|
Prof. Dr. Sinsi
|
'''İslam Tarihi'''
Puta Tapanların Peygamberimiz (a s )la Tartışmaları
Peygamberimiz (a s ) bir gün Mescid-i Haram'a girdiği sırada, Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden[204] Velid b Mugîre ve daha birçok kimseler[205] Kabe'nin Hatîm'inde oturuyorlardı [206]
Peygamberimiz (a s ) da, varıp onların yanına oturmuştu [207]
Kabe'nin çevresinde, tapılmak üzere dikilmiş, kurşunla berkitilmiş[208] üçyüz altmış put bulunuyordu [209]
O sırada, Nadr b Haris de gelip yanlarına oturdu
Peygamberimiz (a s ) konuşmaya başlayınca, Nadrb Haris itiraz etti
Peygamberimiz (a s ), verdiği cevapla onu susturdu Sonra da, ona ve oradakilere Enbiyâ sûresinin:
"Siz de, ve Allah'ı bırakıp tapmakta olduklarınız da, hiç şüphesiz, Cehennem odunusunuz! Siz oraya gireceksiniz! Onlar (tapmakta olduğunuz yalancı tanrılar) eğermabud olsalardı, oraya girmeye*ceklerdi Onların hepsi orada temelli olarak kalıcıdırlar! Onların orada (halkları) inim inim inlemektir! Onlar orada da (sağır olup hiçbir şey) işitmeyeceklerdir!"[210] mealli âyetlerini okudu [211] Sonra da kalkıp gitti [212]
Putları aleyhinde okunan âyetler Kureyş müşriklerinin çok ağırına gitti [213]
O sırada oraya Abdullah b Zibârâ geldi [214]
Cemaatin susup durduğunu görünce:
"Neye daldınız?![215] Sizin neyiniz var?"[216] diye sordu
Velid b Mugîre:
"Biraz önce, Abdulmuttalib'in oğluna karşı Nadr b Haris ne kalkabildi, ne oturabildi: Muhammed, bizim taptığımız şu ilahların Cehennem odunu olacağını söyledi!" deyip[217] Peygamberimiz (a s )ın söylediklerini nakledince,[218] Abdullah b Zibârâ:
"Vallahi, onu bulsaydım, kendisiyle tartışmaya tutuşur ve muhakkak dâvayı ben kazanırdım![219] Sorunuz Muhammed'e" dedi, "Allah'tan başka, tapılan herşeyle, onlara tapan herkes Cehennemde midir? Öyle ise, biz meleklere tapıyoruz Yahudiler Üzeyr'e tapıyorlar Hıristiyanlar Meryem oğlu İsa'ya tapıyorlar Bunlara ne diyeceksin bakalım?" Velid b Mugîre ile yanında bulunanlar, Abdullah b Zibârâ'nın sözünü, dayanılacak ve dâvayı kazandıracak en sağlam bir delil saydılar [220]
Abdullah b Zibârâ:
"Çağırın onu bana!" dedi [221]
Peygamberimiz (a s )ı hemen çağırdılar
Abdullah b Zibârâ:
"Ey Muhammed! Bunu sen mi söyledin?" diye sordu
Peygamberimiz (a s ):
"Evet!" buyurdu [222]
Abdullah b Zibârâ:
"Ey Muhammed! Bu söylediğin şey, yalnız bizim ilahlarımıza mı mahsus, yoksa Allah'tan başkası*na tapan herkese mi şâmildir?" diye sordu
Peygamberimiz Aleyhiselam:
"Evet! Allah'tan başkasına tapan herkese şâmildir!" buyurunca,[223]
Abdullah b Zibârâ:
"Şu Beyt'in (Kabe'nin) Rabbine andolsun ki: dâvayı ben kazandım [224]
Meryem oğlu İsa'nın bir peygamber olduğunu söyleyen, onu da, anasını da hayırla anan, öven sen değil misin? Pekâlâ bilirsin ki: Hıristiyanlar bu ikisine tapıyorlar!
Üzeyr'e de, meleklere de tapılıyor![225]
Meleklerin salih kullar olduğunu, İsa'nın salih bir kul olduğunu söyleyen sensin, değil mi?
Halbuki, şu Benî Müleyhler meleklere tapıyorlar!
Şu Hıristiyanlar İsa'ya tapıyorlar!
