08-02-2012
|
#8
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Namazın Kaza Olacağını Kabul Edenlerin Delilleri F
Sizin: “Yüce Allah her ikisinin de hükmünü eşit, benzer kılmıştır Yani; Rasulü4nün dili üzere; kasten kılmayan ve unutarak kılamayanla vakitlenmiş namazın ve ramazan ayında diye vakitlenmiş orucun arasını benzer kılmıştır öyleki her ikisinde de vakit çıktıktan sonra da kaza edilir Dolayısı ile namazını uyku ya da unutmadan dolayı kılmayan nasıl nass edimişse -bizim vasf ettiğimiz gibi- aynı zamanda oruçta da hasta ve misafirin durumu da nass edilmiştir ümmette bunda icma etmiştir
Nitekim “El-Kaffe” adlı serde nakledildiğine göre: Her kim -Ramazan orucunun farz olduğunu bildiği halde- kasten orucu terkedecek olursa- ki bunu yapmakla çok şerli bir iş ve büyüklenme göstermiş olur Sonra da bunlardan dolayı tevbe etse, o kişiye bunları sonuna dek kaza yapması düşer” ile ilgili kavlinize bazı yönlerle cevap verilir Bunlar:
Sizin: “muhakkak ki Allah (c c ), kasten terk edenle unutanın arasını eşit kılmıştır” diye söylediğiniz sözünüz mutlak olarak batıldır bir defa! asıl olarak yüce Allah’ın kasten terkedenle unutanın arasını eşit kılmasında bizim bu kasten terkeden hakkındaki kelamımızda bir defa o: Son derece tefritte bulunan ifratçı ve günahkar bir asidir” demektir öyleyse namaz ve oruçta bu ikisinin hükmü arasında Allah’ın vereşitlik nerede bulunmaktadır?
aynı zamanda sizin: “Vasfettiğimiz gibi, uyuyan ve unutan hakkında nasslaşmıştır” sözünüze gelecek olursak; Namaz da zikredilen unutkanlık geçmişti Bunu hangi yönle olursa olsun ahde hamletmek sahih omaz aynı zamanda hadiste nass olarak beliren, uykunun bir benzeri olan sevih unutkanlığıdır Kasten terkedene burada arz olunmaz Oruçta, misafirin ve hastanın üzerine nass olmasına gelince; eğer her ikisi de kasten oruçlarını bozacak olurlarsa da namazdaki kasten bırakma hükmü gibi bun değerlendirmek mümkün olamaz
Allah ve Rasulü’nün, namazı kasten ve şerli olarak vaktinden çıkanadek terkeden ile, hastalık ya da yolculuktan dolayı orucu terkedenin arasını -ta ki öbürü ötekisinden hükmünü alana dek- eşit kılmamışlardır Hastalık ya da yolculuktan dolayı orucun ertelenmesi tıpkı uyku ya da unutmadan dolayı namazın tehir edilmesi gibidir İşte bu ikisinin hükmünü Allah ve Rasulü eşitlenmiştir Misafir ve hasta hükmünü oruçta, yüce Allah mazeret olarak kılmıştır Rasulullah (s a v ) ta uyku ya da unutmasından dolayı namazı kılamayanı bu konu da mazeretli kılmıştır Her ikisinin hükmünü de oruç ve namazda eşit kılmışlardır Lakin kasten ve ifratı ile günah işleyen kişinin hükmü nerede? Mazeretli olan hasta, misafir unutan ya da uyuyanın hükmü nerede?
