dedim Rahip:


'Abdulmuttalib'in oğlu Abdullah'ın oğlu Ahmed!


O, Mekke şehri içinde zuhur edecektir!


Kendisi, peygamberlerin sonuncusudur!


Harem'den ayrılıp çıkacak, hurmalık, taşlık ve çorak bir yere hicret edecektir!


Ona koşmanı, sana tavsiye ederim!' dedi


Rahibin söyledikleri kalbime tesir etti


Oradan acele ayrılıp Mekke'ye geldim


'Olan bitenlerden, yeni bir şeyler var mı?' diye sordum


'Evet, var! Abdullah'ın oğlu Muhammedü'l-Emîn peygamberliğe özeniyor


Ebu Kuhafe'nin oğlu da ona tâbi oldu' dediler


Hemen gidip Ebu Bekir'in yanına vardım Ona:


'Sen şu zâta tâbi mi oldun?1 diye sordum


'Evet tâbi oldum Sen de hemen ona git, tâbi ol!


Çünkü, o, hak ve gerçeğe davet ediyor1 dedi"


Talha b Ubeydullah, rahibin söylediklerini Hz Ebu Bekir'e haber verdi Peygamberimiz (as)ın yanına varıp Müslüman olunca, ona da haber verdi[595]


Sa'd b Ebi Vakkas'ın bildirdiğine göre; Müslüman olmadan üç gün önce, uykuda, sanki karanlık içinde hiçbir şeyi göremez bir halde iken, kendisini aydınlatan bir ayın ışığını takip etmiş, bazı kimselerin de bu aya doğru gittiklerini görür gibi olup iyice bakınca, onların Zeyd b Harise ile Hz Ali ve Hz Ebu Bekir olduklarını görmüş


Kendilerine:


"Oraya ne zaman varıp yetişeceksiniz?" diye sormuş Onlar da:


"Bir saatte!" demişler


Sa'd b Ebi Vakkas, o sırada, Peygamberimiz (as)ın İslâmiyet'e gizlice davete başladığını haber alınca, Mekke'nin Ecyad vadisinde ikindileyin namaz kılarken Peygamberimiz (as)ı buldu Ona:


"Sen, nelere davet ediyorsun?" diye sordu Peygamberimiz (as):


"Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Resûlullah olduğuna şehadet edersin!" buyurdu


Bunun üzerine, Sa'd b Ebi Vakkas:


"Ben şehadet ederim ki: Allah'tan başka ilah yoktur!


Ve yine, şehadet ederim ki: Sen, Allah'ın resûlüsün!" diyerek Müslüman oldu[596]


21- Ebu Ubeyde b Cerrah,


22- Ebu Seleme,


23- Erkam b Ebi'l-Erkam,


24- Osman b Maz'un,


25- Kudâme b Maz'un,


26- Abdullah b Maz'un,


27- Ubeyde b Haris,


28- Saîd bZeyd,


29- Saîd b Zeyd'in zevcesi Fâtıma binti Hattab,


30- Esma binti Ebu Bekir,


31- Habbab b Enet,


32- Abdullah b Mes'ud,


33- Mes'ud b Rebi (Rebia),


34- Ayyaş b Ebi Rebia,


35- Ayyaş b Ebi Rebia'nın zevcesi Esma binti Selame,


36- Huneys b Huzâfe,


37- Âmir b Rebia,


38- Abdullah b Cahş,


39- Ebu Ahmed b Cahş,


40- Cafer b Ebi Talib,


41- Cafer b Ebi Talib'in zevcesi Esma binti Umeys,


42- Âmir b Ebi Vakkas,


43- Ma'mer b Haris,


44- Nahham Nuaym b Abdullah,


45- Hâtıb b Amr,


46- Ebu Huzeyfe b Utbe b Rebia,


47- Âmir b Füheyre,


48- Vâkıd b Abdullah,[597]


49- Süheyl b Beyzâ,[598]


50- Salîtb Amr,[599]


51- Muttalib b Ezher,[600]


52- Muttalib b Ezher'in zevcesi Remle binti Avf[601]


Bunların hepsi, Peygamberimiz (as)ın halkı Dârü'l-Erkam'da İslâmiyete gizlice davete başlamasından önce Müslüman olanlardandı Allah hepsinden razı olsun!