Şu Yahudiler de Üzeyr'e tapıyorlar![226]
Yahudiler Üzeyr'e, Hıristiyanlar Mesih'e, Benî Müleyhler meleklere tapıyor değiller mi?[227]
Eğer bütün bunlar Cehennemde iseler, biz de, ilahlarımız da, onlarla birlikte bulunmaya razıyız!" deyince, müşrikler sevindiler[228] Güldüler,[229] bağrıştılar [230]
Peygamberimiz (a s ):
"Her kim, Allah'tan başka, kendisine tapılmasını isterse, o, kendisine tapanlarla birliktedir![231] Çünkü, bunu (onlara tapmayı) onlara şeytanlar emretmişlerdir!" buyurdu [232]
Bunun üzerine, inen âyetlerde şöyle buyuruldu:
"Şüphe yok ki, kendileri için Bizden en güzel (bir saadet) sebketmiş (takdir olunmuş) olanlar, işte bunlardır ki, oradan (Cehennemden) uzaklaştırılmışlarıdır Bunlar, gönüllerinin dilediği (nimetler) içinde temelli yaşar(larken), onun (Cehennemin) gizli sesini bile duymazlar "[233]
Gerek İsa b Meryem ve genek Üzeyr (a s )lar ile Yahudi ve Hıristiyan din adamlarından kendilerine tapılmış olanlar, Allah'a boyun eğen ve O'nun emri üzere yürüyen mübarek kişiler olup, bir*takım sapkınlar sonradan sonraya onları Allah'tan gayrı mâbud edinmişlerdi
Kureyş müşriklerinin meleklere taptıklarını söylemeleri ve meleklerin de Allah'ın kızları olduğunu iddia etmeleri üzerine,[234] Yüce Allah, indirdiği âyetlerde şöyle buyurdu:
"'O çok Esirgeyici (Allah), bir evlat edindi' dediler
O'nun sânı (böyle şeylerden) münezzehtir, uzaktır
Hayır! Onlar ('evlat edinildi' denilenler) ikrama mazhar kılınmış kullardır
Bunlar (melekler) sözleri ile asla O'nun (Allah'ın) önüne geçmezler (Allah emretme dikçe, hiçbir şey söylemezler)
Bunlar O'nun (Allah'ın) emriyle hareket ederler
Önlerindekini de, arkalarındakini de hep O bilir
Bunlar O'nun rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat edemezler
Bunlar O'nun (Allah'ın) korkusundan titreyenlerdir
Bunlardan kim (şeytanın dediği gibi) 'İlah O değil, benim!' derse, onu derhal Cehennemle ceza*landı racağız!"[235]
Abdullah b Zibârâ'nın Allah yerine İsa b Meryem'e de tapı İdi gı nı söylemesi Velid b Mugîre ile yanında bulunanların çok hoşlarına gitmiş, bunu, Peygamberimiz (a s )la tartşmalarmda kendi*lerini kazandırıcı bir delil saymışlardı [236]
Yüce Allah, bu hususta indirdiği âyetlerde de, şöyle buyurdu:
"Meryem'in oğlu bir misal olarak (ileri) sürülünce, kavmin bundan (şımanp kahkahalarla) gülüyor*lardı Dediler ki:
'Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?'
Bunu sana karşı (bâtıl) bir mücadeleden başka (bir maksatla ortaya) atmadılar
Doğrusu, onlar çok düşman bir kavimdir
O (İsa) Bizim kendisine nimet (peygamberlik) verdiğimiz, İsrail oğullarına (ibret verici, babasız yarat*mak gibi) bir misal yaptığımız bir kuldan başkası değildi
Eğer Biz dileseydik, size bedel, yeryüzünde ardınızda kalacak melekler yaratırdık
Şüphe yok ki, o Saat'in (Kıyametin) ilmi, kendisiyle bilinenlerdendir
Artık buna karşı sakın şüpheye düşmeyiniz!
Onlara de ki:
'Bana tâbi olunuz! (Sizi davet ettiğim) bu yol, doğru bir yoldur!
Sakın sizi şeytan çevirmesin! Çünkü, o sizin açık bir düşmanınızdır'
İsa, o apaçık delilleri getirdiği zaman, İsrail oğullarına şöyle demişti:
'Ben size gerçek Hikmeti getirdim
Bir de, hakkında ihtilafa düştüğünüz şeylerden bazısını da size açıklayayım diye (geldim)
Artık, Allah'tan korkun, bana tâbi olun!
