|
Prof. Dr. Sinsi
|
'''İslam Tarihi'''
Peygamberimiz (a s )ın Kureyş Müşriklerinden Yedi Kişi Aleyhinde Dua Edişi
5- Abdullah b Mes'ud der ki:
"Peygamber (a s ), Beytullah'ın yanında durup[448] namaz kılıyordu [449]
Kureyşîl erden birtakım kimseler;[450] Ebu Cehil ve arkadaşları,[451] ki onlar
1- Ebu Cehil b Hişam,
2- Şeybe b Rebia,
3- Utbe b Rebia,
4- Ukbe b Ebi Muayt,
5- Ümeyye b Halef[452]
ve daha başka iki kişiden oluşan[453] yedi kişilik bir topluluk [454] Hicr'de,[455] Peygamber (a s )ın çevresinde[456] oturuyorlardı [457]
Bir gün önce bir dişi deve boğazlanmıştı;[458] onun dölyatağı[459] ve işkencesinin pisliği, tersi,[460] yakın bir yerde bul un uy ordu [461]
Peygamber (a s ) secdesini uzattı [462]
Müşriklerin içlerinden birisi,[463] Ebu Cehil:[464]
'Görmüyor musunuz şu müraiyi (gösterişçiyi)?[465] Hanginiz varıp filan oğullarının[466] boğazlanan devesinin dölyatağını,[467] işkembe içindeki tersini,[468] kanını[469] getirir ve secdeye vardığı zaman[470] Muhammed'in sırtına,[471] iki om uzunun arasına koyar? diye sordu [472]
Oradakilerin en şakîsi, en bedbahtı olan[473] Ukbe b Ebi Muayt[474] 'Benyapanm' dedi [475] Hemen kalkıp[476] gitti [477] Dölyatağını,[478] işkembe içindeki tersini[479] alıp[480] getirdi [481]
Peygamber (a s )ın secdeye gitmesini bekledi [482]
Secdeye vardığı zaman,[483] onları Peygamber (a s )ın[484] iki omuzunun arasına[485] koyunca, gülmeye başladılar [486]
Katıla katıla gülmekten,[487] (yere yıkılmamak için) birbirlerinin üzerine eğildiler, dayandılar![488]
Peygamber (a s ) secdeden ayrılmıyor [489] başını kaldırmıyordu,[490]
Ben ise, hiçbir işe yaramıyor,[491] ayakta dikilip duruyor,[492] sadece ona bakıyordum [493]
Konuşmaya bile gücüm yetmiyordu
Beni koruyacak kavim ve kabilem yoktu [494]
Ne olurdu, o zaman, koruyacak bir gücüm ve koruyucum olaydı da, Resûlullah (a s )ın sırtından onları hemen kaldırıp ataydım![495]
Nihayet, bir insan gidip Fâtıma'ya haber verdi [496]
Fâtıma o zaman küçük bir kızdı [497] Koşarak[498] geldi
Resûlullah (a s )ın üzerinden, onları alıp attı [499]
Bunu yapanlara ilendi [500] Ağır sözler söyledi [501]
Onlar Fâtıma'ya hiçbir karşılık vermediler [502]
Peygamber (a s ), her zaman olduğu gibi, secdesini tamamlayıp başını kaldırdığı[503] ve namazını bitirdiği zaman,[504] Beytullah'a,[505] Kâbe'ye[506] yöneldi [507] Sesini yükseltti [508] Kureyşilerden, içlerinde:
Ebu Cehil,
Ümeyye b Halef,
Utbe b Rebia,
Şeybe b Rebia,
Ukbe b Ebi Muayt'ın da bulunduğu[509] yedi kişi aleyhinde dua etti [510]
Resûlullah (a s )ın üç kere:
'Ey Allah! Kureyş'i Sana havale ediyorum I[511]
Ey Allah! Kureyş'i Sana havale ediyorum ![512]
Ey Allah! Kureyş'i Sana havale ediyorum ![513]
Ey Allah! Kureyş'ten şu topluluğu Sana havale ediyorum ![514]
Ey Allah! Ebu Cehl Amrb Hişam'ı Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Utbe b Rebiayı Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Şeybe b Rebiayı Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Ukbe b Ebi Muayt'ı Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Ümeyye b Halefi Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Velid b Utbe'yi Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Umâre b Velid'i Sana havale ediyorum!'
