|
Prof. Dr. Sinsi
|
Cemaatle Namaz Kılmanın Hükmü Hakkında Fasıla
Sonra da o kimsenin kalbi bu üç isime -ki bunlar güzel isimlerin asılları olan: “Allah, Rabb, Rahman” isimleridir- şahitlik etme mecali olmaktadır Allah’ın (c c ) zikriyle o kulun kalbinin, ilah, mabud, mevcud ve korkunulan diye O’nun zikriyle şahit olması o kulun başkasına kulluk etmeyeceğini, Allah’a kulluğun olacağını gösterir Nitekim tüm yönler O’nu sıfatlamış, varlıklar O’na boyun eğmiş, seslerde O’nun için huşuya varmıştır: “Yedi gök ve bunların için de bulunanlar O’nu tesbih ederler O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız Şüphesiz ki O, Halim’dir, mağfiret edicidir ” (İsra: 17/44) ve:
“Semavatta ve yeryüzündekilerin hepsi O’nundur Hepsi de O’na boyun eğerler ” (Rum: 30/26)
Aynı şekilde yerin ve göğün ve her ikisi arasında bulunanların yaratılışı da böylecedir Cinlerin, insanların, kuşun, vahşi hayvanların, Cennet’in, ateşin yaratılışı, resuller gönderişi, kitaplar indirmesi, kanunlar biçmesi, kullara emir ve nehiyler kılması da böylecedir
Onun “Rabbil Alemin” isminin zikrine de onun nefsi ile kaim olduğuna, herşeyi kaim kıldığına -ki O herşeyi hayır ve şer ile kaim kılmıştır-, arşa istiva ettiğine, melekutu tek başına evirip çevirdiğine -ki tüm evirip çevirme O’nun elindedir- Bütün işlerin O’na döndüğüne kul şahitlik etmektedir
Şüphesiz tüm evirip çevirmeyi, yönetmeyi meleklerin ellerine, yüce Allah (c c ) katından verilmiştir Onlar kendilerine Allah’ın (c c ) vermesi ve nehy etmesi, indirip kaldırması, hayat verip öldürmesi, tevbeyi kabul edip azl ettirmesi, kabz edip yayması, sıkıntıları kaldırması, yağmur isteyenlere yağdırması, zorda kalanlara yardım etmesi, icabette bulunması ile bunları meleklere (vesile) olarak vermiştir
“Göklerde ve yerde bulunan herkes, O’ndan diler O, hergün (her an) bir iştedir ” (Rahman: 55/29) O’nun verdiğini kimse men edemez, men ettiğini de kimse veremez O’nun hükmünü kimse engelleyemez Kimse de O’nun emrini red edemez O’nun kelimelerini de kimse değiştiremez Melekler ve ruh O’na yükselirler Amellerde O’na günün ilkinde ve sonunda olmak üzere arz olunur O takdiratı biçen, vakitleri tain edendir Sonra da korunması ve masalıhı ile bunların hepsinin tedbiri (evirip çevirilmesi) ile kairrak miktarları da vakitlere sürendir
Sonra da: “Rahman”(c c ) isminin, zikrine, O’nun tüm ihsan türleriyle mahlukatına ihsan edici bir Rabb olduğuna, nimet çeşitlerini vermesiyle onlara sevgi beslediğine, O’nun rahmet ve ilminin her şeyi kuşattığına, O’nun tüm mahlukatına fadl ve nimet bahş ettiğine, rahmetinin her şeyi kuşattığına, nimetinin de her canlıyı kapladığına, mahlukatı rahmetiyle yarattığına, kitapları rahmetiyle indirdiğine, rasulleri rahmetiyle gönderdiğine, kanunları rahmetiyle kıldığına, Cennet’i rahmetiyle yarattığına, ateşi de rahmetiyle yarattığına -ki Cehennem’e de, tıpkı Cennet’e müminleri soktuğu gibi (kafirleri ve) asi müminleri sokması ve haps etmesi (Sonra da asi olanları ateşten sonra temizleyip Cennet’e sokmasına da)- kul şahitlik etmektedir