Şüphe yok ki, Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir Haydi, hepiniz O'na kulluk edin! Doğru yol, budur!1
Sonra, aralarından partiler (çıktı da) ihtilafa düştüler
Artık, pek acıklı bir günün azabından vay o zulmedenlere!
Onlar kendileri farkında olmayarak başlarına gelecek Saatten başkasını mı gözlüyorlar?! Dostlar o gün birbirlerine düşmandır-takvâ sahipleri müstesna!"[237]
Übeyy b Halef'in Öldükten Sonra Dirilmeyi İnkâr Ederek Peygamberimiz (a s )la Tartışması
Kureyş müşriklerinden, içlerinde Übeyy b Halef, Âs b Vâil ve Velid b Mugîre'nin de bulunduğu bir cemaat, öldükten sonra dirilmenin imkânsızlığını aralarında konuştular
Übeyy b Halef onlara:
"Muhammed'in 'Hiç şüphesiz, Allah ölüleri diri İte çektir1 dediğini görmüyor musunuz?" dedi ve sonra da:
"Lâtve Uzzâ'ya andolsun ki, onun yanına vanp tartışacak, kendisine galebe çalacağım!" dedi [238]
Gerek Übeyy b Halef ve gerek kardeşi Ümeyye b Halef, Peygamberimiz (a s )ı yalanla-malarıyla en çok üzen azılı müşriklerdendi [239]
Übeyy b Halef eline aldığı[240] çürümüş bir kemikle Peygamberimiz (a s )in yanına geldi [241]
"Ey Muhammedi Demek sen, çürüdükten sonra,[242] şu kemiği[243] İlahının,[244] Allah'ın dirilteceğini söylüyorsun ha!?" dedi [245]
Peygamberimiz (a s ):
"Evet! Bunu ben söylüyorum!" buyurdu
Übeyy b Halef:
"Demek sen bunu çürüdükten sonra Allah'ın dirilteceğini sanıyor, mümkün görüyorsun ha!?" dedi [246] Onu elinde ufaladı,[247] tozunu da Peygamberimiz (a s )a doğru[248] havaya[249] üfürdü![250]
"Ey Muhammedi Bunu, çürüdükten sonra, kim diriltecek?[251]
Biz, öldüğümüz ve şu çürümüş kemik olduğumuz zaman, iade mi olunacakmışız?!
Biz bunun gibi olunca, kimmiş diriltecek bizi?!" dedi [252]
Peygamberimiz (a s ):
"Evet![253] Allah seni de öldürecek![254] Onu da,[255] böyle olduktan sonra[256] seni de Allah dirilte*cek[257] sonra da, seni Cehenneme sokacaktır!" buyurdu [258]
Bunun üzerine Yüce Allah tarafından indirilen âyetlerde şöyle buyuruldu:
"İnsan, kendini bir nutfeden yarattığımızı görmedi mi ki; o açıktan açığa aşırı bir mücadeleci, kav*gacı kesilmektedir!
O, kendi yaratılışını unutarak, bize bir misal getirdi:
'Bu çürümüş kemiklere kim can verebilir?!1 dedi
De ki: 'Onları, ilk defa yaratan, diriltecek!
O, her yaratmayı hakkıyla bilendir
O, yemyeşil ağaçtan sizin için bir ateş çıkarandır
İşte bakınız: Ateşi ondan çakıp alıyorsunuz
Gökleri ve yeri yaratan, kendileri gibisini yaratmaya kadir değil midir?
Elbette kadirdir!
O, bütün kâinatı yaratandır
Herşeyi hakkıyla bilendir
Onun emri, birşeyi dilediği zaman, ona ancak 'Ol! demesinden ibarettir
O da, oluverir!
Demek, herşeyin mülk ve tasarrufu kendi Elinde bulunan Allah'ın şanı ne kadar yücedir, münezze-htir!"[259]
Aynı konuda indirilmiş olan âyetlerden bazılarında da, şöyle buyurul m aktadır
"Dediler ki: 'Biz bir sürü kemik, kırıntı ve döküntü (halinde bir toprak) olduğumuz vakit mi hakikaten yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?!1
De ki: 'Gerek bir taş, gerek demir olunuz! Yahut, göğüslerinizde büyüyen herhangi bir halk olunuz! Muhakkak, diriltileceksiniz!'
'Öyle ise, bizi kim (dirilterek) geri çevirebilecek?!' diyeceklerdir
Sen onlara de ki: 'Sizi ilk defa yaratmış olan!'