diyerek aleyhlerinde dua ettiğini işittikleri zaman, onların gülmeleri, gülüşmeleri birden kesilip gidi*verdi [515]
Peygamber (a s )ın onların aleyhlerinde dua etmesi çok ağırlarına gitti
Çünkü, kendileri de, bu beldede yapılacak duanın muhakkak kabul olunacağı inancında idiler [516]
Bunun için, Peygamber (a s )ın aleyhlerindeki duasından korktular [517]
Muhammed (a s ) a Kitabı indiren,[518] Muhammed (a s )ı hak dinle Peygamber gön*deren,[519] canım Kudret Elinde bulunan[520] Allah'a yemin ederim ki:[521] Resûlullah'ın adlarını saymış olduğu[522] bu kişilerin hemen hepsinin[523] Bedir Günü öldürüldüklerini,[524] yerlere serildiklerini,[525] kuyuya atıldıklarını gördüm [526] Çok sıcak bir gündü Güneş onları değiştirmiş (kokutmuş) idi [527] Sonra onlar çukura, Bedir kuyusuna sürüklendiler,[528] atıldılar!"[529]
Bundan sonra, Resûlullah (a s ) Mescid-i Haram'dan[530] çıktı
Ebu'l-Bahterî'ye rastladı [531]
Ebu'l-Bahterî'nin elinde bir sopa vardı [532] Ona dayanıyordu [533]
Ebu'l-Bahterî, Peygamber (a s )ı görünce,[534] onun benzi hiç de boşuna gitmedi [535]
Kendisini tutup:
"Gel![536] Bana söyle bakayım, sana ne oldu?" dedi
Peygamber (a s ):
"Bırak beni gideyim!" buyurdu
Ebu'l-Bahterî:
"Sen bana ya halini bildireceksin, ya da, Allah bilir ki, seni bırakmayacağım! Muhakkak senin başı*na birşeyler gelmiş!" diyerek,[537] halini sordu [538]
Peygamber (a s ), Ebu'l-Bahterî'nin söyletmedikçe kendisini bırakmayacağını anlayınca:
"Ebu Cehil benim üzerime pislik atılmasını emretti"[539] diyerek, kendisine yapılanı ona haber verdi [540]
Bunun üzerine, Ebu'l-Bahterî:
"Haydi, gel benimle birlikte Mescid'e!" dedi [541]
Peygamber (a s ) gelmek istemeyince, Ebu'l-Bahterî tutup onu zorla Mescid'e koydu [542] Mescid'e girince, Ebu Cehil'e yönelerek:
"Ey Hakem'in babası! Muhammed'in üzerine pislik atılmasını sen mi emrettin?" diye sordu Ebu Cehil:
"Evet!" der demez,[543] elindeki sopayı kaldırıp Ebu Cehil'in başına vurdu!
