|
Prof. Dr. Sinsi
|
'''İslam Tarihi'''
HABEŞ ÜLKESİNE HİCRET
Hicretin Sebebi
Peygamberimiz Aleyhiselam; Kureyş müşriklerinin, kendi kabilelerinden iman edenleri dinlerinden döndürmek için[1] hapsettiklerini,[2] işkencelere uğrattıklarını,[3] işkencelerini şiddetlendirdiklerini[4] görünce[5], Müslümanlara:
"Siz şimdi yeryüzüne dağılın[6]
Yüce Allah sizi yine biraraya toplar!" buyurdu
Müslümanlar
"Yâ Rasûlallan! Nereye gidelim?" diye sordular
Peygamberimiz (a s ), Habeş ülkesinin bulunduğu yana eliyle işaret ederek:
"İşte, oraya![7] Habeş toprağına giderseniz iyi olur![8]
Çünkü orada yanındakilerin hiçbirine zulmetmeyen bir kral vardır [9] Hem, orası bir doğruluk ülkesidir [10]
Yüce Allah içinde bulunduğunuz sıkıntılardan bir çıkış ve kurtuluş yolu açıncaya kadar, siz orada bulunun!" buyurdu [11]
Habeş ülkesi, hicret için, Peygamberimiz (a s )ın en hoşuna giden yerdi [12]
Zaten, Kureyşlilerin Habeşlilerle ticaret anlaşmaları vardı [13]
Habeş ülkesi, öteden beri, Kureyşlilerin ticaret için[14] kışın gidip geldikleri,[15] geçimlerini bol bol sağladıkları emniyetli bir yerdi [16]
Bunun için, Peygamberimiz (a s ), Habeş ülkesine gitmelerini Müslümanlara emretti [17]
Habeş Ülkesine İlk Hicretin Tarihi ve İlk Hicrete Katılanlar
Habeş ülkesine ilk hicret, nübüvvetin beşinci yılında ve Recep ayında idi [18]
Dinlerinden döndürülmekten korkup, dinî bir vazife olarak[19] Allah'a doğru kaçmak üzere;[20] kimi
yalnız başına, kimi zevcesiyle birlikte,[21] kimi binitli, kimisi de yaya olarak[22] Habeş ülkesine hicret etmek
için Mekke'den gizlice yola çıkanlar:
1- Hz Osman b Affan,
2- Hz Osman'ın zevcesi Hz Rukayye,
3- Ebu Huzeyfe b Utbe,
4- Ebu Huzeyfe'nin zevcesi Sehle Hatun,
5- Zübeyr b Avvam,
6- Mus'ab b Umeyr,
7- Abdurrahman b Avf,
8- Ebu Seleme b Abdulesed,
9- Ebu Seleme'nin zevcesi Hz Ümmü Seleme,
10- Osman b Maz'un,
11- Âmir b Rebia,
12- Âmir b Rebia'nın zevcesi Leyla Hatun,
13- Ebu Sebre b Ebi Rühm,[23]
14- Ebu Sebre'nin zevcesi Ümmü Külsûm Hatun,[24]
15- Hâtıb b Amr,
16- Süheyl b Beyzâ,[25]
17- Abdullah b Mes'ud[26] olup, oniki erkek ile beş kadından oluşan onyedi kişilik bu hicret, İslâm'* da Habeş ülkesine yapılan ilk hicret idi [27]
Hz Osman'la Hz Rukayye'nin yolculukları hakkındaki haberleri, Peygamberimiz (a s )a ulaşmakta biraz gecikmişti
O sırada, Kureyşîlerden bir kadın, Habeş ülkesinden gelmişti
Ona sorulunca:
"Yâ Muhammedi Damadını, yanında zevcesi olduğu halde gördüm!" dedi
Peygamberimiz (a s ):
"Kendilerini ne halde gördün?" diye sordu
Kadın:
"Damadın, zevcesini şu hayvanlardan bir merkebin üzerine bindimnişti Kendisi de onu sürüp gidiy*ordu" dedi
Peygamberimiz (a s ):
"Onların sahipleri Allah olsun!
