08-02-2012
|
#3
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Cemaatle Namaz Kılmanın Hükmü Hakkında Fasıla
“Yüce Allah:
“Sende aralarında bulunup onlara namaz kıldırdığında, bir kısmı seninle birlikte namaza dusun ve silahlarını da alsınlar Bunlar secdeye vardıklarında (diğerleri) arkanızda bulunsunlar Namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber (bir rekat) namaz kılsınlar ” 5Nisa: 4/102)
Bu ayette delil getirme konusu şu yönlerle olmaktadır:
Birinci Delil: Yüce Allah onlara cemaatta namazı kılmalarını emretmiştir Sonra da yüce Allah bu emri ikinci defa olarak ikinci taife hakkında döndermiş ve şöyle buyurmuştur:
“Namaz kılmamış olan diğer taifede gelsin, seninle beraber (bir rekat) namaz kılsınlar ” işte bu ayetle de anlaşılıyor ki cemaatle namaz kılmak farzı ayındır öyleki Allahu Azze ve Celle bunu ikinci taifeden ilk (birinci) taifenin fiili ile düşürmemiştir şayet cemaat sünnet olsaydı ilk özürlüler bunun düşmesi ile korku özrü olurdu şayet farzı kifaye olsaydı ilk taifenin fiili ile düşerdi İşte bu ayetten bu cemaatle kılmanın farzı ayın olduu anlaşılmaktadır işte bununda üç yönü bulunmaktadır: İlk önce bununla emretmiştir, sonra da ikinci taifeye bunu emretmiştir Ve yüce Allah onlara korku anında bunu terketmeye ruhsat vermemiştir
İkinci Delil: Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Baldırın açılacağı o günde onlar secde etmeye davet edilecekler de, edemeyecekler Gözleri önlerine eğilmiş, kendilerini de bir zillet kaplamış olarak Halbuki onlar sapasağlam iken secdeye çağırılıyorlardı ” (Kalem: 68/42-43)
Yüce Allah onları dünyada secde etmeye davet ettirdiği zaman onlar ile secde arasına bir engel kılıverdi Böylelikle de onlar davetçiye uymaktan yüzçevirdiler Nitekim bu da sabit olduğu vakit işte davetçiye icabet etmek, mescide gidip cemaate iştirak etmek demek olur bu Yoksa evde tek başına (farz) namazı kılmak demek değildir işte tıpkı bu şekilde Rasulullah (s a v ) icabeti de tefsir etmiştir
Müslim’in “sahih”inde ebu Hureyre’den (r a ) rivayet edilen bir hadiste şöyle demiştir:
“Kör bir adam Rasulullah’a (s a v ) geldi ve:
“Ya Rasulallah! Beni mescide götürecek bir götürenim yoktur” dedi Kendisi bu konuda Rasululah4tan (s a v ) ruhsat istiyordu Rasulullah (s a v ) ta ona ruhsat verdi O adam dönüp gittiğinde kendisin çağırtıp:
“Nidayı işitiyor musun?”
diye sordu Adam da:
“Evet” deyince, Rasulullah (s a v ):
“O zaman icabet et” diye buyurdular 217
(217) Müslim: 653, Mesacid’de: Nidayı işiten kimsenin mescide gitmesi vaciptir babında; Nesai: 21, 109, imame bölümünde: Namazlara çağrıldığı vakit namazları muhafaza etmek ile ilgili babda rivayet etmişlerdir
Nidayı işittiği zaman, evinde o adamı Rasulullah (s a v ), namazında icabet eden kılmamıştır İşte bu da emredilen icabetin cemaatle namaz klmak için mescide gitmek olduğunu gösteriyor ibni Ümmü Mektum’un da hadisi buna delalet etmektedir Kendisi:
“Ya Rasulallah! şüphesiz ki Medine’de çokça çöllük arazi ve yırtıcı hayvanlar mevcuttur” deyince Rasulullah (s a v ):
3Sen Hayyales-Salah ve Hayyalel Felah-ı” duyuyor musun?” diye buyurdu o da:
“Evet” dedi Rasulullah (s a v ):
“Haydi öyleyse (mescide) git ”218
(218) Ahmed: 3/423; ebu Davud: 553, Namaz’da: Cemaatı terketmenin tehtilleri hakkıdaki babda; Nesai: 2/110, imame’de: Namazlara çağrıldığı vakit onları muhafaza etme hakkındaki babda rivayet etmişlerdir Hadisin isnadı sahihtir
Bunu Ebu Davud ve İmam-ı ahmed rivayet etmiştir Hadiste geçen “Hayhele” isim olup emri fiil’dir Manası ise: “(Mescide) git, icabet et” demektir Bu da açıkça gösteriyor ki; bu işe (emre) icabet tmek cemaatle namaz kılmaya hazır olmakla mümkündür Nitekim cemaatle kılmayıp tek kılan kimse buna icabet etmemektedir
Seleften başkaları da yüce Allah’ın:
“Onlar sapasağlam oldukları halde secdeye çağrılıyorlardı” ayeti hakkında şöyle demiştir: Bu müezzinin: “Haydi namaza, haydi felaha” deiş olduğu kavlidir 3 İşte bu delil iki mukaddime üzerine bina edilmektedir:
- Bu icabetin vacip oluşu
- İcabet ancak cemaatle namaz kılmak ile hasıl olmaktadır İşte icabeti, bu ümmetin en bilgilisi ve en fakihleri olan sahabeler böyece anlamışlardır allah hepsinden razı olsun
İbni Münzir “Evsat” adlı kitapta şöyle demiştir:
“Bzlere İbni Mesud’dan ve Ebu Musa’dan rivayet olunduğuna göre ikisi şöyle demiştir:
|
|
|
|