Orada bulunan adamlar; Ebu Cehil'in mensup bulunduğu Mahzum oğullarıyla, Ebu'l-Bahterî'nin mensup bulunduğu Esed b Abduluzzâ oğulları, yerlerinden sıçrayıp birbirlerinin üzerine atıldılar Ebu Cehil:
"Yazıklar olsun sizlere! Sizin şu davranışınız kimin için olmuş (kimin işine yaramış) oluyor? Muhammed ancak aranıza düşmanlık sokup kendisinin ve ashabının kurtulmasını istiyor" diyerek bağırdı [544]
Ukbe b Ebi Muayt'la Ebu Cehil'in Peygamberimiz (a s )ı Öldürmeye Kalkışmaları
Abdullah b Amr b Âs'ın bizzat görüp anlattığına göre; bir gün Peygamberimiz (a s ) Kâbe'nin Hicr mevkiinde namaz kılarken, Ukbe b Ebi Muayt gelmiş, Peygamber (a s )ı boğmak için ridasını boynuna dolayarak şiddetle çekmeye başlamış, Hz Ebu Bekir yetişerek onu omuzundan tutup Peygamber (a s )ın üzerinden def etmiştir [545]
Peygamberimiz (a s ) Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden birtakım kişilerin güneş battıktan sonra Kabe'nin arkasında toplanarak konuşmak bahanesiyle kendisini çağırıp, peygamberlik*ten vazgeçirtmek için kendisine türlü hakaret ve yersiz tekliflerde ve ölümle tehditlerde bulunmaları üzer*ine, meclislerinden kalkıp derin bir üzüntü içinde evine gittikten sonra,[546] Ebu Cehil:
"Ey Kureyş cemaatı! Görüyorsunuz ki, Muhammed dininizi ayıplamaktan, baba ve atalarınıza dil uzatmaktan, akıllarınızı akılsızlık saymaktan, ilahlarınıza dil uzatmaktan başka birşey kabul etmedi![547]
Ben Allah'a söz veriyorum ki, yarın kolay kolay taşıyamayacağım bir taş alıp oturacak, namazda secdeye kapandığı zaman, o taşla Muhammed'in başını ezeceğim![548]
Bunun üzerine, siz beni ister koruyunuz, ister Abdi Menaf oğullarına teslim ediniz Bundan sonra, Abdi Menaf oğulları bana istediklerini yapsınlar (razıyım)" dedi Kureyş müşrikleri:
"Vallahi, biz seni hiçbir zaman onlara teslim etmeyiz! Git, istediğini yap!" dediler
Ebu Cehil, sabaha çıkınca, vasıfladığı gibi, güçlükle taşıyabileceği iri bir taş aldı Oturup Peygamber (a s )ın gelmesini bekledi
Peygamberimiz (a s ); her zaman olduğu gibi, sabahleyin Kabe'ye geldi Kendisinin, Mekke'de kıblesi, Şam'a doğru idi
Bunun için, namaz kılacağı zaman, Yemen köşesiyle Hacerü'l-Esved arasında kılar, Kabe'yi Şam ile kendi durduğu yer arasına alırdı
Peygamberimiz (a s ) durup namaz kılmaya başladı
Kureyş müşrikleri toplantı yerlerine gelip oturmuşlar, Ebu Cehil'in ne yapacağını bekliyorlardı
Ebu Cehil taşı yüklendikten sonra Peygamberimiz (a s )a doğru ilerledi
Peygamberimiz (a s )ın yanına yaklaşır yaklaşmaz, yenilgiye uğramış, benzi sararmış, büyük bir korkuya tutulmuş, elleri taşı tutamaz olmuş, hatta taş elinden yere düşmüş olarak hemen geri döndü
Kureyş müşriklerinin ileri gelenleri ona doğru vardılar
"Ey Hakem'in babası! Sana ne oldu?!" dediler Ebu Cehil:
"Dün size söylediğim şeyi ona yapmak üzere kalkıp ona doğru vardım Kendisinin yanına yak*laştığım zaman, önüme develerden bir puğur çıkıverdi! Hayır! Vallahi, o puğurun ne tepesi ve boyun kökü, ne de dişleri gibisini hiçbir puğurda görmem isimdir O beni hemen yemek istemişti!" dedi [549]
Hz Ebu Bekir'le Talha b Ubeydullah'a Yapılan İşkence