Şüphesiz ki, Osman; Lut ((a s ))'dan sonra, zevcesiyle birlikte hicret eden ilk kişidir!" buyurdu [28]
Muhacirlerin Şuaybe'den[29] Vapurla Habeş Ülkesine Gidişleri
Mekke'den gizlice ayrılmış olan ilk Muhacir kafilesi Şuaybeye vanp kavuştukları sırada, Yüce Allah'ın lutfundan olmalı ki, iki tüccar vapuru gelivermiş; Muhacirleri, Habeş ülkesine götürmek üzere, yanm altına bindirmişti [30]
Müşriklerin Muhacirleri Yakalamaya Gitmeleri
Kureyş müşrikleri, yakalamak için Muhacirlerin arkalarına c!üştüler [31] Onları denize kadartakip ettil*erse de,[32] kaybettiler;[33] onlara yetişemedier [34]
Deniz sahiline vardıkları sırada vapurlar Muhacirleri bindirip denize açılmış bulunduğu için, onlar*dan hiçbirini yakalayamadılar [35] Muhacirler, Necaşî'nin ülkesine selametle varıp kavuştular [36]
Garanik Hadisesi ve Bu Hadisenin İçyüzü
Kureyş müşrikleri Kabe'yi tavaf ederlerken:
"Lât ve Uzzâ ve diğer üçüncü olarak Menat hürmetine!
Çünkü, onlar, o yüce ak kuğulardır ve her halde, kendilerinin şefaati umulur
Onlar Allah'ın kızlarıdır! O'nun katında şefaat ederlerse!" derlerdi [37]
Peygamberimiz (a s ); nübüvvetin beşinci yılında, Ramazan ayında,[38] Necm sûresini Kabe'de, müşriklerden bazılarının da hazır bulunduğu sırada, açıktan okumaya başlamıştı
Sûrenin:
"Gördünüz mü Lât ve Uzzâ'yı ve, diğer üçüncü olarak da, Menafi?" mealindeki 19 ve 20 âyetleri*ni okuyup:
"Erkek sizin de, dişi O'nun mu?!
O takdirde, bu, insafsızca bir taksim!
Bunlar [bu putlar], sizin ve atalarınızın taktığınız adlardan başka birşey değildir! Allah, onlara hiçbir hüccet (delil) indirmedi
Onlar, kuruntulardan ve nefislerinin arzuladığı heva ve hevesten başkasına uymuyorlar!
Halbuki, andolsun, kendilerine Rablerinden o hidayet rehberi de gelmiştir
Yoksa, insana her umduğu mu var?
Ahi ret de, dünya da Allah'ındır!
Göklerde nice melek vardır ki, onların şefaatleri bile hiçbir şeye yaramaz!
Meğer ki (o şefaat), Allah'ın dileyeceği ve razı olacağı kimseler için izin vermesinden sonra ola!
Hakikat, ahirete inanmaz olanlar, meleklere, alabildiğine dişi adı takarlar
Halbuki, onların buna dair de hiçbir bilgisi yoktur Onlar, kuruntudan başkasına uymazlar
Kuruntu ise, hiç şüphesiz, haktan hiçbir şeyi ifade etmez
Onun için, sen, bizim Zikr'imize arka çeviren, dünya hayatından başkasını arzulamayan kimselerden yüz çevir!
Onların, ilimden erebildikleri, işte budur!