Dolayısı ile O’nun emir, nehy, vasiyyet ve öğütlerindeki sınırsız rahmete, bol nimete ve rahmetle nimetinden oluşan durumu bir düşünüp taşın!Dolayısıyla rahmet O’nun kullarına O’dan (c c ) muttasıf olan bir sebebtir Tıpkı Allah’a kullluğun kullardan muttasıf bir sebep oluşu gibi Öyleyse kulluk mahlukattan Allah’a (c c ), rahmette Allah’dan mahluklarına olmaktadır
İşte bu ismin en has sahnesi (şahitlik belirtisi) rahmetten namaz kılan kişinin nasib almasıdır Öyle ki o Rabbisinin önünde namazda iken bu nimeti yakalar Kulluk etmesi ve yalvarmasıyla O’na (c c ) telbiye getirir Sadece O’ndan ister ve başkasından dilemez, kalbiyle yönelir Başkasına kalbinin gitmesini engeller İşte bu Allah’ın (c c ) kendisine verdiği rahmetten ileri gelir
Kendisi: “Maliki yevmid-Din” dediğinde işte burada kul, kendisinden başka apaçık hak olup bulunmayan melik olan Allah’ın (c c ) şanının yüceliğine şahitlik eder O’nun otoriter bir melik olduğuna, yarattıklarının O’nun yanında değersiz olduğuna, yüzlerin O’nun için coşup (secdeye vardığına), cebbar kimselerin O’nun azametinden zillete düştüğüne, O’nun izzeti ile bütün izzetli kimselerin boyun eğdiğine şahitlik de eder Aynı zamanda kalbiyle semanın arşı üzerinde muheymin olan bir melikin bulunuşu ile, yüzlerin O’nun izzetinden dolayı coşup secdeye kapandıklarına da şahitlik eder Melik olanın sıfatının hakikatını iptal etmeyecek olsa, isim ve sıfatların hakikatlerinin şahitliğini muttali kılar Öyleki bunların tatili (yok sayılmaları)O’nun melikliğini yok saymak demektir Bu da bile bile inkardır Çünkü hak olup tam olan (eksiksiz bulunmayan) Melik; diri, gayyum, işiten, gören, yöneten, kadir olan, konuşan, emreden, nehy eden, mülkünün seririnde istiva etmiş olan, mülkünün her yerine emirlerini gönderip, rızalığı kazanan kimseye razı olan, ona sevap, ikram ve yakınlık veren, gazabı kazanan (hak edene de) gazabı veren, ona akibet, nehy ve ona kısma veren, dilediğine azab, dilediğine merhamet, dilediğine (hasenat) veren, dilediğini yakınlaştıran, dilediğinden kısan, azab yurdu bulunan; Cehennem ve büyük saadet yurdu; Cennet bulunandır Her kim bundan bir şeyi iptal edecek olursa ya da bilerek yok sayıp hakikatını inkar etse o zaman yüce Allah’ın (c c ) malik olduğunu zedelemiş olur, O’nun kemalatını ve tamamlığını (eksiksizliğini) nefy etmiş olur Aynı zamanda O’nun (c c ) kaza ve takdirini inkar eden de böylecedir İşte o da Allah’ın (c c ) malikliğinin ve kemalatının tamamını inkar etmiş demektir Namaz kılan, dolayısı ile; “Maliki yevmid-Din” diyerek Rabb Teala’yı övmeye şahitlikte bulunmuş demektir
Kendisi: “İyyake Na’budu ve iyyake nestein” dediğinde, işte bunda mahlukatın, emrin, dünya ve ahiretin sırrı söz konusudur Bu da maksatların ve en faziletli vesilelerin olması için, bunlarla içeriklidir İşte maksatların ecelli O’na kulluk etmektir En faziletli vesilelerde O’ndan yardım istemektir Ondan başka ibadet edilmeyi hak eden kimse yoktur Ondan başka kimseye kulluk edilmez O’na kulluk en yüksek ve büyük gayedir Yüce Allah (c c ) yüz tane kitap, ve dört tane kitap indirmiştir Bunların manalarını da dört kitapta toplamıştır: Bunlar:Tevrat, İncil, Kuran ve Zebur’dur Hepisinin manalarını da Kuran’da toplamıştır Bunların hepsini de mufassalda, mufassaldakileri de Fatiha suresinde toplamıştır Fatiha suresindeki manayı da: “İyake na’budu ve iyyake nestein” ayetinde toplamıştır
|