8-9 Hz Ebu Bekir ile Talha b Ubeydullah'ı[550] İslâm dininden döndürmek[551] ve kendilerinin namaz kılmalarına mani olmak için;[552] "Kureyşîlerin Arslanı" diye anılan Nevfel b Huveylidü'l-Adevî[553] ile Talha b Ubeydullah'ın ağabeyi Osman b Ubeydullah,[554] tutup ikisini bir ipe bağlarlardı Bundan dolayı, Hz Ebu Bekir'le Talha b Ubeydullah'a "Karman," "Karîneyn" denilmiştir [555]
Hz Ebu Bekir ile Talha b Ubeydullah, kendilerine yapılan bu işkenceye rağmen, yaptırılmak iste*nileni yapmazlardı [556]
Hz Ebu Bekir'in mensup olduğu Teym oğulları, bunlara işkence yapıldığını gördükleri halde pek aldırış etmezler, onları pek korum azlardı [557]
Osman b Ubeydullah, her ikisinin bağlarından kurtulmuş oldukları halde namaz kıldıklarını görüp korkuya düşmedikçe, onlara bu işkenceyi yapmaktan vazgeçmedi [558]
Mes'ud b Hıraş der ki:
"Safa ile Merve arasında sa'y ettiğimiz sırada, birçok insanların elleri boynuna bağlı bir gencin ardı*na düştüklerini gördüm
'Kimdir bu genç? Nedir kendisinin suçu?' diye sordum
'Talha b Ubeydullahtır! Dininden çıkmış, başka bir dine girmiş' dediler
'Ya şu kadın da kim?' diye sordum
'Onun annesidir1 dediler "[559]
Zübeyr b Avvam'a Yapılan İşkence
10 Zübeyr b Avvatm'ı amcası bir hasıra bağlar, yaktığı ateşin dumanını ona doğru tüttürür: "Eski dinine dön!" diye zorlar, Zübeyr b Avvam da: "Ben hiçbir zaman küfre dönmem!" derdi [560]
Hz Osman'a Yapılan İşkence
11- Hz Osman'ı, amcası Hakem b Ebi'l-Âs bir ipe bağlayıp:
"Sen atalarının dinini bıraktın da,[561] sonradan sonraya ortaya çıkarılmış bir dine,[562] Muhammed'in dinine[563] girdin hal? Vallahi, sen üzerinde bulunduğun bu dini bırakıncaya kadar seni çözmeyeceğim!" derdi Hz Osman da:
"Vallahi, ben onu hiçbir zaman bırakmam! Ondan hiçbir zaman ayrılmam" derdi
Hakem b Ebi'l-Âs, Hz Osman'ın dinine son derece bağlı olduğunu görünce, onu kendi haline bırak*tı [564]
Mus'ab b Umeyr'e Yapılan İşkence
12- Mus'ab b Umeyr, annesinden ve kavminden korkarak, Müslümanlığını gizli tutar, Peygamberimiz (a s )ın yanına gizlice giderdi [565]
Osman b Talha, Mus'ab b Umeyrln namaz kıldığını görüp onu annesine ve kavmine haber verdi
Onlar da Mus'ab'ı tutup hapsettiler [566]
Allah yolunda Habeş ülkesine yapılan ilk hicrete katılıp Mekke'den ayrılıncaya kadar, kendisini serbest bırakmadılar [567]
Zinnîre Hatuna Yapılan İşkence
13- Zinnîre Hatun; müşrikler tarafından kendi dinlerine döndürülmek için[568] en ağır işkencelere uğratılan kadın köleler arasında idi [569]
Hz Ömer'in de Müslüman olmadan önce yaptığı gibi, kendisinin üzerine yürünüp boğazı sıkılır, elleri yanlarına düşer, öldü sanılırdı [570]
Ebu Cehil'in yaptığı işkenceler yüzünden[571] Zinnîre Hatunun gözleri görmez olmuştu [572]
Ebu Cehil:
"Gördün mü? Lât ve Uzzâ senin gözünü de kör etti!" dedi [573]
Zinnîre Hatun:
"Hayır! Vallahi, bu öyle değildir!
Benim gözümü böyle eden onlar değillerdir![574]
Lât ve Uzzâ, ne yarar, ne de zarar vermeye asla kadir olamazlar [575]
Lât ve Uzzâ, hiçbir şeyi göremezler!
Onlar kendilerine tapanları da, tapmayanları da bilemezler![576]
Fakat, bu, semavî bir iştir
Benim Rabbim gözümü geri vermeye, beni gördürmeye de kadirdir!" dedi [577]
Diğer Kureyş müşrikleri de:
"Onun gözlerini ancak Lât ve Uzzâ kör etmiştir!" dediler [578]
Zinnîre Hatun, bunu işitince:
"Allah'ın Beyt'ine (Kabe'sine) yemin ederim ki, onlar yalan söylüyorlar!