O vakit sana başlarını sallayacaklar da (alay ederek):
'Ne vakit o?!' diyecekler
De ki: Yakın olması umulur!'
(Allah'ın) sizi çağıracağı gün, hemen (kabirlerinizden kalkıp) O'nun emrine icabet edeceksiniz ve sanacaksınız ki (kabirlerinizde) pek az bir müddet kalmışsınız "[260]
"Kaf! O çok şerefli Kur'ân'a andolsun ki: (İmandan nasibi olmayanlar, peygambere, peygamberin bildirdiklerine inanamazlar!)
Doğrusu, o kâfirler, kendilerine içlerinden âhiretazabıyla korkutucu (peygamber) geldi diye, şaştılar da: 'Bu çoktuhaf birşeylBiz öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakit mi (tekrar hayata dönecekmişiz?! Bu (ihtimalden) uzak bir dönüştür!' dediler
Toprak onlardan neleri (yiyip) eksiltir, bizce malûmdur!
Nezdimizde (herşeyi) hıfz (ve tesbit) eden bir Kitab vardır "[261]
Müşriklerin Peygamberimiz (a s )a Acayip Teklifleri
1- Mekkeli müşriklerin[262] inkarcı ve itirazcılarından[263] olan ve Peygamberimiz (a s )la, Kur'ân-ı Kerîm'le alay eden, öldükten sonra dirilmeye, Kıyamet gününe inanmayan beş kişi-ki, bu beş kişi:
1- Velid b Mugîre,
2- Âs b Vâil,
3- Esved b Muttalib,
4- Esved b Abdi Yağus,
5- Haris b Hanzale[264] idi-birgün, Peygamberimiz (a s )a Kur'ân-ı Kerîm hakkında birtakım acayip tekliflerde bulundular
Bu adamlar; Peygamberimiz (a s )ın ümmî olduğunu[265] hiçbir kitap okumadığını[266] çok iyi bilmekte, soy ve ahlâkî faziletleri bakımından herkese üstünlüğünü bütün Kureyşîlerle birlikte itiraf etmekte ve kendisini el-Emîn diye anmakta idiler [267]
Peygamberimiz Muhammed (a s ), böylece kırk yaşına bastıktan sonra, onlara[268] öyle fesatlı[269] bir Kitab[270] getirip[271] okumuştu ki, o herfesahatli kelamı susturuyor, her manzum ve men*sur kelama üstün bulunuyordu
Onun içi, usul ve füru1 ilimleriyle dolu idi [272]
İlmin en nefislerini, ahkâm ve ahlâk ilminin en incelerini, geçmiş ümmet ve peygamberlere ait kıs*saların en gizli noktalarını,[273] Allahtan başkasının bilemeyeceği gayb haberlerini bildiriyordu [274]
Edebleri ve ahlâkî faziletleri[275] öğreti yordu [276]
Bütün belagat ve fesahat sahipleri ve ilim adamları,[277] Kur'ân-ı Kerîm'in fesahat ve belagatı, derin*liği, genişliği karşısında acizlik ve hayranlık içinde kalıyorlardı [278]
Bu mübarek Kitabda yer alan ve putperestliği yeren, putperestlerin Cehenneme atılacaklarını bildiren âyetler, Kureyş müşriklerini kızdırmaktaydı [279]
Bunun için, yukarıda adlarını andığımız kişiler, Peygamberimiz (a s )a şu tekliflerde bulun*dular:
"Eğer bizim sana iman etmemizi istiyorsan, bize; içinde Lâfa, Uzzâya, Menât'a tapmayı bırak-mak[280] ve ilahlarımızı yermek , gibi, hoşumuza gitmeyen,[281] bizi kızdırıyor olan;[282] öldükten sonra dirilmek, âhiret mükâfat ve cezası , gibi imkânsız saydığımız[283] şeyler bul unmayan[284] başka bir Kurbân getir![285]
Eğer Allah sana öyle bir Kur'ân indirmezse, sen kendinden uydur![286]
Yahut, şu elinde bulunandakinin tehdit âyetlerini tebşir âyetine, tebşir âyetini tehdit âyetine, haramı helale, helali harama çevir![287]
Azab âyeti yerine rahmet âyetini koy!