Şüphesiz ki, Rabbin, yolundan sapan kimseleri çok iyi bilendir Hidayet bulan kimseleri de çok iyi bilen O'dur"[39]
mealli âyetleri okurken, Kureyş müşrikleri, putlarının zemmedileceğinden korkarak, öteden beri put*ları hakkında söyleyegeldikleri:
"Onlar, o yüce ak kuğulardır Her halde, onların şefaati umulur" sözünü, aralıkta söyleyiverdiler [40]
Zaten, böyle yapmak, onların âdetleri idi [41] Çünkü, onlar:
"Kur'ân'ı dinlemeyiniz! Onun hakkında mânâsız yaygaralar, gürültüler yapınız! Belki galebe çalar, susturursunuz!" derlerdi [42]
Garanik hadisesinin, sahih hadislerde açıklanan tarzına gelince:
Resûlullah (a s ), bir gün, Mekke'de, Kabe'de, Necm sûresini açıktan okumaya başlayıp,[43] sûrenin son âyeti ve de secde âyeti olan 62 âyetini okuduktan sonra orada secde etmiş;[44] orada bulunan,[45] yanındaki,[46] arkasındaki[47] herkes,[48] Müslümanlar, Peygamberimiz (a s )a uyarak[49] secde etmiş;[50] cemaattan, secde etmeyen kimse kalmamıştır [51]
Müşriklerde, putlarının adını işittikleri için,[52] putlarını tazim maksadıyla secde etmişlerdir [53]
Hatta, Kureyş[54] kavminden[55] yaşlı, eğilmeyen[56] bir adam da, bir avuç[57] toprak[58] veya çakıl taşı[59] alıp[60] alnına [61] yüzüne[62] kaldırarak[63] onun üzerine secde etmiş[64] ve "Bana bu kadarı yeter!"[65] demiştir
Abdullah b Mes'ud: "Andolsun ki, bundan sonra, ben onun kâfir olarak öldürüldüğünü gördüm "[66]
"O, Ümeyye b Halef idi" demiştir [67]
Kur'an-ı Kerîm'deki Secde Âyetleri ve Hükümleri
Kur'ân-ı Kerîm'deki secde âyetleri okununca, Kıbleye dönülüp "Allahuekber" denilerek bir kere secde edilir ve "Allahuekber" denilerek, baş secdeden kaldırılır
Teşehhüdsüz ve selamsız böylece tilavet yapmak, okuyana ve dinleyene vâcibdir [68] Secde âyetleri:
1- A'râf sûresinin 206 ,
2- Ra'd sûresinin 15 ,
3- Nahl sûresinin 49 ,
5- Meryem sûresinin 58 ,
6- Hacc sûresinin 18 ,
7- Furkan sûresinin 60 ,
8- Nemi sûresinin 25 ,
9- Secde sûresinin 15 ,
10- Sâd sûresinin 24 ,
11- Fussilet sûresinin 37 ,
12- Necm sûresinin 62 ,
13- İnşikak sûresinin 21 ,
14- Alâk sûresinin 19 âyetleridir [69]
Gerekli Bir Açıklama
Garanik hadisesi konusunda, herşeyden önce, bilmek gerekir ki: Peygamberi m iz (a s ) Kureyş müşriklerinin evvel ve âhir yaptıkları anlaşma tekliflerini, Yüce Allah'ın kendisine indirdiği şu âyetlerle reddetmiş bulunuyordu:
"De ki: 'Gökleri ve yeri, yoktan var Eden-ki, O yedirir, besler; Kendisi ise yedirilmez, beslenmez-böyle şeyden münezzehtir
Ben Allah'tan başkasını mı tanrı edinecekmişim?!'
De ki: 'Bana, hakikaten, Müslüman olanların birincisi olmaklığım emredildi
'Sakın Allah'a eş tutanlardan olma!' denildi "[70]
"De ki:
'Siz ey câhiller! Bana, Allah'tan başkasına mı tapmamı emrediyorsunuz?'
Andolsun ki, sana da, senden öncekilere de, şu vahyolunmuştur:
'Eğer Allah'a şerik tanırsan, (bütün) amel(ler)in boşa gider ve muhakkak, hüsrana düşenlerden olur*sun!'
Hayır! Onun için, sen ancak Allah'a kulluk et! Şükredenlerden ol!"[71]
"De ki:
'Ey kâfirler! Ben, sizin tapmakta olduklarınıza tapmam!
Benim (Kendisine) ibadete devam edeceğime de, siz ibadet ediciler değilsiniz
Ben, (zaten) sizin taptıklarınıza (hiçbir zaman) tapmış değilim
Siz de, benim ibadet etmekte olduğuma ibadet edecek değilsiniz!