Lât ve Uzzâ ne zarar verebil ir, ne de yarar" dedi [579]
O gece geçip sabaha çıkınca,[580] Yüce Allah, Zinnîre Hatunun gözünü geri çevirdi, gördürdü [581] Kureyş müşrikleri:
"Bu da Muhammed'in sihirlerindendir!" dediler [582]
Ebu Cehil, Zinnîre Hatun ve benzeri Müslümanlar hakkında:
"Muhammed'in izinden giden şu akılsızlara şaşmaz mısınız?! Eğer Muhammed'in getirdiği şey hayırlı ve gerçek olsaydı, biz ona uymakta bunlardan daha önce davranır ve kendilerini geçerdik! Zinnîre'nin doğruyu bulmakta bizi geçeceğini mi sanırsınız?" demişti [583]
Bunun üzerine inen âyette[584] şöyle buyuruldu:
"O kâfirler, iman edenler için 'Eğer onda bir hayır olsaydı, bu hususta onlar bizim önümüze geçe*mezlerdi, bizden önce ona kusamazlardı dediler
Halbuki, onlar onunla (Kur'ân'la) hidayeti kabul etmedikleri için de 'Bu, eski bir yalandır' diyeceklerdir "[585]
Ümmü Ubeys Hatuna Yapılan İşkence
14- Ümmü Ubeys; Zinnîre Hatunun kızı olup,[586] Allah yolunda işkenceye uğrayanlar arasında idi [587]
Müslümanlıktan döndürülmek için, ona, müşriklerden Abdi Yağus işkence yapardı [588]
Nehdiye Hatun ile Kızına Yapılan İşkence
15-16- Nehdiye Hatun ile kızı da, Allah yolunda işkenceye uğratılan Müslüman köle kadınlar*dandı [589]
Lübeyne Hatuna Yapılan İşkence
17- Lübeyne Hatun Müemmel oğullarının kölesi olup;[590] Hz Ömer, Müslüman olmadan önce, onu Müslümanlıktan döndürmek için en ağır işkencelere uğratırdı [591]
Hassan b Sabit der ki:
"Ben umre hacısı olarak Mekke'ye varmıştım
Peygamber (a s ) halkı İslâmiyete davetle uğraşıyor, ashabı da işkencelere uğratılıyorlardı
Ömer b Hattab'ın başucuna dikildim
Kendisi beline izar (fota) tutunmuştu
Müemmel oğullarının kölesi olan kadının boğazını, elleri gevşeyip yanlarına düşünceye kadar sıktı durdu! Ben, kendi kendime:
'Öldü artık kadıncağız!1 dedim
Ömer b Hattab onu bırakıp Zinnîre'nin üzerine yürüdü, ona da bunun gibi yapti "[592]
Hz Ömer, Müslüman olmadan önce, yine bir gün, Müslümanlıktan döndürmek için Lübeyne Hatuna işkence yapıyor, vurup duruyordu Dövmekten bıkınca, yorulunca, ona:
"Senden özür dilerim! Ben seni yorulduğum için bıraktım!" dedi [593] Lübeyne Hatun da ona:
"Eğer Müslüman olmazsan,[594] Allah da sana böyle yapacaktır!" dedi [595]
Âmir b Füheyre'ye Yapılan İşkence
18- Amir b Füheyne; Müslümanlıktan döndürülmek için müşrikler tarafından işkenceye uğratılan kölelerdendi [596]
Kendisinin bazan Bilal-i H abeşî ile birlikte bir urgana bağlanarak çocuklar tarafından çekilip işkence yerlerine götürüldüğü görülür[597] bazan da ne söylediğini bilemeyecek kadar işkenceye tutulduğu olurdu [598]
Ebu Fükeyhe'ye Yapılan İşkence
19- Ebu Fükeyhe, Müslümanlıktan döndürülmek için en ağır işkencelere uğratılan kölelerdendi [599]
Ebu Fükeyhe'ye, Abduddar oğulları işkence yaparlardı [600]
Kendisini elbisesiz olarak[601] ayağından [602]zincirle[603] bağlarlar,[604] öğlenin en şiddetli sıcağında Remda'ya çıkarırlar, göğsünün üzerine kocaman bir taş, kaya parçası koyarlar,[605] aklı başından gider,[606] ne söylediğini bilmez olur,[607] dili ağzından dışarı çıkardı [608]
"Öldü artık!" denilip bırakılırdı
Sonra, ayı lir, kendine gelirdi [609]
Bir gün, Ümeyye b Halef de Ebu Fükeyhe'nin ayağını iplerle bağlattı Sürükleyip Remda'ya götürmelerini emretti Kendisini oraya bıraktırdı [610]
Ümeyye b Halef, o sırada yanlarından yürüyüp geçmekte olan cual (yellengen) böceğini göster*erek, Ebu Fükeyhe'ye:
"Senin Rabbin bu değil mi?" dedi
Ebu Fükeyhe:
"Benim Rabbim Allah'tır!