Abdullah b Mes'ud; Peygamberimiz (as)ın Dârü'l-Erkam'a girip halkı İslâmiyete gizlice davete başlamasından önce,[602] Saîd b Zeyd ve zevcesi Fâtıma Hatunun Müslüman oldukları sıra-da[603] Müslüman olmuştur[604]


Abdullah b Mes'ud der ki:


"Ben, Ukbe b Ebi Muayt'ın davarlarını güden bir gençtim


Bir gün, Peygamber (as)la Ebu Bekir, bana uğradılar:


'Ey delikanlı! Yanında, bize içireceğin süt var mı?' diye sordular[605]


'Evet, var! Fakat[606] ben emanetçiyim![607] Size süt içirmeye mezun değilim1 dedim[608]


Peygamber (as):


'Üzerine koç çekilmemiş bir davar var mı yanında?' diye sordu


'Evet, var' dedim ve onu yanlarına götürdüm


Peygamber (as) onun bacaklarını ayırdı Memelerini eliyle sıvazlayıp dua edince, memeleri sütle doldu


Ebu Bekir ona içi çukur sıcak bir taş (kap) getirdi


Peygamber (as) sütü onun içine sağıp içti Ebu Bekir de içti Ben de içtim


Peygamber (as) sütlü memelere:


'Derlenip toplan!' buyurunca, memeler eski sütsüz haline döndü![609]


Hemen, Müslüman oldum[610]


Bundan sonra, Peygamber (as)a gidip:[611]


'Yâ Rasûlallah![612] Şu[613] güzel, tatlı[614] Kelamdan,[615] şu Kur'ân'dan[616] bana da öğretsen a!' dedim[617]


Peygamber (as) başımı okşadı ,[618] ve:


'Allah, sana rahmetini ihsan etsin[619] Allah, öğrenmek istediğin şeyi sana mübarek kılsın![620] Hiç şüphesiz, sen, öğretilmiş,[621] çok bilgili[622] bir genç olacaksın1 buyurdu[623]


Bizzat Resûlullah'ın ağzından yetmiş sûre ahz ve hıfz ettim ki, bu hususta hiç kimse benimle çek-işemez![624]


Kur'ân Kerîm'in kalanını da, Resûlullah'ın ashabından ahz ve hıfz etmişimdir"[625]


Aşağıda isimlerini sunduğumuz erkek ve kadın sahabiler de-kaynaklara göre-ilk sıralarda veya Dârü'l-Erkam'da Müslüman olmuşlardır:


53- Ümmü Seleme Hatun,[626] 54UtbebMes'ud,[627]


54- Utbe b Mes’ ud,


55- Ümmü Ruman Hatun[628] (Hz Ebu Bekir'in zevcesidir),


56- Umeyr b Ebi Vakkas,[629]


57- Salît b Amr'ın zevcesi Fâtıma binti Alkame,[630]


58- Hâtıb b Hâris,[631]


59- Hâtıb b Hâris'in zevcesi Fâtima Hatun,[632]


60- Hattab b Hâris,[633]


61- Hattab b Hâris'in zevcesi Fükeyhe Hatun,[634]


62- Sâib b Osman,[635]


63- Halid b Hizam,[636]


64- Esved b Nevfel,[637]


65- Amr b Ümeyye,[638]


66- Yezid b Zem'a,[639]


67- Ebu'r-Rum b Umeyr,[640]


68- Kays b Abdullah,[641]


69- Kays b Abdullah'ın zevcesi Bereke binti Yesar,[642]


70- Firas b Nadr,[643]


71- Cüheym b Kays,[644]


72- Cüheym b Kays'ın zevcesi Harmele (Hureymele),[645]


73- Muaykıb b Ebi'l-Fâtıma,[646]


74- Şurahbil b Hasene,[647]


75- Haris b Halid,


76- Haris b Halid'in zevcesi Reyta binti Haris,[648]


77- Amr b Osman,[649]


78- Seleme b Hişam,[650]


79- Hâşim b Ebi Huzeyfe,[651]


80- Hebbar b S üryan,[652]


81- Abdullah b Süfyan,[653]


82- Ma'merbAbdullah,[654]


83- Adiyy b Nadle,[655]