Sizin dininiz size, benim dinim de bana!'"[72]
Kur'ân-ı Kerîm'deki bu kadar açık ve kesin beyanlara rağmen, Garanik hadisesini Peygamberimiz (a s )ın güya müşrikleri yumuşatmak, aradaki düşmanlığı kaldırmak için duyduğu samimi bir temayülün neticesi imiş gibi kabul etmek; ve hatta müşriklerin uydurup tavaf sırasında okuyageldikleri sözlerin[73] de, şeytan tarafından Peygamberimiz (a s )ın diline getirilmiş ve Kur'ân-ı Kerîm âyet*leri arasında yanlışlıkla okunmuş olduğunu sanmak ne kadar yanlışsa, o sözlerin Necm sûresinin 21-30 âyetleri ile ortadan kaldırılmış ve düzeltilmiş olduğunu sanmak da o kadar yanlıştır Kur'ân-ı Kerîm hakkındaki ilâhî te'minatla da bağdaşır değildir [74]
Kadı Iyaz, Fahru'r-Râzî, Kurtubî ve Bedrüddin Aynî  gibi birçok büyük ilim adamları, Garanik hadis*esinin dayanağı olmak üzere ileri sürülen rivayetleri ilim süzgecinden geçirerek, hiçbirinin sabit ve delil edinilmeye elverişli olmadıklarını ispatlamışlardır [75]
Fahru'r-Râzî, Beyhakî'nin de bu hadisenin nakil cihetinden sabit bulunmadığını ve ravileri arasında ta'n olunanlar bulunduğunu bildirdiğini açıkladığı gibi; ayrıca, Muhammed b İshak b Huzeyme'ye (223-311 Hicrî) Garanik hadisesi sorulunca, onun bunun zındıkların uydurması olduğunu söylediğinin ve ken*disinin bu hususta bir de kitap yazdığının da rivayet edildiğini bildirir [76]
Mîzânü'l-itidâl müellifi Zehebî'ye göre; Ebu Bekr Muhammed b İshak b Huzeyme hadis ve sünnet hafızlarının büyüklerinden, imamlar imamı ve şeyhülislam idi [77]
Muhacirlerin Habeş Ülkesinden Mekke'ye Dönüşleri
Nübüvvetin beşinci yılında Recep ayında Habeş ülkesine sığınmış olan Müslümanlar [78] Şaban ve Ramazan ayında orada oturdular [79]
Mekkelilerin[80] Peygamberimiz (a s )la birlikte[81] secde ettiklerini,[82] Müslüman olduk*larını,[83] Mekke'deki Müslümanların güvenliğe kavuştuklarını,[84] Velid b Mugîre ve Ebu Uhayha'nın, Peygamberimiz (a s )ın arkasında secde ettiklerini işitince:
"Bunlar Müslüman olduktan sonra, Mekke'de Müslüman olmayan kim kalır?