Beni de, seni de yaratan O'dur!
Şu cual böceğini de O yarattı!" deyince, Ümeyye b Halef kızdı [611]
Ebu Fükeyhe'nin boğazını boğarcasına sıktı
Ümeyye b Halefin kardeşi Übeyy b Halef de:
"Arttır onun azabını, Muhammed gelip onu kurtarıncaya kadar!" dedi
O gün, öldüğünü sanıncaya kadar Ebu Fükeyhe'ye bu şekilde işkence yapıp durdular [612]
Ebu Fükeyhe Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katılıp Mekke'den ayrılıncaya kadar, müşrikler ona işkence yapmaktan geri durmadılar [613]
Bilal-i Habeşî ile Annesine Yapılan İşkence
20-21- Bilal-i Habeşî Müslümanlığını gizlemeyip açıklayan ilk yedi mücahidden birisi olup,[614] Allah yolunda en ağır işkencelere uğratılan kölelerden,[615] Müslümanların zayıf ve fakir tabakasındandı
Dininden döndürülmek için yapılan en ağır işkencelere katlanırdı
İşkencelere tutulup:
"Haydi, sen de bizim gibi söyle!" diye zorlandıkça;
"Dilim onu iyi söyleyemiyor! Ona dilim dönmüyor! Ehad! Ehad! [Birdir! Birdir!]" demekten geri dur*maz, müşrikler söyletmek istedikleri hiçbir şeyi ona söyletemezlerdi [616]
Kendisine, Allah yolunda canını feda etmek, küfür sözünü söylemekten daha kolay gelirdi![617]
Kureyş müşriklerinden Ümeyye b Halef; Bilal-i Habeşî'nin ellerini, ayaklarını sıkıca bağlattırır,[618] öğle vakti kızgın güneşin altında Mekke vadisinde sırtüstü yatırtır, sonra büyük bir kaya parçasının onun göğsünün üzerine konulmasını emredip koydurur, Bilal-i Habeşî'ye de:
"Vallahi, ya ölünceye kadar böyle kalırsın, ya da Muhammedi inkâr eder, Lât ve Uzzâya taparsın!" derdi
Bilal-i Habeşî ise, bu bela içinde:
"Ehad! Ehad! [Birdir! Birdir!]" derdi [619] Kendisinin:
"Vallahi, onları kızdırdığım, bundan daha ağır bir kelime bilseydim, muhakkak onu söylerdim!" dediği de rivayet edilir [620]
Bilâl-i Habeşî'yi bir gün bir gece susuz bıraktıktan sonra,[621] kendisine demir gömlek giydirip Remda'nın şiddetli sıcağı altında da tutar, vücudunun yağını eritirlerdi![622]
Bilal-i Habeşî'nin bu ağır işkenceler altında bayılıp ayıldığı da olurdu [623]
Hassan b Sabit der ki:
"Ben, hacc veya umre yaptığım sırada görmüştüm:
Bilal ile birlikte Âmir b Füheyre bir urgana bağlanmış, çocuklar onları çekip götürüyorlar, Bilal ise 'Ehad! Ehad! [Birdir! Birdir!] Ben Lâfı, Uzzâyı, Hübel'i, İsafı, Nâile'yi ve Büvâneyi tanımıyorum1 diyor*du "
Ümeyye b Halef onu Remda'da yere yatırdı
İstediği kadar işkence yaptıktan sonra, boynuna ip taktırdı [624]
Çocuklara teslim etti Onlar da Mekke sokaklarında dolaştırdılar
Bilal-i Habeşî, o halde, yine;
'Ehad! Ehad! [Birdir! Birdir!]" demekte idi "[625]
Bilal-i HabeşPnin annesi Hamâme Hatun da, Allah yolunda işkenceye uğrayan köle kadınlar*dandı [626]
Habbab b Eret'e Yapılan İşkence
22- Müşrik kadınlardan Ümmü Enmar'ın azadlı kölesi olan Habbab b Eret,[627] Müslümanlığını açık*lamaktan çekinmeyen,[628] dininden döndürülmek için Mekke'de en ağır işkencelere uğratılan koruyucusuz Müslümanlardandı [629]
Müşrikler onun çıplak vücudunu dikenler içinde sürürlerdi [630]
Kendisinin, çıplak vücuduna demir gömlek giydirilip, en sıcak günde Remda'da güneş altında vücudunun yağı eritilircesine tutulduğu da olurdu [631]
Güneşten kızgın hale gelmiş ya da ateşle kızdırılmış olan taşa çıplak sırtı bastırıldığı halde, söylet*mek istedikleri şeyi, küfür sözünü ona söyletemezlerdi [632]
Nitekim, müşrikler bir gün onu yakalayıp soydular Düz bir yerde yaktıkları ateşin içine, sırtının üzer*ine yatırdılar
İçlerinden birisi onun göğsünün üzerine ayaklarıyla bastı
Ateş sönünceye ve yer soğuyuncaya kadar, kendisini öylece tuttular!
Yıllar geçtiği halde bile, Habbab'ın sırtındaki yanıkların yerleri, alacaları kaybolmadı[633]
Hz Ömer, halifeliği sırasında, Habbab'a müşriklerden çektiği işkenceyi sormuştu Habbab:
"Ey mü'minler emîri! Bak sırtıma!" dedi
Hz Ömer onun sırtına bakınca:[634]
"Doğrusu ben insan sırtının[635] bugünkü gibisini hiç görmemiştim!" dedi Habbab:
"Benim için bir ateş yakmışlardı da,[636] ben onun üzerine sürüklenip atılmıştım [637] O ateşi benim sırt etimin yağı söndürmüştü!" dedi [638]
Habbab demirci idi [639] Kılıç yapardı [640] Habbab'ın hanımefendisi Ümmü Enmar da, Habbab'ın başını ateşte kızdırdığı demirle dağlardı!