İlahları ve onlara tapmayı yeren âyetleri onun içinden çıkar![288] (Öylece) sana inanalım,[289] sana tâbi olalım!" dediler [290]
Onların bundan maksatlan, alay etmek,[291] Peygamberimiz (a s )ı susturmaktı [292]
Bunun üzerine, Yüce Allah, indirdiği âyetlerde şöyle buyurdu:
"Âyetlerimiz onlara apaçık deliller olarak okunduğu zaman, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayan onlar:
'Sen ya bize bundan başka bir Kur'ân getir! Ya da onu değiştir!' dediler
Sen, de ki:
'Onu kendiliğimden değiştirmek, benim için, hiç olmayacak şeydir Ben, bana vahyolunandan başkasına tâbi olamam!
Rabbime isyan edecek olursam, şüphesiz, büyük bir günün azabından korkarım '
De ki:
'Allah dileseydi bana bu Kufân'ı indirmezdi Ben de onu size okumazdım Allah onu benim dilimle size bildirmezdi de! Ben ondan (o Kur'ân'dan) önce, aranızda bir ömür durmuşum (yaşamışım)dır Siz hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?!'"[293]
2- Bir gün; Peygamberimiz (a s ) Kabe'yi tavaf ederken,[294] Kureyş müşriklerinden birtakım kimseler,[295]Esved b Muttalib, Velid b Mugîre, Ümeyye b Halef, Âs b Vâil[296] ki, bunlar kavimleri içinde en yaşlı kişilerdi[297] Peygamberimiz (a s )la karşılaştılar[298] ve:
"Biz sana bir haslet teklif edeceğiz ki, onda hem senin için, hem bizim için iyilik vardır!" dediler
Peygamberimiz (a s ):
"Ne imiş o?" diye sordu [299] Bu müşrikler
"Ey Muhammed! Gel, sen bizim dinimize tâbi ol; biz de senin dinine tâbi olalım ![300]
Sen bizim ilahlarımız olan Lâtve Uzzâ'ya bir yıl tap; biz de senin İlahına bir yıl tapalım ![301]
Sen bizim ilahlarımıza bir ay tap; biz de senin İlahına bir ay tapalım ![302]
Sen bizim ilahlarımıza bir gün veya bir ay veya bir yıl tap; biz de senin İlahına bir gün veya bir ay veya bir yıl tapalım ![303]
Böylece bizimle senin aramızda barış meydana gelsin ve aramızdaki düşmanlık gitsin![304]
Ey Muhammed! Eğer senin taptığın bizim taptığımızdan daha hayırlı,[305] senin işin bizimkinden daha doğru ise,[306] biz ondan nasibimizi almış oluruz [307]
Eğer bizim işimiz daha doğru ise,[308] sen de ondan nasibini almış olursun!" dediler [309]
Peygamberimiz (a s ):
"Ben Allah'a ibadet ederken başkasını O'na şerik koşmaktan Allah'a sığınırım!" buyurdu [310]
Zaten, Peygamberimiz (a s ) bu hususta Yüce Allah'tan şöyle talimat almış bulunuyordu:
"De ki: 'Gökleri ve yeri yoktan var eden ki, O yedirip besliyor, Kendisi ise yedirilip beslenmiyor (böyle şeyden münezzeh bulunuyor)! Ben Allah'tan başkasını mı tanrı edinecekmişim?!'
De ki: 'Bana, hakikaten, Müslüman olanların birincisi olmaklığım emredildi! 'Sakın Allah'a eş tutan*lardan olma!' (buyuruldu) '"[311]
Müşrikler:
"Öyle ise, bazı ilahlarımıza elini sür! Biz de seni tasdik edelim Senin İlahına tapalım" dediler
Peygamberimiz (a s ), ertesi günü, Mescid-i Harama vardı Orada, Kureyş müşriklerinden bir topluluk bulunuyordu [312]
Peygamberimiz (a s ), onların başucuna dikilerek Kâfirûn sûresini okudu [313]
Yüce Allah, onlar hakkında indirdiği âyetlerde[314] ve sûrede[315] şöyle buyurdu:
"De ki: 'Siz, ey câhiller! Bana Allahtan başkasını mı tapmamı emrediyorsunuz?!'
Andolsun ki: Sana da, senden önceki (peygamber)lere de şu vahyolunmustur:
'Eğer (Allah'a) şerik tanırsan (bütün) amel(ler)in boşa gider ve sen, muhakkak, hüsrana düşenler*den olursun!'