Bize, kendi kavim ve kabilemiz daha sevgilidir![85]
Onlar iman etmiş olunca, dönelim yanlarına!" dediler [86]
Bunun üzerine:
1- Hz Osman,
2- Hz Osman'ın zevcesi Hz Rukayye,
3- Ebu Huzeyfe,
4- Ebu Huzeyfe'nin zevcesi Senle Hatun,
5- Abdullah b Cahş,
6- Utbe b Gazvan,
7- Zübeyr b Avvam,
8- Mus'ab b Umeyr,
9- Suveybıtb Sa'd,
10- Tuleyb b Umeyr,
11- Abdurrahman b Avf,
12- Mikdad b Amr,
13- Abdullah b Mes'ud,
14- Ebu Seleme b Abdulesed,
15- Ebu Seleme'nin zevcesi Hz Ümmü Seleme,
16- Şemmas b Osman,
17- Ayyaş b Ebi Rebia,
18- Seleme b Hişam,
19- Ammarb Yâsir,
20- Muattib b Avf,
21- Osman b Maz'un,
22- Sâib b Osman,
23- Kudame b Maz'un,
24- Abdullah b Maz'un,
25- Huneys b Huzafe,
26- Hişam b Âs,
27- Âmir b Rebia,
28- Âmir b Rebia'nın zevcesi Leylâ Hatun,
29- Abdullah b Mahreme,
30- Abdullah b Süheyl,
31- Ebu Sebre b Ebi Rühm,
32- Ebu Sebre'nin zevcesi Ümmü Külsûm Hatun,
33- Sekran b Amr,
34- ekran b Amfin zevcesi Hz Şevde,
35- Sa'd b Havle,
36- Ebu Ubeyde b Cerrah,
37- Amr b Haris,
38- Süheyl b Beyzâ,
39- Amr b Ebi Serh'ten oluşan, otuzüçü erkek, altısı kadın otuzdokuz kişilik bir kafile[87] nübüvvetin beşinci yılında Şevval ayında[88] Mekke'ye yaklaşıp da müşriklerin Müslümanlığı kabul ettiklerine dair işittikleri haberin asılsız olduğunu öğrendikleri zaman [89] H abes ülkesine geri dönüp gitmek kendilerine çok ağır geldi [90]
Himayesiz olarak Mekke'ye girmekten de korktular [91]
Aralarında uzun uzadıya konuştuktan sonra;
"Mekke'ye girelim, Kureyşlilerin ne durum ve tutumda olduklarına bakalım, sonra da Habeş ülke*sine tekrar dönüp gidelim!" dediler [92]
Bunun üzerine, içlerinden her biri, Mekkelilerden birisinin himayesine girinceye kadar beklediler [93]
Ancak müşrik olan akraba veya dostlarından birisinin himayesinde, ya da müşriklere hiç görün*meden, gizlice, Mekke'ye girebildiler [94]
Nitekim, Hz Osman, akrabasından Ebu Uhayha Saîd b Âs'ın himayesine girdi
O da:
"Ey Kureyş cemaatı! Ebu Uhayha, Osman b Affan'ı himayesine aldı! Ona dokunmayınız!" diyerek Mekke'de nida ettirdi
Hz Osman, bu suretle, güvenliğe ve sabah akşam Resûlullah (a s )ın yanına gitme imkânı*na kavuşmuş oldu
Ebu Huzeyfe b Utbe, Ümeyye b Halefin himayesine girdi
Mus'ab b Umeyr, Nadr b Hâris'in veya Ebu Aziz b Umeyr'in himayesine girdi
Zübeyr b Avvam, Zem'a b Esved'in himayesine girdi
Abdurrahman b Avf, Esved b Abdi Yağus'un himayesine girdi
Kendisinin hiç kimsenin himayesine girmediği de rivayet edilir [95]
Osman b Maz'un, Velid b MugiYe'nin himayesine girdi [96]
Ebu Seleme b Abdulesed, dayısı olan Ebu Talib'in himayesine girdi [97]
Âmir b Rebia, Âs b Vâil'in himayesine girdi
Ebu Sebre b Ebi Rühm, Ahnes b Şerik'in veya Süheyl b Amfin himayesine girdi
Hâtıb b Amr, Huvaytıb b Abduluzzâ'nın himayesine girdi
Süheyl b Beyzâ, mensup bulunduğu Benî Fihrierden bir adamın himayesine girdi
Abdullah b Mes'ud ise, hiç kimseye sığınmadan, Mekke'ye gizlice girdi [98]
Ebu Talib Ebu Seleme b Abdulesed'i himayesine aldığı zaman, Mahzum oğullarından bazı adamlar ona gittiler ve:
"Ey Ebu Talib! Haydi, kardeşinin oğlu Muhammedi bize karşı koruyup durdun!
Bizim adamımızı [Ebu Seleme'yi] bizden koruman, seni ne ilgilendirir?!" dediler Ebu Talib:
"Onu himayeme aldımsa, kendisi kızkardeşimin oğludur Ben kızkardeşimin oğlunu korumayacak mıyım?!" dedi
Ebu Leheb kalkıp:
"Ey Kureyş cemaatı! Vallahi, siz şu şeyhe karşı çok oldunuz (ileri gittiniz)!