Habbab, Peygamberimiz (a s )a varıp, Ümmü Enmar'dan şikâyetlendi
Peygamberimiz (a s ):
"Ey Allah! Habbab'a yardım et!" diyerek dua edince, Ümmü Enmar başından bir derde tutulup, köpeklerle birlikte ulur oldu! Kendisine:
"Başını dağlat!" diye tavsiye edildi
Bunun üzerine, Habbab demiri alır, ateşte kızdırır, Ümmü Enmar'ın başını onunla dağlardı![641]
Habbab'a, müşriklerden Abdi Yağus da işkence yapardı [642]
Habbab b Eret der ki:
"Bizler, müşriklerin en ağır işkencelerine uğramış bulunuyorduk [643]
Resûlullah (a s ), Kabe'nin gölgesinde, bürdesini, kaftanını yastık edinerek ona dayanmış olduğu bir sırada idi ki, yanına vardık, halimizi (müşriklerden çektiklerimizi) kendisine arz ve şikâyet edip:[644]
'Yâ Rasûlallah! Yüce Allah'a bizim için dua et![645] Bizim için Yüce Allah'tan yardım dile![646]
Yâ Rasûlallah![647] Bizi dinimizden döndürmelerinden korktuğumuz şu kavme karşı[648] bizim için Yüce Allah'tan yardım dilemez misin?[649] Bizim için, Allah'a dua etmez misin? dedik [650]
Resûlullah (a s )ın hemen yüzünün rengi değişti [651] Yüzü al al olduğu halde,[652] doğrulup oturdu:[653]
'Vallahi,[654] sizden öncekiler içindeki[655] mü'minlerden[656] bir kimse yakalanır,[657] kendisi için yerde bir çukur kazılır,[658] o kimse o çukura dizlerine kadar gömülür [659] sonra bir testere getirilir,[660] başının üzerine konulup biçilerek ikiye bölünürdü de, bu işkence kendisini dininden döndüremezdi![661]
Yahut,[662] onun kemiğinin üzerinden eti ve siniri demir taraklarla taranır, kazınırdı da, yine, bu işkence kendisini dininden döndüremezdi![663]
Allah'tan korkunuz!
Hiç şüphesiz, Allah sizin için fetih ihsan edecektir![664]
Vallahi,[665] Yüce Allah bu işi muhakkak tamamlayacaktır![666]
Bu iş muhakkak tamamlanacaktır![667]
Bu işin hükmü muhakkak yerine getirilecektir![668]
O kadar ki, hayvanına binmiş bir kimse, San'a ile Hadramevt arasında,[669] San'a'dan çıkıp Hadramevte kadar[670] gidecek de, Yüce Allah'tan başka, hiçbir şeyden korkmayacak; ancak (varsa) koyunu hakkında kurt saldırmasından kaygı duyacaktır!
Fakat, siz acele ediyorsunuz!1 buyurdu "[671]
Mikdad b Amr'a Yapılan İşkence
23- Mikdad b Aımr (Esved); Müslümanlığını açıklamaktan çekinmeyen[672] ve dininden döndürülmek için müşrikler tarafından demir gömlek giydirilip Remda'nın şiddetli sıcağı altında tutularak vücudunun yağı eritilecek derecede ağır işkencelere uğratılan Müslümanlardandı [673]
Suheyb b Sinan'a Yapılan İşkence
24 Kureyş müşriklerinden Abdullah b Cüd'an'ın azadlı kölesi olan Suheyb b Sinan,[674] Müslümanlığını açıklamaktan çekinmeyen yedi mücahidden birisi idi [675]
Müslümanlıktan döndürülmek için, en ağır işkencelere uğratılirdi [676]
Yapılan işkencenin ağırlığından, ne söylediğini bilmez hale gelirdi [677]
Kendisine demir gömlek giydirilip en sıcak günde Remda'da güneşin altında tutulur, vücudunun yağı eritilirdi [678] Suheyb b Sinan, bir gün, yanında Habbab b Eretve Ammar b Yâsir olduğu halde Kureyş müşrik*lerinin yanlarından geçerken, müşrikler:
"İşte, Muhammed'in meclisinde bulundurduğu kişiler şunlar!?" diyerek alay etmeye başlayınca, Suheyb:
"Evet! Biz Allah'ın Peygamberinin meclisinde bulundurduğu kişileriz!
Ona biz iman ettik; siz ise küfrettiniz!
Onu biz tasdik ettik; siz ise tekzip ettiniz!
Müslümanlıkla zelillik ve hakirlik, müşriklik ile de azizlik bir arada bulunmaz!" deyince, müşrikler ona saldırdılar [679]
"Demek Allah aramızdan (bula bula) bunlara lutfunu lâyık görmüş ha!?"[680] diyerek onu dövdüler [681]
Müşrikler Mekke'de, böyle kavim ve kabilesi ve kendilerinin koruyucuları bulunmayanları, din*lerinden döndürmek için, öğlenin en sıcak saatlerinde Remda'da işkenceye uğratmaktan geri durmadılar [682]
|