Konu: Dua Nedir?
Yalnız Mesajı Göster

Dua Nedir?

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Dua Nedir?




DUA NEDİR?

Dua Allah’a yalvarmak, yakarmak, ihtiyaçları arzetmek, Ondan yardım istemek, Onu ululamak ve yüceltmek demektir

Resulullah Efendimiz (sav); “Dua ibadettir”[1] diye buyurduktan sona, şöyle devam etti: “Rabbiniz buyurdu ki:

وَقَالَ رَبُّكُمْ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ

Bana dua edin, size karşılığını vereyim Bana ibadet etmekten büyüklenip, yüz çevirenler, muhakkak ki küçülmüş kimseler olarak Cehenneme gireceklerdir”[2]

Selman-ı Farisî’nin bildirdiği hadis-i şerifte, Resul-i Ekrem (sav): “Muhakkak ki Allahu Teala, huzurunda ellerini uzatıp kendisinden isteyen kulunun o iki elini boş çevirmekten haya eder”[3] buyurdu

Dua ibadettir Dua; müminin silahı, göklerin ve yerin nurudur Genişlik zamanında çok dua eden kimsenin, bela ve musibet zamanında yaptığı duaları kabul olur Dua, ibadetlerin can damarıdır; yer gök dua ile kaimdir

Hiç bir sakınma takdiri değiştirmez Fakat dua, inmiş ve inmemiş olan şeylere fayda verir Bela iner, onu dua karşılar İkisi, kıyamet gününe kadar mücadele ederler

Kaza-i mu’allak, Levh-i mahfuzda yazılıdır Eğer o kimse, iyi amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişir Hadis-i şerifte buyruldu ki: “Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmezFakat kabul olunan dua, o bela gelirken korur” [4]

Duanın belayı def etmesi de, kaza ve kaderdir Kalkan, oka siper olduğu gibi, su, yerden otun yeşermesine sebep olduğu gibi, dua da, Allahu Teala’nın merhametinin gelmesine sebeptir Bir hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur: “Kazai muallakı hiçbir şey değiştiremez Yalnız dua değiştirir ve ömrü yalnız; ihsan, iyilik arttırır”[5]





DUANIN KABUL OLMASI İÇİN NE YAPMALIYIZ



Duada mühim olan, niyetin doğru olması, batının halis olması ve kalbin huzurudur Nitekim Resulullah (sav); “Allahu Teala’nın kabul buyuracağına kat’i olarak inanarak dua ediniz Biliniz ki, Allahu Teala, gafil kalp ile yapılan duayı kabul etmez” [6] buyurmuştur

Hak Teala buyurur:

“(Ey Resulüm!) De ki: Eğer sizin kulluk ve yalvarmanız (ibadet ve duanız) olmasa, Rabbim ne diye size değer versin!” [7]

Kainatın Efendisi Efendimiz (sav) hadislerinde şöyle buyurur:

“Dua, belayı defeder Sadaka, Allahu Teala’nın gazabını söndürür

“Duanın kabul olması için helal yeyiniz

“Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır Sonra da ellerini kaldırıp dua ederler Böyle dua nasıl kabul edilir?” [8]

“Din kardeşine arkasından dua edene bir melek sen de öyle ol der” [9]

“Birbirlerini sevenlerin arkalarından yaptığı dualar red olunmaz” [10]



Geylanî Hazretleri şöyle anlatır:

Şam’da zatın biri mescitte oturuyordu Açtı Kalbinden:

-N’olurdu, İsm-i Azam duasını bilseydim? dedi

O anda iki şahıs göründü Yanına gelip oturdular Biri diğerine sordu:

-İsm-i Azamı bilmek ister misin?

-İsterim

-O halde “Allah” de

-Ben bunu içimde her zaman söylerim

-Hayır, öyle değil Onu söylemek istediğin zaman kalbinde Ondan başkası olmayacak

Bundan sonra yanından ayrıldılar ve semaya doğru yükseldiler Ve şöyle devam eder:

Zahirini halka ver Kalbini ahirete daldır İç alemini dünyadan ahiretten geçir Hak’la kıl Bunu yapmaya kadir olursan ne ala; aksi halde selameti bulman kabil değil[11]



Muhammed Bakır (ra) şöyle diyor: “Kul ne kadar dua ederse, Allahu Teala ondan o kadar belayı giderir” [12]



Birinin “Ya Rabbi, bana rahmet kapısını aç diye dua ettiğini işitince Rabia-ı Adviyye ey cahil, Allahu Teala’nın rahmet kapısı kapalı mı idi de şimdi açılmasını istiyorsun? rahmetin çıkış kapısı her zaman açık ise de giriş kapısı olan kalpler herkeste açık değildir Bunun açılması için dua edilmelidir” dedi[13]



En çabuk kabul olan dua hangisidir? Sorusuna Seleme bin Dinar, “İyi bir kimsenin, iyi olan kimselere duasıdır” buyurdu[14]



Ebu Amr ed-Dımeşkî (ks) şöyle demiştir:

“Kalbin kararmasının alameti, kulun kendi tedbirine güvenip, Hak Teala’nın muhafaza etmesi için dua ve istekte bulunmamasıdır Halbuki Peygamber Efendimiz (sav) ‘Ya Rabbi! Beni, daha şimdi doğmuş bir çocuk gibi muhafaza et!’ diye dua buyurdular”[15]





DUA RAHMET KAPILARININ ANAHTARIDIR:

Kulun duası ile ilahi rahmet arasında doğrudan ve sıkı bir ilişki vardır Duayı terk eden kimse, kendisini ilahi rahmetten mahrum etmiş demektir İlahi rahmetten mahrum olan kimsenin de duadan nasibi olmaz

Rahmet Peygamberi Efendimiz (sav) bu ilişkiyi şöyle beyan ederler:

“Dua kapılarının kendisine açıldığı kimseye (yani dua nasib olan kimseye) kabul kapıları ve rahmet kapıları da açılır” [16]



Adamın biri, Hz Zünnun el-Mısrî’ye, “Ey efendim, bana Allah’ın en azametli adını (ism-i azamı) öğret” der Hz Zünnun bu soruyu soranı azarlayarak, “Peki sen bana Allah’ın en küçük adını öğret ki, ben de sana en büyüğünü öğreteyim” buyurduktan sonra, soru sahibine şöyle der: “Ey kardeşim, şunu bil ki, Allah’ın bütün adları büyüktür Yeter ki, sen samimi ol O zaman bu adlardan hangisiyle istersen, isteğin gelir”[17]





DUANIN FAZİLETİ:

Dua kalbe huzur, rahat, sükunet verir Zihni dinlendirir, maneviyatı güçlendirir

Hak Teala şöyle buyurur:

“Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar”[18]

Hz Peygamber (sav) ise şöyle buyrur:

“Allah katında duadan makbul ve kıymetli hiçbir şey yoktur” [19]



Ebu Hureyre’nin (ra) rivayetine göre şöyle buyurulmuştur: “Allahu Teala Hazretleri kendisinden istemeyene gadap eder”[20]



Sabit bin Eslem el-Benanî (ra) mümin, kıyamet gününde, Allahu Teala’nın huzurunda durur, Allahu Teala ona; “Ey kulum! Sen, dünyada bana ibadet eden kullarımla beraber ibadet ediyor muydun? diye sorunca, o mümin; “Evet, onlarla birlikte bende ibadet ediyordum ya Rabbi!” der Yine Allahu Teala; “Ey kulum, dünyada iken bana dua edip yalvaran ve beni zikredip ananlarla beraber, sen de yalvarıp beni andın mı?” diye sual buyurur O mümin yine; “Evet ya Rabbi!” diye cevap verir Bunun üzerine Allahu Teala; “İzzetim hakkı için, beni zikredip, andığın her yerde ben de seni andım Nerede dua edip yalvardınsa, o duanı kabul ettim” buyurur Sonra Sabit-i Benanî şu hadis-i şerifi bildirdi: “Müminin hiçbir duası red edilip, geri çevrilmez Karşılığı ya dünyada verilir, ya ahirete tehir edilir, veya günahlarına keffaret olur”[21]





DUANIN KEYFİYETİ:

Fudale İbn-i Ubeyd (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) dua eden bir adamın, dua sırasında Hz Peygambere (as) salat ve selam okumadığını görmüştü Hemen:

“Bu kimse acele etti” buyurdu Sonra adamı çağırıp:

“Biriniz dua ederken, Allahu Teala’ya hamd u sena ederek başlasın, sonra Hz Peygambere salat okusun, sonra da dilediğini istesin” buyurdu[22]



İbn-i Mes’ud (ra) anlatıyor: Resulullah (as), Hz Ebu Bekr, Hz Ömer (r anhüma) beraber otururlarken ben namaz kılıyordum (Namazı bitirip) oturunca, Allah’a sena ile zikretmeye başladım ve arkasından Resulullah’a (sav) salat okuyarak devam ettim Sonra kendim için duada bulundum (Bu tarzımı beğenmiş olacak ki) Hz Peygaınber aleyhissalatu vesselam;

“İşte! İstediğin veriliyor İşte! İstediğin veriliyor'” dedi[23]



Hz Enes’in (ra) rivayet ettiğine göre Efendimiz (sav) buyurdular ki:

“Sizden biri dua edince ‘Ya Rabb! Dilersen beni affet! Ya Rabb dilersen bana rahmet et!’ demesin Bilakis, azimle (kesin bir üslubla) istesin, zira Allah Teala Hazretlerini kimse icbar edemez”[24]

Ebu Musa (ra) anlatır: Bir sefere (Hayber Seferi) çıkmıştık Halk (yolda, bir ara) yüksek sesle tekbir getirmeye başladı Bunun üzerine Hz Peygamber (sav) müdahele ederek:

Nefislerinize karşı merhametli olun Zira sizler, sağır birisine hitab etmiyorsunuz, muhatabınız gaib de değil Sizler gören, işiten, (nerede olsanız) sizinle olan bir Zat’a, Allah’a hitab ediyorsunuz [25]



Enes bin Malik (ra) der ki: Resulullah (sav) dua ederken ellerini öyle kaldırdı ki, koltuk altlarının beyazlığını gördüm”[26]



Hz Ömer (ra) anlattığına göre Resulullah aleyhissalatu vesselam ellerini dua ederken kaldırınca, onları yüzlerine sürmedikçe geri bırakmazlardı[27]





DUA ADABI:

Dua adabında bir kısmı rükndür Bunlar; Ehl-i sünnet itikadında ve ihlas sahibi olmaktır Bir kısmı, haramlardan sakınmak gibi şartlardır Bunların dışında kalanların bir kısmı müstehablar ve mekruhlardır Diğer bir kısmı da; yapılması terkinden evla olanlardır

Bu edepler ve şartlardan bazıları şunlardır:

1 Yemede, içmede, giymede ve kazançta haramdan sakınmak

2 İhlaslı olmak

3 Duadan önce salih amel yapmak

4 Kirlerden ve pisliklerden temizlenmek

5 Abdestli olmak ve kıbleye yönelmek

6 İki dizler üzerine oturmak

7 Duanın başında ve sonunda öne Allahu Teala’ya hamd edip, Resulullah’a (sav) salavat okumak

8 Ellerini açmak

9 İki elleri semaya doğru kaldırmak Çünkü sema, duanın kıblesidir

11 Zahiren, batınen, söz ve fiille edep üzere olmak

12 Huşu üzere olmak, yani kalbin sükunetli olmak

16 Duada edebi sözlerle dua yapmaya zorlanmamalıdır

18 Peygamberleri (as) ve salih kimseleri vesile ederek dua etmek

19 Dua ederken sesi alçaltmak Yani gizli olarak dua etmektir

20 Dua ederken, günahlarını itiraf etmek

23 Dua eden, önce kendisine sonra ana-babasına ve diğer müminlere dua etmelidir

24 Eğer dua eden imam ise, yalnız kendisine dua etmemelidir

25 Allahu Teala’dan azimle istemektir

26 İstekle dua etmelidir

27 Duayı kalpten yapmalıdır

28 Allahu Teala’nın, duasını kabul edeceğini ümid ederek dua etmelidir

29 Duayı birkaç kere tekrar etmelidir Duayı en az üç kere tekrar etmelidir

30 Dinen uygun olmayan bir şey için dua etmemelidir

33 Dua eden ve dinleyen amin demelidir

34 Dua ettikten sonra ellerini yüzüne sürmelidir

35 Dua ederken acele etmemelidir Dua ettim, kabul edilmedi dememelidir Sonra kabul edilebilir Yahut kabulü bir şeye bağlanır Yahut bir gidermiş olur





KALP HUZURU İLE YAPMAK:

Duanın şartlarından biri, dua ederken kalp huzuru ile yapmak ve duadan gafil olmamaktır Nitekim Resulullah Efendimizin (sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Biliniz ki, Allahu Teala, gafil kalp ile yapılan duayı kabul etmez”[28]



Hz Musa (as), Allahu Teala’ya dua edip yakaran bir adama uğradı Onu böyle yalvarırken görünce, “İlahi, şayet şu kulun hacetini gidermek benim elimde olsaydı, onun hacetini görürdüm” dedi O zaman Allahu Teala kendisine şöyle vahyetti:

“Ben ona senden daha çok merhamet sahibiyim O bana dua ediyor, fakat kalbi bende değil koyunlarında Ben, benden bir şey isterken kalbi benden başkasında olan kulumun duasını kabul etmem

Hz Musa bu durumu o adama bildirdi; adam bütün kalbiyle Allahu Teala’ya yöneldi, dua etti, haceti giderildi[29]



İbrahim bin Edhem Hazretlerine sordular: Allahu Teala; “Ey kullarım, benden isteyiniz, kabul ederim, veririm”[30] buyuruyor Halbuki istiyoruz vermiyor? Cevabında buyurdular ki: “Allahu Teala’yı çağırırsınız Ona itaat etmezsiniz Kur’an-ı Kerim’i okursunuz, gösterdiği yolda gitmezsiniz Cenab Hakk’ın nimetlerinden faydalanırsınız, Ona şüküretmezsiniz Cennet’in ibadet edenler için olduğunu bilirsiniz, hazırlıkta bulunmazsınız Cehennemi asiler için yarattığını bilirsiniz, ondan sakınmazsınız Babalarınızın, dedelerinizin ne olduklarını görür, ibret almazsınız Ayıbınıza bakmayıp başkalarının ayıplarını araştırırsınız Böyle olan kimseler, üzerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına, gökten ateş yağmadığına şükretsinler Daha ne isterler? Dualarının neticesi, yalnız bu olursa yetmez mi”[31]

Alıntı Yaparak Cevapla