84- Urve b Üsâse,[656]


85- Mes'ud b Süveyd,[657]


86- Abdullah b Huzafe,[658]


87- Kays b Huzâfe,[659]


88- Hişam bÂs,[660]


89- Ebu Kays b Haris,[661]


90- Mahmiyye b Cez',[662]


91- Süfyan b Ma'mer[663]


92- Sekran b Amr,[664]


93- Sekran b Amr'ın zevcesi Şevde Hatun,[665]


94- Mâlik bZem'a,[666]


95- Malik b Zem'a'nın zevcesi Amre Hatun,[667]


96- İbn Ümmi Mektum,[668]


97- Amr b Haris,[669]


98- Osman b Abdi Ganm ,[670]


99- Sa'd b Abdi Kays,[671]


100- Abdullah b Hübeyb,[672]


101- Abdurrahman b Hübeyb,[673]


102- Cuayl b Sürâka,[674]


103- YâsirbÂmir,[675]


104- Yâsir b Âmir'in zevcesi Sümeyye Hatun,[676]


105- Âkil b Ebi'l-Bükeyr,


106- Halid bEbi'l-Bükeyr,


107- İyas b Ebi'l-Bükeyr,


108- Âmir b Ebi'l-Bükeyr,[677]


109- Ammarb Yâsir,[678]


110- Abdullah b Yâsir,[679]


111- Suheyb b Sinan,[680]


112- Utbe b Gazvan,[681]


113- MikdadbAmr,[682]


114- Mus'ab b Umeyr,[683]


115- Ebu Sebre,[684]


116- Ebu Sebre'nin zevcesi Ümmü Külsûm Hatun,[685]


117- Şemmas Osman b Osman,[686]


118- Ebu Musa Abdullah b Kaysu'l-Eş'arî,[687]


119- Zinnîre Hatun,[688]


120- Zinnîre Hatunun kızı Ümmü Ubeys[689]


Yüce Allah hepsinden razı olsun![690]




Peygamberimiz (as)ın Dârü'l-Erkam'a Girip İslâmiyeti Orada Yaymaya Devam Edişi





İslâm tarihinde "Dârü'l-İslâm" diye anılan[691] Dârü'l-Erkam, Ashab-ı Kiramdan Erkam b Ebi'l-Erkam'ın[692] Mekke'de, Safa tepeciğinin yanında bulunan evi olup[693] Kabe'nin arsası, Harem'i içinde idi[694]


Peygamberimiz (as) Kureyş müşriklerinden sakınarak[695] bu mübarek evde gizlenir;[696] yanına gelenleri orada İslâmiyete davet ederdi[697]


Peygamberimiz (as)la ashabı Dârü'l-Erkam'da[698] gizlice[699] toplanırlardı[700]


Peygamberimiz (as), onlara orada Kur'ân-ı Kerîm okur ve öğretirdi[701] Orada, topluca namaz da kılarlardı[702]


Yüce Allah; dinini halka açıklamasını emir buyuruncaya kadar, üç yıl, Peygamberimiz (as) işini gizli yürütmüştür[703]


Bu müddet içinde, yanına gelenleri Allah'ın birliğine inanmaya ve O'na ibadet etmeye, kendisinin de peygamberliğini tasdike gizlice davet etmekle uğraşmış,[704] birçok insanlar Dârü'l-Erkam'a girip Müslüman olmuşlardır[705]


Dârü'l-Erkam Dârü'l-İslâm olarak seçilirken herhalde, Kabe'nin arsası üzerinde yapılı ve Kabe Haremine dahil bulunuşu;[706] kalabalık bir çevrede oluşu; oraya giren, oradan çıkanların pek belli olmayışı; halk ile temas kolaylığı gibi bazı özellikleri gözönünde tutulmuş olabilir


Peygamberimiz (as)ın Dârü'l-Erkam'a girişi hadisesi, ilk sıralarda, Müslüman olanların Müslüman oluşu tarihlerine de esas teşkil etmiş:


"Resûlullah (as)ın Dârü'l-Erkam'a girip halkı orada İslâmiyete gizlice davete başlamasından önce Müslüman olmuştu" denilerek tarih düşürülmüştür[707]

Alıntı Yaparak Cevapla