Kavmi arasında himayesine aldığı kimseler hakkında ayaklanmaktan geri durmuyorsunuz!?
Vallahi ya onunla uğraşmaya son verirsiniz, ya da onun üzerinde durduğu herşeyde istediği yerini buluncaya kadar kendisiyle birlikte ayaklanırız!" dedi
Bunun üzerine, Manzum oğulları:
"Hayır! Ey Ebu Utbe! Biz senin hoş görmediğin şeyden vazgeçeriz!" dediler [99]
Osman b Maz'un'un Kul Himayesini Bırakışı
Osman b Maz'un, Velid b Mugîre'nin himayesi altında yiyip içip rahatça yaşarken, Resûlullah (a s ) ve ashabının ibtilâya uğradıklarını (belâlara maruz kaldıklarını)[100] ve bazılarının ateşle dağlandıklarını, kırbaçla dövüldüklerini görünce, düşünceye daldı Kendisi için de, afiyette bulunma yerine, ibtilâya uğramayı istedi:[101]
"Vallahi, arkadaşlarımın ve ev halkının Allah yolunda uğradıkları türlü belâ ve işkencelere, bir müşrikin himayesi altında bulunarak benim uğramayışım, emniyet içinde bulunuşum, benim için büyük bir noksandır![102]
Şaşılacak şey! Bir müşrikin himayesi altında nasıl bulunabilirim?!
Allah'ın himayesi, daha şerefli, daha emniyetlidir!"[103] diyerek Velid b Mugîre'nin yanına gitti
Velid b Mugîre, o sırada, Mescid-i Haram'da bulunuyordu [104] Osman b Maz'un ona:
"Ey Abduşşems'in babası![105] Ey amca![106] Ey amcamın oğlu![107]
Sen beni himayene aldın![108] Güzelce de himaye ettin![109] Taahhüdünü yerine getirdin!
Şu ana kadar senin himayen altında idim
Şimdi senin himayenden çıkıp Resûlullah (a s )ın yanına gitmek istiyorum ki, o ve ashabı, benim için örnektir![110]
Artık, üzerimdeki himayeni sana iade ediyorum![111]
Beni Kureyşlilerin içine götürüp üzerimdeki himayenden vazgeçtiğini bildirmeni istiyorum!" dedi [112] Velid b Mugîre:
"Ey kardeşimin oğlu![113] Ne için himayemden çıkmak istiyorsun?[114]
Yoksa, kavmimden[115] bir kimse sana işkence mi yaptı?[116] Veya küfür mü etti?[117] e Sana bir kimseden kötülük mü erişti"? [118]
Yoksa, benim himayem sana yeterli olmadı mı?" diye sordu [119]
Osman b Maz'un:
"Hayır! Vallahi, bana ne bir kimse çatmış, ne de işkence yapmıştır [120] Fakat, ben Yüce Allah'ın himayesinde bulunmaya razı oluyor, O'ndan başkasının himayesinde bulunmayı istemiyorum!"[121] diy*erek ısrar edince,[122] Velid b Mugîre:
"Öyleyse, Mescid'deki toplantı yerine gidelim de, senin üzerinde bulunan himaye taahhüdümü orada bana açıktan iade ve red et-benim seni himaye edişimi orada açıklamış olduğum gibi!" dedi
Kalkıp Mescid'deki toplantı yerine gittiler [123]
O sırada Kureyşliler, her zaman olduğu gibi, toplu bir halde bulunuyorlar; ünlü şairLebid de onlara şiir okuyordu
Velid b Mugîre, Osman b Maz'un'un elinden tutup, Kureyşlilerin yanına vardı:[124]
"Bu Osman b Maz'un,[125] üzerinde bulunan himaye taahhüdümden vazgeçmem için ısrar edip bana galebe çaldı [126] Himaye taahhüdümü bana red ve iade etmek üzere buraya geldi [127]
Sizi şahit tutarım ki, ben onu himaye etmekten vazgeçtim;[128] kendisi himayem altına girmeyi tekrar isteyinceye kadar!" dedi [129]