İşte bu da gösteriyor ki orucun hastalık ile bozulması, bazen vacip olup oruç tutması haram bile olabilmektedir Yolculuktan dolayı bozulması da; selef ve halef’ten bir taifeye göre vacip olmaktadır Onlardan başkalarına göre ise; bozmak (bu merhalede) oruç tutmaktan daha faziletlidir ya da her ikisi de eşittir Veyahut başkalarına göre; Eğer zorlanmıyorsa oruç tutması bozmasından daha faziletlidir Dolayısı ile tüm bu açıklamalara göre; namaz ve orucu kasten terketme, ve düşmanlık gösterme ilhakı, ilhakların en fasidi ve kıyasın en batıl olanıdır işte bu konu bütün alimler indinde de gözden kaçmaz bir meseledir ”
Aynı zaman da sizin: “Ümmette bunda icma etmiştir ” Nitekim “El-Kaffe” adlı eserde nakledildiğine göre:
“Her kim Ramazan ayında kasten orucu tutmazsa -ki çok şerli bir iş işlemiş ve büyüklenmiş olur- sonra da tebe ederse, o kişiye kaza etmesi düşer” diye söylediklerinize, gelince size şunları söylemek gerekir:
“Bize öyleyse sahabelerden bu sözü söyleyen on tane sahabe bulun Nitekim bunlardan birisi bile bunu söylememiştir, ona varacak bir yolda bulamazsınız şüphesiz imamlar da bunu red etmiştir
imam-ı şafii, ahmed b Hanbel ve başkaları bu ilim elde edilmeyen icmaları, hilafla olduğunu, ihtilafın olmamasındaki ilimle olmadığı söylemişlerdir şüphesiz ki bunda, sadece Rasulullah’ın (s a v ) getirdiklerinde zaruri olarak bilinen şeyler hariç, buna bir çıkar yol yoktur şeri delillerin kendisine ikame olduğu sşeylere gelinecek olursa; bunu diyenin ilmi yeterli olmadığı için, bunun hükmünü nefyetmesi caiz değildir Çünkü delilin medlulüne tabi olması vaciptir Bunu söyleyenin ilminin olmayışı, olmayan bir yöne muarız olması sahih değildir işte bu; kendilerine uyulan bütün imamların yoludur işte ”
Oğlu olan abdullah4ın rivayeti ile ahmed b hanbel şöyle demiştir:
“Kim icmayı iddia etmişse (bu konuda) o yalancıdır Nitekim insanlar ihtilaf etmişlerdir (belki)! işte bu, murisi ve sağır olanların davetidir ” Lakin şöyle demiştir:
3tebliğ edilmediğinden insanların ihtilafını bulmemekteyiz ” Mervezi4nin rivayetinde ise:
“Bir insanın 5bunda icma ettiler” demesi nasıl caiz olabilir ki? Dolayısı ile ben onların “İcma ettiler” dediklerini işe onları azarlamaktayım Keşke: “Ben bunda muhalif bir kimse bilmiyorum” dese idi Nitekim bu daha doğrudur” demiştir
ebu Talib4in rivayetinde de şöyle demiştir:
3Bu yalandır İnsanların (bu konuda) icma ettiklerini bilmiyorum” demiştir ve devamla: “keşke: “Ben bunda bir ihtilaf bilmiyorum” desin işte bu insanların icma meselesi hakkında en güzel sözdür ”
ebul-Haris’in rivayetinde de şöyle demiştir:
3Hiç kimsenin icma olduğunu söylemesi yaraşır bir iş değildir Belki insanlar ihtilaf etmişlerdir ” Muhammed b Hasan’a münazarası esnasında İmam-ı şafii şöyle demiştir:
3Hiçbir kimsenin beldelerden ima ettikleri bilinene dek “icma ettiler” demeleri doğru değildir Onlardan, evlerini inleten sözlerden de kabul olunmaz ve sadece bir cemaatin bir cemaatten haberi ancak yakın olur 3 (Sonra da) bana: “Bu gerçekten çok dar bir konudur” deyince, ben de ona: “Nitekim bu, darlığına rağmen mevcut da değildir” dedim
Başka bir yerde ise şöyle demiştir:
“şüphesiz bu konudaki icma meselesinin zayıflığı ortaya çıkmış bulunuyor Münazara eden kişide bu istemiş olduğu konularda aciz olduğunu görünce, münazara eden ona:
“Bunda icma var mıdır?” dedi Bende: 3Evet Elhamdülillahi Kesiran Bilinmezliği olmayan bütün farzlar işte bunda icma vardır Nitekim senin: “insanlar icma ettiler” dediğin zaman icma bu manaya gelir Hiç kimseyi de sen, sana: “Ben icma değildir” diyeni bulamazsın İşte bu, icmanın olduğunu doğrulayan kimsenin yoludur ”
Sonra da münazarasında hikaye ettiğine göre, uzun sözümü söyledikten sonra şöyle devam etmiştir:
“şüphesiz Rusulullah’tan (s a v ) sonra hiçbir kimse bu konuda bir icma belirtmedikleri halde, hiç kimsede bunda ihtilafa girmediği halde nasıl olurda senin zamanında bu icma olabiliyor ve bu (icma olmadığı halde) icma demenin ayıbı nasıl sana yeterli gelecektir?” Münazara edende: şüphesiz bu sizden bazılarınızın iddiasıdır” dedi Bende: “Kendisinden idda edileni sen de övdün mü?” dedim O da: “Hayır” dedi Bende: “Öyleyse delillerin çoğu çürüttüğü halde, senin bu konuya girip -yolunda icmanın olmayacağı belli olduğu halde- nasıl da bu konuya giriverdin? Nitekim icmanın iddiasını terketme de (geçmişti)?! Dolayısıyla sen: “Bu icmadır” dediğin vakit kendi içinde de görüş açısını iyi yapmamış olursun aynı zamanda sen yanıbaşındakilerin: “Allah bunu icma etmekten korusun” diyenleri bile duyarsın” dedim ”
|
|
|
|