Hayır! Sen ancak Allah'a kulluk et! Şükredenlerden ol!"[316]
"De ki: 'Ey kâfirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam!
Benim (Kendisine) ibadet(te devam) ettiğime de siz ibadet ediciler değilsiniz
Ben (zaten) sizin taptıklarınıza (hiçbirzaman)tapmış değilim!
Siz de benim ibadet etmekte olduğuma (hiçbir vakit) ibadet ediciler değilsiniz!
Sizin dininiz size, benim dinim de bana!'"[317]
Peygamberimiz (a s ) sûreyi okuyunca, Kureyş müşrikleri[318] Peygamberimiz (a s )a sövüp saydılar[319] ve ümitlerini kestiler [320]
Peygamberimiz (a s )a ve ashabına işkence yapmaya başladılar [321]
Peygamberimiz (a s )ın İbn Ümmi Mektum Yüzünden Uyarılması
Bir gün Peygamberimiz (a s ) Kuneyş müşriklerinin ulularından, yanında bulunan[322] Velid b Mugîre'yi[323] İslâmiyete davet ettiği[324] ve "Söylediklerimde bir sakınca görüyor musun?" diye sor*duğu, onun da "Hayır!" dediği[325] ve Peygamberimiz (a s )ın onun Müslüman olmasını umduğu[326] bir sırada, âmâ İbn Ü mmi Mektum[327] geldi[328] ve:
"Yâ Rasûlallah! Beni irşad et![329] Allah'ın sana öğrettiği şeylerden, bana da öğret!" demeye,[330] kendisine Kur'ân okumasını Peygamberimiz (a s )dan isteyip durmaya başladı [331]
İbn Ümmi Mektum'un böyle araya girip Peygamberimiz (a s )ın sözünü kesmesi,[332] Peygamberimiz (a s )ı sıktı, bunalttı [333]
Kendisini meşgul ettiği,[334] Velid b Mugîre'nin Müslüman olması hakkındaki ümidini boşa giderdiği için,[335] ona yüzünü ekşitti, ondan yüzünü çevirip ötekine yöneldi [336]
İbn Ümmi Mektum isteğini çoğaltınca da, Peygamberimiz (a s ) yüzünü ekşiterek bırakıp evine gitü [337]
Bunun üzerine, Yüce Allah, indirdiği Abese sûresinde Peygamberimiz (a s )ı şöyle uyardı:
"Yüzünü ekşitip çevirdi, kendisine o âmâ geldi diye! (Onun halini) sana hangi şey bildirdi?
Belki o (senden öğrenecekleriyle günahlarından) temizlenecekti Yahut, öğüt alacaktı da, (senin) bu öğüt(ün) kendisine fayda verecekti
(Amma, zengin olduğu için) kendisini müstağni gören (adam yok mu?) İşte, sen onu karşına alıyor (ona yöneliyor)sun!
Halbuki, temizlenmemesinden (imana gelmemesinden) sana ne? Amma, sana koşarak gelen kişi, o (Allah'tan) korkar olduğu halde, sen onu bırakıp da (öteki ile) oyalanırsın
Sakın (bir daha böyle yapayım deme!) Çünkü, o (Kur'ân) bir öğüttür! Binaenaleyh, onu dinleyen beller
O (Allah katında) çok şerefli, kadri yüce, tertemiz kılınmış sahifelerdedir
Kıymetli, sevgili, takva sahibi katiplerin elleriyle (yazı İm ıştır) "[338]
Bundan sonra, Peygamberimiz (a s ) İbn Ümmi Mektum'a ikram eder,[339] kendisiyle konuşur; "Bir hacetin var mı?"[340]"Birşey ister misin?" diye sorar;[341] "Merhaba,[342] Rabbimin bana kendisi yüzünden itab buyurduğu kişi!" diye iltifatta bulunurdu [343]
Müşriklerin Peygamberimiz (a s )a ve Müslüman Olanlara İşkenceler Yapmaya Başlamaları
Kureyş müşrikleri; Peygamberimiz (a s )a ve Kureyşîlerden Müslüman olup Peygamberimiz (a s )la birlikte bulunanlara karşı düşmanlıkta daha şiddetli, daha kat davranmaya başladılar
Aşağılık adamlarını kışkırttılar, Peygamberimiz (a s )a saldırttılar
Peygamberimiz (a s )ı yalanladılar
Ona şairlik, sihirbazlık, kâhinlik ve mecnunluk gibi, kendilerinin de inanmadıkları türlü isnad ve ifti*ralarda bulunarak eziyet ettiler
Peygamberimiz (a s ) ise; Allah'ın emrini açıklamaktan; müşrikleri putlarından ayırmak, küfürlerinden uzaklaştırmak için, dinlerini yermek gibi, hiç hoşlanmadıkları şeyleri söylemekten geri dur*madı [344]
Yüce Allah; müşriklere karşı Peygamberimiz (a s )ı amcası Ebu Talib ile, Hz Ebu Bekir'i de kavim ve kabilesi ile korudu
Diğer Müslümanlara gelince;
Müşrikler onları yakalıyorlar, çıplak vücutlarına demir gömlekler giydiriyorlar, kızgın güneşin altına yatırıp vücutlarının yağlarını eritiyorlardı!