Osman b Maz'un da:
"Kendisine, üzerimdeki himaye taahhüdünü red ve iade ettiğim doğrudur
Gerçekten, ben onu ahdine vefakâr, himayesini de çok iyi buldum
Fakat, ben istedim ki, Allah'tan başkasının himayesinde bulunmayayım Bunun için, onun üzer*imdeki himayesini kendisine red ve iade ettim!" dedi ve oradan ayrıldı [130]
Kureyşlilerin oradaki meclislerine varıp oturdu
Şair Lebid, o sırada, Kureyşlilere şiir okuyordu ve:
"İyi biliniz ki, Allah'tan başka, herşey bâtıldır" deyince, Osman b Maz'un:
"Doğru söyledin!" dedi
Lebid:
"Her nimet de zaildir" deyince, Osman b Maz'un:
"Yalan söyledin! Cennet nimeti zevale ermez!" dedi [131]
Halk, Lebid'e yöneldiler ve:
"Okuduğunu tekrarla!" dediler
Lebid ilk mısraı tekrar okuyunca, Osman b Maz'un onu tekrar doğruladı
Lebid ikinci mısraı okuyunca da, Osman b Maz'un onu tekrar yalanladı[132] Bunun üzerine, Lebid:
"Vallahi, ey Kureyş cemaatı! Sizin meclislerinizdekine böyle şeyler yapılmaz,[133] sövülmezdi [134]
Sizin meclisinizdeki,[135] hiç üzülmezdi [136]
Akılsızlık, sizin hal ve sânınızdan değildi [137]
Meclisinizdekini böyle üzmek âdeti, içinizde ne zaman çıktı?!" dedi [138]
Mecliste kiler
"Bu, beyinsiz bir gençtir Kavminin dinine aykırı tutum ve davranıştadır" dediler [139]
Mecliste bulunan asıl beyinsizlerden[140] bir adam,[141] Abdullah b Ebi Mugîre,[142] Osman b Maz'un hakkında, Lebid'e:
"Bu, onun yanındaki beyinsizler içinde bir beyinsizdir!
Kendisi bizim dinimizden ayrılmıştır
Sen, onun sözünden, kendine üzüntü verme!" dedi
Osman b Maz'un onun akılsızlık isnadını kendisine red ve iade edince, iş büyüdü O adam kalkıp[143] Osman b Maz'un'un gözüne şiddetli bir şamar attı, onun gözünü gövertti [144]
Sa'd b Ebi Vakkas da, sıçrayıp indirdiği bir yumrukla, Abdullah b Ebi Mugîre'nin bumunu kırdı [145]
Velid b Mugîre o sırada Osman b Maz'un'un yakınında bulunuyor, yeğenine yapılanı görüyor,[146] hatta gülüyordu![147]
Osman b Maz'un'un çevresindekiler
"Vallahi, ey Osman! Sen o koruyucu himayede kalsaydın, ondan istiğna göstermeşeydin, gözün bu musibete uğramazdı!" dediler
Osman b Maz'un ise:
"Allah'ın himayesi daha emin, daha şereflidir!
Sağlam kalan gözüm de öbür kardeşinin uğradığı şeye uğramaya muhtaçtır
Bana, Resûlullah (a s ) bir örnektir! Onun yanında bulunanlar da bir örnektir!" dedi [148]
Velid b Mugîre:
"Vallahi, ey kardeşimin oğlu! Eğer sen benim koruyucu himayemden müstağni davranmamış, himayemde kalmış olsaydın, gözün bu musibete uğramazdı!" dedi
Osman b Maz'un:
"Hayır! Vallahi, ey Abduşşems'in babası! Sağlam kalan şu gözüm de, Allah yolunda öbür kardeşinin uğradığı musibet gibi bir musibete uğramaya muhtaçtır!
Ben senden daha aziz ve daha güçlü bir Zâtın himayesindeyim!" dedi
Velid b Mugîre:
"Gel, kardeşimin oğlu![149] İstersen ben seni tekrar himayeme alayım" dedi
Osman b Maz'un:
"Hayır!" dedi [150]
|