Müşriklerden hiçbiri yoktu ki, yaptıkları dayanılmaz işkencelerle istediklerini onlara söyletmesin![345]
Ancak, Bilal-i Habeşî'ye söyletemediler [346]
Kureyşfl erden her kabile; içlerinden Müslüman olanları,[347] Peygamberimiz (a s ) a sahabi olanları;
Hapsetmek,
Dövmek,
Aç ve susuz bırakmak,
Mekke'nin en sıcak saatlerinde, en sıcak yerlerinde güneş altında tutmak gibi[348] türlü işkenceler*le yıldırıp dinlerinden döndürmeye kalkıştılar [349]
Kimisi karşılaştığı ağır işkencelere dayanamayıp dininden dönüyor; kimisi de direniyor, dönmüyor, Allah da onu dininden dönmekten koruyordu [350]
Ammar b Yâsir'in babası, annesi ve kardeşi gibi, dinlerinden dönmeyip işkenceler altında can verenlerde vardı [351] Kureyş müşrikleri, adamına ve yerine göre, her hakareti ve işkenceyi yapıyorlardı
Ebu Cehil şerefli ve arkalı bir kimsenin Müslüman olduğunu işitince varıp ona çatıyor, hakaret ediy*or
"Sen babanın dinini bıraktın ha! Halbuki, o senden daha hayırlı idi Demek sen onun fikrini hiçe say*dın, şerefini düşürdün, öyle mi? Andolsun ki; biz de senin aklını akılsızlık ve ahmaklık sayacağız! Senin görüşünün yanlışlığını ortaya koyacağız! Şerefini kaybettireceğiz!" diyerek tehditlerde bulunurdu
Eğer Müslüman olan zât ticaretle uğraşan bir kimse ise, ona:
"Vallahi, senin ticaretini durgunluğa uğratacağız, servetini yok ettireceğiz!" derdi
Müslüman olan zayıf ve fakir bir kimse ise, onu döver, aldatıcı sözlerle kandırmaya[352] ve Müslümanlıktan döndürmeye çalışırdı [353]
Abdullah b Abbas'a:
"Resûlullah (a s )ın ashabı, dinlerini bırakmak için mazur sayılacak kadar, müşriklerden işkence görürler miydi?" diye sorulmuştu
Abdullah b Abbas:
"Evet!" dedi "Vallahi, müşrikler onlardan yakaladıkları herhangi birisini o kadar döverler,[354] o kadar aç ve susuz bırakarak döverlerdi ki,[355] atlan dayağın şiddetinden[356] oturamaz hale gelir, dininden döndürmek için söylemesini istedikleri herşeyi söylerdi [357]
Hatta kendisine 'Allah'tan başka, Lât ve Uzzâ da tanrı mıdır?' diye sorarlar, o da 'Evet!' derdi
Yanlarından geçmekte olan cual (yellengen) böceğini gösterip, 'Şu cual de, Allahtan başka, tanrın mıdır?' diye sorarlar; o da, kendisine yaptıkları ağır işkenceden kurtulabilmek için 'Evet!' derdi "[358]
Ayılıp aklı başına geldiği zaman ise, tevhide dönerdi [359] İşte "Kalbi iman üzere sabit ve bununla mutmain ve müsterih olduğu halde cebr ve ikraha uğratılanlar müstesna olmak üzere, kim imanından sonra Allah'a inanmaz, küfre göğüs açarsa, işte Allah'ın gazabı o gibilerin başındadır! Onların hakkı, en büyük bir azabdır!"[360] mealli âyetteki istisna, böyleleri hakkında inmiştir [361]
|